-
21 mauvais
I1 raté kötü [cœ'ty]2 défaillant kötü [cœ'ty]3 incompétent zayıf [za'jɯf]4 incorrect kötü [cœ'ty]5 kötü [cœ'ty]6 kötü [cœ'ty]II1 sentir mauvais kötü kokmak2 il fait mauvais hava kötü -
22 mauvaise
1 raté kötü [cœ'ty]2 défaillant kötü [cœ'ty]3 incompétent zayıf [za'jɯf]4 incorrect kötü [cœ'ty]5 kötü [cœ'ty]6 kötü [cœ'ty] -
23 monter
Iv i (avec l'aux. être)1 se déplacer çıkmak◊Il est monté à l'arbre. — Ağaca çıktı
2 changer de niveau yükselme◊L'eau monte. — Su yükseliyor.
3 fig artmak◊Les prix montent. — Fiyatlar artıyor.
4 monter à cheval ata binmek5 dans un véhicule bir araca binmekIIv t (avec l'aux. avoir)1 parcourir çıkmak2 transporter çıkartmak3 assembler kurmak4 augmenter yükseltmek5 organiser peşinde olmak -
24 portée
n f1 d'un animal bir hayvanın bir kerede doğan yavruları2 distance menzil [men'zil]♦ à (la) portée de erişilebilir uzaklık♦ hors de (la) portée erişilmez3 importance önem [œ'nem] -
25 porter
Iv t1 taşımak2 tenir tutmak3 soulever taşımak4 déplacer götürmek5 orienter yöneltmek, yoğunlaştırmak6 donner getirmek◊porter bonheur / malheur — uğur / uğursuzluk getirmek
7 porter plainte contre qqn birini adalete şikâyet etmekIIv i1 porter sur konusu olmak◊Le débat portait sur la justice. — Tartışma adalet konusundaydı.
2 s'entendre loin uzaktan duyulmak3 etkili olmak◊Notre pétition a porté. — Dilekçemiz etkili oldu.
-
26 prendre
Iv t1 saisir almak2 tenir -(y)a almak3 -den almak4 aller chercher gidip aramak, almak5 yerine koymak6 obtenir edinmek, ele geçirmek7 içmek, yemek [je'mec]8 nécessiter ayırmak, almak9 yakalamak10 tutmak11 yakalamak12 utiliser, faire bir şey yapmak13 prendre l'air hava almak14 prendre feu ateş almak15 prendre l'eau su almakIIv ifonctionner çalışmak -
27 relever
-
28 responsable
-
29 revers
n m1 côté ters [teɾs]2 d'un vêtement bir giysinin devriği3 le revers de la main bir elin ters yüzü4 au tennis teniste elarkası vuruş5 malheur terslik [teɾs'lic]6 le revers de la médaille fig madalyonun ters yüzü -
30 sauter
Iv i1 vers le haut atlamak2 vers le bas atlamak3 patlamak4 les plombs ont sauté sigortalar attıIIv t1 enjamber -den atlamak2 passer, manquer atlamak♦ sauter une ligne bir satırı atlamak -
31 soutenir
v t1 retenir tutmak2 ileri sürmek◊Il soutient qu'il n'a rien vu. — Hiçbir şey görmediğini ileri sürüyor.
3 fig encourager desteklemek4 fig savunmak5 soutenir le regard de qqn birinin bakışlarını gözlerini indirmeden karşılamak6 fig devant un jury bir jüri önünde bir şey savunmak -
32 tenir
Iv t1 à la main elinde tutmak2 maintenir tutmak, saklamak3 diriger iş tutmak, işletmek4 dire söylemek, demek5 tutmak6 tutmak7 apprendre de almak, sağlamak8 tiens ! / tenez ! buyrun !◊Tiens, voici ton courrier. — Buyur, işte mektupların.
IIv i1 aimer bağlı olmak◊Il tient beaucoup à elle. — Oğlan kıza çok bağlı.
2 vouloir çok istemek3 benzemek4 se maintenir kalmak5 résister dayanmak◊La tente n'a pas tenu pendant la tempête. — Çadır fırtınaya dayanamadı.
6 dans un espace clos sığmak7 être tenu à qqch -(y)e bağlı olmak8 être tenu de faire qqch -zorunda olmak9 tiens ! işte ! -
33 vif
I1 rapide canlı [ʤan'ɫɯ]2 intense kuvvetli [kuvvet'li]3 éclatant parlak [paɾ'ɫak]4 violent anı [a'nɯ]◊des paroles vives — acı, kırıcı
5 brûlé vif diri diri yakılanIIn m1 à vif eti açıkta2 avoir les nerfs à vif sinirleri çok gergin olmak3 le vif du sujet konunun canalıcı noktası -
34 à
prép ("à" suivi de "le" devient "au" ; "à" suivi de "les" devient "aux")1 COI -(y)e, -(y)a2 lieu -(y)e, -(y)a◊Il va à Paris. — Paris'e gidiyor.
3 temps -de, -da◊4 possession -(n)in◊Ce livre est à Paul. — Bu kitap Paul'un.
5 moyen ile, -(y)le◊◊aller à pied / bicyclette — yaya / bisikletle gitmek
6 manière -(y)le7 but -(y)e, -(y)a8 caractéristique -li9 rapport -de, -da -
35 côté
n m1 bord kıyı [kɯ'jɯ]2 partie taraf [ta'ɾaf]3 yön, taraf [ta'ɾaf]◊De quel côté vas-tu ? - Je vais du côté de la gare. — Ne tarafa gidiyorsun ? - Gar tarafına gidiyorum.
4 aspect yan [jan]5 de l'autre côté de öbür yan6 mettre qqch de côté bir şeyi kenara koymak◊Je t'ai mis une part de gâteau de côté. — Senin pasta payını kenara koydum.
7 d'un côté..., d'un autre côté... bir yandan, öte yandan◊D'un côté, il aimerait partir, d'un autre côté, il a peur. — Bir yandan gitmek istiyor, öte yandan korkuyor.
-
36 de
Iprép ("de" devient "d'" devant une voyelle ou un "h" muet ; de + le devient "du" et de + les devient "des")1 lieu -den2 lien -(n)in3 but -(y)iş4 matière -den5 mesure -lik6 moyen -(y)le7 cause -den8 -leyin◊partir de nuit / de bonne heure — geceleyin yola çıkmak
9 du... au... -den... -(y)e...10 par -(n)in11 -den12 -(n)in13 sıfattan sonra14 zarftan sonra◊Il y a trop de bruit. — Çok gürültü var.
IIart (de + le devient "du" et de + les devient "des")quantité nicelik bildirir◊manger de la viande / du poisson / des œufs — et yemek
◊Je ne bois pas d'alcool. — Alkollü içki içmem.
art ("de" devient "d'" devant une voyelle ou un "h" muet)pluriel de "un" sıfat önünde "un" veya "une" çoğulu -
37 faire
Iv t1 fabriquer yapmak2 mesurer ölçüm değeri◊Cette table fait deux mètres de long. — Bu masa iki metre uzunluğundadır.
◊Ça fait vingt euros. — Yirmi euro ediyor.
3 égaler eder [e'deɾ]◊Deux et deux font quatre. — İki, iki daha dört eder.
4 exécuter bir şey yapmak5 effectuer meşgul olmak◊Je ne sais pas quoi faire. — Ne yapmam gerektiğini bilmiyorum.
6 accomplir gerçekleştirmek7 avoir comme activité bir faaliyet, bir iş yapmak8 neden olmak◊Ce gâteau fait envie. — Bu pasta arzular uyandırıyor.
◊Ces vacances m'ont fait du bien. — Bu tatil bana iyi geldi.
♦ cela ne fait rien bir şey değil9 avoir comme aspect yapmak10 davranış [davɾa'nɯʃ]11 exprimer ifade etmek12 yol almak◊Nous avons déjà fait vingt kilomètres. — Şimdiden yirmi kilometre yol aldık.
IIv iyapmak, etmek◊Il a bien fait. — İyi etti.
◊Vous feriez mieux de rentrer. — Evinize dönseniz dha iyi edersiniz.
v imperszaman veya iklim gösterir◊Il fait nuit. — Gece oldu.
◊Il fait beau. — Hava güzel.
IVv auxcauser (suivi d'un inf.) neden olmak◊Fais-moi penser à lui téléphoner. — Ona telefon etmemi hatırlat.
-
38 gros
I1 large, épais büyük [by'jyc]2 corpulent şişman◊Il est devenu gros. — Şişmanladı.
3 çok [ʧok]4 grave büyük [by'jyc]5 vulgaire kaba [ka'ba]♦ un gros mot kaba bir sözIIn m fpersonne corpulente şişman1 çok [ʧok]2 en grand büyük [by'jyc]3 en grosa büyük boy◊C'est écrit en gros. — Büyük boy harflerle yazılı.
b yaklaşık [jakɫa'ʃɯk]◊Il y avait en gros deux cents personnes. — Yaklaşık iki yüz kişi vardı.
c toptan [top'tan] -
39 grosse
I1 large, épais büyük [by'jyc]2 corpulent şişman◊Il est devenu gros. — Şişmanladı.
3 çok [ʧok]4 grave büyük [by'jyc]5 vulgaire kaba [ka'ba]♦ un gros mot kaba bir sözIIn m fpersonne corpulente şişman -
40 jour
n m1 de 24 heures gün [ɟyn]♦ le jour de l'an yılbaşı günü♦ de jour en jour günden güne◊Il grandit de jour en jour. — Günden güne büyüyor.
2 journée gün [ɟyn]◊Les jours rallongent. — Günler uzuyor.
3 lumière aydınlık◊Il fait jour. — Aydınlık oldu.
4 de nos jours günümüzde5 plus tard bir gün◊Un jour, tu comprendras. — Bir gün anlayacaksın.
♦ un jour ou l'autre bir gün◊Un jour ou l'autre, il reviendra. — Bir gün geri dönecek.
6 être à jour gecikmiş işi olmamak7 mettre qqch à jour bir şeyi güncelleştirmek
См. также в других словарях:
bir — burum: (Ağdam, Bakı, Bərdə, Qazax, Şuşa, Tərtər) bir dəfə, bir qədər, bir az (“qaynamaq” feli ilə işlənir). – Qoy bir burum qaynasın, sora götü (Ağdam); – Bir burum qaynıyannan sora götürüf onu süzürsən (Şuşa) ◊ Bir çala (Qazax) – bir az, bir… … Azərbaycan dilinin dialektoloji lüğəti
bir — bir̃ (birr) interj. 1. pu, žir (kartojant nusakomas byrėjimas, riedėjimas): Bir̃ bir̃ bir̃ ir nubyrėjo visi obuoliai Kb. Bir̃ bir̃ bir̃ išbirėjo žirniai iš saujos Š. Bir bir nuo skardžio riedėjau, medeliai, girdi, riedant trakšt trakšt lūžo… … Dictionary of the Lithuanian Language
Bir Umm Fawakhir — … Deutsch Wikipedia
bir — bir·gus; bir·ken·head; bir·ke·nia; bir·lie·man; bir·ma; bir·ming·ham; bir·ne; bir·nirk; bir·rus; bir·sle; ka·bir·pan·thi; sa·bir; si·bir·ic; gam·bir; … English syllables
Bir-Hakeim — Cette page d’homonymie répertorie les différents sujets et articles partageant un même nom. Bir Hakeim est une oasis du désert de Libye, lieu de la bataille de Bir Hakeim en mai et juin 1942 au cours de laquelle la brigade française libre du… … Wikipédia en Français
Bir Bou Haouch — Ajouter une image Administration Nom algérien بئر بوحوش Pays Algerie !Algérie Wilaya … Wikipédia en Français
Bir Moghrein — بير مغرين Staat: Mauretanien Mauretanien … Deutsch Wikipedia
Bir Tawil — … Deutsch Wikipedia
Bir Mourad Raïs — Ajouter une image Administration Nom algérien بير مراد رائس Pays Algerie !Algérie … Wikipédia en Français
Bir-Hakeim (Métro De Paris) — Bir Hakeim Tour Eiffel … Wikipédia en Français
Bir-Hakeim (metro de Paris) — Bir Hakeim (métro de Paris) Bir Hakeim Tour Eiffel … Wikipédia en Français