-
61 alle
( zu Ende) bitti, tükendi, kalmadı;\alle sein bitmek, tükenmek, bitmiş [o tükenmiş] olmak, kalmamak;\alle werden ( nahezu verbraucht sein) bitmek [o tükenmek] üzere olmak; ( zur Neige gehen) bitmeye [o tükenmeye] yüz tutmak;es ist \alle bitti, kalmadı;das Benzin ist \alle benzin bitti;ich bin total \alle ( fam) tamamen bittim -
62 allein
allein [a'laın]I adj\allein stehend ( freistehend) müstakil, tek (başına);kann ich dich einen Augenblick \allein sprechen? bir saniye seninle yalnız konuşabilir miyim?2) ( ohne Hilfe) tek başına;er macht das ganz \allein o, bunu tek başına yapar;eine \allein erziehende Mutter bekâr bir anne, tek başına velâyet hakkına sahip olan anne3) ( einsam) yapayalnız;ich bin so oft \allein ben çoğu zaman yapayalnızımdu \allein bist schuld daran bütün kabahat sende;nicht \allein..., sondern auch... sadece... değil, o da...;einzig und \allein sadece;\allein schon die Vorstellung macht mir Angst sadece düşüncesi bile bana korku veriyor;von \allein kendi kendine, kendiliğinden;das weiß ich von \allein! bunu kendim de biliyorum! -
63 als
1) ( temporal) iken, esnasında, -diği zaman, -diğinde;\als der Krieg ausbrach, ... savaş başladığında [o başlarken]...;\als ich nach Hause kam eve geldiğimde;gerade \als wir losgehen wollten, begann es zu regnen tam (biz) yola koyulurken yağmur yağmaya başladıes sieht so aus, \als würde es regnen yağmur yağacak gibi görünüyor3) (\als ob) sanki;\als ob es meine Schuld wäre! benim suçum, sanki!, sanki kabahat benimmiş!;es sieht nicht so aus, \als würden wir das Spiel verlieren oyunu [o maçı] kaybedeceğimize benzemiyor, oyunu [o maçı] kaybedecekmişiz gibi görünmüyor;er sprach so klug, \als ob er das studiert hätte sanki öğrenimini yapmış gibi akıllı konuştu;er ist zu anständig, \als dass er so etwas tun könnte böyle bir şeyi yapmak için fazla dürüsttür;tu nicht so, \als ob dir das nicht gefiele! bu hoşuna gitmiyormuş gibi (rol) yapma!4) ( bei Vergleichen) -den (daha);meine Schwester ist größer \als ich kız kardeşim benden (daha) büyük;ich bin klüger \als vorher ben eskisinden daha akıllıyım5) ( in der Eigenschaft) olarak, diye;er kam \als Freund zu uns bize dost olarak geldi6) ( wie) gibisich \als Cowboy verkleiden kovboy gibi giyinmek, kovboy kılığına girmek -
64 also
also ['alzo]I advhier bist du \also! demek ki geldin!;ich denke, \also bin ich düşünüyorum, öyleyse varım2) ( das heißt) yani, demek (ki), öyleyse, o [o şu] hâlde;das heißt \also, dass... yani, bu demek oluyor ki,...II part;\also, so was! olacak [o olur] şey değil!;\also doch! işte bak!;na \also! hah şöyle!, gördün mü işte! -
65 alt
A\alt und Jung yaşlı ve genç;wie \alt bist du? kaç yaşındasın?;ich bin 17 Jahre \alt 17 yaşındayım;er war erst wenige Tage \alt henüz birkaç günlüktü;sie ist doppelt so \alt wie ich o, benden yaşça iki misli büyüktür;wir sind gleich \alt biz aynı yaştayız;\alt werden yaşlanmak, ihtiyarlamak; ( Sachen) eskimek;hier siehst du aber \alt aus ( fam) ayıkla şimdi bakalım pirincin taşını2) ( gebraucht) eski, emektar;zum \alten Eisen gehören emektar olmak3) ( lange bestehend) eski;ein \alter Freund von mir benim eski bir arkadaşım;das A\alte Testament Ahdiatik;die A\alte Welt Eski Dünya;es bleibt alles beim A\alten her şey eskisi [o olduğu] gibi kalıyor;alles beim A\alten lassen her şeyi eskisi [o olduğu] gibi bırakmak;das Buch befindet sich am \alten Platz kitap eski yerindedir4) ( klassisch) eski5) ( ehemalig) eski;seine \alten Schüler eski öğrencileri -
66 am
am [am] präp\am besten en iyisi;\am meisten en çok;Lothar fährt \am schnellsten Lothar en hızlı araba sürer;\am 1. November 1 Kasım'da;\am Abend akşamleyin;\am Anfang başlangıçta;\am Ende sonunda;\am Himmel gökyüzünde, havada;\am Tag gündüzün;\am Tag darauf ertesi günü;\am Lager comm stokta; ( Verlaufsform)ich bin \am Arbeiten çalışmaktayım, ben çalışıyorum;ich war gerade \am Weggehen tam [o şu anda] gidiyordum;\am Leben hayatta -
67 andere
andere(r, s) pron1) ( verschieden) başka, ayrı, diğer, öteki, öbür;mit \anderen Worten yani, diğer bir deyişle;\andere Kleider anziehen başka giysi giymek, üstünü değiştirmek;ein \anderes Mal başka bir zaman;das ist etw \anderes bu başka [o ayrı] (bir) şeydir;kein \anderer başka hiç kimse;nichts \anderes als -den başka (hiç) bir şey;alles \andere als -den başka her şey;zum einen..., zum \anderen... bir yandan..., diğer yandan ise...;ich bin \anderer Meinung ben başka fikirdeyim;alle \anderen ötekilerin hepsi;es blieb mir nichts \anderes übrig yapacak başka bir şeyim kalmadı;es bleibt mir nichts \anderes übrig, als selbst hinzugehen oraya bizzat gitmekten başka çarem kalmadı;unter \anderem bunlardan başka;der eine oder \andere içlerinden biri;der eine..., der \andere... biri..., diğeri...;und vieles \andere mehr ve başka bir çok şey daha;es kam eins zum \anderen bir olayı başka bir olay izledi, olaylar arka arkaya geldi;jemand \anderes başka birisi;einer nach dem \anderen teker teker;eins nach dem \anderen sırayla;\andere Saiten aufziehen ( fig) gemini kısmak, sıkıya almak;sich eines \anderen besinnen fikrini değiştirmek2) ( folgend)von einem Tag auf den \anderen bir günden ötekine;am \anderen Morgen/Tag ertesi sabah/günü -
68 angewiesen
angewiesen ['angəvi:zən]II adj;auf jdn \angewiesen sein bir kimsenin eline bakmak, bir kimseye muhtaç olmak;auf etw \angewiesen sein bir şeye muhtaç olmak;darauf bin ich nicht \angewiesen! ona muhtaç değilim! -
69 Ansicht
meiner \Ansicht nach benim görüşümce [o fikrimce];der gleichen \Ansicht sein aynı görüşte olmak, hemfikir olmak;der \Ansicht sein, dass...... olduğunun görüşünde olmak;ich bin ganz Ihrer \Ansicht sizinle aynı görüşteyim2) ( Abbildung) resim3) ( Blick) görünüm, görünüş, manzara;zur \Ansicht gözden geçirmek için, örnek olarak -
70 Balken
Balken <-s, -> ['balkən] m1) ( vierkantig gesägtes Bauholz) mertek; (Holz\Balken) (ahşap) kiriş, kalas;lügen, dass sich die \Balken biegen ( fam) bir ayak üstünde bin yalan söylemek, bir ayak üstünde kırk yalanın belini bükmek2) (Stütz\Balken) payanda3) sport (Schwebe\Balken) kalas -
71 beanspruchen
beanspruchen* [bə'ʔanʃprʊxən]vt1) ( fordern) istemek, talep etmek3) ( Hilfe) gereksemek, ihtiyacı olmak (-e);jds Hilfe \beanspruchen birinin yardımına ihtiyacı olmakich bin zurzeit sehr beansprucht şu anda çok meşgulüm [o işim var] -
72 bedienen
bedienen*I vi, vt1) hizmet etmek, servis yapmak;hier wird man gut bedient burada servis iyi;ich bin bedient! ( fam) pes artık!2) ( beim Kartenspiel) aynı renk kâğıt oynamakII vrsich \bedienen1) ( beim Essen) (seçip) almak;bitte \bedienen Sie sich! lütfen, buyurun alın!2) ( benutzen) kullanmak;sich einer Sache \bedienen bir şeyi kullanmak -
73 begeistert
1) coşkun, coşkulu;das Publikum war begeistert seyirciler coşmuştu, seyirciler hayran olmuştu;\begeisterter Beifall alkış tufanı;ich bin \begeistert von ihr ona hayranım2) ( leidenschaftlich) tutkun -
74 bereuen
bereuen* [bə'rɔıən]vt pişman olmak (-e);das wirst du ( noch) \bereuen! buna (daha sonra) pişman olacaksın!;etw bitter \bereuen bir şeye bin pişman olmak -
75 beruhigen
-
76 bestellen
bestellen*vthaben Sie schon bestellt? ne istediğinizi söylediniz mi?ich bin für zehn Uhr bestellt saat onda randevum var;dastehen wie bestellt und nicht abgeholt bekleye bekleye ağaç olmak;er hat hier nichts zu \bestellen! ( fam) burada onun borusu ötmez!, burada onun sözü geçmez!3) ( reservieren) ayırtmak4) ( ausrichten)jdm Grüße \bestellen birine selam söylemek5) ( Acker) ekmek, ekip biçmek6) ( ernennen) atamak -
77 bewusst
I adj1) ( wissend) bilinçli, şuurlu;ich bin mir keiner Schuld \bewusst bir suç işlediğimin bilincinde değilim2) ( besagt) sözü geçen, söz konusu;es war an jenem \bewussten Tag o söz konusu gündeydi3) ( absichtlich) kastî, kasıtlıII adv1) ( absichtlich) bilinçli olarak, bile bile, kasten;\bewusst machen bile bile [o kasten] yapmak2) ( überlegt) düşünülerek -
78 Billiarde
Billiarde <-n> [bı'ljardə] fbin trilyon -
79 binnen
( innerhalb) içinde, zarfında;\binnen kurzem kısa zamanda;\binnen einiger Stunden birkaç saat içinde -
80 blank
См. также в других словарях:
bin — bin·aural; bin·auricular; bin·di eye; bin·dle; bin·gee; bin·io·dide; bin·man; bin·na; bin·ny; bin·oculate; bin·oc·u·lus; bin·o·kid; bin·ovular; bin·oxalate; bin·oxide; bin·tang·or; bin·tu·rong; bob·bin; ca·bin·da; can·na·bin; car·a·bin;… … English syllables
Bin — Cette page d’homonymie répertorie les différents sujets et articles partageant un même nom. {{{image}}} Sigles d une seule lettre Sigles de deux lettres > Sigles de trois lettres … Wikipédia en Français
bin — /bin/, n., v., binned, binning. n. 1. a box or enclosed place for storing grain, coal, or the like. v.t. 2. to store in a bin. [bef. 950; ME binne, OE binn(e) crib, perh. < Celt; cf. Welsh benn cart] * * * (as used in expressions) bin Laden Osama … Universalium
Bin — Bin, n. [OE. binne, AS. binn manager, crib; perh. akin to D. ben, benne, basket, and to L. benna a kind of carriage ( a Gallic word), W. benn, men, wain, cart.] A box, frame, crib, or inclosed place, used as a receptacle for any commodity; as, a… … The Collaborative International Dictionary of English
Bin — Bin: /bin .bin См. также Бин … Википедия
Bin — Bin, v. t. [imp. & p. p. {Binned}; p. pr. & vb. n. {Binning}.] To put into a bin; as, to bin wine. [1913 Webster] … The Collaborative International Dictionary of English
bin — Vunr std. (8. Jh.), mhd. bin, ahd. bim, as. bium, afr. bim Stammwort. Die Formen des Verbums sein sind nicht nur suppletiv (s. ist, sein2 und Wesen für die unvermischten Formen), sondern teilweise auch aus verschiedenen Grundlagen verschmolzen: 1 … Etymologisches Wörterbuch der deutschen sprache
Binə — may refer to: *Binə, Baku, Azerbaijan *Binə, Khojavend, Azerbaijan … Wikipedia
bin — biñ interj. verksmo garsui žymėti: Vienas biñ, kitas biñ – ir paleido visi vaikai dūdas (pradėjo verkti) Kp … Dictionary of the Lithuanian Language
bin — short for waste bin, has given rise in BrE to a transitive verb to bin, meaning ‘to throw away’ or (figuratively) ‘to reject’: • Who remembers the kind of middle class good behaviour, thrift and modesty that have been binned along with Bromo, the … Modern English usage
bin — [bin] n. [ME < OE, manger, crib < Celt, as in Welsh benn, cart, orig., cart with woven wicker body < IE base * bhendh : see BIND] a box or other receptacle, or an enclosed space, esp. for storing foods or other articles for a time vt.… … English World dictionary