-
1 bitte
lütfen;Entschuldigung! — \bitte! affedersiniz! — rica ederim!;( wie) \bitte? (nasıl) efendim?, buyur?;ja, \bitte? evet efendim?;\bitte nach Ihnen! rica ederim, önce siz buyurun!;zahlen \bitte! hesabı lütfen!;na \bitte! al işte!;\bitte, wie du willst rica ederim, nasıl istersen -
2 bitte
bitte adv lütfen;Wunsch, Aufforderung bitte, gib mir die Zeitung bana gazeteyi verir misin?;bitte zahlen! hesabı alır mısın(ız)?, hesap lütfen!;bitte nicht! lütfen yapma(yın);bitte nicht stören! lütfen rahatsız etme(yin)!;bitte (schön)! (keine Ursache) rica ederim, bir şey değil; beim Überreichen buyrun;im Laden (was darf es sein) bitte? buyurun (ne arzu edersiniz)?;(wie) bitte? efendim?;fam na bitte! gördün mü?, demedim mi?, buyur işte! -
3 meinen
meinen v/t und v/i <h> (glauben, einer Ansicht sein) düşünmek, sanmak; (sagen wollen) demek istemek; (beabsichtigen, sprechen von) kastetmek; (sagen) söylemek;meinen Sie (wirklich)? (gerçekten) öyle mi düşünüyorsunuz?;wie meinen Sie das? bununla neyi kastediyorsunuz?;sie meinen es gut mit ihm/ihr onun hakkında iyi düşünüyorlar ( oder iyi niyetleri var);ich habe es nicht so gemeint öyle demek istememiştim;wie meinen Sie? (ne demiştiniz) efendim? -
4 was
1. interr ne;was? fam (wie bitte?) efendim?; fam (nanu!) yok ya(hu)!; fam (nicht wahr?) değil mi?; fam (warum?) niçin, ne demeye?;was machen Sie? gerade ne yapıyorsunuz?; beruflich işiniz ne?;was musste er auch lügen? niçin yalan söyledi ki?2. rel pron: was auch immer her ne -se;alles, was ich habe (brauche) benim neyim varsa (bana ne lazımsa) hepsi;ich weiß nicht, was ich tun (sagen) soll ne yapacağımı (söyleyeceğimi) bilmiyorum; …, was mich ärgerte …, ki beni kızdıran bu oldu -
5 Mann
1) erkek; ( Erwachsener) adam;ein junger/gestandener \Mann genç/kelli felli bir adam;ein \Mann, ein Wort sözünün eri;\Mann gegen \Mann kämpfen teke tek dövüşmek;\Mann über Bord! naut denize adam düştü!;alle \Mann an Deck! naut bütün eller güverteye!;der \Mann auf der Straße ( fig) sokaktaki adam;ein \Mann des Volkes halk adamı;ein gemachter \Mann sein ( fam) köşeyi dönmüş olmak;letzter \Mann son adam;etw an den \Mann bringen ( fam) bir şeyi satmak;seinen \Mann stehen kendi göbeğini kendi kesmek, kendi kanatlarıyla uçmak;von \Mann zu \Mann erkek erkeğe;mein lieber \Mann! ( fam) canım efendim!;\Mann, oh \Mann! ( fam) vay canına!;mach schnell, \Mann! ( fam) çabuk ol, be adam!;den toten \Mann machen ( fam) suyun üstünde ölü numarası yapmak2) (Ehe\Mann) koca, eş;ihr verstorbener/erster \Mann ölen/ilk kocası [o eşi] -
6 wie
wie [vi:]I adv1) (interrogativ: auf welche Art) nasıl, ne türlü; ( mit welchen Merkmalen) nasıl; ( in welchem Grad) ne derece; ( in welcher Weise) nasıl;\wie geht das? bu nasıl olur [o yapılır] ?;\wie heißt das? bunun adı nedir?;\wie bitte? efendim?;\wie das? bu da nasıl şey?;\wie kommt es, dass...? nasıl oluyor da...?;\wie geht's? nasılsın?;\wie oft? kaç defa?, ne kadar sık?;\wie viel? ne kadar?;\wie alt bist du? kaç yaşındasın?;\wie groß ist es? boyu ne kadar?;\wie teuer ist das? fiyatı ne?;\wie spät ist es? saat kaç?;\wie gefällt es dir? nasıl, hoşuna gitti mi?;\wie war's im Urlaub? iznin nasıl geçti?;\wie wäre es, wenn er auch kommt? o da gelirse nasıl olur?;\wie klug du auch immer sein magst ne kadar akıllı olursan ol;\wie auch immer her neyse;\wie dem auch sei her nasılsa, nasıl olmuşsadie Art, \wie sie spricht konuşma biçimi3) ( Ausruf)\wie schade! ne yazık!;und \wie! ( fam) hem de nasıl!das macht dir Spaß, \wie? hoşuna gidiyor, değil mi?II konj1) ( Vergleich) kadar, gibi;weiß \wie Schnee kar kadar beyaz;ich bin genauso groß \wie du ben seninle aynı boydayım, ben de senin kadar uzunum;das weißt du genauso gut \wie ich sen de bunu benim kadar iyi biliyorsun;er ist so gut \wie blind o, neredeyse kördür;\wie früher eskisi gibi;\wie immer her zamanki gibi;\wie zum Beispiel örneğin;etw \wie seine Westentasche kennen ( fam) bir şeyi avucunun içi gibi bilmekdas ist besser \wie das andere bu ötekinden (daha) iyidir3) ( sowie)einer \wie der andere biri ötekisi gibi;Frauen \wie Männer kadınlar gibi erkekler de4) ( gleichzeitig)\wie er sich umdreht, sieht er den Dieb losrennen arkasına döndüğünde hırsızın kaçtığını görür5) ( mit Objektsatz)ich sah, \wie er das Fenster öffnete pencereyi nasıl açtığını gördüm
См. также в других словарях:
efendim — ünl. 1) Bir sesleniş karşısında buradayım anlamında kullanılan bir söz Hasan! Efendim! 2) Anlaşılmayan bir sözü tekrarlatmak için söylenen bir söz Ne, ne, ne, ne dediniz efendim! 3) Karşı çıkma, paylama cümlesini pekiştirmek için söylenen bir söz … Çağatay Osmanlı Sözlük
efendim nerede, ben nerede? — ben ne diyorum, siz ne diyorsunuz anlamında kullanılan bir söz … Çağatay Osmanlı Sözlük
geç! (veya geç efendim!) — kulak asma, önem verme! anlamında kullanılan bir söz Biz ev yaptırdık ama sen bize bakma; bizim paramız vardı. Geç efendim geç; bu işler sizin gibilerin harcı değil. N. Kurşunlu … Çağatay Osmanlı Sözlük
ey — efendim buyur … Beypazari ağzindan sözcükler
Effendi — or Efendi (Arabic: أفندي Afandi ;Persian: آفندی ) (from Turkish Efendi ) is a Turkish title meaning a lord or master. [Messiri, Sawsan. Ibn Al Balad: A Concept of Egyptian Identity . Brill Publishers, 1997.… … Wikipedia
Vocabulario turco — Expresiones comunes En el idioma turco podemos encontrarnos las siguientes expresiones que se emplean profusamente en la vida diaria: ● Merhaba Hola ● Alo o efendim (respondiendo al teléfono) ● Efendim mi estimada persona (una forma educada de… … Enciclopedia Universal
sokakta bulmamak — (herhangi bir şeyi) herhangi bir şeyi değerli ve önemli bulmak Ben böyle şeye gelemem efendim... Ben canımı sokakta bulmadım efendim. R. N. Güntekin … Çağatay Osmanlı Sözlük
derdini Marko Paşaya anlat — yakınmanı dinleyecek kimse yok anlamında kullanılan bir söz Herif öylesine müzevir ki anlatılmaz efendim, anlatılmaz. İrtica yapıyor diye tutturdu mu anlat derdini Marko Paşaya efendim. R. N. Güntekin … Çağatay Osmanlı Sözlük
Bey — For other uses, see Bey (disambiguation). Bey (Ottoman Turkish: بك, Beg, Beğ) is a title for chieftain, traditionally applied to the leaders of small tribal groups. Accoding to some sources, the word Bey is of Turkish language[1][2][3] In… … Wikipedia
Abd al-Asis — Portrait Abd ul Azizs Abd ul Aziz, Abdulaziz (* 8. Februar 1830 im Topkapı Palast; † 4. Juni 1876 im Feriye Palais) war der 32. Sultan der Osmanen. Seine Herrschaftszeit fiel in die Zeit der Tanzimat Reformen. Er war der erste osmanische… … Deutsch Wikipedia
Abd ul Asis — Portrait Abd ul Azizs Abd ul Aziz, Abdulaziz (* 8. Februar 1830 im Topkapı Palast; † 4. Juni 1876 im Feriye Palais) war der 32. Sultan der Osmanen. Seine Herrschaftszeit fiel in die Zeit der Tanzimat Reformen. Er war der erste osmanische… … Deutsch Wikipedia