Перевод: с немецкого на турецкий

с турецкого на немецкий

bin

  • 81 böse

    böse ['bø:zə]
    I adj
    1) ( schlecht) kötü; ( schlimm) fena; ( Kind) yaramaz
    2) ( unangenehm) tatsız, kötü, fena;
    ein \böses Erwachen geben acı gerçeğin farkına varmak;
    das wird \böse Folgen haben bunun sonu kötü olacak
    3) ( verärgert) kızgın (auf/mit -e/-e), dargın (auf/mit -e/-e);
    im B\bösen auseinandergehen kavgalı [o dargın] ayrılmak;
    ich bin ( mit) ihm [o auf ihn] \böse ona kızgınım;
    seien Sie ( mir) nicht \böse, aber... bana kızmayın ama...
    II adv kötü;
    es wird \böse enden sonu kötü olacak;
    das sieht \böse aus bu kötü görünüyor;
    er meinte es nicht \böse bunu [o onu] kötü niyetle söylemedi

    Wörterbuch Deutsch-Türkisch Kompakt > böse

  • 82 Brei

    Brei <-(e) s, -e> [braı] m
    ( für Kinder) lapa; (Kartoffel\Brei) püre; (Grieß\Brei) bulamaç;
    jdn zu \Brei schlagen ( fam) birinin pastırmasını çıkarmak;
    um den heißen \Brei herumreden ( fam) bin dereden su getirmek, sözü döndürüp dolaştırmak, sadede gelmemek;
    viele Köche verderben den \Brei ( prov) bir çöplükte iki horoz ötmez, horozu çok olan köyde sabah geç olur

    Wörterbuch Deutsch-Türkisch Kompakt > Brei

  • 83 da

    da [da:]
    I adv
    1) ( dort) orada; ( hier) burada;
    \da draußen dışarıda;
    \da kommt er işte geliyor;
    \da, wo...... bulunan yerde;
    \da drüben şurada;
    \da oben/unten orada yukarıda/aşağıda;
    gehen sie \da herum oradan gidiniz;
    \da ist/sind... orada... var;
    gibst du mir bitte mal das Buch? — \da! kitabı lütfen bana bir verir misin? — işte!
    2) ( zeitlich)
    es ist zwei Jahre her, \da haben sie die Kirche restauriert kiliseyi restore edeli iki yıl oldu;
    als ich das machte, \da war ich noch ein Kind bunu yaptığımda henüz bir çocuktum;
    \da fällt mir gerade ein, ... aklıma gelmişken...;
    von \da an ondan sonra
    3) ( in diesem Falle) bu durumda;
    \da haben Sie aber nicht Recht ama bunda haklı değilsiniz;
    und \da wagst du es noch zu kommen? ve bu durumda gelmeyi göze alıyor musun?;
    \da kannst du lange warten! ( fam) bekle yârin köşesini!, daha çok beklersin!
    4) ( vorhanden)
    \da sein olmak; ( vorrätig) bulunmak;
    es ist niemand \da burada kimse yok;
    ich bin gleich wieder \da hemen geri geliyorum;
    war Thomas gestern \da Thomas dün burada mıydı?;
    ist noch Milch \da? (biraz) daha süt var mı?;
    das stellt alles \da Gewesene in den Schatten bu, şimdiye kadar gelmiş geçmiş her şeyi gölgede bırakır;
    \da ist er işte orada
    \da sein für jdn birisi için hazır bulunmak;
    er ist immer für mich \da onun benim için her zaman vakti var
    II konj
    1) ( weil) çünkü, -diği için;
    es geht nicht, \da die Zeit nicht reicht olmaz, çünkü vakit yetmez, vakit yetmediği için olmaz, vakit yetmediğine göre olmaz
    2) ( geh) ( als, wenn)
    sehnsüchtig erwartet er die Stunde, \da sie bei ihm sein wird yanında olacağı saati hasretle [o dört gözle] bekliyor

    Wörterbuch Deutsch-Türkisch Kompakt > da

  • 84 dafür

    dafür ['da:fy:ɐ, da'fy:ɐ] adv
    1) ( für das) onun için, bunun için;
    wir haben kein Geld \dafür onun için paramız yok;
    der Grund \dafür ist, dass... onun nedeni...dir;
    ich bin \dafür ben ondan yanayım, ben buna taraftarım;
    alles spricht \dafür her şey ondan yana;
    wie lange brauchst du \dafür? o ne kadar zamanını alır?, onun için ne kadar zamana ihtiyacın var?
    in Englisch ist sie schlecht, \dafür ist sie gut in Mathematik İngilizcesi kötü, buna karşı matematiği iyi
    \dafür, dass er so klein ist, spielt er ganz gut Basketball öyle küçük olmasına bakılırsa, bayağı iyi basketbol oynuyor
    4) ( weil) çünkü;
    sie kannte sich in Grammatik aus, \dafür war sie ja Linguistin gramer hakkında bilgisi vardı, çünkü dil bilimcisiydi

    Wörterbuch Deutsch-Türkisch Kompakt > dafür

  • 85 damit

    damit ['da:mıt, da'mıt]
    I adv bununla, onunla;
    was soll ich \damit? onu ne yapayım?;
    \damit befasse ich mich nicht onunla ilgilenmiyorum [o uğraşmıyorum];
    es fing \damit an, dass er mich schlug/belog olay bana vurmasıyla/yalan söylemesiyle başladı;
    weg \damit! at onu!;
    hör \damit auf! bırak onu!;
    ich bin \damit zufrieden ondan memnunum
    II konj -sin diye, -mesi için;
    \damit du es nicht vergisst unutmayasın diye, unutmaman için, ta ki unutmayasın;
    \damit Wahlen durchgeführt werden können, ... seçimler yapılabilsin diye..., seçimlerin yapılabilmesi için...

    Wörterbuch Deutsch-Türkisch Kompakt > damit

  • 86 danach

    danach ['da:na:x, da'na:x] adv
    1) ( zeitlich) ondan sonra; ( später) sonra; ( anschließend) sonradan;
    \danach bin ich dran ondan sonra sıra bende;
    eine halbe Stunde \danach ondan yarım saat sonra
    2) ( räumlich) ona;
    ohne \danach zu schauen ona bakmadan
    3) ( dementsprechend) ona göre;
    es sieht ganz \danach aus, als ob... öyle görünüyor ki, sanki...;
    richte dich bitte \danach! lütfen ona göre hareket et!

    Wörterbuch Deutsch-Türkisch Kompakt > danach

  • 87 Dank

    Dank <- (e) s> m
    kein pl şükür, teşekkürler pl;
    besten \Dank! çok teşekkürler!;
    zum \Dank für...... için teşekkür olarak;
    jdm \Dank schulden birine minnettar kalmak, birine minnet duymak, birine şükretmek;
    ich bin Ihnen zu \Dank verpflichtet size minnettarım;
    Gott sei \Dank! Tanrı'ya şükür!, hamdolsun!

    Wörterbuch Deutsch-Türkisch Kompakt > Dank

  • 88 dankbar

    1) ( Mensch) müteşekkir, minnettar;
    ich bin Ihnen sehr \dankbar size çok minnetarım
    2) ( Aufgabe) tatmin edici
    3) ( fam) ( strapazierfähig) dayanıklı

    Wörterbuch Deutsch-Türkisch Kompakt > dankbar

  • 89 darauf

    darauf ['da:raʊf, da'raʊf] adv
    1) ( räumlich) üzerinde;
    im Zimmer stand ein Tisch, \darauf lagen Bücher odada bir masa duruyordu, üzerinde kitaplar vardı
    2) ( zeitlich) sonra; ( danach) ondan sonra, bundan sonra;
    bald \darauf kısa bir zaman sonra;
    am \darauf folgenden Tag ertesi günü;
    eine Woche \darauf bir hafta sonra;
    \darauf sagte er... ondan sonra... dedi
    3) ( auf dieses)
    \darauf freue ich mich schon buna şimdiden sevindim;
    \darauf steht Gefängnis bunun cezası hapistir;
    ich bin stolz \darauf ondan gurur duyuyorum;
    Sie können sich \darauf verlassen ona güvenebilirsiniz;
    das kommt \darauf an bu, duruma bakar;
    lasst uns \darauf anstoßen bunun şerefine kadehleri tokuşturalım

    Wörterbuch Deutsch-Türkisch Kompakt > darauf

  • 90 darüber

    darüber ['da:rybɐ, da'ry:bɐ] adv
    1) ( räumlich) onun üstünde, onun üzerinde;
    die Wohnung \darüber steht leer onun üstündeki daire boş
    2) ( mehr) daha fazla;
    \darüber hinaus möchte ich noch Folgendes bemerken ayrıca şunu da söylemek isterim;
    ich bin \darüber hinaus ( fam) bu artık beni ilgilendirmiyor
    3) ( zeitlich) üzerinden;
    \darüber verging die Zeit üzerinden zaman geçti
    \darüber weiß ich Bescheid ondan haberim var;
    er hat sich \darüber beschwert ondan yakındı;
    \darüber lasse ich mir keine grauen Haare wachsen ondan yana hiç tasa çekmem;
    \darüber nachdenken üzerinde düşünmek

    Wörterbuch Deutsch-Türkisch Kompakt > darüber

  • 91 davon

    davon ['da:fɔn, da'fɔn] adv
    1) ( räumlich)
    nicht weit \davon oradan uzakta değil;
    einige Meter \davon entfernt oraya birkaç metre uzakta;
    links/rechts \davon onun solunda/sağında;
    er ist auf und \davon ( fam) toz oldu, tüydü, kirişi kırdı
    2) ( Anteil)
    die Hälfte \davon onun yarısı;
    genug \davon! bu kadarı yeter!
    3) ( damit)
    \davon kann man eine Suppe kochen onunla bir çorba yapılabilir
    hast du dich \davon erholt? ondan kendini toparladın mı?;
    das hängt \davon ab, ob er kommt bu onun gelip gelmemesine bağlıdır;
    was habe ich denn \davon? bundan bana ne?;
    wir können \davon ausgehen, dass......den yola çıkabiliriz;
    jdn \davon abhalten, etw zu tun bir kimseyi bir şey yapmaktan alıkoymak;
    \davon Abstand nehmen, etw zu tun ( geh) bir şeyi yapmaktan caymak [o vazgeçmek]
    5) ( dadurch)
    \davon kannst du krank werden ondan hastalanabilirsin;
    ich bin \davon aufgewacht ondan uyandım

    Wörterbuch Deutsch-Türkisch Kompakt > davon

  • 92 desinteressiert

    desinteressiert ['dɛsʔıntərɛsi:ɐt] adj
    meraksız (an/für -e/-e), ilgisiz (an/für -e/-e);
    ich bin an dieser Sache völlig \desinteressiert ben bu işe hiç meraklı değilim, benim bu işe hiç merakım yok

    Wörterbuch Deutsch-Türkisch Kompakt > desinteressiert

  • 93 Dieb

    Dieb(in) <-(e) s, -e; -nen> [di:p, 'di:bın] m(f)
    hırsız;
    haltet den \Dieb! tutun hırsızı!

    Wörterbuch Deutsch-Türkisch Kompakt > Dieb

  • 94 doppelt

    doppelt ['dɔpəlt]
    I adj çifte;
    \doppelte Staatsangehörigkeit çifte vatandaşlık;
    in \doppelter Ausführung iki nüsha olarak;
    ich bin \doppelt so alt wie Hans ben Hans'tan iki kat yaşlıyım;
    auf das D\doppelte steigen iki katına [o misline] çıkmak;
    um das D\doppelte erhöhen iki katına [o misline] çıkarmak;
    ein \doppeltes Spiel treiben ( fig) ikili oynamak
    II adv;
    die Briefmarke habe ich \doppelt bende o puldan iki tane var;
    \doppelt so viel iki misli;
    \doppelt sehen çift görmek, iki görmek, çatal görmek;
    alles \doppelt und dreifach sagen müssen her şeyi iki üç kere tekrarlamak zorunda kalmak

    Wörterbuch Deutsch-Türkisch Kompakt > doppelt

  • 95 dran

    dran [dran] adv
    ( fam)
    du bist \dran sıra sende;
    jetzt ist er \dran şimdi sıra onda;
    sind Sie noch \dran? ( Telefon) hâlâ hatta mısınız?;
    er ist schlecht/gut \dran durumu kötü/iyi;
    früh/spät \dran sein sırası erken/geç gelmek;
    ich bin spät \dran geç kaldım;
    da ist was \dran bunda bir iş var;
    an dem Radio ist alles \dran, was man braucht radyoda ne ararsan var; s. a. daran

    Wörterbuch Deutsch-Türkisch Kompakt > dran

  • 96 dreitausend

    dreitausend ['-'--] adj
    inv üç bin; s. a. achttausend

    Wörterbuch Deutsch-Türkisch Kompakt > dreitausend

  • 97 durch

    durch [dʊrç]
    1) ( örtlich) -den;
    \durch eine Straße gehen bir sokaktan geçmek;
    \durch das Fenster schauen pencereden bakmak
    2) ( mittels) ile;
    \durch Zufall kazara, tesadüfen
    3) ( infolge von) -den (dolayı), yüzünden;
    \durch das viele Rauchen çok sigara içmekten;
    \durch den Unfall wurde der gesamte Verkehr lahmgelegt kazadan dolayı bütün trafik felce uğradı
    4) ( zeitlich) boyunca;
    die ganze Nacht \durch bütün gece boyunca
    5) a. math ( teilen) -e;
    \durch drei teilen üçe bölmek
    6) ( Agens) ile, -yle;
    das Fahrzeug wird \durch Motoren getrieben taşıt motor gücüyle hareket eder
    II adv ( fam)
    es ist schon drei Uhr \durch saat üçü geçti bile;
    der Zug ist gerade \durch tren şu anda geçti;
    das Fleisch ist \durch et pişmiş;
    ich hab das Buch \durch kitabı bitirdim;
    die Sohle ist \durch (ayakkabının) tabanı delindi;
    \durch und \durch tamamen, her bakımdan, sapına kadar; ( bis ins Innerste) iliğine kadar, iliklerine kadar;
    ich bin \durch und \durch nass iliğime kadar ıslandım

    Wörterbuch Deutsch-Türkisch Kompakt > durch

  • 98 durchnässen

    durchnässen*
    vt sırılsıklam etmek;
    ich bin völlig durchnässt sırılsıklam oldum, su içinde kaldım

    Wörterbuch Deutsch-Türkisch Kompakt > durchnässen

  • 99 durchschwitzen

    durch|schwitzen
    vt tere bulamak, ter içinde bırakmak;
    ich bin ganz durchgeschwitzt kan ter içinde kaldım

    Wörterbuch Deutsch-Türkisch Kompakt > durchschwitzen

  • 100 Eile

    Eile ['aılə] f
    kein pl ( Hast) acele; ( Dringlichkeit) acele, ivecenlik;
    in \Eile sein acelesi olmak;
    ich bin in \Eile acelem var;
    das hat keine \Eile bunun acelesi yok;
    in aller \Eile acele acele, çabuk çabuk;
    \Eile mit Weile ( prov) acele işe şeytan karışır

    Wörterbuch Deutsch-Türkisch Kompakt > Eile

См. также в других словарях:

  • bin — bin·aural; bin·auricular; bin·di eye; bin·dle; bin·gee; bin·io·dide; bin·man; bin·na; bin·ny; bin·oculate; bin·oc·u·lus; bin·o·kid; bin·ovular; bin·oxalate; bin·oxide; bin·tang·or; bin·tu·rong; bob·bin; ca·bin·da; can·na·bin; car·a·bin;… …   English syllables

  • Bin — Cette page d’homonymie répertorie les différents sujets et articles partageant un même nom. {{{image}}}   Sigles d une seule lettre   Sigles de deux lettres > Sigles de trois lettres …   Wikipédia en Français

  • bin — /bin/, n., v., binned, binning. n. 1. a box or enclosed place for storing grain, coal, or the like. v.t. 2. to store in a bin. [bef. 950; ME binne, OE binn(e) crib, perh. < Celt; cf. Welsh benn cart] * * * (as used in expressions) bin Laden Osama …   Universalium

  • Bin — Bin, n. [OE. binne, AS. binn manager, crib; perh. akin to D. ben, benne, basket, and to L. benna a kind of carriage ( a Gallic word), W. benn, men, wain, cart.] A box, frame, crib, or inclosed place, used as a receptacle for any commodity; as, a… …   The Collaborative International Dictionary of English

  • Bin — Bin: /bin .bin См. также Бин …   Википедия

  • Bin — Bin, v. t. [imp. & p. p. {Binned}; p. pr. & vb. n. {Binning}.] To put into a bin; as, to bin wine. [1913 Webster] …   The Collaborative International Dictionary of English

  • bin — Vunr std. (8. Jh.), mhd. bin, ahd. bim, as. bium, afr. bim Stammwort. Die Formen des Verbums sein sind nicht nur suppletiv (s. ist, sein2 und Wesen für die unvermischten Formen), sondern teilweise auch aus verschiedenen Grundlagen verschmolzen: 1 …   Etymologisches Wörterbuch der deutschen sprache

  • Binə — may refer to: *Binə, Baku, Azerbaijan *Binə, Khojavend, Azerbaijan …   Wikipedia

  • bin — biñ interj. verksmo garsui žymėti: Vienas biñ, kitas biñ – ir paleido visi vaikai dūdas (pradėjo verkti) Kp …   Dictionary of the Lithuanian Language

  • bin — short for waste bin, has given rise in BrE to a transitive verb to bin, meaning ‘to throw away’ or (figuratively) ‘to reject’: • Who remembers the kind of middle class good behaviour, thrift and modesty that have been binned along with Bromo, the …   Modern English usage

  • bin — [bin] n. [ME < OE, manger, crib < Celt, as in Welsh benn, cart, orig., cart with woven wicker body < IE base * bhendh : see BIND] a box or other receptacle, or an enclosed space, esp. for storing foods or other articles for a time vt.… …   English World dictionary

Поделиться ссылкой на выделенное

Прямая ссылка:
Нажмите правой клавишей мыши и выберите «Копировать ссылку»