-
1 intim
ein \intimer Freund samimi bir arkadaş;mit jdm \intim werden biriyle sıkı fıkı olmak, biriyle samimileşmek2) ( sexuell)mit jdm \intim sein biriyle aşna fişne olmak, biriyle yatıp kalkmak, biriyle cinsel ilişkide bulunmak -
2 Auge
Auge <-s, -n> ['aʊgə] nt\Auge in \Auge mit jdm biriyle göz göze;mit den \Augen zwinkern göz kırpmak;ich habe es mit eigenen \Augen gesehen onu kendi gözümle gördüm;ein blaues \Auge haben gözü morarmış olmak;vor aller \Augen göz göre göre, herkesin gözü önünde;ein \Auge zudrücken ( fam) göz yummak, görmezden gelmek;beide \Augen zudrücken ( fig) görmezden gelmek;die \Augen offen halten gözünü açık tutmak;jdm die \Augen öffnen ( fig) birinin gözünü açmak;jdn aus den \Augen verlieren birini gözden kaybetmek;jdn nicht aus den \Augen lassen birini gözünden kaçırmamak;in meinen \Augen... benim gözümde...;jdn unter vier \Augen sprechen biriyle ağız ağıza konuşmak, biriyle kulak kulağa konuşmak, biriyle baş başa vererek konuşmak;ins \Auge fallen göze çarpmak;etw springt ins \Auge ( fig) bir şey göze çarpar;etw ins \Auge fassen ( fig) bir şeyi göz önüne almak;gute/schlechte \Augen haben gözleri iyi görmek/görmemek;große \Augen machen ( fam) gözlerini belertmek;kein \Auge zutun gözüne uyku girmemek;mit bloßem \Auge çıplak gözle;so weit das \Auge reicht göz alabildiğine, göz görebildiği kadar;sie traute ihren \Augen nicht gözlerine inanamadı;ich habe die ganze Nacht kein \Auge zugetan ( fig) bütün gece gözüme uyku girmedi;mir wurde schwarz vor \Augen gözlerim karardı;\Auge um \Auge, Zahn um Zahn göze göz, dişe diş;aus den \Augen, aus dem Sinn ( prov) gözden ırak olan gönülden de ırak olur2) ( Punkt beim Spiel) puan, sayı3) ( beim Würfel) benek -
3 verkehren
verkehren*I vi1) haben o sein ( auf Strecke) gelip gitmek (zwischen... und ile... arasında); ( Verkehrsmittel) işlemek2) ( sich aufhalten)in dem Lokal verkehre ich nicht o lokale gitmem;mit jdm \verkehren biriyle ilişkisi olmak, biriyle görüşmek; ( brieflich) biriyle yazışmak; ( Geschlechtsverkehr haben) biriyle yatıp kalkmakII vtetw ins Gegenteil \verkehren bir şeyi tersine çevirmek -
4 aufnehmen
auf|nehmenirr vt1) ( beginnen) başlamak (-e);Verhandlungen \aufnehmen görüşmelere başlamak;Kontakt mit jdm \aufnehmen biriyle temasa geçmek2) ( Gedanke) kapmaker kann alles sehr schnell \aufnehmen her şeyi çok çabuk kavrar4) ( Kredit) almak7) ( empfangen) kabul etmek; ( über Nacht) misafir etmek; ( im Krankenhaus) yatırmak (in -e); ( im Verein) kabul etmek (in -e);wieder aufgenommen werden tekrar alınmak [o kabul edilmek]8) ( sich messen)es mit jdm \aufnehmen können biriyle boy ölçüşebilmek, biriyle aşık atabilmek9) ( einen Vorschlag) karşılamak;einen Vorschlag gut \aufnehmen bir öneriyi iyi karşılamak -
5 Kontakt
Kontakt <-(e) s, -e> [kɔn'takt] ma. elek kontak, temas; ( Verbindung) ilişki, münasebet;\Kontakt mit jdm aufnehmen biriyle temasa geçmek;sexuelle \Kontakte cinsel ilişkiler;mit jdm in \Kontakt kommen biriyle temasa gelmek;mit jdm in \Kontakt stehen biriyle temasta bulunmak;wir sollten in \Kontakt bleiben bundan sonra görüşelim;stehst du noch in \Kontakt mit ihr? onunla hâlâ temasta mısın?;sie unterhalten geschäftliche \Kontakte zu unserer Firma firmamızla iş ilişkilerini sürdürüyorlar -
6 Schwatz
-
7 uneinig
mit jdm über etw \uneinig sein biriyle bir şeyde [o konuda] farklı düşünmek, biriyle bir şeyde anlaşamamak [o hemfikir olmamak], biriyle bir konuda aynı düşüncede olmamak -
8 Verbindung
1) ( Zusammenhang, Beziehung) bağlantı ( zwischen ara(sın) da) ( mit -le), irtibat ( zwischen ara(sın) da) ( mit -le);in \Verbindung mit ile bağlantılı olarak;etw/jdn mit etw dat in \Verbindung bringen bir şey/kimse ile bir şey arasında bağlantı kurmakmit jdm in \Verbindung stehen biriyle ilişkide olmak, biriyle temasta bulunmak;sich mit jdm in \Verbindung setzen biriyle ilişkiye geçmek;seine \Verbindungen spielen lassen ( fam) ilişkilerini kullanmak3) tech bağlantıeine \Verbindung eingehen bileşmek;polymere \Verbindungen polimer birleşikler -
9 Abenteuer
Abenteuer <-s, -> ['a:bəntɔıɐ] nt1) ( Wagnis) macera, serüven, sergüzeşt, avantür;\Abenteuer suchen macera aramak;sich ins \Abenteuer stürzen maceraya atılmak2) ( Liebesaffäre) aşk macerası;ein \Abenteuer mit jdm haben ( kurzes Verhältnis) biriyle aşk macerası olmak, biriyle kısa süre düşüp kalkmak -
10 begleichen
begleichen*die Rechnung \begleichen hesabı kapamak [o temizlemek], faturayı ödemek;mit jdm eine alte Rechnung \begleichen ( fig) biriyle eski bir hesabı kapamak;mit jdm eine Rechnung zu \begleichen haben biriyle görülecek hesabı olmak -
11 Freundschaft
dostluk, ahbaplık, arkadaşlık;mit jdm \Freundschaft schließen biriyle dostluk kurmak;jdm die \Freundschaft kündigen biriyle dostluğu bitirmek -
12 Gemeinschaft
1) birlik;in \Gemeinschaft mit jdm biriyle birlikte, biriyle ortaklaşa;eheliche \Gemeinschaft evlilik birliği2) topluluk;die Europäische \Gemeinschaft Avrupa Topluluğu -
13 Gespräch
Gespräch <-(e) s, -e> [gə'ʃprɛ:ç] nt1) ( Unterhaltung) konuşma ( über üzerine), söyleşi ( über üzerine); ( Plauderei) sohbet; (Vorstellungs\Gespräch) görüşme, mülâkat;( mit jdm) ein \Gespräch führen (biriyle) görüşmek;mit jdm ins \Gespräch kommen biriyle sohbet etmek;im \Gespräch sein görüşmekte olmak2) telek konuşma -
14 Hand
el;an \Hand von yoluyla;aus erster/zweiter \Hand birinci/ikinci elden;von \Hand elden;jdm die \Hand geben birine eline vermek;jdm die \Hand schütteln birinin elini sıkmak, biriyle tokalaşmak;linker/rechter \Hand sol/sağ elde;linker/rechter \Hand sehen Sie... sol/sağ elde... görüyorsunuz;eine \Hand voll bir tutam [o avuç dolusu];alle Hände voll zu tun haben ( fam) işi başından aşkın olmak;etw aus der \Hand legen bir şeyi elinden bırakmak;etw in die \Hand nehmen bir şeyi eline almak; ( fig) bir şeyi ele almak;in die Hände klatschen el çırpmak;etw zur \Hand haben bir şeyi el altında bulundurmak, bir şey elinde bulunmak;jds rechte \Hand sein ( fig) birinin sağ kolu olmak;zwei linke Hände haben ( fam) elinden bir şey gelmemek;sich mit Händen und Füßen verständigen ( fam) el kol yordamıyla anlaşmak;sich mit Händen und Füßen gegen etw wehren ( fam) bir şeye canla başla karşı koymak;mit leeren Händen eli boş olarak, elini kolunu sallaya sallaya;ein gutes Blatt auf der \Hand haben eli iyi olmak;\Hand und Fuß haben tutarlı olmak;die \Hand im Spiel haben bir işte parmağı olmak;es lässt sich nicht von der \Hand weisen, dass...... olduğu yadsınamaz;\Hand in \Hand el ele;\Hand in \Hand mit jdm arbeiten biriyle el ele çalışmak;freie \Hand zu etw haben bir şey yapmakta serbest olmak;das liegt auf der \Hand bu elle tutulur gözle görülür;von der \Hand in den Mund leben elden ağıza yaşamak;er ist bei ihnen in guten Händen onların yanında iyi ellerdedir;in festen Händen sein ( fam) sözlü olmak;etw von langer \Hand planen bir şeyi uzun uzadıya planlamak;etw unter der \Hand verkaufen bir şeyi el altından satmak;jdm etw zu treuen Händen übergeben birine bir şeyi emanet vermek;jdm etw in die \Hand drücken birinin eline bir şey sıkıştırmak;jdm in die Hände fallen birinin eline düşmek;etw aus der \Hand geben bir şeyi elinden çıkarmak;jdn in der \Hand haben birini avcunun içinde tutmak;jdm aus der \Hand lesen birinin el falına bakmak;zu jds Händen birinin eline, birine verilmek üzere;Hände hoch! eller yukarı!;Hände weg! çek elini!;eine \Hand wäscht die andere ( prov) bir el bir eli yıkar, iki el bir yüzü yıkar -
15 Kerbe
-
16 nachstehen
nach|stehenirr vijdm an etw ( nicht) \nachstehen birinin altında kal(ma) mak;jdm in nichts \nachstehen biriyle at başı (beraber) gitmek, biriyle eşit durumda olmak -
17 quitt
mit jdm \quitt sein ( abgerechnet haben) biriyle fit olmak; ( nichts mehr zu tun haben wollen) biriyle hesabı bitirmek -
18 Schluss
1) ( Ende) son;\Schluss für heute! bugünlük yeter!;zum \Schluss son olarak;bis zum \Schluss bleiben sonuna kadar kalmak;mit jdm \Schluss machen biriyle ilişkisini bitirmek, biriyle ilişkiyi [o alış verişi] kesmek;mit dem Leben \Schluss machen hayatına son vermek;mit dem Rauchen/Trinken \Schluss machen sigarayı/içkiyi bırakmak2) ( Folgerung) sonuç;zu einem \Schluss kommen sonuca varmak4) kein pl kapanış;die Fenster/Türen haben guten \Schluss pencerelerin/kapıların kapanışı iyi -
19 Spott
kein pl alay;\Spott und Hohn ernten rezil rüsva [o kepaze] olmak;mit jdm seinen \Spott treiben biriyle alay etmek, biriyle gırgır geçmek -
20 sprechen
sprechen <spricht, sprach, gesprochen> ['ʃprɛçən]mit jdm \sprechen biriyle konuşmak;davon \sprechen, etw zu tun bir şeyi yapmaktan söz etmek;frei \sprechen serbest konuşmak;Türkisch [o türkisch] \sprechen Türkçe konuşmak;jdn zum S\sprechen bringen birini konuşturmak;das spricht für ihre Intelligenz bu onun ne kadar zeki olduğunu gösterir;es sprach alles gegen ihn her şey onun aleyhineydi;nicht gut auf jdn zu \sprechen sein birinin adını duymaktan hoşlanmamak;wir \sprechen uns noch! ( fam) görüşürüz!jdn \sprechen biriyle konuşmak
См. также в других словарях:
göbeği (biriyle) beraber kesilmiş — göbeği (biriyle) bağlı … Çağatay Osmanlı Sözlük
göbeği (biriyle) bağlı — her zaman birlikte bulunan, birbirinden ayrılmayan kimseler için kullanılan bir söz … Çağatay Osmanlı Sözlük
merhabayı kesmek — (biriyle) biriyle ilgisini kesmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
başa çıkmak — (biriyle) güçlükler çıkaran biriyle olan işini, kendi istediği yolda sonuçlandırabilmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
alışverişi kesmek — biriyle ilgisi kalmamak … Çağatay Osmanlı Sözlük
gır gır geçmek — (biriyle) alay etmek Kendi sinema serüveniyle gır gır geçen Sadri Bey, herhâlde yaşantısını sinemaya yansıtmak isterdi. S. İleri … Çağatay Osmanlı Sözlük
jurnal etmek — biriyle ilgili olarak yetkililere kötülemek, ihbar yazısı vermek veya böyle bir bilgiyi iletmek Meğer bizimki ayda otuz lirayı hak etmek için her gün beni jurnal edermiş. Y. Z. Ortaç … Çağatay Osmanlı Sözlük
maytap geçmek — biriyle alay etmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
saraka etmek — biriyle alay etmek, eğlenmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
selamı sabahı kesmek — (biriyle) her türlü ilişkisine son vermek Onunla tamamıyla selamı sabahı kestim. Ne olursa olsun deyip adını bile artık ağzıma almaz oldum. O. C. Kaygılı … Çağatay Osmanlı Sözlük
yüzgöz olmak — biriyle gereksiz yere, aşırı derecede senli benli olmak İkisinin de bu kadar az zamanda birbirleriyle bu derece yüzgöz olmalarına şaşmamak mümkün değildi. R. N. Güntekin … Çağatay Osmanlı Sözlük