Перевод: с немецкого на турецкий

с турецкого на немецкий

bin

  • 61 alle

    alle ['alə] adv
    ( zu Ende) bitti, tükendi, kalmadı;
    \alle sein bitmek, tükenmek, bitmiş [o tükenmiş] olmak, kalmamak;
    \alle werden ( nahezu verbraucht sein) bitmek [o tükenmek] üzere olmak; ( zur Neige gehen) bitmeye [o tükenmeye] yüz tutmak;
    es ist \alle bitti, kalmadı;
    das Benzin ist \alle benzin bitti;
    ich bin total \alle ( fam) tamamen bittim

    Wörterbuch Deutsch-Türkisch Kompakt > alle

  • 62 allein

    allein [a'laın]
    I adj
    1) ( getrennt, für sich) yalnız;
    \allein stehend ( freistehend) müstakil, tek (başına);
    kann ich dich einen Augenblick \allein sprechen? bir saniye seninle yalnız konuşabilir miyim?
    2) ( ohne Hilfe) tek başına;
    er macht das ganz \allein o, bunu tek başına yapar;
    eine \allein erziehende Mutter bekâr bir anne, tek başına velâyet hakkına sahip olan anne
    3) ( einsam) yapayalnız;
    ich bin so oft \allein ben çoğu zaman yapayalnızım
    II adv ( nur) yalnızca, sadece;
    du \allein bist schuld daran bütün kabahat sende;
    nicht \allein..., sondern auch... sadece... değil, o da...;
    einzig und \allein sadece;
    \allein schon die Vorstellung macht mir Angst sadece düşüncesi bile bana korku veriyor;
    von \allein kendi kendine, kendiliğinden;
    das weiß ich von \allein! bunu kendim de biliyorum!
    III konj ( geh) ancak

    Wörterbuch Deutsch-Türkisch Kompakt > allein

  • 63 als

    als [als] konj
    1) ( temporal) iken, esnasında, -diği zaman, -diğinde;
    \als der Krieg ausbrach, ... savaş başladığında [o başlarken]...;
    \als ich nach Hause kam eve geldiğimde;
    gerade \als wir losgehen wollten, begann es zu regnen tam (biz) yola koyulurken yağmur yağmaya başladı
    es sieht so aus, \als würde es regnen yağmur yağacak gibi görünüyor
    3) (\als ob) sanki;
    \als ob es meine Schuld wäre! benim suçum, sanki!, sanki kabahat benimmiş!;
    es sieht nicht so aus, \als würden wir das Spiel verlieren oyunu [o maçı] kaybedeceğimize benzemiyor, oyunu [o maçı] kaybedecekmişiz gibi görünmüyor;
    er sprach so klug, \als ob er das studiert hätte sanki öğrenimini yapmış gibi akıllı konuştu;
    er ist zu anständig, \als dass er so etwas tun könnte böyle bir şeyi yapmak için fazla dürüsttür;
    tu nicht so, \als ob dir das nicht gefiele! bu hoşuna gitmiyormuş gibi (rol) yapma!
    4) ( bei Vergleichen) -den (daha);
    meine Schwester ist größer \als ich kız kardeşim benden (daha) büyük;
    ich bin klüger \als vorher ben eskisinden daha akıllıyım
    5) ( in der Eigenschaft) olarak, diye;
    er kam \als Freund zu uns bize dost olarak geldi
    6) ( wie) gibi
    sich \als Cowboy verkleiden kovboy gibi giyinmek, kovboy kılığına girmek

    Wörterbuch Deutsch-Türkisch Kompakt > als

  • 64 also

    also ['alzo]
    I adv
    1) ( folglich) binaenleyh, bunun üzerine, bundan dolayı; ( als Füllwort) işte;
    hier bist du \also! demek ki geldin!;
    ich denke, \also bin ich düşünüyorum, öyleyse varım
    2) ( das heißt) yani, demek (ki), öyleyse, o [o şu] hâlde;
    das heißt \also, dass... yani, bu demek oluyor ki,...
    II part;
    \also, so was! olacak [o olur] şey değil!;
    \also doch! işte bak!;
    na \also! hah şöyle!, gördün mü işte!

    Wörterbuch Deutsch-Türkisch Kompakt > also

  • 65 alt

    alt <älter, am ältesten> [alt] adj
    1) ( auf das Alter bezogen) yaşındaki; ( bejahrt) yaşlı, ihtiyar;
    A\alt und Jung yaşlı ve genç;
    wie \alt bist du? kaç yaşındasın?;
    ich bin 17 Jahre \alt 17 yaşındayım;
    er war erst wenige Tage \alt henüz birkaç günlüktü;
    sie ist doppelt so \alt wie ich o, benden yaşça iki misli büyüktür;
    wir sind gleich \alt biz aynı yaştayız;
    \alt werden yaşlanmak, ihtiyarlamak; ( Sachen) eskimek;
    hier siehst du aber \alt aus ( fam) ayıkla şimdi bakalım pirincin taşını
    2) ( gebraucht) eski, emektar;
    zum \alten Eisen gehören emektar olmak
    3) ( lange bestehend) eski;
    ein \alter Freund von mir benim eski bir arkadaşım;
    das A\alte Testament Ahdiatik;
    die A\alte Welt Eski Dünya;
    es bleibt alles beim A\alten her şey eskisi [o olduğu] gibi kalıyor;
    alles beim A\alten lassen her şeyi eskisi [o olduğu] gibi bırakmak;
    das Buch befindet sich am \alten Platz kitap eski yerindedir
    4) ( klassisch) eski
    5) ( ehemalig) eski;
    seine \alten Schüler eski öğrencileri

    Wörterbuch Deutsch-Türkisch Kompakt > alt

  • 66 am

    am [am] präp
    \am besten en iyisi;
    \am meisten en çok;
    Lothar fährt \am schnellsten Lothar en hızlı araba sürer;
    \am 1. November 1 Kasım'da;
    \am Abend akşamleyin;
    \am Anfang başlangıçta;
    \am Ende sonunda;
    \am Himmel gökyüzünde, havada;
    \am Tag gündüzün;
    \am Tag darauf ertesi günü;
    \am Lager comm stokta; ( Verlaufsform)
    ich bin \am Arbeiten çalışmaktayım, ben çalışıyorum;
    ich war gerade \am Weggehen tam [o şu anda] gidiyordum;
    \am Leben hayatta

    Wörterbuch Deutsch-Türkisch Kompakt > am

  • 67 andere

    andere(r, s) pron
    1) ( verschieden) başka, ayrı, diğer, öteki, öbür;
    mit \anderen Worten yani, diğer bir deyişle;
    \andere Kleider anziehen başka giysi giymek, üstünü değiştirmek;
    ein \anderes Mal başka bir zaman;
    das ist etw \anderes bu başka [o ayrı] (bir) şeydir;
    kein \anderer başka hiç kimse;
    nichts \anderes als -den başka (hiç) bir şey;
    alles \andere als -den başka her şey;
    zum einen..., zum \anderen... bir yandan..., diğer yandan ise...;
    ich bin \anderer Meinung ben başka fikirdeyim;
    alle \anderen ötekilerin hepsi;
    es blieb mir nichts \anderes übrig yapacak başka bir şeyim kalmadı;
    es bleibt mir nichts \anderes übrig, als selbst hinzugehen oraya bizzat gitmekten başka çarem kalmadı;
    unter \anderem bunlardan başka;
    der eine oder \andere içlerinden biri;
    der eine..., der \andere... biri..., diğeri...;
    und vieles \andere mehr ve başka bir çok şey daha;
    es kam eins zum \anderen bir olayı başka bir olay izledi, olaylar arka arkaya geldi;
    jemand \anderes başka birisi;
    einer nach dem \anderen teker teker;
    eins nach dem \anderen sırayla;
    \andere Saiten aufziehen ( fig) gemini kısmak, sıkıya almak;
    sich eines \anderen besinnen fikrini değiştirmek
    2) ( folgend)
    von einem Tag auf den \anderen bir günden ötekine;
    am \anderen Morgen/Tag ertesi sabah/günü

    Wörterbuch Deutsch-Türkisch Kompakt > andere

  • 68 angewiesen

    angewiesen ['angəvi:zən]
    II adj;
    auf jdn \angewiesen sein bir kimsenin eline bakmak, bir kimseye muhtaç olmak;
    auf etw \angewiesen sein bir şeye muhtaç olmak;
    darauf bin ich nicht \angewiesen! ona muhtaç değilim!

    Wörterbuch Deutsch-Türkisch Kompakt > angewiesen

  • 69 Ansicht

    Ansicht <- en> f
    1) ( fig) ( Anschauung) görüş; ( Meinung) fikir ( über hakkında);
    meiner \Ansicht nach benim görüşümce [o fikrimce];
    der gleichen \Ansicht sein aynı görüşte olmak, hemfikir olmak;
    der \Ansicht sein, dass...... olduğunun görüşünde olmak;
    ich bin ganz Ihrer \Ansicht sizinle aynı görüşteyim
    2) ( Abbildung) resim
    3) ( Blick) görünüm, görünüş, manzara;
    zur \Ansicht gözden geçirmek için, örnek olarak
    4) inform ( eines Dokuments) görüntü

    Wörterbuch Deutsch-Türkisch Kompakt > Ansicht

  • 70 Balken

    Balken <-s, -> ['balkən] m
    1) ( vierkantig gesägtes Bauholz) mertek; (Holz\Balken) (ahşap) kiriş, kalas;
    lügen, dass sich die \Balken biegen ( fam) bir ayak üstünde bin yalan söylemek, bir ayak üstünde kırk yalanın belini bükmek
    2) (Stütz\Balken) payanda
    3) sport (Schwebe\Balken) kalas
    4) typo ( dicker Strich) kalın çizgi

    Wörterbuch Deutsch-Türkisch Kompakt > Balken

  • 71 beanspruchen

    beanspruchen* [bə'ʔanʃprʊxən]
    vt
    1) ( fordern) istemek, talep etmek
    2) ( Zeit) almak; ( Platz) sahip çıkmak (-e)
    3) ( Hilfe) gereksemek, ihtiyacı olmak (-e);
    jds Hilfe \beanspruchen birinin yardımına ihtiyacı olmak
    4) ( Geduld) tüketmek; ( Maschine) aşındırmak; ( Person) uğraştırmak, meşgul etmek;
    ich bin zurzeit sehr beansprucht şu anda çok meşgulüm [o işim var]

    Wörterbuch Deutsch-Türkisch Kompakt > beanspruchen

  • 72 bedienen

    bedienen*
    I vi, vt
    1) hizmet etmek, servis yapmak;
    hier wird man gut bedient burada servis iyi;
    ich bin bedient! ( fam) pes artık!
    2) ( beim Kartenspiel) aynı renk kâğıt oynamak
    3) tech ( Apparate, Maschinen) işletmek, çalıştırmak
    II vr
    sich \bedienen
    1) ( beim Essen) (seçip) almak;
    bitte \bedienen Sie sich! lütfen, buyurun alın!
    2) ( benutzen) kullanmak;
    sich einer Sache \bedienen bir şeyi kullanmak

    Wörterbuch Deutsch-Türkisch Kompakt > bedienen

  • 73 begeistert

    1) coşkun, coşkulu;
    das Publikum war begeistert seyirciler coşmuştu, seyirciler hayran olmuştu;
    \begeisterter Beifall alkış tufanı;
    ich bin \begeistert von ihr ona hayranım
    2) ( leidenschaftlich) tutkun

    Wörterbuch Deutsch-Türkisch Kompakt > begeistert

  • 74 bereuen

    bereuen* [bə'rɔıən]
    vt pişman olmak (-e);
    das wirst du ( noch) \bereuen! buna (daha sonra) pişman olacaksın!;
    etw bitter \bereuen bir şeye bin pişman olmak

    Wörterbuch Deutsch-Türkisch Kompakt > bereuen

  • 75 beruhigen

    beruhigen* [bə'ru:ıgən]
    I vt rahatlatmak, yatıştırmak, sakinleştirmek, teskin etmek; ( trösten) teselli etmek;
    na, dann bin ich beruhigt! öyleyse içim rahat etti!
    II vr
    sich \beruhigen rahatlamak, yatışmak, sakinleşmek; ( Meer) durgunlaşmak; ( Sturm) dinmek; ( Lage) yatışmak;
    hat sich dein Magen jetzt beruhigt? miden şimdi rahatladı mı?

    Wörterbuch Deutsch-Türkisch Kompakt > beruhigen

  • 76 bestellen

    bestellen*
    vt
    1) ( Waren) ısmarlamak, sipariş etmek; ( Essen) söylemek;
    haben Sie schon bestellt? ne istediğinizi söylediniz mi?
    2) ( kommen lassen) çağırmak; ( mit Termin) randevu vermek (-e);
    ich bin für zehn Uhr bestellt saat onda randevum var;
    dastehen wie bestellt und nicht abgeholt bekleye bekleye ağaç olmak;
    er hat hier nichts zu \bestellen! ( fam) burada onun borusu ötmez!, burada onun sözü geçmez!
    3) ( reservieren) ayırtmak
    4) ( ausrichten)
    jdm Grüße \bestellen birine selam söylemek
    5) ( Acker) ekmek, ekip biçmek
    6) ( ernennen) atamak

    Wörterbuch Deutsch-Türkisch Kompakt > bestellen

  • 77 bewusst

    bewusstRR [bə'vʊst], bewußtALT
    I adj
    1) ( wissend) bilinçli, şuurlu;
    ( sich dat) \bewusst machen bilinçlenmek;
    sich dat etw gen \bewusst sein bir şeyin bilincinde olmak;
    sich dat etw gen \bewusst werden bir şeyin bilincine varmak;
    ich bin mir keiner Schuld \bewusst bir suç işlediğimin bilincinde değilim
    2) ( besagt) sözü geçen, söz konusu;
    es war an jenem \bewussten Tag o söz konusu gündeydi
    3) ( absichtlich) kastî, kasıtlı
    II adv
    1) ( absichtlich) bilinçli olarak, bile bile, kasten;
    \bewusst machen bile bile [o kasten] yapmak
    2) ( überlegt) düşünülerek

    Wörterbuch Deutsch-Türkisch Kompakt > bewusst

  • 78 Billiarde

    Billiarde <-n> [bı'ljardə] f
    bin trilyon

    Wörterbuch Deutsch-Türkisch Kompakt > Billiarde

  • 79 binnen

    binnen ['bınən] präp
    ( innerhalb) içinde, zarfında;
    \binnen kurzem kısa zamanda;
    \binnen einiger Stunden birkaç saat içinde

    Wörterbuch Deutsch-Türkisch Kompakt > binnen

  • 80 blank

    blank [blaŋk] adj
    1) ( glänzend) parlak
    2) ( unbedeckt) açık, çıplak;
    ich bin völlig \blank ( fam) hiç param kalmadı;
    auf dem \blanken Boden schlafen çıplak yerin üstünde uyumak
    3) ( rein)
    das ist \blanker Unsinn bu düpedüz saçmalık

    Wörterbuch Deutsch-Türkisch Kompakt > blank

См. также в других словарях:

  • bin — bin·aural; bin·auricular; bin·di eye; bin·dle; bin·gee; bin·io·dide; bin·man; bin·na; bin·ny; bin·oculate; bin·oc·u·lus; bin·o·kid; bin·ovular; bin·oxalate; bin·oxide; bin·tang·or; bin·tu·rong; bob·bin; ca·bin·da; can·na·bin; car·a·bin;… …   English syllables

  • Bin — Cette page d’homonymie répertorie les différents sujets et articles partageant un même nom. {{{image}}}   Sigles d une seule lettre   Sigles de deux lettres > Sigles de trois lettres …   Wikipédia en Français

  • bin — /bin/, n., v., binned, binning. n. 1. a box or enclosed place for storing grain, coal, or the like. v.t. 2. to store in a bin. [bef. 950; ME binne, OE binn(e) crib, perh. < Celt; cf. Welsh benn cart] * * * (as used in expressions) bin Laden Osama …   Universalium

  • Bin — Bin, n. [OE. binne, AS. binn manager, crib; perh. akin to D. ben, benne, basket, and to L. benna a kind of carriage ( a Gallic word), W. benn, men, wain, cart.] A box, frame, crib, or inclosed place, used as a receptacle for any commodity; as, a… …   The Collaborative International Dictionary of English

  • Bin — Bin: /bin .bin См. также Бин …   Википедия

  • Bin — Bin, v. t. [imp. & p. p. {Binned}; p. pr. & vb. n. {Binning}.] To put into a bin; as, to bin wine. [1913 Webster] …   The Collaborative International Dictionary of English

  • bin — Vunr std. (8. Jh.), mhd. bin, ahd. bim, as. bium, afr. bim Stammwort. Die Formen des Verbums sein sind nicht nur suppletiv (s. ist, sein2 und Wesen für die unvermischten Formen), sondern teilweise auch aus verschiedenen Grundlagen verschmolzen: 1 …   Etymologisches Wörterbuch der deutschen sprache

  • Binə — may refer to: *Binə, Baku, Azerbaijan *Binə, Khojavend, Azerbaijan …   Wikipedia

  • bin — biñ interj. verksmo garsui žymėti: Vienas biñ, kitas biñ – ir paleido visi vaikai dūdas (pradėjo verkti) Kp …   Dictionary of the Lithuanian Language

  • bin — short for waste bin, has given rise in BrE to a transitive verb to bin, meaning ‘to throw away’ or (figuratively) ‘to reject’: • Who remembers the kind of middle class good behaviour, thrift and modesty that have been binned along with Bromo, the …   Modern English usage

  • bin — [bin] n. [ME < OE, manger, crib < Celt, as in Welsh benn, cart, orig., cart with woven wicker body < IE base * bhendh : see BIND] a box or other receptacle, or an enclosed space, esp. for storing foods or other articles for a time vt.… …   English World dictionary

Поделиться ссылкой на выделенное

Прямая ссылка:
Нажмите правой клавишей мыши и выберите «Копировать ссылку»