-
81 böse
böse ['bø:zə]I adj2) ( unangenehm) tatsız, kötü, fena;ein \böses Erwachen geben acı gerçeğin farkına varmak;das wird \böse Folgen haben bunun sonu kötü olacak3) ( verärgert) kızgın (auf/mit -e/-e), dargın (auf/mit -e/-e);im B\bösen auseinandergehen kavgalı [o dargın] ayrılmak;II adv kötü;es wird \böse enden sonu kötü olacak;das sieht \böse aus bu kötü görünüyor;er meinte es nicht \böse bunu [o onu] kötü niyetle söylemedi -
82 Brei
Brei <-(e) s, -e> [braı] m( für Kinder) lapa; (Kartoffel\Brei) püre; (Grieß\Brei) bulamaç;jdn zu \Brei schlagen ( fam) birinin pastırmasını çıkarmak;um den heißen \Brei herumreden ( fam) bin dereden su getirmek, sözü döndürüp dolaştırmak, sadede gelmemek;viele Köche verderben den \Brei ( prov) bir çöplükte iki horoz ötmez, horozu çok olan köyde sabah geç olur -
83 da
da [da:]I adv\da draußen dışarıda;\da kommt er işte geliyor;\da, wo...... bulunan yerde;\da drüben şurada;\da oben/unten orada yukarıda/aşağıda;gehen sie \da herum oradan gidiniz;\da ist/sind... orada... var;gibst du mir bitte mal das Buch? — \da! kitabı lütfen bana bir verir misin? — işte!2) ( zeitlich)es ist zwei Jahre her, \da haben sie die Kirche restauriert kiliseyi restore edeli iki yıl oldu;als ich das machte, \da war ich noch ein Kind bunu yaptığımda henüz bir çocuktum;\da fällt mir gerade ein, ... aklıma gelmişken...;von \da an ondan sonra3) ( in diesem Falle) bu durumda;\da haben Sie aber nicht Recht ama bunda haklı değilsiniz;und \da wagst du es noch zu kommen? ve bu durumda gelmeyi göze alıyor musun?;\da kannst du lange warten! ( fam) bekle yârin köşesini!, daha çok beklersin!4) ( vorhanden)\da sein olmak; ( vorrätig) bulunmak;es ist niemand \da burada kimse yok;ich bin gleich wieder \da hemen geri geliyorum;war Thomas gestern \da Thomas dün burada mıydı?;ist noch Milch \da? (biraz) daha süt var mı?;das stellt alles \da Gewesene in den Schatten bu, şimdiye kadar gelmiş geçmiş her şeyi gölgede bırakır;\da ist er işte orada5) ( zur Verfügung)\da sein für jdn birisi için hazır bulunmak;er ist immer für mich \da onun benim için her zaman vakti varII konj1) ( weil) çünkü, -diği için;es geht nicht, \da die Zeit nicht reicht olmaz, çünkü vakit yetmez, vakit yetmediği için olmaz, vakit yetmediğine göre olmazsehnsüchtig erwartet er die Stunde, \da sie bei ihm sein wird yanında olacağı saati hasretle [o dört gözle] bekliyor -
84 dafür
1) ( für das) onun için, bunun için;wir haben kein Geld \dafür onun için paramız yok;der Grund \dafür ist, dass... onun nedeni...dir;ich bin \dafür ben ondan yanayım, ben buna taraftarım;alles spricht \dafür her şey ondan yana;wie lange brauchst du \dafür? o ne kadar zamanını alır?, onun için ne kadar zamana ihtiyacın var?2) ( zum Ausgleich)in Englisch ist sie schlecht, \dafür ist sie gut in Mathematik İngilizcesi kötü, buna karşı matematiği iyi3) ( in Hinblick darauf)\dafür, dass er so klein ist, spielt er ganz gut Basketball öyle küçük olmasına bakılırsa, bayağı iyi basketbol oynuyor4) ( weil) çünkü;sie kannte sich in Grammatik aus, \dafür war sie ja Linguistin gramer hakkında bilgisi vardı, çünkü dil bilimcisiydi -
85 damit
damit ['da:mıt, da'mıt]I adv bununla, onunla;was soll ich \damit? onu ne yapayım?;\damit befasse ich mich nicht onunla ilgilenmiyorum [o uğraşmıyorum];es fing \damit an, dass er mich schlug/belog olay bana vurmasıyla/yalan söylemesiyle başladı;weg \damit! at onu!;hör \damit auf! bırak onu!;ich bin \damit zufrieden ondan memnunumII konj -sin diye, -mesi için;\damit du es nicht vergisst unutmayasın diye, unutmaman için, ta ki unutmayasın;\damit Wahlen durchgeführt werden können, ... seçimler yapılabilsin diye..., seçimlerin yapılabilmesi için... -
86 danach
\danach bin ich dran ondan sonra sıra bende;eine halbe Stunde \danach ondan yarım saat sonra2) ( räumlich) ona;ohne \danach zu schauen ona bakmadan3) ( dementsprechend) ona göre;es sieht ganz \danach aus, als ob... öyle görünüyor ki, sanki...;richte dich bitte \danach! lütfen ona göre hareket et! -
87 Dank
kein pl şükür, teşekkürler pl;besten \Dank! çok teşekkürler!;zum \Dank für...... için teşekkür olarak;jdm \Dank schulden birine minnettar kalmak, birine minnet duymak, birine şükretmek;ich bin Ihnen zu \Dank verpflichtet size minnettarım;Gott sei \Dank! Tanrı'ya şükür!, hamdolsun! -
88 dankbar
-
89 darauf
1) ( räumlich) üzerinde;im Zimmer stand ein Tisch, \darauf lagen Bücher odada bir masa duruyordu, üzerinde kitaplar vardıbald \darauf kısa bir zaman sonra;am \darauf folgenden Tag ertesi günü;eine Woche \darauf bir hafta sonra;\darauf sagte er... ondan sonra... dedi3) ( auf dieses)\darauf freue ich mich schon buna şimdiden sevindim;\darauf steht Gefängnis bunun cezası hapistir;ich bin stolz \darauf ondan gurur duyuyorum;Sie können sich \darauf verlassen ona güvenebilirsiniz;das kommt \darauf an bu, duruma bakar;lasst uns \darauf anstoßen bunun şerefine kadehleri tokuşturalım -
90 darüber
1) ( räumlich) onun üstünde, onun üzerinde;die Wohnung \darüber steht leer onun üstündeki daire boş2) ( mehr) daha fazla;\darüber hinaus möchte ich noch Folgendes bemerken ayrıca şunu da söylemek isterim;ich bin \darüber hinaus ( fam) bu artık beni ilgilendirmiyor3) ( zeitlich) üzerinden;\darüber verging die Zeit üzerinden zaman geçti4) ( über eine Angelegenheit)\darüber weiß ich Bescheid ondan haberim var;er hat sich \darüber beschwert ondan yakındı;\darüber lasse ich mir keine grauen Haare wachsen ondan yana hiç tasa çekmem;\darüber nachdenken üzerinde düşünmek -
91 davon
1) ( räumlich)nicht weit \davon oradan uzakta değil;einige Meter \davon entfernt oraya birkaç metre uzakta;links/rechts \davon onun solunda/sağında;er ist auf und \davon ( fam) toz oldu, tüydü, kirişi kırdı2) ( Anteil)die Hälfte \davon onun yarısı;genug \davon! bu kadarı yeter!3) ( damit)\davon kann man eine Suppe kochen onunla bir çorba yapılabilir4) ( Angelegenheit)hast du dich \davon erholt? ondan kendini toparladın mı?;das hängt \davon ab, ob er kommt bu onun gelip gelmemesine bağlıdır;was habe ich denn \davon? bundan bana ne?;wir können \davon ausgehen, dass......den yola çıkabiliriz;jdn \davon abhalten, etw zu tun bir kimseyi bir şey yapmaktan alıkoymak;\davon Abstand nehmen, etw zu tun ( geh) bir şeyi yapmaktan caymak [o vazgeçmek]5) ( dadurch)\davon kannst du krank werden ondan hastalanabilirsin;ich bin \davon aufgewacht ondan uyandım -
92 desinteressiert
desinteressiert ['dɛsʔıntərɛsi:ɐt] adjmeraksız (an/für -e/-e), ilgisiz (an/für -e/-e);ich bin an dieser Sache völlig \desinteressiert ben bu işe hiç meraklı değilim, benim bu işe hiç merakım yok -
93 Dieb
-
94 doppelt
doppelt ['dɔpəlt]I adj çifte;\doppelte Staatsangehörigkeit çifte vatandaşlık;in \doppelter Ausführung iki nüsha olarak;ich bin \doppelt so alt wie Hans ben Hans'tan iki kat yaşlıyım;auf das D\doppelte steigen iki katına [o misline] çıkmak;um das D\doppelte erhöhen iki katına [o misline] çıkarmak;ein \doppeltes Spiel treiben ( fig) ikili oynamakII adv;die Briefmarke habe ich \doppelt bende o puldan iki tane var;\doppelt so viel iki misli;\doppelt sehen çift görmek, iki görmek, çatal görmek;alles \doppelt und dreifach sagen müssen her şeyi iki üç kere tekrarlamak zorunda kalmak -
95 dran
( fam)du bist \dran sıra sende;jetzt ist er \dran şimdi sıra onda;sind Sie noch \dran? ( Telefon) hâlâ hatta mısınız?;er ist schlecht/gut \dran durumu kötü/iyi;früh/spät \dran sein sırası erken/geç gelmek;ich bin spät \dran geç kaldım;da ist was \dran bunda bir iş var;an dem Radio ist alles \dran, was man braucht radyoda ne ararsan var; s. a. daran -
96 dreitausend
dreitausend ['-'--] adjinv üç bin; s. a. achttausend -
97 durch
durch [dʊrç]I präp1) ( örtlich) -den;\durch eine Straße gehen bir sokaktan geçmek;\durch das Fenster schauen pencereden bakmak2) ( mittels) ile;\durch Zufall kazara, tesadüfen3) ( infolge von) -den (dolayı), yüzünden;\durch das viele Rauchen çok sigara içmekten;\durch den Unfall wurde der gesamte Verkehr lahmgelegt kazadan dolayı bütün trafik felce uğradı4) ( zeitlich) boyunca;die ganze Nacht \durch bütün gece boyunca\durch drei teilen üçe bölmek6) ( Agens) ile, -yle;das Fahrzeug wird \durch Motoren getrieben taşıt motor gücüyle hareket ederes ist schon drei Uhr \durch saat üçü geçti bile;der Zug ist gerade \durch tren şu anda geçti;das Fleisch ist \durch et pişmiş;ich hab das Buch \durch kitabı bitirdim;die Sohle ist \durch (ayakkabının) tabanı delindi;\durch und \durch tamamen, her bakımdan, sapına kadar; ( bis ins Innerste) iliğine kadar, iliklerine kadar;ich bin \durch und \durch nass iliğime kadar ıslandım -
98 durchnässen
-
99 durchschwitzen
durch|schwitzenvt tere bulamak, ter içinde bırakmak;ich bin ganz durchgeschwitzt kan ter içinde kaldım -
100 Eile
См. также в других словарях:
bin — bin·aural; bin·auricular; bin·di eye; bin·dle; bin·gee; bin·io·dide; bin·man; bin·na; bin·ny; bin·oculate; bin·oc·u·lus; bin·o·kid; bin·ovular; bin·oxalate; bin·oxide; bin·tang·or; bin·tu·rong; bob·bin; ca·bin·da; can·na·bin; car·a·bin;… … English syllables
Bin — Cette page d’homonymie répertorie les différents sujets et articles partageant un même nom. {{{image}}} Sigles d une seule lettre Sigles de deux lettres > Sigles de trois lettres … Wikipédia en Français
bin — /bin/, n., v., binned, binning. n. 1. a box or enclosed place for storing grain, coal, or the like. v.t. 2. to store in a bin. [bef. 950; ME binne, OE binn(e) crib, perh. < Celt; cf. Welsh benn cart] * * * (as used in expressions) bin Laden Osama … Universalium
Bin — Bin, n. [OE. binne, AS. binn manager, crib; perh. akin to D. ben, benne, basket, and to L. benna a kind of carriage ( a Gallic word), W. benn, men, wain, cart.] A box, frame, crib, or inclosed place, used as a receptacle for any commodity; as, a… … The Collaborative International Dictionary of English
Bin — Bin: /bin .bin См. также Бин … Википедия
Bin — Bin, v. t. [imp. & p. p. {Binned}; p. pr. & vb. n. {Binning}.] To put into a bin; as, to bin wine. [1913 Webster] … The Collaborative International Dictionary of English
bin — Vunr std. (8. Jh.), mhd. bin, ahd. bim, as. bium, afr. bim Stammwort. Die Formen des Verbums sein sind nicht nur suppletiv (s. ist, sein2 und Wesen für die unvermischten Formen), sondern teilweise auch aus verschiedenen Grundlagen verschmolzen: 1 … Etymologisches Wörterbuch der deutschen sprache
Binə — may refer to: *Binə, Baku, Azerbaijan *Binə, Khojavend, Azerbaijan … Wikipedia
bin — biñ interj. verksmo garsui žymėti: Vienas biñ, kitas biñ – ir paleido visi vaikai dūdas (pradėjo verkti) Kp … Dictionary of the Lithuanian Language
bin — short for waste bin, has given rise in BrE to a transitive verb to bin, meaning ‘to throw away’ or (figuratively) ‘to reject’: • Who remembers the kind of middle class good behaviour, thrift and modesty that have been binned along with Bromo, the … Modern English usage
bin — [bin] n. [ME < OE, manger, crib < Celt, as in Welsh benn, cart, orig., cart with woven wicker body < IE base * bhendh : see BIND] a box or other receptacle, or an enclosed space, esp. for storing foods or other articles for a time vt.… … English World dictionary