-
1 wandern
-
2 Gras
Gras n <Grases; Gräser> ot;fam ins Gras beißen tahtalıköyü boylamak;über etwas Gras wachsen lassen (kötü) bş-in unutulmasını beklemek -
3 beißen
beißen <beißt, biss, gebissen> ['baısən]I vi, vt1) ( zubeißen) ısırmak;in den sauren Apfel \beißen ( fig) ister istemez yapmak zorunda kalmak;ich habe mir auf die Zunge gebissen dilimi ısırdım;nichts zu \beißen haben ( fam) ağzına koyacak bir şeyi olmamak;den Letzten \beißen die Hunde ( prov) sona kalan dona kalır;der Rauch beißt in den Augen duman gözleri yakıyorIII vrsich \beißen ( fam)die Farben \beißen sich renkler uyuşmuyor -
4 enden
-
5 Galgen
-
6 Gras
2) ( Marihuana) marihuana -
7 hinfallen
hin|fallener fiel der Länge nach hin boylamasına düştü, yüzükoyun yere düştü -
8 Hölle
Hölle ['hœlə] fkein pl cehennem;die \Hölle auf Erden cehennem hayatı;in die \Hölle kommen cehennemi boylamak;es war die ( reinste) \Hölle kızılca kıyamet gibiydi;jdm das Leben zur \Hölle machen birinin hayatını zehir etmek;jdm die \Hölle heißmachen ( fam) birinin canına okumak;fahr zur \Hölle! canın cehenneme!, cehennem ol!, yüzünü şeytan görsün! -
9 Jagdgrund
-
10 Kittchen
-
11 landen
landen ['landən]vi sein1) ( Flugzeug) iniş yapmak; ( auf dem Mond) iniş yapmak; ( auf dem Wasser) iniş yapmak; ( Vogel) konmak;weich \landen yumuşak iniş yapmak2) ( Schiff) yanaşmakschließlich landeten sie im Kino en sonunda kendilerini sinemada buldular;im Gefängnis \landen hapsi boylamak;auf dem 5. Platz \landen sport beşinci olmak
См. также в других словарях:
boylamak — i 1) İstemeyerek bir yere gitme durumunda kalmak İkiniz de hapsi boylarsınız. A. İlhan 2) Batmak Kayık denizin dibini boyladı. 3) Düşmek Ayağı kaydı, yeri boyladı. 4) Yükselmek, çıkmak Fakat o dolu dizgin kırkı boylamış bir ateşle par par… … Çağatay Osmanlı Sözlük
öbür dünyayı boylamak — ahireti boylamak O rahmetli katırın yerine ben öbür dünyayı boylardım. O. C. Kaygılı … Çağatay Osmanlı Sözlük
ahireti boylamak — tkz. ölmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
tahtalıköyü boylamak — ölmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
kodesi boylamak — tutukevine girmek, hapse girmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
cehennemi boylamak — sevilmeyen bir kimse ölmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
ahiret — is., din b., Ar. āḫiret Dinî inanışa göre, insanın öldükten sonra dirilip sonsuza dek kalacağı ve Tanrı ya hesap vereceği yer, öbür dünya, öteki dünya Birleşik Sözler ahiret adamı ahiret kardeşi ahiret suali ahiret yolculuğu Atasözü, Deyim ve… … Çağatay Osmanlı Sözlük
bizimki — sf. 1) Bizim olan, bizimle ilgili olan 2) zm., tkz. Kadınların kocalarından, kocaların karılarından söz ederken kullandıkları söz Bizimki bugün yine sinirli. 3) zm., alay Yakın çevremizde olan bir kimseden söz ederken kullanılan bir söz ...… … Çağatay Osmanlı Sözlük
boylama — is. Boylamak işi … Çağatay Osmanlı Sözlük
cehennem — is., din b., Ar. cehennem 1) Dinî inanışlara göre, dünyada günah işleyenlerin öldükten sonra ceza görecekleri yer, tamu Cennet, cehennem, ahiret, ebedî hayat hayallerine bir daha dönmesine imkân yoktu. R. N. Güntekin 2) mec. Çok sıkıntılı yer… … Çağatay Osmanlı Sözlük
kodes — is., argo, Rum. Tutukevi, hapishane, karakol Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller kodese tıkmak kodesi boylamak … Çağatay Osmanlı Sözlük