-
1 сомневаться
я сомнева́юсь в его́ и́скренности — içtenliğinden şüphe ediyorum
не сомнева́йся! — şüphen olmasın
-
2 иметь сомнения
şüphe etmek,şüphelenmek -
3 сомнение
сşüphe, kuşkuнет сомне́ния, что... —...dan şüphe / kuşku yoktur,... kuşkusuzdur, şüphesizdir
э́то не вызыва́ет сомне́ний — orası kuşku / şüphe götürmez
••без вся́кого сомне́ния — hiç kuşkusuz
-
4 внушать
telkin etmek; uyandırmak (şüphe/güven)* * *1) telkin etmekвнушить кому-л. мысль, что... —... fikrini telkin etmek
2) uyandırmakвнуша́ть дове́рие — güven (duygusu) vermek
внуша́ть подозрение — şüphe uyandırmak
что́бы внуши́ть уваже́ние к себе́ — kendini saydırmak için
-
5 несомненный
şüphesiz; kuşkusuz; şüphe götürmez; tartışma götürmez ( бесспорный)несомне́нная и́стина — şüphe götürmez gerçek
-
6 определённый
1) belirli, muayyen, belli başlı2) belirgin; belginопределённый сдвиг вле́во — belirgin bir sola kayış
3) bazı, kimiв определённых слу́чаях — bazı hallerde
э́то - определённый успе́х — bu, şüphe götürmez bir başarıdır
-
7 подозрение
сşüphe, kuşkuпо подозре́нию в уби́йстве — katil zanlısı olarak
вы́звать подозре́ние у кого-л. — birine şüphe / kuşku uyandırmak, birini şüphelendirmek
навле́чь на себя́ подозре́ние — şüphesini üzerine çekmek
-
8 скептический
1) филос. şüpheci2) şüphe ile karşılayan, şüphe dolu -
9 возникать
ortaya çıkmak,oluşmak,meydana gelmek; doğmak,uyanmak; baş göstermek* * *1) ( появляться) ortaya çıkmak; oluşmak, meydana gelmek (образовываться, складываться); doğmak, uyanmak (рождаться, пробуждаться); çıkmak, baş göstermek ( начинаться)возника́ет вопро́с... — bir soru ortaya çıkıyor...
у меня́ возни́кла мысль / иде́я — bende bir düşünce uyandı
на доске́ возни́кла та же пози́ция — шахм. tahtada aynı durum oluştu
у меня́ возни́кло сомне́ние — bana şüphe geldi
2) ( становиться видным) belirmek -
10 думать
düşünmek,aklından geçirmek; sanmak; şüphelenmek* * *несов.; сов. - поду́мать1) врз düşünmek; aklından / içinden geçirmek, aklından / içinden geçmekснача́ла поду́май, пото́м говори́ — önce düşün, sonra söyle
ты и о себе́ поду́май — kendini de düşün
ты об э́том не ду́май! — onu düşünme sen!
молоде́ц па́рень! - поду́мал я — aferin çocuğa!, diye geçirdim içimden
о чём ты ра́ньше ду́мал?! — daha önce aklın neredeydi?!
я ду́маю пое́хать в дере́вню — köye gitmeyi düşünüyorum
я и не ду́мал отдыха́ть / об о́тдыхе — dinlenmeyi düşünmemiştim bile / aklımdan bile geçirmemiştim
я и не ду́маю остава́ться — hiç de kalacak değilim
всё мог поду́мать, то́лько не э́то — her bir şey aklıma gelirdi de böylesi gelmezdi
то́лько не поду́май, что я отка́зываюсь — sakın aklına vazgeçtiğim gelmesin
э́того никто́ не ду́мает де́лать — hiç kimse bunu yapmayı aklına getirmez
дай, ду́маю, посмотрю — bir göreyim dedim
дай, ду́маю, немно́го пройду́сь — biraz dolaşayım dedim
2) (полагать, считать) sanmak; demekя ду́мал, что ты уе́хал / ушёл — seni gitti sandım
как ты ду́маешь? — ne dersin?
я ду́мал, что ему́ два́дцать (лет) — onu yirmisinde sandım
ду́маешь, я не по́нял? — anlamadım mı sandın?
я так и ду́мал — tahmin etmiştim
как ты ду́маешь, полу́чится / вы́йдет? — olur mu dersin?
не ду́маю — sanmam; şüpheli
кто бы тогда́ / в то вре́мя мог поду́мать, что... — o zamanlar kim derdi ki...3) разг. ( подозревать) şüphelenmekна кого́ ты ду́маешь? — kimden şüpheleniyorsun?
••я ду́маю! (конечно) — ona ne şüphe!
не до́лго ду́мая — bir iki demeden
ду́май, не ду́май - сто рубле́й не де́ньги — шутл. ne düşünüyorsun, binin yarısı beş yüz
-
11 заронить
-
12 наводить
1) (оружие, приборы) doğrultmak; tevcih etmekнаводи́ть самолёт на цель — uçağı hedefe yöneltmek
наводи́ть на ре́зкость — фото netlik ayarı yapmak
2) перен. vermek; salmakнаводи́ть тоску́ на кого-л. — birine kasvet vermek
наводи́ть страх / у́жас на кого-л. — birine korku / dehşet salmak / saçmak
3) перен. uyandırmakнавести́ кого-л. на размышле́ния о чём-л. — birine bir şeyi düşündürmek
э́то навело́ его́ на подозре́ние — bu onda şüphe uyandırdı
4) в соч.наводи́ть вре́менный мост — eğreti köprü kurmak
••наводи́ть мосты́ — köprüler kurmak
наводи́ть поря́док — düzene koymak / sokmak; düzen vermek; derleyip toplamak / toparlamak ( в помещении); kamu düzenini sağlamak ( общественный)
навести́ красоту́ (подкраситься) — разг. makyajını tazelemek
-
13 оставлять
несов.; сов. - оста́витьоста́вь письмо́ на столе́ — mektubu masanın üstüne bırak
оста́вь ве́щи у сосе́да — eşyanı komşuna bırak
у кого́ бы (мне) оста́вить ребёнка? — çocuğumu kime bırakayım / ısmarlayayım?
я, наве́рно, оста́вил чемода́н в ваго́не — bavulu vagonda unutmuşum
кому́ он оста́вил своё иму́щество? — malını kime bıraktı?
оста́вить письмо́ без отве́та — mektubu cevapsız bırakmak
он оста́вил жену́ — karısını bıraktı
оставля́ть следы́ — iz bırakmak
оставля́ть хоро́шее впечатле́ние — iyi bir izlenim bırakmak
оста́вить усы́ — bıyık bırakmak
2) ( задерживать) alıkoymakоста́вить кого-л. на обе́д / обе́дать — yemeğe alıkoymak
оста́вить кого-л. на второ́й год — (sınıfta) bırakmak; döndürmek
3) (сохранять, приберегать) alıkoymak; saklamak; ayırmakоста́вь нам два биле́та — bizim için iki bilet kapat
4) (прекращать, бросать) (vaz)geçmek; el çekmekоста́вь ты э́ту (свою́) привы́чку! — vazgeç sen bu huyundan!
••оста́вить кого-л. в поко́е — rahat bırakmak; kendi haline bırakmak
оста́вить за собо́й пра́во... —......mak hakkını saklı tutmak
не оставля́ть сомне́ния в чём-л. — bir şeyden şüphe bırakmamak
не оставля́ть ме́ста для сомне́ний — şüpheye yer bırakmamak
-
14 подозрительно
1) şüphe / kuşku uyandıracak biçimdeподозри́тельно любопы́тный — kuşku uyandıracak kadar mütecessis
он вёл себя подозри́тельно — davranışları şüpheli idi / kuşku uyandırıyordu
2) ( недоверчиво) şüpheli şüpheli -
15 появляться
несов.; сов. - появи́ться1) врз çıkmakстатья́ поя́вится за́втра — yazı yarın çıkacak
э́та пе́сня появи́лась неда́вно — bu şarkı yeni çıktı
у него́ появи́лась борода́ — sakalı çıktı, sakallandı
в го́роде появи́лись во́ры — şehirde hırsız türedi
у соба́ки появи́лись бло́хи — köpek pirelendi
на я́блоне появи́лись по́чки — elma ağacı tomurcuklandı
клубни́ка ещё не появи́лась (в продаже) — çilek daha çıkmadı
когда́ у него́ появи́лись больши́е де́ньги... — cebi para görünce...
появи́лась наде́жда — umut belirdi / doğdu
у меня́ появи́лось сомне́ние — bana şüphe geldi
у неё на глаза́х появи́лись слёзы — gözleri doldu
у него́ на лице́ появи́лась улы́бка — yüzünde bir gülümseme gözüktü
на телеэкра́нах появи́лись повто́рные програ́ммы — ekrana tekrar programlar geldi
2) ( показываться) görünmek, gözükmek, belirmek; çıkagelmek, sökün etmek, sökmek ( неожиданно)из-за угла́ появи́лись дво́е — köşeden iki kişi çıktı
он исче́з и не появля́лся три неде́ли — ortadan kayboldu, üç hafta görünmedi
отку́да-то появи́лась гру́ппа вса́дников — bir yerlerden bir takım atlı ortaya çıktı
3) ( возникать) ortaya çıkmak; belirmek; baş göstermek; türemekпояви́лись но́вые тенде́нции — yeni eğilimler belirdi / ortaya çıktı
появи́лась угро́за го́лода — açlık tehlikesi baş gösterdi
-
16 самостоятельность
жbağımsızlık; özerklik; özgünlük ( оригинальность)экономи́ческая самостоя́тельность (государства) — ekonomik bağımsızlık
профсою́з сохраня́л свою́ самостоя́тельность — sendika özerkliğini korumaktaydı
самостоя́тельность э́той нау́ки уже́ не вызыва́ет сомне́ний — bu bilimin başlı başına bir bilim olduğu artık şüphe götürmez
-
17 червь
kurt,solucan* * *мsolucan; kurt (-du) тж. перен.земляно́й червь — yer solucanı
••червь сомне́ния — şüphe kurdu
См. также в других словарях:
şüphe — is., Ar. şubhe 1) Kuşku Hiçbir şey anlamamış, şüpheler içinde yerime gelip oturmuştum. S. F. Abasıyanık 2) Kuruntu Birleşik Sözler şüphe kurdu Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller şüphe bırakmamak şüphe etmek şüphe yok şüpheye düşmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
şüphe kurdu — is. İnsanı çok tedirgin eden kuşku Yüreğime öyle bir şüphe kurdu girdi ki … Çağatay Osmanlı Sözlük
şüphe etmek — kuşkulanmak Bu sözünde samimi olduğuna hiç şüphe etmem. F. R. Atay … Çağatay Osmanlı Sözlük
şüphe yok — başka türlü olamaz Evinde yalnız olduğu ve hiç şüphe yok, birçok işi olduğu hâlde saatlerce benim için o pencerenin önünde duruyor. M. Ş. Esendal … Çağatay Osmanlı Sözlük
şüphe bırakmamak — kuşkuya sebep olan bütün ihtimalleri ortadan kaldırmak … Çağatay Osmanlı Sözlük
kuşku uyanmak — şüphe uyanmak Fakat bu mektubun yazısı önceki gün gelen zarf üzerindeki yazıya çok benzediği için genç adamın yüreğinde bir kuşku uyanıyor... Y. K. Karaosmanoğlu … Çağatay Osmanlı Sözlük
şüpheye kapılmak — şüphe duymak Eski bir bakan Ankara nın bir köşesinde bir apartman mı yaptırmış, İsmet Paşa derhâl bir haksız iktisap şüphesine kapılıyordu. Y. K. Karaosmanoğlu … Çağatay Osmanlı Sözlük
erki — şüphe ve sorgu bildlren edat I, 129 … Divan-i Luqat-i it-Türk Dizini
FÎHİ NAZAR(UN) — Şüphe edilen bir mes ele hakkında söylenir. Ona bir bakmak, tetkik etmek lâzımdır demektir … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
MAHSEBE — şüphe etme, şüphelenme, sanma … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
YAKÎNÎ — Şüphe edilmeyecek ilmî halde, hiç şeksiz bilinmeğe dair … Yeni Lügat Türkçe Sözlük