-
101 befallen
befallen*irr vtvon einer Krankheit \befallen sein bir hastalığa tutulmak [o yakalanmak];vom Schlaf \befallen werden uyku basmak [o bastırmak]3) ( Schädlinge) basmak, istila etmek -
102 Beginn
-
103 beifällig
\beifällig aufnehmen onayarak [o tasvip ederek] kabul etmek;\beifällig nicken onayarak [o tasvip ederek] baş sallamak -
104 bringen
bringen <bringt, brachte, gebracht> ['brıŋən]vtdas Essen auf den Tisch \bringen yemeği sofraya getirmek;etw in Ordnung \bringen bir şeyi yoluna koymak;jdn vor Gericht \bringen biriyle mahkemelik olmak;Glück \bringen şans getirmek;jdn in Verlegenheit \bringen birini bozmak [o mahcup etmek];etw an den Tag \bringen bir şeyi ortaya çıkarmak;jdn auf die Palme \bringen ( fig) birini çileden [o zıvanadan] çıkarmak;jdn auf Touren \bringen birini harekete geçirmek;jdn auf etw \bringen birinin aklına bir şey getirmek;jdn aus dem Konzept \bringen birinin aklını karıştırmak;etw zur Sprache \bringen bir şeyi dile getirmek;etw zu Papier \bringen bir şeyi kâğıda dökmek;etw auf den Markt \bringen bir şeyi pazara çıkarmak;ein Kind zur Welt \bringen dünyaya bir çocuk getirmek;es weit \bringen (hayatta) yükselmeketw an sich \bringen üstüne geçirmeketw mit sich \bringen; ( zur Folge haben) bir şeyi beraberinde getirmek, bir şeyi doğurmak [o neden olmak]etw hinter sich \bringen bir şeyi bitirmek, bir işi hâlletmek;sie wollen sie unbedingt unter die Haube \bringen onun başını ille bağlamak istiyorlar, onu ille baş göz etmek istiyorlar;seine Schäfchen ins Trockene \bringen ( fig) küpünü doldurmak;jdn um die Ecke \bringen ( fam) birini öldürmekwas bringt das? bu ne getirir?;das bringt doch überhaupt nichts! bu hiçbir şey getirmez ki!4) ( wegnehmen)jdn um etw \bringen birini bir şeyden etmek;jdn ums Leben \bringen birinin canına kıymak;jdn um den Verstand \bringen birinin aklını başından almak5) jdn zum Lachen \bringen birini güldürmek;etw nicht übers Herz \bringen bir şeye gönlü razı olmamak, bir şeye kıyamamak;du bringst mich nicht dazu, das zu tun bunu bana yaptırtamazsın -
105 Bug
-
106 Deckblatt
Deckblatt nt1) ( Titelblatt) baş sayfa2) bot gonca yaprağı3) ( von Zigarre) puronun en üst yaprağı4) ( Spielkarte) destenin en üst kâğıdı -
107 Dekan
-
108 Dekanat
-
109 Dorn
-
110 einstellen
ein|stellenI vt1) ( hineinstellen) koymak (in içine)2) ( anstellen) işe almak, hizmete almak3) ( beenden) bitirmek; ( Kämpfe) durdurmak, son vermek (-e); ( Zahlung) durdurmak ( Arbeit); bırakmak; jur ( Verfahren) vazgeçmek (-den);die Arbeit \einstellen bırakmak;das Feuer \einstellen kesmekII vrsich \einstellen -
111 erheben
erheben*I vter erhob sein Glas bardağını kaldırdı;ein \erhebender Augenblick heyecanlı bir andie Stimme \erheben ( geh) yükseltmek4) ( Daten) derlemek, toplamakII vrsich \erhebender Vogel/das Flugzeug erhob sich in die Luft kuş/uçak havalandı -
112 Erhebung
-
113 fertig
halb \fertig yarı mamul;das Essen ist \fertig yemek hazır;ist der Reis \fertig? pilav oldu mu?;mit jdm endgültig \fertig sein ( fam) biriyle ilgisini kesmek;etw \fertig machen ( beenden) bir şeyi bitirmek;etw \fertig stellen bir şeyi tamamlamak [o bitirmek];wirst du rechtzeitig \fertig? vaktinde hazır olacak mısın?;mit jdm/etw \fertig werden ( fam) bir kimseyle/şeyle baş edebilmek, bir kimseyle/şeyle başa çıkmak;2) ( bereit) hazır (zu -e);mit den Nerven \fertig sein sinir diye bir şey kalmamak;ich bin völlig [o fix und] \fertig hoşaf gibiyim, canım çıktı -
114 für
1) ( zugunsten von) için;\für dich/mich senin/benim için;kann ich noch etw \für Sie tun? sizin için bir şeyler daha yapabilir miyim?;ich bin \für deine Idee düşüncenden yanayım;ich bin \für den Frieden barıştan yanayımsich \für etw entscheiden bir şey için karar vermek;\für sich ( allein) tek başına;das F\für und Wider lehte ve aleyhte2) ( im Verhältnis zu)er ist sehr groß \für sein Alter yaşına göre boyu çok uzun;das ist eine Sache \für sich bu kendi çapında bir iş, bu başlı başına bir iş3) ( zeitlich) için;\für einige Wochen birkaç haftalığına [o hafta için];ich gehe \für zwei Jahre ins Ausland iki yıllığına [o yıl için] yurt dışına gidiyorum;\für immer ilelebet;\fürs Erste ilk başta4) Jahr \für Jahr yıldan yıla;Tag \für Tag her Allahın günü;Schritt \für Schritt adım adım;Wort \für Wort kelimesi kelimesine5) ( wegen) için;ich \für meine Person benim için, bana göre, kendi payıma6) ( zum Zweck) için;ein Mittel \für Kopfschmerzen ( fam) baş ağrısı için ilaç;\für nichts und wieder nichts boşu boşuna7) ( anstelle von) yerine;ich bin \für ihn eingesprungen onun yerine geçtim;was verlangen Sie \für den Anzug? elbiseye ne istiyorsunuz?8) ( mit Fragepronomen)was \für eine Frage ist das? bu ne biçim soru?;was \für ein Pilz ist das? bu ne mantarı?;was \für eine komische Idee! ne komik bir düşünce!;aus was \für Gründen auch immer her ne sebepten olursa olsun -
115 gegen
gegen ['ge:gən]I präp1) ( entgegen) karşı, aykırı;ich habe nichts \gegen dich ben sana karşı değilim;das ist \gegen das Gesetz bu kanuna aykırıdır2) ( in Richtung auf) karşı (-e), yönelik (-e);\gegen die Wand duvara karşı [o yönelik]3) ( zur Bekämpfung von) karşı;etwas \gegen Kopfschmerzen baş ağrısına karşı4) ( Richtung) karşı5) ( verglichen mit)\gegen dich bin ich noch ein Anfänger senin karşında ben henüz bir acemiyim6) ( im Austausch für) karşı;Lieferung nur \gegen bar tesliminde peşin ödeme yapılır;\gegen Vorlage des Personalausweises kimliğin ibrazı karşılığında7) ( zeitlich) doğru;\gegen Abend akşama doğru;er kommt \gegen acht sekize doğru gelir -
116 Geißel
-
117 gelangen
-
118 Haarwuchs
-
119 Haube
Haube <-n> ['haʊbə] f1) ( Kopfbedeckung) bone, başlık;jdn unter die \Haube bringen ( fam) birinin başını bağlamak, birini baş göz etmek2) auto (Motor\Haube) kaput; (Kofferraum\Haube) kapak3) ( von Vögeln) sorguç4) (Trocken\Haube) başlık; (Abzugs\Haube, Dunst\Haube) eteklik -
120 Haupt
См. также в других словарях:
bas — bas, basse 1. (bâ, bâ s ; l s se lie : un coeur bas et lâche, dites : bâ z et....) adj. 1° Qui a peu de hauteur. Maison basse. Rives plus basses. Un siége bas. Le plafond est bas. La porte est basse. Cet animal est très bas sur ses jambes.… … Dictionnaire de la Langue Française d'Émile Littré
Bas Caraquet — Bas Caraquet, photo prise du Parc des Fondateurs. La marina est visible à gauche. Administration Pays … Wikipédia en Français
Bas Caraquet (Nouveau-Brunswick) — Bas Caraquet Bas Caraquet Bas Caraquet, photo prise du Parc des Fondateurs. La marina est visible à gauche. Administration Pays … Wikipédia en Français
bas-fond — [ bafɔ̃ ] n. m. • 1704; de 1. bas et fond 1 ♦ Partie du fond de la mer, d un fleuve, où l eau est peu profonde par rapport aux points voisins mais où la navigation est praticable (à la différence du haut fond). Repérer les bas fonds à l aide d… … Encyclopédie Universelle
Bas — meaning super lower in French may refer to:*Bas Caraquet, New Brunswick, meaning Lower Caraquet , a village on the Acadian Peninsula of New Brunswick, Canada *Bas Congo (post 2006, Kongo Central), a province of the Democratic Republic of the… … Wikipedia
Bas-Zaïre — Bas Congo Pour l’article homophone, voir Bakongo. Pour les articles homonymes, voir Kongo. Bas Congo … Wikipédia en Français
Bas Rhin — Pour les articles homonymes, voir Rhin (homonymie). Bas Rhin … Wikipédia en Français
Bas-St-Laurent — Bas Saint Laurent Pour les articles homonymes, voir Saint Laurent. Bas Saint Laurent Localisation du Bas Saint Lauren … Wikipédia en Français
Bas-du-Fleuve — Bas Saint Laurent Pour les articles homonymes, voir Saint Laurent. Bas Saint Laurent Localisation du Bas Saint Lauren … Wikipédia en Français
Bas (homonymie) — BAS Cette page d’homonymie répertorie les différents sujets et articles partageant un même nom. {{{image}}} Sigles d une seule lettre Sigles de deux lettres > Sigles de trois lettres … Wikipédia en Français
Bas Saint Laurent — Pour les articles homonymes, voir Saint Laurent. Bas Saint Laurent Localisation du Bas Saint Lauren … Wikipédia en Français