Перевод: с немецкого на турецкий

с турецкого на немецкий

biriyle

  • 1 intim

    intim [ın'ti:m] adj
    1) ( sehr nahe und vertraut) sıkı fıkı, içli dışlı; ( innig) içten, samimi;
    ein \intimer Freund samimi bir arkadaş;
    mit jdm \intim werden biriyle sıkı fıkı olmak, biriyle samimileşmek
    2) ( sexuell)
    mit jdm \intim sein biriyle aşna fişne olmak, biriyle yatıp kalkmak, biriyle cinsel ilişkide bulunmak

    Wörterbuch Deutsch-Türkisch Kompakt > intim

  • 2 Auge

    Auge <-s, -n> ['aʊgə] nt
    1) ( Sehorgan) göz; ( Sehvermögen) görme;
    \Auge in \Auge mit jdm biriyle göz göze;
    mit den \Augen zwinkern göz kırpmak;
    ich habe es mit eigenen \Augen gesehen onu kendi gözümle gördüm;
    etw im \Auge haben ( Staubkorn); gözüne bir şey kaçmış olmak; ( fig) bir şeyde gözü olmak;
    ein blaues \Auge haben gözü morarmış olmak;
    vor aller \Augen göz göre göre, herkesin gözü önünde;
    ein \Auge zudrücken ( fam) göz yummak, görmezden gelmek;
    beide \Augen zudrücken ( fig) görmezden gelmek;
    die \Augen offen halten gözünü açık tutmak;
    jdm die \Augen öffnen ( fig) birinin gözünü açmak;
    jdn aus den \Augen verlieren birini gözden kaybetmek;
    jdn nicht aus den \Augen lassen birini gözünden kaçırmamak;
    in meinen \Augen... benim gözümde...;
    jdn unter vier \Augen sprechen biriyle ağız ağıza konuşmak, biriyle kulak kulağa konuşmak, biriyle baş başa vererek konuşmak;
    ins \Auge fallen göze çarpmak;
    etw springt ins \Auge ( fig) bir şey göze çarpar;
    etw ins \Auge fassen ( fig) bir şeyi göz önüne almak;
    sich dat etw vor \Augen führen ( fig) bir şeyi gözünün önüne getirmek;
    gute/schlechte \Augen haben gözleri iyi görmek/görmemek;
    große \Augen machen ( fam) gözlerini belertmek;
    kein \Auge zutun gözüne uyku girmemek;
    mit bloßem \Auge çıplak gözle;
    so weit das \Auge reicht göz alabildiğine, göz görebildiği kadar;
    sie traute ihren \Augen nicht gözlerine inanamadı;
    ich habe die ganze Nacht kein \Auge zugetan ( fig) bütün gece gözüme uyku girmedi;
    mir wurde schwarz vor \Augen gözlerim karardı;
    \Auge um \Auge, Zahn um Zahn göze göz, dişe diş;
    aus den \Augen, aus dem Sinn ( prov) gözden ırak olan gönülden de ırak olur
    2) ( Punkt beim Spiel) puan, sayı
    3) ( beim Würfel) benek

    Wörterbuch Deutsch-Türkisch Kompakt > Auge

  • 3 verkehren

    verkehren*
    I vi
    1) haben o sein ( auf Strecke) gelip gitmek (zwischen... und ile... arasında); ( Verkehrsmittel) işlemek
    mit jdm \verkehren biriyle ilişkisi olmak, biriyle görüşmek; ( brieflich) biriyle yazışmak; ( Geschlechtsverkehr haben) biriyle yatıp kalkmak
    II vt
    etw ins Gegenteil \verkehren bir şeyi tersine çevirmek

    Wörterbuch Deutsch-Türkisch Kompakt > verkehren

  • 4 aufnehmen

    auf|nehmen
    irr vt
    1) ( beginnen) başlamak (-e);
    Verhandlungen \aufnehmen görüşmelere başlamak;
    Kontakt mit jdm \aufnehmen biriyle temasa geçmek
    2) ( Gedanke) kapmak
    3) ( aufsaugen) içmek, emmek, soğurmak; ( Nahrung) almak; ( geistig) kavramak;
    er kann alles sehr schnell \aufnehmen her şeyi çok çabuk kavrar
    4) ( Kredit) almak
    5) ( hochnehmen) kaldırmak ( von -den)
    6) ( auf Tonband) kaydetmek ( auf -e), almak ( auf -e)
    7) ( empfangen) kabul etmek; ( über Nacht) misafir etmek; ( im Krankenhaus) yatırmak (in -e); ( im Verein) kabul etmek (in -e);
    wieder aufgenommen werden tekrar alınmak [o kabul edilmek]
    es mit jdm \aufnehmen können biriyle boy ölçüşebilmek, biriyle aşık atabilmek
    9) ( einen Vorschlag) karşılamak;
    einen Vorschlag gut \aufnehmen bir öneriyi iyi karşılamak

    Wörterbuch Deutsch-Türkisch Kompakt > aufnehmen

  • 5 Kontakt

    Kontakt <-(e) s, -e> [kɔn'takt] m
    a. elek kontak, temas; ( Verbindung) ilişki, münasebet;
    \Kontakt mit jdm aufnehmen biriyle temasa geçmek;
    sexuelle \Kontakte cinsel ilişkiler;
    mit jdm in \Kontakt kommen biriyle temasa gelmek;
    mit jdm in \Kontakt stehen biriyle temasta bulunmak;
    wir sollten in \Kontakt bleiben bundan sonra görüşelim;
    stehst du noch in \Kontakt mit ihr? onunla hâlâ temasta mısın?;
    sie unterhalten geschäftliche \Kontakte zu unserer Firma firmamızla iş ilişkilerini sürdürüyorlar

    Wörterbuch Deutsch-Türkisch Kompakt > Kontakt

  • 6 Schwatz

    Schwatz <-es, -e> [ʃvats] m
    ( fam) gevezelik, sohbet;
    einen kleinen \Schwatz mit jdm halten biriyle kısaca sohbet etmek, biriyle birazcık gevezelik etmek, biriyle birazcık çene çalmak

    Wörterbuch Deutsch-Türkisch Kompakt > Schwatz

  • 7 uneinig

    mit jdm über etw \uneinig sein biriyle bir şeyde [o konuda] farklı düşünmek, biriyle bir şeyde anlaşamamak [o hemfikir olmamak], biriyle bir konuda aynı düşüncede olmamak

    Wörterbuch Deutsch-Türkisch Kompakt > uneinig

  • 8 Verbindung

    Verbindung <- en> f
    1) ( Zusammenhang, Beziehung) bağlantı ( zwischen ara(sın) da) ( mit -le), irtibat ( zwischen ara(sın) da) ( mit -le);
    in \Verbindung mit ile bağlantılı olarak;
    etw/jdn mit etw dat in \Verbindung bringen bir şey/kimse ile bir şey arasında bağlantı kurmak
    2) ( Kontakt, Beziehung) ilişki, temas;
    mit jdm in \Verbindung stehen biriyle ilişkide olmak, biriyle temasta bulunmak;
    sich mit jdm in \Verbindung setzen biriyle ilişkiye geçmek;
    seine \Verbindungen spielen lassen ( fam) ilişkilerini kullanmak
    3) tech bağlantı
    4) ( Verkehrsweg) a. telek bağlantı
    5) ( Vereinigung); birlik; univ dernek
    6) chem ( Prozessergebnis) bileşik, bileşim;
    eine \Verbindung eingehen bileşmek;
    polymere \Verbindungen polimer birleşikler

    Wörterbuch Deutsch-Türkisch Kompakt > Verbindung

  • 9 Abenteuer

    Abenteuer <-s, -> ['a:bəntɔıɐ] nt
    1) ( Wagnis) macera, serüven, sergüzeşt, avantür;
    \Abenteuer suchen macera aramak;
    sich ins \Abenteuer stürzen maceraya atılmak
    2) ( Liebesaffäre) aşk macerası;
    ein \Abenteuer mit jdm haben ( kurzes Verhältnis) biriyle aşk macerası olmak, biriyle kısa süre düşüp kalkmak

    Wörterbuch Deutsch-Türkisch Kompakt > Abenteuer

  • 10 begleichen

    begleichen*
    irr vt ( geh) ( bezahlen) ödemek;
    die Rechnung \begleichen hesabı kapamak [o temizlemek], faturayı ödemek;
    mit jdm eine alte Rechnung \begleichen ( fig) biriyle eski bir hesabı kapamak;
    mit jdm eine Rechnung zu \begleichen haben biriyle görülecek hesabı olmak

    Wörterbuch Deutsch-Türkisch Kompakt > begleichen

  • 11 Freundschaft

    dostluk, ahbaplık, arkadaşlık;
    mit jdm \Freundschaft schließen biriyle dostluk kurmak;
    jdm die \Freundschaft kündigen biriyle dostluğu bitirmek

    Wörterbuch Deutsch-Türkisch Kompakt > Freundschaft

  • 12 Gemeinschaft

    1) birlik;
    in \Gemeinschaft mit jdm biriyle birlikte, biriyle ortaklaşa;
    eheliche \Gemeinschaft evlilik birliği
    2) topluluk;
    die Europäische \Gemeinschaft Avrupa Topluluğu

    Wörterbuch Deutsch-Türkisch Kompakt > Gemeinschaft

  • 13 Gespräch

    Gespräch <-(e) s, -e> [gə'ʃprɛ:ç] nt
    1) ( Unterhaltung) konuşma ( über üzerine), söyleşi ( über üzerine); ( Plauderei) sohbet; (Vorstellungs\Gespräch) görüşme, mülâkat;
    ( mit jdm) ein \Gespräch führen (biriyle) görüşmek;
    mit jdm ins \Gespräch kommen biriyle sohbet etmek;
    im \Gespräch sein görüşmekte olmak
    2) telek konuşma

    Wörterbuch Deutsch-Türkisch Kompakt > Gespräch

  • 14 Hand

    Hand < Hände> [hant, pl 'hɛndə] f
    el;
    an \Hand von yoluyla;
    aus erster/zweiter \Hand birinci/ikinci elden;
    von \Hand elden;
    jdm die \Hand geben birine eline vermek;
    jdm die \Hand schütteln birinin elini sıkmak, biriyle tokalaşmak;
    linker/rechter \Hand sol/sağ elde;
    linker/rechter \Hand sehen Sie... sol/sağ elde... görüyorsunuz;
    eine \Hand voll bir tutam [o avuç dolusu];
    alle Hände voll zu tun haben ( fam) işi başından aşkın olmak;
    etw aus der \Hand legen bir şeyi elinden bırakmak;
    etw in die \Hand nehmen bir şeyi eline almak; ( fig) bir şeyi ele almak;
    in die Hände klatschen el çırpmak;
    etw zur \Hand haben bir şeyi el altında bulundurmak, bir şey elinde bulunmak;
    jds rechte \Hand sein ( fig) birinin sağ kolu olmak;
    zwei linke Hände haben ( fam) elinden bir şey gelmemek;
    sich mit Händen und Füßen verständigen ( fam) el kol yordamıyla anlaşmak;
    sich mit Händen und Füßen gegen etw wehren ( fam) bir şeye canla başla karşı koymak;
    mit leeren Händen eli boş olarak, elini kolunu sallaya sallaya;
    ein gutes Blatt auf der \Hand haben eli iyi olmak;
    \Hand und Fuß haben tutarlı olmak;
    die \Hand im Spiel haben bir işte parmağı olmak;
    es lässt sich nicht von der \Hand weisen, dass...... olduğu yadsınamaz;
    \Hand in \Hand el ele;
    \Hand in \Hand mit jdm arbeiten biriyle el ele çalışmak;
    freie \Hand zu etw haben bir şey yapmakta serbest olmak;
    das liegt auf der \Hand bu elle tutulur gözle görülür;
    von der \Hand in den Mund leben elden ağıza yaşamak;
    er ist bei ihnen in guten Händen onların yanında iyi ellerdedir;
    in festen Händen sein ( fam) sözlü olmak;
    etw von langer \Hand planen bir şeyi uzun uzadıya planlamak;
    etw unter der \Hand verkaufen bir şeyi el altından satmak;
    mit etw dat schnell bei der \Hand sein ( fam) bir şeyde elini çabuk tutmak;
    jdm etw zu treuen Händen übergeben birine bir şeyi emanet vermek;
    jdm etw in die \Hand drücken birinin eline bir şey sıkıştırmak;
    jdm in die Hände fallen birinin eline düşmek;
    etw aus der \Hand geben bir şeyi elinden çıkarmak;
    jdn in der \Hand haben birini avcunun içinde tutmak;
    jdm aus der \Hand lesen birinin el falına bakmak;
    zu jds Händen birinin eline, birine verilmek üzere;
    Hände hoch! eller yukarı!;
    Hände weg! çek elini!;
    eine \Hand wäscht die andere ( prov) bir el bir eli yıkar, iki el bir yüzü yıkar

    Wörterbuch Deutsch-Türkisch Kompakt > Hand

  • 15 Kerbe

    Kerbe <-n> ['kɛrbə] f
    ( Einschnitt) kertik, çentik; ( in Holz, Metall) çetele, kertik; ( Zeichen) kerte, çetele;
    in dieselbe \Kerbe schlagen ( fam) biriyle hemfikir olmak, biriyle aynı amacı gütmek

    Wörterbuch Deutsch-Türkisch Kompakt > Kerbe

  • 16 nachstehen

    nach|stehen
    irr vi
    jdm an etw ( nicht) \nachstehen birinin altında kal(ma) mak;
    jdm in nichts \nachstehen biriyle at başı (beraber) gitmek, biriyle eşit durumda olmak

    Wörterbuch Deutsch-Türkisch Kompakt > nachstehen

  • 17 quitt

    quitt [kvıt] adj
    inv ( fam)
    mit jdm \quitt sein ( abgerechnet haben) biriyle fit olmak; ( nichts mehr zu tun haben wollen) biriyle hesabı bitirmek

    Wörterbuch Deutsch-Türkisch Kompakt > quitt

  • 18 Schluss

    SchlussRR <-es, Schlüsse> [ʃlʊs, pl 'ʃlʏsə] m, SchlußALT <-sses, Schlüsse> m
    1) ( Ende) son;
    \Schluss für heute! bugünlük yeter!;
    zum \Schluss son olarak;
    bis zum \Schluss bleiben sonuna kadar kalmak;
    mit jdm \Schluss machen biriyle ilişkisini bitirmek, biriyle ilişkiyi [o alış verişi] kesmek;
    mit dem Leben \Schluss machen hayatına son vermek;
    mit dem Rauchen/Trinken \Schluss machen sigarayı/içkiyi bırakmak
    2) ( Folgerung) sonuç;
    zu einem \Schluss kommen sonuca varmak
    3) philos ( Logik) çıkarım
    4) kein pl kapanış;
    die Fenster/Türen haben guten \Schluss pencerelerin/kapıların kapanışı iyi

    Wörterbuch Deutsch-Türkisch Kompakt > Schluss

  • 19 Spott

    Spott <- (e) s> [ʃpɔt] m
    kein pl alay;
    \Spott und Hohn ernten rezil rüsva [o kepaze] olmak;
    mit jdm seinen \Spott treiben biriyle alay etmek, biriyle gırgır geçmek

    Wörterbuch Deutsch-Türkisch Kompakt > Spott

  • 20 sprechen

    sprechen <spricht, sprach, gesprochen> ['ʃprɛçən]
    I vi söz etmek (von/über -den); ( sich unterhalten) konuşmak (von/über hakkında);
    mit jdm \sprechen biriyle konuşmak;
    davon \sprechen, etw zu tun bir şeyi yapmaktan söz etmek;
    frei \sprechen serbest konuşmak;
    Türkisch [o türkisch] \sprechen Türkçe konuşmak;
    jdn zum S\sprechen bringen birini konuşturmak;
    ich bin ( für ihn) nicht zu \sprechen (onunla) konuşacak vaktim yok;
    das spricht für ihre Intelligenz bu onun ne kadar zeki olduğunu gösterir;
    es sprach alles gegen ihn her şey onun aleyhineydi;
    nicht gut auf jdn zu \sprechen sein birinin adını duymaktan hoşlanmamak;
    wir \sprechen uns noch! ( fam) görüşürüz!
    II vt konuşmak; ( sagen) söylemek;
    jdn \sprechen biriyle konuşmak

    Wörterbuch Deutsch-Türkisch Kompakt > sprechen

См. также в других словарях:

  • göbeği (biriyle) beraber kesilmiş — göbeği (biriyle) bağlı …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • göbeği (biriyle) bağlı — her zaman birlikte bulunan, birbirinden ayrılmayan kimseler için kullanılan bir söz …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • merhabayı kesmek — (biriyle) biriyle ilgisini kesmek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • başa çıkmak — (biriyle) güçlükler çıkaran biriyle olan işini, kendi istediği yolda sonuçlandırabilmek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • alışverişi kesmek — biriyle ilgisi kalmamak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • gır gır geçmek — (biriyle) alay etmek Kendi sinema serüveniyle gır gır geçen Sadri Bey, herhâlde yaşantısını sinemaya yansıtmak isterdi. S. İleri …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • jurnal etmek — biriyle ilgili olarak yetkililere kötülemek, ihbar yazısı vermek veya böyle bir bilgiyi iletmek Meğer bizimki ayda otuz lirayı hak etmek için her gün beni jurnal edermiş. Y. Z. Ortaç …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • maytap geçmek — biriyle alay etmek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • saraka etmek — biriyle alay etmek, eğlenmek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • selamı sabahı kesmek — (biriyle) her türlü ilişkisine son vermek Onunla tamamıyla selamı sabahı kestim. Ne olursa olsun deyip adını bile artık ağzıma almaz oldum. O. C. Kaygılı …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • yüzgöz olmak — biriyle gereksiz yere, aşırı derecede senli benli olmak İkisinin de bu kadar az zamanda birbirleriyle bu derece yüzgöz olmalarına şaşmamak mümkün değildi. R. N. Güntekin …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Поделиться ссылкой на выделенное

Прямая ссылка:
Нажмите правой клавишей мыши и выберите «Копировать ссылку»