-
1 ducken
-
2 ducken
ducken v/r <h>: sich ducken başını eğmek, sinmek -
3 einziehen
einziehen <unreg, -ge->1. v/t <h> içeri/geri çekmek; Geld tahsil etmek; Wand usw çekmek; MIL silah altına almak; (aus dem Verkehr ziehen) -den kaldırmak; Faden -den geçirmek; (beschlagnahmen) -e el koymak; Führerschein elinden almak;den Kopf einziehen sinmek2. v/i <sn> in Haus usw -e taşınmak; Flüssigkeit girmek;ins Parlament einziehen parlamentoya girmek -
4 verkriechen
verkriechen v/r <unreg, o -ge-, h>: sich verkriechen sinmek, saklanmak -
5 abfärben
-
6 dringen
dringen <dringt, drang, gedrungen> ['drıŋən]vi1) sein;durch etw \dringen bir şeyin içinden geçmek;in etw \dringen bir şeyin içine geçmek, bir şeye işlemek; ( Pfeil) bir şeye saplanmak;in jdn \dringen birine sinmek;bis zu etw \dringen bir şeye kadar gelmek;der Lärm drang bis zu uns gürültü bize kadar duyuldu;an die Öffentlichkeit \dringen açığa çıkmak;es dringt mir durchs Herz ( fig) yüreğime işledi2) ( verlangen)auf etw \dringen bir şeyde direnmek -
7 kauern
-
8 setzen
setzen ['zɛtsən]I vtetw auf die Tagesordnung/in die Zeitung \setzen bir şeyi gündeme/gazeteye koymak;etw an den Mund \setzen bir şeyi ağzına koymak;ein Kind in die Welt \setzen ( fam) dünyaya bir çocuk getirmek2) ( Pflanze) dikmek5) typo dizmekgleich setzt es was! ( fam) şimdi bir tane yersin!II vrsich \setzen1) ( Person) oturmak;bitte, \setzen Sie sich! lütfen oturunuz!2) ( Flüssigkeit) durulmak; ( Staub) konmak (in/auf -e/üstüne); ( Geruch) sinmek (in/auf içine/üstüne)3) ( beginnen)sich an etw \setzen bir şeyin başına oturmakIII vi1) ( im Spiel) (ortaya) koymak2) ( überqueren)über etw \setzen geçmek -
9 verkriechen
См. также в других словарях:
siñmek — sinmek, hazmedilmek; işlemek, girmek; saklanmak, sahibine sormadan bir yere girip sinmek III, 155. 391 … Divan-i Luqat-i it-Türk Dizini
sinmek — nsz, e, er 1) Kendini göstermemek için büzülmek, saklanmak, pusmak Salonda bulunan yirmiyi aşkın insan ürkmüş, sinmişti. T. Buğra 2) Korku, yılgınlık vb. sebeplerle konuşmamak, hareket etmemek veya tepki göstermemek Artık Emine nin takdirine,… … Çağatay Osmanlı Sözlük
sinmek — saklanmak, kokunun herşeyin üzerine bulaşarak kokması … Beypazari ağzindan sözcükler
yüreğine sinmek — içine sinmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
beddua sinmek — (birine) ilencin tutması yüzünden birinin işi sürekli ters gitmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
kokusu sinmek — (bir şeyin veya birinin) insan veya nesnede bir kokunun etkisi kalmak O yokken anası tarafından gönderildiğine şüphe olmayan bütün bu şeylere anasının kokusu sinmişti. Y. K. Karaosmanoğlu … Çağatay Osmanlı Sözlük
köşeye sinmek — kimsenin görmeyeceği bir yere saklanmak, gizlenmek, sesi çıkmaz olmak En militan muhaliflere kadar hepsi bir köşeye sinmedi mi? Y. K. Karaosmanoğlu … Çağatay Osmanlı Sözlük
içine sinmek — 1) isteğince olduğu için huzur ve mutluluk duymak Uykusundan esneye gerine çıkar, içine sinmiş rüyalardan hafif hafif sıyrılırdı. A. Ş. Hisar 2) içi rahat etmek Düğünümde bulunmazsan gelinliğim içime sinmeyecek, diyor. R. N. Güntekin … Çağatay Osmanlı Sözlük
pısmak — sinmek … Beypazari ağzindan sözcükler
NUZUB (NAZAB) — Sinmek. * Iraklık, uzaklık. * Suyun, toprak tarafından emilmesi … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
TEHENNÜ' — Sinmek. * Alışmak … Yeni Lügat Türkçe Sözlük