-
21 Zeile
Zeile <-n> ['tsaılə] f1) (Text\Zeile) satır;jdm ein paar \Zeilen schreiben birine birkaç satır yazmak;neue \Zeile ( beim Diktat) satır başı;er hat das mit keiner \Zeile angedeutet bunu bir satırla bile anıştırmadı, buna bir satırla bile değinmedi;zwischen den \Zeilen lesen satırlar arasındaki imalarla okuyabilmek2) ( Reihe) sıra3) (Gedicht\Zeile) dize -
22 Vorbedacht
f.kastenf.mit - bile bile -
23 ahnen
ahnen v/t <h> sezmek;ohne zu ahnen, dass … -diğinin farkında bile olmadan;wie konnte ich ahnen, dass … -diğini nereden bileyim?;ich habe es geahnt! anlamıştım zaten! -
24 auch
auch adv da, de, dahi;ich auch ben de;ich auch nicht ben de değil vs;(sogar) ohne auch nur zu fragen sormadan etmeden;zugestehend wenn auch -se bile;so sehr ich es auch bedaure ne kadar üzülsem de;verallgemeinernd wann auch (immer) (her) ne zaman olursa olsun;wer es auch (immer) sei (her) kim olursa olsun;was er auch (immer) sagt (her) ne derse desin;verstärkend so schlimm ist es auch wieder nicht! o kadar fena da değil yani! -
25 Bohne
Bohne f <Bohne; Bohnen> fasulye;grüne Bohnen pl taze fasulye sg;weiße Bohnen pl kuru fasulye sg;fam nicht die Bohne! nah şu kadar bile değil! -
26 daran
daran adv: (an etwas) halt dich daran fest! şuna/şuraya tutun!;im Anschluss daran (bunun) (hemen) ardından;es ist etwas (nichts) daran bunda bir gerçek payı var (yok);daran ist kein wahres Wort (bunun) bir kelimesi bile doğru değil;daran stirbt man nicht (bundan) dünya yıkılmaz;das Schönste daran (bunun) en güzel tarafı;du tust gut daran zu gehen gitsen iyi olur, gitmekle iyi edersin;daran befestigen -e iliştirmek, takmak;daran denken -i unutmamak;daran glauben -e inanmak;daran glauben müssen fig telef olmak; alta gitmek;daran leiden -e tutulmuş olmak; -den çekmek;daran sterben -den ölmek -
27 denken
das kann ich mir denken tahmin ederim;das habe ich mir gedacht böyle (olacağını) düşünmüştüm;denk daran zu … -meyi unutma;jemandem zu denken geben b-ni düşündürmek;solange ich denken kann aklım ereli (beri);ich dachte mir nichts dabei aklıma kötü bir şey gelmedi;daran ist nicht zu denken dünyada olmaz;ich denke nicht daran! aklımın ucundan bile geçmez!;fam denkste! sana öyle geliyor!, nerde (o bolluk)? -
28 einmal
einmal adv bir kere/defa;einmal im Jahr yılda bir (kere/defa); (zukünftig) bir gün, günün birinde;auf einmal (plötzlich) birdenbire; (gleichzeitig) aynı zamanda da;wenn du einmal groß bist büyüdüğün zaman;es ist nun einmal so ne yapalım ki bu böyle;lasst ihn doch einmal reden! bırakın da konuşsun bir (kere)!;noch einmal bir kez/kere daha;noch einmal so … (wie) … (gibi) bir kere/tane daha;es war einmal vaktiyle; bir varmış bir yokmuş;haben Sie schon einmal ? siz hiç -diniz mi?;es schon einmal getan haben bir kere yapmış bulunmak;schon einmal dort gewesen sein oraya daha önce gitmiş olmak;erst einmal ilk önce, en başta;nicht einmal bile (değil/yok) -
29 einzig
1. adj tek, yegâne; (einzeln) tek;kein einziger … tek bir … bile (değil);das Einzige tek şey;der Einzige biricik, yegane2. adv einzig und allein sadece ve sadece;das einzig Richtige tek doğru -
30 entfernt
entfernt adj uzak;10 km entfernt 10 km uzak(lık)ta;fig weit davon entfernt sein zu (+ inf) -mekten (fersah fersah) uzak(ta) olmak;nicht im Entferntesten bir damlacık bile … değil/yok -
31 fern
1. adj uzak;der Ferne Osten Uzakdoğu2. adv uzak(ta);von fern uzaktan;es liegt mir fern zu -mek aklımın ucundan bile geçmez;fern halten v/t uzak tutmak -
32 Feuer
Feuer fangen alev almak, tutuşmak;haben Sie Feuer? ateşiniz var mı?;durchs Feuer gehen für … için kendini ateşe (bile) atmak;mit dem Feuer spielen ateşle oynamak;Feuer und Flamme sein für -e can atmak -
33 Fliege
er tut keiner Fliege was zuleide o karıncayı (bile) incitmez;zwei Fliegen mit einer Klappe schlagen bir taşla iki kuş vurmak -
34 hell
hell adj Licht aydınlık; Farbe açık; Kleid açık renkli; Klang ince, tiz; Bier sarı; fig (intelligent) uyanık, zeki;hell begeistert çok coşkulu, büyük coşkuyla;es wird schon hell ortalık aydınlanıyor bile -
35 herausbringen
herausbringen v/t <unreg, -ge-, h> çıkarmak; (veröffentlichen) a yayınlamak; piyasaya sürmek/çıkarmak; THEA sahneye koymak; fig ortaya çıkarmak;groß herausbringen -i ortaya sürmek;sie brachte kein Wort heraus gık bile diyemedi -
36 hieran
hieran adv: hieran kann man sehen, dass buradan/bundan görülebilir ki, …;hieran ist kein wahres Wort bunun bir kelimesi bile doğru değil;hieran schließt sich … an buraya … ekleniyor -
37 hören
hören <h> işitmek, duymak; (anhören) dinlemek; Radio, Musik dinlemek; gehorchen (söz) dinlemek;er hört schwer ağır işitiyor;hören auf A -in sözünü dinlemek;ich lasse von mir hören ben sana/size haber veririm;von jemandem hören b-nden haber almak;sie will nichts davon hören bunun lafını duymak bile istemiyor;hör(t) mal! dinle(yin) hele! erklärend bak(ın)!; -
38 kinderleicht
kinderleicht adj çok kolay, işten bile değil -
39 leise
1. adj sessiz, sakin; Stimme yavaş, alçak, hafif;sei(d) leise! yavaş/sessiz ol(un)!; fig zayıf, narin, cılız;ich habe nicht die leiseste Ahnung en ufak bir fikrim bile yok;das Radio leiser stellen radyonun sesini kısmak2. adv alçak sesle;leise sagen a fısıldamak -
40 links
auf links drehen tersyüz etmek;nach links sola;von links soldan;links von -in solunda;links von mir (benim) solumda;links abbiegen sola sapmak;POL links stehen sol görüşlü olmak;fam fig das mache ich mit links bu benim için işten bile değil;links liegen lassen -e yüz vermemek, -i önemsememek
См. также в других словарях:
bile — bile … Dictionnaire des rimes
bile — [ bil ] n. f. • 1539; lat. bilis 1 ♦ Liquide visqueux et amer sécrété par le foie, qui s accumule dans la vésicule biliaire d où il est déversé dans le duodénum au moment de la digestion. ⇒ chol(é) . Composants de la bile. ⇒ bilirubine, sel (sels … Encyclopédie Universelle
Bile — or gall is a bitter yellow or green alkaline fluid secreted by hepatocytes from the liver of most vertebrates. In many species, bile is stored in the gallbladder between meals and upon eating is discharged into the duodenum where the bile aids… … Wikipedia
Bile — is a yellow green fluid that is made by the liver, stored in the gallbladder and passes through the common bile duct into the duodenum where it helps digest fat. The principal components of bile are cholesterol, bile salts, and the pigment… … Medical dictionary
bile — bile; blood·mo·bile; blow·mo·bile; book·mo·bile; cin·e·mo·bile; club·mo·bile; hip·po·mo·bile; la·bile; mo·bile; nu·bile; push·mo·bile; sea·mo·bile; skate·mo·bile; ver·bile; art·mo·bile; lo·co·mo·bile; snow·mo·bile; sta·bile; … English syllables
bile — BILE. s. f. L une des humeurs du corps animal, dont la sécrétion se fait dans le foie. Bile jaune. Bile noire. Avoir la bile échauffée. Il a la bile recuite. Émouvoir la bile. Exciter la bile. Purger la bile. Être plein de bile. Il regorge de… … Dictionnaire de l'Académie Française 1798
bile — BILE. s. f. L une des quatre humeurs du corps humain. Bile jaune. bile noire. avoir la bile eschauffée. esmouvoir la bile. exciter la bile. purger la bile. plein de bile. la bile qui regorge. vapeurs de bile. degorgement de bile. Il signifie… … Dictionnaire de l'Académie française
Bile — heißen die Orte in Ukraine Bile (Lutuhyne), Siedlung städtischen Typs in der Oblast Luhansk, Rajon Lutuhyne Bile (Kupjansk), Dorf in der Oblast Charkiw, Rajon Kupjansk Bile (Peremyschljany), Dorf in der Oblast Lwiw, Rajon Peremyschljany Bile… … Deutsch Wikipedia
Bile — Bile, n. [L. bilis: cf. F. bile.] 1. (Physiol.) A yellow, or greenish, viscid fluid, usually alkaline in reaction, secreted by the liver. It passes into the intestines, where it aids in the digestive process. Its characteristic constituents are… … The Collaborative International Dictionary of English
bile — (n.) 1660s, from Fr. bile (17c.) bile, also, informally, anger, from L. bilis fluid secreted by the liver, also one of the four humors (also known as choler), thus anger, peevishness (especially as black bile, 1797) … Etymology dictionary
bile — [bīl] n. [Fr < L bilis] 1. the bitter, alkaline, yellow brown or greenish fluid secreted by the liver and stored in the gallbladder: it is discharged into the duodenum and helps in digestion, esp. of fats 2. a) either of two bodily humors… … English World dictionary