-
1 изделие
nesne* * *с1) ( выделка) işдома́шнего изде́лия — ev işi
2) (вещь, товар) mamul; eşya мн.гото́вые изде́лия — mamul maddeler / eşya
промы́шленные изде́лия — sınai mamuller
изде́лия из серебра́ — gümüş eşya
вышивны́е изде́лия — işlemeliler
-
2 вещь
şey,nesne* * *ж1) şey, nesne2) (вещи) мн. (имущество, багаж) eşya3) (о пьесе, книге и т. п.) eserчья э́то вещь? — муз. bu parça kimin?
4) (факт, дело) şeyудиви́тельная вещь! — şaşılacak bir şey!
••вещь в себе́ — kendinde şey
-
3 штука
tane,adet; nesne,şey; marifet* * *ж1) tane, adet (-di)пять штук я́блок — beş tane elma
по рублю́ за шту́ку — tanesi bir rubleye
2) topшту́ка шёлка — bir top ipekli
3) разг. şey; nesne ( предмет)ложь - плоха́я шту́ка — yalan kötü bir şeydir
сра́зу ста́ло я́сно, что он за шту́ка — неодобр. adamın ne mal olduğu derhal anlaşıldı
4) разг. (проделка, выходка) marifetэ́то всё его́ шту́ки — bunlar hep onun marifetidir
-
4 гниль
-
5 горечь
acılık* * *ж1) ( горький вкус) acılık, acı2) (что-л. горькое) acı şey / nesne3) ( горькое чувство) acı -
6 объект
-
7 подобие
снебольшо́е подо́бие стола́ — masaya benzer küçük bir şey / nesne, masamsı küçük bir şey
жа́лкое подо́бие рома́на — roman karikatürü
2) мат. benzerlik, benzeşim -
8 предмет
м1) nesne, cisim (- smi)он ра́нен каки́м-то тяжёлым предме́том в го́лову — başından ağır bir cisimle yaralandı
2) ( вещь) parçaпредме́ты пе́рвой необходи́мости — temel ihtiyaç maddeleri
предме́ты ро́скоши — lüks eşya
столо́вый серви́з из двадцати́ предме́тов — yirmi parçalık bir sofra takımı
из веще́й он отобра́л лишь не́сколько це́нных предме́тов — eşyalardan ancak birkaç kıymetli parçayı seçip aldı
3) врз konuпредме́т нау́чных изыска́ний — bilimsel araştırmanın konusu
стать предме́том торго́в — pazarlık konusu / malzemesi olmak
стать предме́том насме́шек — alaylara konu olmak
быть предме́том постоя́нной забо́ты — sürekli özen gösterilmek
4) ders, disiplinполучи́ть отли́чно по всем предме́там — tüm derslerden pekiyi almak
••на предме́т чего-л. — için, amacıyla
См. также в других словарях:
nesne — is. 1) Belli bir ağırlığı ve hacmi, rengi olan her türlü cansız varlık, şey, obje Ağzımıza koyduğumuz şey değil, tadını tuzunu bildiğimiz nesne değil. S. M. Alus 2) dbl. Geçişli fiili bütünleyen yalın veya belirtme durumunda bulunan tümleç Ali… … Çağatay Osmanlı Sözlük
NESNE — şey, herhangi bir şey … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
nesne öbeği — is., dbl. Nesneyle ilgili olarak kullanılan kelimelerin bütünü Bir adam, yan taraftaki geniş kapının iki kanadını açtı … Çağatay Osmanlı Sözlük
belirtili nesne — is., dbl. Belirtme durumundaki nesne, sarih meful … Çağatay Osmanlı Sözlük
belirtisiz nesne — is., dbl. Yalın durumdaki nesne … Çağatay Osmanlı Sözlük
ortak nesne — is., dbl. Birden çok yüklemin bağlı bulunduğu nesne Postacı adresi buldu ama bize bildirmedi. cümlesinde adresi ortak nesnedir … Çağatay Osmanlı Sözlük
belirli nesne — is., dbl. Belirtme durumu ekini almış, geçişli fiil durumunda olan yüklemle ilgili kelime veya kelime grubu … Çağatay Osmanlı Sözlük
neñ — nesne, şey, mal 12, 13, 14, 15, 31, 34, 50, 53, 84, 98, 126, 140, 143, 145, 147,157, 159, 162, 164, 169, 170, 177 … Divan-i Luqat-i it-Türk Dizini
MİLKED — Nesne dövecek âlet … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
ŞEY' — Nesne, şey. * İstemek, dilemek … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
tel — 1. is. 1) Türlü metallerden yapılmış, kopmaya karşı bir direnç gösteren ince uzun nesne Gelin teli. Telgraf teli. 2) sf. Bu nesneden yapılmış veya bu nesne biçiminde olan Tel kafes. Tel çivi. 3) Tencere, çaydanlık vb.ni ovarak temizlemek için… … Çağatay Osmanlı Sözlük