-
61 ziehen
ziehen <zieht, zog, gezogen> ['tsi:ən]I vt1) ( allgemein) çekmek (an -den); ( zerren) çekmek, sürüklemek; ( Anhänger) çekmek; ( dehnen) uzatmak;jdn am Ärmel \ziehen birini kolundan çekmek;jdn auf seine Seite \ziehen birini kendinden yana çekmek;alle Blicke/die Aufmerksamkeit auf sich \ziehen herkesin bakışını/dikkatini üstüne çekmek;etw ins Komische/Lächerliche \ziehen bir şeyi komikleştirmek/gülünçleştirmek;Saiten auf ein Instrument \ziehen bir çalgıya tel takmak;der Honig zieht Fäden bal iplik iplik oluyorZigaretten \ziehen (otomattan) sigara çekmek;Fäden \ziehen iplikleri çekmek [o almak];einen Vorteil aus etw \ziehen dat, bir şeyden çıkar sağlamak3) (heran\ziehen) çekmek (an/auf -e/-e);das Boot ans Ufer \ziehen tekneyi kıyıya çekmek;mich zieht überhaupt nichts nach Schweden İsveç beni hiç çekmiyor;es zieht mich nach Hause/in die Ferne canım eve/uzaklara gitmek istiyor4) ( Linie) çekmek;7) math almak;die Wurzel aus einer Zahl \ziehen bir sayının karekökünü almak8) ( im Kartenspiel) çekmekein gezogener Wechsel keşide edilmiş bir poliçeWein auf Flaschen \ziehen şarabı şişelere doldurmakII vi1) a. auto çekmek;das Auto/der Kamin zieht gut ( fam) araba/baca iyi çekiyor;er zog an seiner Pfeife piposunu tüttürdü;lass mich mal \ziehen ( an der Zigarette) bırak bir fırt çekeyimich ziehe nach Aachen Aachen'e taşınıyorum;sie \ziehen aufs Land şehrin dışına taşınıyor3) sein ( gehen, wandern) gitmek (zu/nach -e/-e); ( durchqueren) geçmek ( durch -den); ( Vögel) göç etmek;in den Krieg \ziehen savaşa gitmek;die Jahre zogen ins Land aradan yıllar geçti;4) ( im Spiel) sürmek, hamle yapmak;mit dem Turm \ziehen kaleyi sürmek5) ( Tee) demlenmek;den Tee zwei bis drei Minuten \ziehen lassen çayı iki üç dakika demlemek [o demlendirmek]das zieht bei mir nicht bu bana sökmez;dieser Trick zieht immer bu oyun her zaman söker7) ( schmerzen) sızlamakIII vrsich \ziehendieses Thema zieht sich durch das ganze Buch bu konu bütün kitap boyunca uzar gider2) (sich ver\ziehen) çekilmekes zieht! cereyan [o kurander] yapıyor! -
62 dringen
dringen <dringt, drang, gedrungen> ['drıŋən]vi1) sein;durch etw \dringen bir şeyin içinden geçmek;in etw \dringen bir şeyin içine geçmek, bir şeye işlemek; ( Pfeil) bir şeye saplanmak;in jdn \dringen birine sinmek;bis zu etw \dringen bir şeye kadar gelmek;der Lärm drang bis zu uns gürültü bize kadar duyuldu;an die Öffentlichkeit \dringen açığa çıkmak;es dringt mir durchs Herz ( fig) yüreğime işledi2) ( verlangen)auf etw \dringen bir şeyde direnmek -
63 Frage
Frage <-n> ['fra:gə] fsoru; ( Problem) sorun, mesele;eine \Frage der Zeit zaman meselesi;eine \Frage zu etw haben bir şey hakkında bir sorusu olmak;jdm eine \Frage stellen birine soru sormak;etw in \Frage stellen bir şeyin doğruluğundan şüphe etmek;auf eine \Frage antworten bir soruya yanıt [o cevap] vermek;eine \Frage beantworten bir soruyu yanıtlamak [o cevaplamak];das kommt nicht in \Frage! bu söz konusu olamaz!;das ist die ( große) \Frage işte (asıl) sorun bu;das steht außer \Frage bu söz götürmez;gibt es noch \Fragen? başka soru var mı?;eine gute \Frage! iyi bir soru!;\Frage und Antwort stehen sorulan sorulara yanıt [o cevap] vermek;das ist eine \Frage des Geldes bu bir para sorunudur;( das ist) ohne \Frage eine gute Idee! bu şüphesiz iyi bir fikir! -
64 nehmen
nehmen <nimmt, nahm, genommen> ['ne:mən]vt1) ( ergreifen) almak;ich weiß nicht, was ich \nehmen soll ne alacağımı bilmiyorum2) (an\nehmen) kabul etmek;man muss ihn \nehmen, wie er ist onu olduğu gibi kabul etmek gerekir3) ( verlangen) istemek;er nimmt 30 Euro die Stunde saatine 30 euro istiyor4) (weg\nehmen) alıp götürmek; (heraus\nehmen) almak (-den);jdm die Hoffnung \nehmen birinin umudunu kırmak;du solltest dir einen Anwalt \nehmen kendine bir avukat tutsan iyi olacak6) (ein\nehmen) almaketw zu sich \nehmen; ( essen) bir şey yemek; ( Kleinigkeit) bir şeyler atıştırmak; ( trinken) bir şey içmek;sie nimmt Pillen hap alıyor;ich nehme nie Zucker in den Kaffee ben hiçbir zaman kahveme şeker almam;\nehmen Sie noch ein Stück Torte? bir parça pasta daha alır mısınız?7) etw auf sich \nehmen bir şeyi üzerine almakjdn zu sich \nehmen birini yanına almak;jdn beim Wort \nehmen birinin sözüne inanmak;sie nahmen ihn in die Mitte onu ortalarına aldılar;er ist hart im N\nehmen metanetlidir;jdm etw übel \nehmen birine bir şeyden alınmak [o gücenmek] -
65 setzen
setzen ['zɛtsən]I vtetw auf die Tagesordnung/in die Zeitung \setzen bir şeyi gündeme/gazeteye koymak;etw an den Mund \setzen bir şeyi ağzına koymak;ein Kind in die Welt \setzen ( fam) dünyaya bir çocuk getirmek2) ( Pflanze) dikmek5) typo dizmekgleich setzt es was! ( fam) şimdi bir tane yersin!II vrsich \setzen1) ( Person) oturmak;bitte, \setzen Sie sich! lütfen oturunuz!2) ( Flüssigkeit) durulmak; ( Staub) konmak (in/auf -e/üstüne); ( Geruch) sinmek (in/auf içine/üstüne)3) ( beginnen)sich an etw \setzen bir şeyin başına oturmakIII vi1) ( im Spiel) (ortaya) koymak2) ( überqueren)über etw \setzen geçmek -
66 über
über ['y:bɐ]I präp\über der Straße wohnen caddenin öbür tarafında oturmak;sie wohnt \über uns üstümüzde oturuyor\über der Arbeit einschlafen çalışırken [o iş başında] uyumak3) ( Grenze) üstünde;zwei Grad \über null sıfırın üstünde iki derece\über jdm stehen birinin üstü olmak5) ( infolge) üzerine;\über all der Aufregung hatte ich dich ganz vergessen bu kadar telaş üzerine seni tamamen unutmuştumII präp1) (Richtung: durch) yol boyunca;\über jdn/etw hinweg bir kimseye/şeye aldırmayarak, bir kimseyi/şeyi es geçerek;nach Münster \über Dortmund Dortmund üzerinden Münster'e;\über die Straße gehen sokağı geçmek;\über die Grenze fahren sınırı geçmek;\über eine Mauer springen bir duvarın üzerinden atlamak;bis \über beide Ohren verliebt sein körkütük âşık olmak;bis \über beide Ohren in Arbeit stecken işi başından aşkın olmak2) ( zeitlich)\über Nacht geceleyin;\über das Wochenende hafta sonu(nda);das ist schon \über 3 Jahre her bunun üzerinden 3 yıl geçti bile;\über die Dreißig hinaus otuzunu geçmiş;\über etw hinweg sein bir şeyi arkada bırakmış olmakwas wissen Sie \über ihn? onun hakkında ne biliyorsunuz?4) ( in Höhe von) -lik;ein Scheck \über 4000 Euro 4000 euroluk bir çek;ein Rennen \über 2000 Meter 2000 metrelik bir yarış5) ( von mehr als)\über eine Stunde bir saatten fazla;Kinder \über 12 Jahre 12 yaşından büyük çocuklar6) ( mehr und mehr)Autos \über Autos otomobil üstüne otomobil7) ( mittels) yoluyla;\über ein Inserat ilan yoluyla8) ( Überordnung)\über jdn herrschen/Macht haben birine hükmetmek/sözü geçmekes geht nichts \über Fußball futbolun üstüne yok;jdn/etw \über alles lieben bir kimseyi/şeye herşeyden çok sevmek1) ( mehr als) üzerinde, -den (fazla);\über zwei Meter lang/breit uzunluğu/genişliği iki metrenin üzerinde, iki metreden (fazla) uzun/geniş;sind Sie \über 30? 30'un üzerinde misiniz?2) ( völlig)er wurde \über und \über rot kıpkırmızı kesildi3) ( Zeitraum)die ganze Nacht \über bütün gece boyunca1) ( übrig)da ist noch Kuchen \über daha pasta var2) ( überlegen) üstün (in -de);geistig ist sie mir \über zekâca benden üstündür -
67 vorstellen
vor|stellenI vt2) ( Uhr) öne almak, ileri almak3) ( bekannt machen) tanıtmak, tanıştırmak (-le), takdim etmek (-e);darf ich Ihnen Frau Müller \vorstellen? sizi Bayan Müller ile tanıştırabilir miyim?4) ( bedeuten) anlama gelmek;was soll das \vorstellen? bu ne anlama geliyor?5) ( darstellen) göstermek, temsil etmek6) ( ausmalen)sich dat etw \vorstellen bir şeyi göz önüne getirmek, bir şeyi tasavvur etmek, bir şeyi hayal etmek, bir şeyi zihninde canlandırmak;das kann ich mir gut \vorstellen bunu gözümün önüne getirebiliyorum;darunter kann ich mir nichts \vorstellen bundan bir anlam çıkaramıyorum;stell dir mal vor! ( fam) bir düşünsene!8) ( mit etw verbinden)II vrsich \vorstellen ( sich bekannt machen) kendini tanıtmak -
68 bekommen
bekommen*eine Chance \bekommen eline fırsat geçmek;jdn dazu \bekommen, etw zu tun birine bir şey yaptırtmak;Flecken \bekommen lekelenmek;etw zu essen \bekommen yiyecek bir şey bulmak;es mit jdm zu tun \bekommen biriyle başı derde girmek;eine Ohrfeige \bekommen bir tokat yemek;er bekam ein Jahr Gefängnis bir yıl hapis yedi;ich habe es geschenkt \bekommen o bana hediye edildi2) ( Zug) yetişmek (-e);wenn ich ihn zu fassen bekomme onu bir yakalarsam, onu bir elime geçirirsem3) ( Krankheit) olmak;Appetit \bekommen iştahı açılmak;Zähne \bekommen diş çıkarmak, dişleri çıkmak;ein Kind \bekommen bir çocuğu olmak;graue Haare \bekommen saçları kırlaşmak;eine Glatze \bekommen dazlaklaşmak;Hunger/Angst \bekommen acıkmak/korkmak;wir \bekommen anderes Wetter hava değişiyor;wir \bekommen bald Regen birazdan yağmur yağacak;er bekam Lust, schwimmen zu gehen canı yüzmeye gitmek istediII vi1) ( bedient werden) servis yapılmakjdm gut \bekommen birine yaramak [o iyi gelmek];jdm schlecht \bekommen birine dokunmak;wohl bekomm's! yarasın!, afiyet olsun! -
69 Bild
Bild <-(e) s, -er> [bılt] ntein \Bild von einem Mann/einer Frau resim gibi bir erkek/kadın;ein \Bild für die Götter ( fam) Allahlık bir manzara;ein \Bild des Jammers bieten yürekler acısı bir manzara sergilemekein \Bild machen bir resim [o fotoğraf] çekmek4) ( Ansicht) görünüm, görünüş5) ( Metapher) metafor, istiare6) ( auf dem Laufenden)im \Bilde sein (bir konuda) bilgi sahibi olmak;jdn ins \Bild setzen über etw birine bir şey hakkında bilgi vermek -
70 haben
haben <hat, hatte, gehabt> ['ha:bən]I vtein Haus/ein Auto/Kinder \haben evi/arabası/çocukları olmak, ev/araba/çocuk sahibi olmak;ich habe zwei Kinder (benim) iki çocuğum var;lieber \haben tercih etmek;hier hast du das Buch al işte kitabı;er hat außergewöhnliche Fähigkeiten olağanüstü yetenekleri var, olağanüstü yeteneklere sahiptir;Zeit \haben vakti olmak;Hunger/Durst \haben aç/susamış olmak;Fieber \haben ateşi olmak;kann ich bitte den Zucker \haben? şekeri alabilir miyim?;wir \haben heute schönes Wetter bugün hava güzel;den Wievielten \haben wir heute? bugün ayın kaçı?;morgen \haben wir Mittwoch yarın çarşamba;sie hat es weit nach Hause eve kadar yolu uzundur;sie hat es nicht leicht mit ihm onunla işi kolay değildir;das Haus hat was von einem Schloss evin sarayımsı bir havası var;und was habe ich davon? benim bundan çıkarım ne?;was hast du? neyin var?;dafür ist er nicht zu \haben öyle işlere yanaşmaz;da \haben wir den Salat/die Bescherung ( fam) ayıkla pirincin taşını!, öp babanın elini!, buyurun cenaze namazına!;etw dagegen \haben bir şeye karşı olmak;nichts dagegen \haben bir şeye karşı olmamak, bir şeye diyeceği olmamak;etw \haben wollen bir şeyi canı istemek, bir şeyi elde etmek istemek;was hat es damit auf sich? bu ne anlama geliyor?;ich kann das nicht \haben ( fam) ben buna gelememetw hinter sich \haben bir şey arkasında olmak;ich habe noch viel vor mir daha yapacağım çok işler var;sie hat etwas mit dem Tennislehrer ( fam) tenis öğretmeniyle ilişkisi var;ich hab's! buldum!ich habe noch sehr viel zu tun daha yapacak çok işim var;hier hat er nichts zu suchen burada işi yok;jetzt hast du zu schweigen şimdi susman gerekliII vrsich \haben ( fam) ( sich anstellen) hava basmak;hab dich nicht so! öyle nazlanmasana!;damit hat sich die Sache ( fam) bu iş böylece kapandı -
71 nichts
er hat \nichts gesagt hiçbir şey demedi;alles oder \nichts ya hep, ya hiç;besser als \nichts hiç yoktan iyi;sonst \nichts? başka bir şey yok mu?;überhaupt \nichts hiçbir şey;es gibt \nichts Neues bir yenilik yok, yeni bir şey yok;es gibt \nichts Schöneres ( als das) (bundan) daha güzeli olamaz, (bundan) daha güzel bir şey olamaz;\nichts zu danken! bir şey değil!, estağfurullah!;Entschuldigung! — macht \nichts! affedersiniz! — ziyanı yok;er hat von \nichts eine Ahnung hiçbir şeyden haberi yok;\nichts da! ( fam) olmaz!;für \nichts und wieder \nichts ( fam) boşu boşuna;nach \nichts aussehen hiçbir şeye benzememek;das tut \nichts zur Sache! bunun hiç önemi yok!;\nichts zu machen! yapılacak bir şey yok!;\nichts wie weg! ( fam) hemen kaçalım!, gazla!;mir \nichts, dir \nichts en kısa yoldan;daraus wird \nichts bundan bir şey çıkmaz;so gut wie \nichts hemen hemen hiç;um \nichts in der Welt ( fam) dünyada;\nichts für ungut! darılmaca yok!;wie \nichts ( fam) çarçabuk, çabucak -
72 sonst
sonst adv (außerdem) ayrıca, başka; (andernfalls) yoksa, aksi takdirde; (normalerweise) genelde, her zaman;sonst jemand fam başka biri;sonst nichts başka bir şey yok, hepsi bu;sonst was fam başka bir şey;sonst wie fam başka bir şekilde;sonst wo fam başka bir yerde;sonst wohin başka bir yere;alles wie sonst her şey eskisi gibi;nichts ist wie sonst hiçbir şey eskisi gibi değil;wer sonst? başka kim olacak?;sonst noch etwas? başka bir eksik/arzunuz? -
73 an
an [an]I präp1) ( nahe bei)\an der Ecke köşede;\an der gleichen Stelle aynı yerde;am Fenster sitzen pencerede oturmak;er geht \an mir vorbei benim yanımdan geçiyor;bis \an den Rand ağzına kadar2) ( geographisch gelegen)Frankfurt \an der Oder/am Main Oder/Main Irmağı üzerindeki Frankfurt3) ( zeitlich)\an diesem Abend bu [o o] akşam;am Abend akşamleyin;es ist \an der Zeit zaman [o vakit] geldi;am Anfang başlangıçta;am 29. November 1991 29 Kasım 1991'de4) ( weitere Verwendungen)jdn \an etw erkennen birini bir şeyden tanımak;was haben Sie \an Weinen da? Sizde hangi şaraplar var?;\an etw schuld sein bir şeyde suçu olmak;ich habe eine Bitte \an Sie Sizden bir ricam var;das Entscheidende \an der Sache ist, dass... işin esası...;das gefällt mir nicht \an ihm onda bu hoşuma gitmiyor;es ist \an dir, etw zu tun bir şey yapmak sana bağlı;reich \an Phosphaten/Stickstoffen fosfat/azot bakımından zenginII präp1) ( in Richtung auf)sich \an die Wand lehnen duvara yaslanmak;sie ging \ans Fenster pencereye gitti;\ans Telefon gehen telefona gitmek [o cevap vermek];\an die Arbeit! haydi iş başına!2) ( für)ein Brief \an seinen Sohn oğluna bir mektup;ich habe eine Frage \an dich sana bir sorum var;sie verdient \an die 4.000 Euro aşağı yukarı 4.000 euro kazanıyor;\an die 500 Schüler 500'e yakın öğrenci1) ( beginnend)von... \an...den itibaren;von hier \an buradan sonra;von Anfang \an başından beri/itibaren, başlangıçtan beriStuttgart \an 16.25 Stuttgart'a varış 16.253) ( eingeschaltet) -
74 Gedächtnis
Gedächtnis <-ses, -se> [gə'dɛçtnıs] nt1) hafıza, bellek; ( Erinnerungsvermögen) bellem;aus dem \Gedächtnis ezbere;ein gutes/schlechtes \Gedächtnis haben ( für etw) (bir şey için) iyi/kötü bir hafızası olmak;jdn/etw im \Gedächtnis behalten bir kimseyi/şeyi hatırında tutmak;sein \Gedächtnis verlieren hafızasını kaybetmek2) ( Gedenken) anma (an -), anılma (an -in);ein Mahnmal zum \Gedächtnis an die Toten ölenleri anmak için bir anıt, ölülerin anılması için bir anıt -
75 irgendeine
irgendeine(r) ['--'--] pron1) ( einer) bir... falan, herhangi bir;haben Sie noch \irgendeinen Wunsch? başka herhangi bir isteğiniz var mı?, başka bir isteğiniz falan var mı?2) ( ein beliebiges) herhangi bir, rastgele bir, falan(ca);ich gehe nicht mit \irgendeinem aus ben falancayla [o herhangi biriyle] sokağa çıkmam;aus \irgendeine Grund her nedense -
76 kommen
kommen <kommt, kam, gekommen> ['kɔmən]vi sein1) (her\kommen) gelmek ( von -den); (hin\kommen) gitmek ( nach -e); (an\kommen) varmak; ( zurückkehren) dönmek ( von -den);da kommt er ja! işte geliyor!;ich komme schon şimdi geliyorum, geliyorum canım;gut, dass du kommst gelmen iyi;ein Taxi \kommen lassen bir taksi çağırtmak;er kam von einer Reise seyahatten döndü;angelaufen \kommen çıkagelmek;zu spät \kommen çok geç gelmek;du sollst zum Direktor \kommen müdüre gelmelisin;wie komme ich nach...?...e nasıl giderim?;zu der Überzeugung \kommen kanaatine varmak;wir müssen langsam zu einem Ende \kommen yavaş yavaş işimizin sonuna gelmeliyiz;nicht von der Stelle \kommen yerinde saymak;ich halte die Zeit für ge\kommen bence zamanı geldi;jetzt komme ich şimdi ben geliyorum, şimdi sıra bende;jetzt komme ich an die Reihe şimdi sıra bana geliyor;das kommt später bu sonra gelecek;der kommt mir nicht ins Haus! bu benim kapımdan içeri giremez!;in die Schule \kommen okula başlamak;ins Krankenhaus \kommen hastaneye yatmak;der Fall kommt vor Gericht mahkemeye düşmek;sein Vorschlag kam mir sehr gelegen teklifi [o önerisi] çok işime geldi;du kommst mir gerade recht! ( fam) bir sen eksindin!;das kommt mir wie gerufen bu çok işime gelir;komme, was da wolle ne gelirse gelsin;jdm \kommen die Tränen birinin gözleri yaşarmak;zum Stehen \kommen durabilmek;man kommt hier zu nichts burada hiçbir şey yapılamıyor;es kam zu einem Streit kavga çıktı;zur Sache \kommen sadede gelmekwieder zu sich \kommen tekrar kendine gelmek;zu Wort \kommen söz almak;zu Schaden \kommen zarar görmek;wie käme ich dazu, das zu machen? neden bunu yapacacak mışım?;wie komme ich zu der Ehre? ( iron) bu ne şeref?;ums Leben \kommen can vermek;das kommt zusammen auf 20 Euro ( fam) hepsi 20 euro eder;ich komme auf 1.200 Euro im Monat ( fam) ayda 1.200 euroyu buluyorum;hast du richtig gezählt? ich komme nur auf 15 doğru saydın mı? ben 15 çıkarıyorum;kommt man hier leicht an frisches Gemüse? burada taze sebze bulmak kolay mı?;ich kam nicht auf seinen Namen adı aklıma gelmedi;wie kommst du darauf? o nereden aklına geldi?, bunu nereden çıkardın?;sie lässt nichts auf ihn \kommen ona toz kondurmuyor;auf die Welt \kommen dünyaya gelmek;auf etw/jdn zu sprechen \kommen bir şeyden/kimseden söz etmeye başlamak;hinter etw \kommen bir şeyin içyüzünü öğrenmek;durch den Zoll/eine Prüfung \kommen gümrükten/bir sınavdan geçmek;Jeans sind wieder im K\kommen blûcin yine moda oluyor;aus der Mode \kommen modası geçmek;aus dem Konzept \kommen aklı karışmak;nun komm schon! ( fam) ha(y) di gel artık!;2) (herbei\kommen) gelmek (zu -e)3) ( geschehen) gelmek, olmak;ich habe es \kommen sehen bunun geleceğini görmüştüm;das musste ja so \kommen bunun böyle olacağı belliydi zaten;es kam, wie es \kommen musste olan oldu;die Hochzeit kam für alle überraschend düğün herkese sürpriz oldu;das Schlimmste/Beste kommt erst noch bunun daha da kötüsü/iyisi var;wie kommt es, dass du...? nasıl oluyor da sen...?;ich komme aus Dortmund ben Dortmund'dan geliyorum5) ( durchqueren) gelmek (über/durch üzerinden/içinden);über Münster \kommen Münster üzerinden gelmekauf zwei Deutsche kommt ein Auto iki Alman başına bir otomobil düşerder Vorschlag kam von mir öneri benden geldi;das kommt davon! gördün mü işte!;das kommt vom Rauchen bu, sigara içmekten gelir9) ( hingehören)das Buch kommt in den Schrank kitabın yeri dolaptain Gang \kommen başlamak -
77 kurz
1) ( zeitlich) kısa;ein \kurzer Blick kısa bir bakış;ich will es \kurz machen (sözümü) kısa keseceğim;mit ein paar \kurzen Worten birkaç kelimeyle;über \kurz oder lang eninde sonunda;in kürzester Zeit en kısa zamanda;\kurz und bündig kısa ve özlü;\kurz und gut kısacası, sözün kısası, hülasa;\kurz und schmerzlos ( fam) hiç canını yakmadan [o acıtmadan];seit \kurzem kısa bir süredir, kısa bir zamandan beri;vor \kurzem geçenlerde;\kurz entschlossen fazla düşünmeden;ich habe ihn nur \kurz gesehen onu kısaca gördüm;\kurz darauf kısa bir zaman sonra;ich bleibe nur für \kurze Zeit fazla kalmayacağım;ich komme \kurz vorbei kısaca bir uğrayacağım, biraz uğrarım;\kurz hintereinander peş peşe, kısa aralıklarla2) ( räumlich) kısa;\kurze Hosen kısa pantolon;\kurz vor Köln Köln'den az önce;den Kürzeren ziehen ( fam) kozu kaybetmek, sırtı yere gelmek;zu \kurz kommen payını alamamak, avucunu yalamak;etw \kurz und klein hauen ( fam) bir şeyi paramparça [o hurdahaş] etmek -
78 Luft
Luft [lʊft] f1. kein pl1) ( Gasgemisch, Atem\Luft) hava;\Luft aufpumpen hava basmak [o vermek];die \Luft aus etw dat herauslassen bir şeyin havasını boşaltmak, bir şeyi söndürmek;die \Luft ist rein ( fam) ortada kimsecikler yok, tehlike yok;es herrscht dicke \Luft ( fam) hava fena esmek;sich in \Luft auflösen ( fam) yok [o toz] olmak;jdn wie \Luft behandeln ( fam) birini hiçe saymak;2) ( Atem) nefes, soluk;nach \Luft schnappen ( fam) soluk alamaz olmak;die \Luft anhalten nefesini tutmak;( tief) \Luft holen (derin) soluk [o nefes] almak;keine \Luft bekommen soluk alamamak;mir blieb vor Schreck die \Luft weg ( fam) korkudan soluğum kesildi;jdm die \Luft zum Atmen nehmen birine nefes aldırmamak;von \Luft und Liebe leben ( fam) havadan yaşamak3) ( fam)seinem Ärger \Luft machen öfkesini gidermeketw in die \Luft sprengen bir şeyi havaya uçurmak;vor Freude in die \Luft springen sevinçten havalara uçmak;das ist völlig aus der \Luft gegriffen bu tamamen uydurma;in der \Luft hängen ( fam) havada kalmak; -
79 Lust
\Lust auf jdn/etw bir kimseye/şeye istek [o şehvet] duymak2. kein pl1) ( Verlangen) heves, istek, şevk;hast du \Lust? hevesin var mı?, canın istiyor mu?;ich habe keine \Lust hevesim yok;mach, wie du \Lust hast nasıl hevesin varsa öyle yap, canın nasıl isterse öyle yapnach \Lust und Laune keyfine göre;etw aus \Lust und Liebe tun bir şeyi zevkle ve istekle yapmak -
80 nahegehen
nahe|gehenjdm geht etw \nahegehen birine bir şey dokunmak, birini bir şey etkilemek, bir şey birinin ciğerine işlemek;jdm geht etw nahe birine bir şey dokunur, birini bir şey etkiler, bir şey birinin ciğerine işler
См. также в других словарях:
bir — burum: (Ağdam, Bakı, Bərdə, Qazax, Şuşa, Tərtər) bir dəfə, bir qədər, bir az (“qaynamaq” feli ilə işlənir). – Qoy bir burum qaynasın, sora götü (Ağdam); – Bir burum qaynıyannan sora götürüf onu süzürsən (Şuşa) ◊ Bir çala (Qazax) – bir az, bir… … Azərbaycan dilinin dialektoloji lüğəti
bir — bir̃ (birr) interj. 1. pu, žir (kartojant nusakomas byrėjimas, riedėjimas): Bir̃ bir̃ bir̃ ir nubyrėjo visi obuoliai Kb. Bir̃ bir̃ bir̃ išbirėjo žirniai iš saujos Š. Bir bir nuo skardžio riedėjau, medeliai, girdi, riedant trakšt trakšt lūžo… … Dictionary of the Lithuanian Language
Bir Umm Fawakhir — … Deutsch Wikipedia
bir — bir·gus; bir·ken·head; bir·ke·nia; bir·lie·man; bir·ma; bir·ming·ham; bir·ne; bir·nirk; bir·rus; bir·sle; ka·bir·pan·thi; sa·bir; si·bir·ic; gam·bir; … English syllables
Bir-Hakeim — Cette page d’homonymie répertorie les différents sujets et articles partageant un même nom. Bir Hakeim est une oasis du désert de Libye, lieu de la bataille de Bir Hakeim en mai et juin 1942 au cours de laquelle la brigade française libre du… … Wikipédia en Français
Bir Bou Haouch — Ajouter une image Administration Nom algérien بئر بوحوش Pays Algerie !Algérie Wilaya … Wikipédia en Français
Bir Moghrein — بير مغرين Staat: Mauretanien Mauretanien … Deutsch Wikipedia
Bir Tawil — … Deutsch Wikipedia
Bir Mourad Raïs — Ajouter une image Administration Nom algérien بير مراد رائس Pays Algerie !Algérie … Wikipédia en Français
Bir-Hakeim (Métro De Paris) — Bir Hakeim Tour Eiffel … Wikipédia en Français
Bir-Hakeim (metro de Paris) — Bir Hakeim (métro de Paris) Bir Hakeim Tour Eiffel … Wikipédia en Français