-
1 Anhalt
Anhalt <-(e) s, (-e) > m(\Anhaltspunkt) dayanak, ipucu;jdm einen \Anhalt gewähren birine bir ipucu vermek;ich habe keinen \Anhalt dafür, dass...... olduğuna dair hiçbir dayanağım yok -
2 Hinweis
Hinweis <-es, -e> ['hınvaıs] mgestatten Sie mir einen \Hinweis auf...?... hakkında ayrıntılı bilgi vermeme müsaade eder misiniz?2) ((An) zeichen) işaret3) ( Anhaltspunkt) ipucu;es gibt nicht den geringsten \Hinweis dafür, dass......e dair en ufak bir ipucu yoktur -
3 Tip
jdm einen \Tip geben birine ipucu vermek2) sport bahis -
4 Anhaltspunkt
Anhaltspunkt m ipucu, dayanak -
5 Gedächtnishilfe
Gedächtnishilfe f (-i hatırlamak için) ipucu -
6 Hinweis
Hinweis m <Hinweises; Hinweise> bilgi, ima; (Anzeichen) işaret, ipucu;sachdienliche Hinweise -in aydınlatılmasına yardımcı olacak ipuçları -
7 Indiz
Indiz n <Indizes; Indizien [-tsĭən]> gösterge, belirti, işaret; ipucu -
8 Tipp
Tipp m <Tipps; Tipps> ipucu; (Rat) öğüt, akıl; (Andeutung) ima; (Wetttipp) tahmin; an Polizei ihbar -
9 Anhaltspunkt
dayanak (noktası); ( Indiz) ipucu -
10 Dunkel
Dunkel <-s> ntkein pl (a. fig) karanlık;im \Dunkeln karanlıkta;im D\Dunkeln tappen ( fig) ( keinen Anhaltspunkt haben) ipucu bulamamak;etw liegt noch im \Dunkeln bir şey hâlâ karanlıkta kalmak -
11 finster
das scheint eine \finstere Angelegenheit zu sein ( fig) bu karanlık bir işe benziyor;jdm \finstere Blicke zuwerfen birine kötü kötü bakmak;\finstere Wege gehen ( fig) karanlık işler çevirmek, kötü yola sapmak;es sieht \finster aus durum karanlık görünüyor;im F\finstern tappen ipucu bulamamak2) ( anrüchig) adı (kötüye) çıkmış3) ( mürrisch) somurtkan -
12 Indiz
-
13 tappen
-
14 Verdachtsmoment
Verdachtsmoment <-(e) s, -e> nt
См. также в других словарях:
ipucu — is. İnsanı aradığı gerçeğe ulaştırabilecek iz, emare Elimizde tek ipucu elbisesini diken terzi. A. İlhan Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller ipucu vermek … Çağatay Osmanlı Sözlük
İPUCU — Mc: Emare, işaret, alâmet, delil, vesika … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
ipucu vermek — aranılan gerçeğe ulaştırabilecek şeyle ilgili, onu bulmaya yarayan bilgi vermek … Çağatay Osmanlı Sözlük
karine — ipucu; belirti; bilinen bir olgudan bilinmeyen bir olgunun (sonucun) çıkarılması; aksi isbatlanana kadar kabul edilen … Hukuk Sözlüğü
Mazhar Alanson — For other people named Mazhar, see Mazhar (disambiguation). Mahmut Mazhar Alanson (February 13, 1950) is a Turkish musician, guitarist, member of the popular Turkish pop music band MFÖ and an actor. Contents 1 Ear … Wikipedia
Özkan Uğur — Born October 17, 1953 (1953 10 17) (age 58) Istanbul, Turkey Genres Pop Occupations Musician, film actor Instruments … Wikipedia
emare — is., esk., Ar. emāre Belirti, iz, ipucu Fakat hepsinin yüzünde korku ve endişe emarelerini ayan beyan görmüştüm. Y. K. Karaosmanoğlu … Çağatay Osmanlı Sözlük
ip — is. 1) İplik Tavandan ip yumakları, urganlar, gemici fenerleri sarkardı. N. Cumalı 2) mec. Asarak öldürme cezası Birleşik Sözler ip cambazı ip iskelesi ip merdiven ip torba ipucu … Çağatay Osmanlı Sözlük
iz — is. 1) Bir şeyin geçtiği veya önce bulunduğu yerde bıraktığı belirti, nişan, alamet, emare Nihayet bir dönemeçte izlerin sahibini gördüm. S. F. Abasıyanık 2) Bir şeyin dokunmasıyla geride kalan belirti Yüzünde birtakım diş ve tırnak izleri vardı … Çağatay Osmanlı Sözlük
karine — is., esk., Ar. ḳarīne 1) Karışık bir iş veya sorunun anlaşılmasına, çözümlenmesine yarayan durum, ipucu 2) Belirti Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller karine ile anlamak … Çağatay Osmanlı Sözlük
uç — is., cu 1) Genellikle uzun bir nesnenin incelerek biten son ve sivri noktası Bu resmin iki gözü bir makasın ucu ile oyulmuştu. A. Gündüz 2) Bir şeyin baş veya son noktası 3) Bir şeyin kenarı Kırk kişilik bir masanın bir ucunda, üç kişiyiz. R. H.… … Çağatay Osmanlı Sözlük