-
1 aşık
aşığını burkmak sich den Knöchel verstauchen2) ( fig)biriyle \aşık atmak es mit jdm aufnehmenbiriyle \aşık atabilmek jdm das Wasser reichen könnenonunla \aşık atamazsın mit ihm kannst du dich nicht messen, du kannst ihm nicht das Wasser reichen, neben ihm kannst du dich verkriechen -
2 aynı
1) selbe(r, s), derselbe, dieselbe, dasselbe\aynı adam/ev/kapı derselbe Mann/dasselbe Haus/dieselbe Tür\aynı evde im selben Hausbiriyle \aynı görüşte olmak mit jdm derselben Ansicht sein\aynı günün akşamı am selben Abend\aynı kapıya çıkmak ( fig) auf dasselbe hinauslaufen [o herauskommen], aufs [o auf das] Gleiche hinauslaufenbu kalem seninkinin \aynıdır dieser Stift ist der gleiche wie deiner3) gleich\aynı boyda/hızda gleich groß/schnell\aynı düzeyde auf gleicher Ebene\aynı yolun yolcusu Schicksalsgefährte, -gefährtin m, fbenimle \aynı boyda er ist ebenso groß wie ichbiz \aynı yaştayız wir sind gleich alt -
3 birbiri
1) einander2) \birbiri için füreinander\birbiri için yaratılmış olmak wie geschaffen füreinander sein3) \birbirine aneinander, aufeinander\birbirine alışmak sich aneinander gewöhnen\birbirine benzemek sich ähneln\birbirine çarpmak aneinanderstoßen, aneinanderprallen, aufeinanderstoßen, aufeinanderprallenbiriyle \birbirine girmek mit jdm aneinandergeraten4) \birbirine miteinanderbiriyle birini \birbirine karıştırmak jdn mit jdm verwechselnlehimle \birbirine tutturulmus iki tel zwei durch Lötung miteinander verbundene Drähte5) \birbirini aneinander, aufeinander\birbiri düşünmek aneinander denken\birbiri izlemek aufeinander folgen\birbiri izleyen aufeinander folgend -
4 ilişki
ilişki sinsanlarla \ilişki Kontakt zu Menschendış/diplomatik \ilişkiler auswärtige/diplomatische Beziehungenbiriyle \ilişkiyi kesmek den Kontakt zu jdm abbrechen; ( fam) mit jdm Schluss machenbiriyle \ilişkiye geçmek mit jdm Kontakt aufnehmen, mit jdm in Verbindung tretenbirinin bir şeyle \ilişkisi var jd hat mit etwas zu tunbununla \ilişkin var mı? hast du damit zu tun?arkadaşça/dostça bir \ilişki ein kameradschaftliches/freundschaftliches Verhältnis -
5 paylaşmak
vt1) teilen( biriyle) bir şeyi \paylaşmak sich etw (mit jdm) teilenbiriyle aynı yazgıyı \paylaşmak mit jdm das gleiche Schicksal teilen2) birbirinin sevincini ve kederini \paylaşmak Freud und Leid miteinander teilen -
6 pazarlık
biriyle bir şey için \pazarlık etmek mit jdm um etw handeln [o feilschen]biriyle \pazarlık etmek mit jdm verhandeln, mit jdm Verhandlungen durchführen -
7 senli benli
per dubiriyle \senli benli konuşmak jdn duzenbiriyle \senli benli olmak mit jdm per du sein -
8 sizli bizli
per Siebiriyle \sizli bizli konuşmak jdn siezenbiriyle \sizli bizli olmak mit jdm per Sie sein -
9 temas
temas sbir şeye \temas etmek ( dokunmak) etw berühren, mit etw in Berührung kommen; ( sözünü etmek) etw erwähnenbiriyle \temasa geçmek Kontakt mit jdm aufnehmen, sich mit jdm in Verbindung setzenbiriyle \temasta bulunmak mit jdm in Kontakt [o Verbindung] stehen; ( cinsel ilişkide bulunmak) mit jdm sexuelle Kontakte haben -
10 yatmak
vi1) sich hinlegenuykuya \yatmak sich zum Schlafen hinlegen2) ( yatağa girmek) ins [o zu] Bett gehen3) liegenarkaüstü/yatakta \yatmak auf dem Rücken/im Bett liegenhangi hastahanede yatıyor? in welchem Krankenhaus liegt er?gemi limanda yatıyor das Schiff liegt im Hafenyatıp kalkmak ( gecelerini geçirmek) seine Nächte verbringenbiriyle yatıp kalkmak mit jdm verkehren, mit jdm Geschlechtsverkehr haben4) ( gecelemek) übernachten5) ( fam) platzen, scheitern6) ins Bett gehen (-le mit), schlafen (-le mit)7) yatıp kalkmak die Nächte verbringenbiriyle yatıp kalkmak mit jdm schlafen8) ( fam)kodeste \yatmak im Knast sitzen -
11 göbek
göbek <- ği> Nabel m; Bauch m; Zentrum n; Mittelstück n; Herz n, Mark n, Gehäuse n (einer Frucht); Generation f; Ornament n in der Mitte; (Rad)Nabe f; EL Anker m; BOT Eisbergsalat m;göbek atmak einen Bauchtanz aufführen; fig vor Freude verrückt sein;göbek bağı Nabelbinde f;göbek bağlamak einen Bauch bekommen;göbek kordonu Nabelschnur f;göbeği biriyle bağlı unzertrennlich;göbeği çatlamak sich abschuften;göbeği çıkmak einen Bauch bekommen -
12 açık açık
( saklamaksızın) (ganz) offen, öffentlich, freimütig, in aller Offenheit; ( göstere göstere) demonstrativbirine bir şeyi \açık açık söylemek jdm etw in aller Klarheit sagenbiriyle \açık açık konuşmak (ganz) offen mit jdm reden -
13 ağız ağıza
\ağız ağıza dolu olmak bis zum Rande gefüllt seinbiriyle \ağız ağıza konuşmak jdn unter vier Augen sprechen -
14 ahbaplık
Freundschaft fbiriyle \ahbaplık etmek mit jdm befreundet sein; ( arkadaşça konuşmak) mit jdm gemütlich plaudern -
15 akraba
I s Verwandte(r) f(m)yakın/uzak \akraba ein naher/entfernter Verwandteryakın \akrabalar die nahe VerwandtschaftII adj verwandt\akraba diller verwandte Sprachenbiriyle yakından \akraba olmak mit jdm nahe verwandt seinonlar ( birbiriyle) \akrabadır sie sind (miteinander) verwandt -
16 alış veriş
1) Handel m2) Einkauf m\alış veriş yapmak Einkäufe machen [o tätigen]\alış verişe gitmek einkaufen gehenbiriyle \alış verişi kesmek mit jdm endgültig fertig sein, mit jdm Schluss machenböyle işlerle hiç \alış verişim olmadı mit solchen Sachen habe ich nie etwas zu tun gehabt4) (bilgi \alış verişi) Austausch m -
17 aşk
aşk s1) Liebe fbiriyle \aşk yapmak mit jdm Liebe machen\aşka düşmek sich verlieben\aşkını etkilemek için um seiner Liebsten zu imponierenyasak \aşk verbotene Liebekumarda kaybeden \aşkta kazanır ( prov) Unglück im Spiel, Glück in der Liebe2) ( reg)\aşk etmek ( hızla vurmak) hauen; ( tokat) scheuern3) ( fam)\aşka gelmek ins Schwärmen kommen; ( coşmak) (ganz) aus dem Häuschen geraten4) \aşkına um... WillenTanrı [o Allah] \aşkına um Gottes Willen -
18 bağlantı
bağlantı sbiriyle \bağlantı kurmak mit jdm in Verbindung treten -
19 baş başa
biriyle \baş başa vererek konuşmak jdn unter vier Augen sprechensaç saça \baş başa olmak sich in den Haaren liegen -
20 bela
bela [belã:] s1) Unheil nt2) ( hak edilen ceza) gerechte Strafe\belasını bulmak seine gerechte Strafe bekommen\bela aramak Ärger suchen, Streit suchen\bela çıkarmak Streit anfangenbirine \bela kesilmek jdm Ärger machenbiriyle başı \belada olmak mit jdm Ärger habengüç \bela mit Mühe und Not, mit Ach und Krach\belalar mübareği! eine schöne Bescherung!5) birine \bela okumak jdn verfluchenbu Allah'ın \belası herif dieser verdammte Kerlbaşı \belaya girmek in Teufels Küche kommenbirinin/kendi başına \bela açmak jdm/sich eine schöne Suppe einbrockenbirinin başını \belaya sokmak jdn in Teufels Küche bringendilinin \belasını bulmak sich die Zunge verbrennen
См. также в других словарях:
göbeği (biriyle) beraber kesilmiş — göbeği (biriyle) bağlı … Çağatay Osmanlı Sözlük
göbeği (biriyle) bağlı — her zaman birlikte bulunan, birbirinden ayrılmayan kimseler için kullanılan bir söz … Çağatay Osmanlı Sözlük
merhabayı kesmek — (biriyle) biriyle ilgisini kesmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
başa çıkmak — (biriyle) güçlükler çıkaran biriyle olan işini, kendi istediği yolda sonuçlandırabilmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
alışverişi kesmek — biriyle ilgisi kalmamak … Çağatay Osmanlı Sözlük
gır gır geçmek — (biriyle) alay etmek Kendi sinema serüveniyle gır gır geçen Sadri Bey, herhâlde yaşantısını sinemaya yansıtmak isterdi. S. İleri … Çağatay Osmanlı Sözlük
jurnal etmek — biriyle ilgili olarak yetkililere kötülemek, ihbar yazısı vermek veya böyle bir bilgiyi iletmek Meğer bizimki ayda otuz lirayı hak etmek için her gün beni jurnal edermiş. Y. Z. Ortaç … Çağatay Osmanlı Sözlük
maytap geçmek — biriyle alay etmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
saraka etmek — biriyle alay etmek, eğlenmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
selamı sabahı kesmek — (biriyle) her türlü ilişkisine son vermek Onunla tamamıyla selamı sabahı kestim. Ne olursa olsun deyip adını bile artık ağzıma almaz oldum. O. C. Kaygılı … Çağatay Osmanlı Sözlük
yüzgöz olmak — biriyle gereksiz yere, aşırı derecede senli benli olmak İkisinin de bu kadar az zamanda birbirleriyle bu derece yüzgöz olmalarına şaşmamak mümkün değildi. R. N. Güntekin … Çağatay Osmanlı Sözlük