-
1 adoptieren
evlat edinmek -
2 Nachkomme
Nachkomme m <Nachkommen; Nachkommen> evlat;ohne Nachkommen sterben evlat bırakmadan ölmek -
3 Kind
Kind <-(e) s, -er> [kınt] ntvon \Kind auf çocukluktan (beri);das weiß doch jedes \Kind bunu herkes bilir;das \Kind mit dem Bade ausschütten ( fig) pire için yorgan yakmak;sich bei jdm lieb \Kind machen ( fam) birine yaltaklanmak;das \Kind beim rechten Namen nennen ( fam) sözünü esirgememek;wir werden das \Kind schon schaukeln ( fam) meseleyi hâle yola koyacağız;ein gebranntes \Kind sein ( fig) sütten ağzı yanmış olmak2) ( Nachwuchs) çocuk;ein \Kind erwarten çocuk beklemek;ein \Kind bekommen çocuğu olmak;jdn an \Kindes statt annehmen birini evlat edinmek;mit \Kind und Kegel ( fam) çoluk çocuk, maaile -
4 Tochter
kızf.kız evlatkız evlat -
5 adoptieren
adoptieren v/t <o ge-, h> evlat edinmek -
6 Adoption
Adoption f <Adoption; Adoptionen> evlat edinme -
7 Adoptiveltern
Adoptiveltern [-f] pl evlat edinen anne-baba -
8 Nachkömmling
Nachkömmling m <Nachkömmlings; Nachkömmlinge> evlat; geç kalan kimse -
9 stiefmütterlich
stiefmütterlich adv: stiefmütterlich behandeln -e üvey evlat muamelesi yapmak -
10 Tochter
Tochter f <Tochter; Töchter> kız (evlat) -
11 Abkömmling
Abkömmling <-s, -e> ['apkœmlıŋ] m -
12 adoptieren
adoptieren* [adɔp'ti:rən]vt evlat edinmek -
13 Adoption
-
14 Adoptiveltern
pl evlat edinen ana baba -
15 Adoptivkind
Adoptivkind <-(e) s, -er> ntevlatlık, manevi evlat -
16 Spross
1) ( junger Trieb) filiz, sürgün -
17 Sprössling
( fam) evlat -
18 Stammhalter
Stammhalter <-s, -> merkek evlat -
19 statt
-
20 Stiefkind
Stiefkind ntüvey evlat, üvey çocuk
- 1
- 2
См. также в других словарях:
evlat — is., dı, Ar. evlād 1) Bir kimsenin oğlu veya kızı, çocuk Zengin adamlarda evlat muhabbeti daha fazla mı oluyor? R. H. Karay 2) Soy, döl Yüksek bir tahsil görmedim ama ben de efendi evladıyım. P. Safa 3) ünl. Yaşlı kimselerin çocukları… … Çağatay Osmanlı Sözlük
evlat edinmek — yasayla belirtilmiş şartlar içinde bir kimseyi evlat olarak nüfusuna geçirmek Daha yüzünü görmeden o da seni kendine evlat edindi. H. R. Gürpınar … Çağatay Osmanlı Sözlük
evlat gibi (veya evladı gibi) — özenle, titizlikle Çiçekleri suluyor, evlat gibi büyütüyordu. P. Safa … Çağatay Osmanlı Sözlük
üvey evlat — is., dı 1) Karı kocanın her birine göre öbürünün ayrı bir eşinden dünyaya gelmiş olan evlat, üvey çocuk Baban savaşta öldü, sizlere üvey evlat dedirtmemek için tekrar evlenmedim ben. A. Kulin 2) mec. Kötü davranılan kimse Atasözü, Deyim ve… … Çağatay Osmanlı Sözlük
emeksiz evlat — is., dı Üvey evlat … Çağatay Osmanlı Sözlük
manevi evlat — is., dı, huk. Bir kişinin kanunlara göre evlat edindiği kimse … Çağatay Osmanlı Sözlük
dört göz bir evlat için — anne ve babanın bütün emek ve didinmesi evlat içindir anlamında kullanılan bir söz … Çağatay Osmanlı Sözlük
üvey evlat gibi tutmak (veya saymak) — horlanmak, haksızlık etmek, iyi davranmamak Sanatçıyı üvey evlat sayma huyumuz yine değişmedi. H. Taner … Çağatay Osmanlı Sözlük
iyi evlat babayı vezir, kötü evlat rezil eder — babaya ün kazandıran da, el içine çıkamayacak bir duruma düşüren de çocuklarının tutumlarıdır anlamında kullanılan bir söz … Çağatay Osmanlı Sözlük
baba malı tez tükenir, evlat gerek kazana — kendini bilen, yaşama sorumluluğu duyan akıllı evladın gerçek malı, kendisinin kazandığı maldır anlamında kullanılan bir söz … Çağatay Osmanlı Sözlük
bir baba dokuz evladı besler, dokuz evlat bir babayı beslemez — çok çocuğu olan baba, her çocuk babasına bakılmasını ötekinden beklediği için sıkıntıda kalır anlamında kullanılan bir söz … Çağatay Osmanlı Sözlük