-
1 Betrag
Betrag (dankend) erhalten meblağ teşekkürlerimizle tahsil edilmiştir -
2 Summe
Summe f <Summe; Summen> tutar, meblağ -
3 wärmen
1. v/t <h> ısıtmak;sich (D) die Füße wärmen ayaklarını ısıtmak2. v/i: Wolle wärmt yün sıcak tutar3. v/r: sich wärmen ısınmak -
4 beisammen
1) ( zusammen) birlikte, beraber2) ( in guter Verfassung)\beisammen sein ( körperlich) eli ayağı tutar olmak; ( geistig) aklı başında olmak -
5 Betrag
tutar, meblağ; ( Gesamtbetrag) toplam;\Betrag dankend erhalten bedeli alındı;ein Scheck über den \Betrag von 300 Euro 300 euroluk bir çek -
6 Geldbetrag
meblağ, tutar, para miktarı -
7 Gesamtbetrag
toplam tutar -
8 Gesamtsumme
toplam tutar -
9 glatt
glatt [glat]I adjein Gewehr mit \glattem Lauf namlusu yivsiz tüfek2) ( rutschig) kaygan, kaypak3) ( reibungslos) düzgün, pürüzsüzdas ist eine \glatte Lüge bu dpedüz yalandır;das macht \glatte 1000 Euro bu tam 1000 euro tutar5) ( Typ) kaypakII adv1) ( problemlos) sorunsuz, problemsizdas hatte ich \glatt vergessen bunu düpedüz unutmuştum -
10 halten
halten <hält, hielt, gehalten> ['haltən]I vi2) ( festsitzen) tutmak3) ( widerstandsfähig sein) dayanıklı olmak, sağlam olmak;Sport hält jung spor insanı genç tutarzu jdm \halten birini tutmakII vt1) (fest\halten) tutmak;die Beine ins Wasser \halten bacaklarını suya tutmak;etw offen \halten (a. fig) bir şeyi açık tutmak;halt den Mund! ( fam) çeneni tut!2) (zurück\halten) tutmak (auf\halten); durdurmak; sport tutmak3) ( besitzen) sahip olmak (-e)ein Land besetzt \halten bir ülkeyi işgal altında tutmaksein Wort \halten sözünü tutmak, sözünde durmak;was man verspricht, muss man auch \halten verilen söz tutulur6) ( gestalten)das Zimmer ganz in Weiß \halten odayı bembeyaz yapmak7) ( erachten)etw/jdn für etw \halten bir şeyi/kimseyi bir şey sanmak;jdn für blöd \halten birini enayi yerine koymak;etw für gut/richtig \halten bir şeyi iyi/doğru bulmak;ich halte ihn für ziemlich intelligent onun oldukça zeki olduğunu sanıyorum;viel/nichts von jdm \halten birini gözü çok tutmak/hiç tutmamak;wofür \halten Sie mich? beni ne sanıyorsunuz?;was \halten Sie davon? buna ne diyorsunuz?III vrsich \halten2) ( sich orientieren) tutmak (an -);\halten Sie sich links/Richtung Norden solu/kuzey yönünü tutunuz;sich an die Regeln \halten kurallara uymak3) (fest\halten) tutunmak; (sich aufrecht \halten) kendini dik tutmak;sich auf den Beinen \halten kendini ayakta tutmak -
11 passend
welches ist der \passende Schlüssel? uyan anahtar hangisi?;dazu \passend ( in der Farbe) asorti, birbirini tutardie \passenden Worte finden uygun sözleri bulmak3) ( angemessen) uygun -
12 seefest
1) ( seetüchtig) denize elverişli2) ( nicht seekrank werdend)ich bin \seefest beni deniz tutmaz;er ist nicht \seefest onu deniz tutar -
13 Summe
Summe <-n> ['zʊmə] f1) math toplam2) ( Geldbetrag) meblağ, tutar, miktar;um hohe \Summen spielen büyük rakamlarla oynamak;eine astronomische/runde \Summe astronomik/yuvarlak bir rakam -
14 ungemütlich
-
15 arbeitsfähig
eli ayağı tutariş görebilir -
16 Betrag
m.miktarm.toplamm.tutar -
17 Beträge
pl.miktarpl.toplampl.tutar -
18 Gesamtbetrag
m.genel tutarm.yekün -
19 Summe
f.toplamf.tutar -
20 summen
toplamtutarvızıldamak
См. также в других словарях:
tutar — is. 1) Nicelik bakımından bir şeyin bütünü 2) Para miktarı, meblağ Birleşik Sözler asgari tutar … Çağatay Osmanlı Sözlük
tutar — is. Güc, qüvvət, taqət, təpər. <Əzimin> nə ayaqda durmağa halı, nə danışmağa tutarı vardı. A. Ş.. Verdin öz ömrünü şeirə, sənətə; Qaynar gözlərində qalınca tutar. O. S … Azərbaycan dilinin izahlı lüğəti
iler tutar yeri olmamak (veya kalmamak) — çok dağınık, kötü, bozuk veya berbat bir duruma gelmek Mamafih, artık iler tutar yeri kalmayan paltosunu eskiciye satmak suretiyle bu kararını biraz daha uzattı. H. Taner … Çağatay Osmanlı Sözlük
asgari tutar — is., ekon. Kredi kartıyla yapılan toplam harcamanın bir ay içinde en az ödenmesi gereken bölümü … Çağatay Osmanlı Sözlük
it ağzını kemik tutar — aşağılık bir kimsenin ağzını kapamak için ona bir çıkar sağlamak yeter anlamında kullanılan bir söz … Çağatay Osmanlı Sözlük
bizim gelin bizden kaçar, tutar ellere başını açar — bize yabancı duran yakınımız, dostumuz, akrabamız başkalarına rahatça, içtenlikle yardım eder anlamında kullanılan bir söz … Çağatay Osmanlı Sözlük
ağzına bir zeytin verir, altına (veya ardına) tulum tutar — yaptığı küçük iyiliklere karşılık büyük çıkar bekler anlamında kullanılan bir söz … Çağatay Osmanlı Sözlük
atar tutar — şiddet, hiddet, debdebe, zorbalık, redd u bedel; top edvatindan bir alet ismi dir … Çağatay Osmanlı Sözlük
Hizbullah (Türkei) — Die Hizbullah (Türkei) (Kurdisch: Hizbullahî Kurdî [1]) ist eine kurdische sunnitisch islamistische Terrororganisation, die Anfang der achtziger Jahre in Diyarbakır gegründet wurde. Die kurdische Hizbullah strebt die Errichtung eines unabhängigen … Deutsch Wikipedia
Kurdische Hizbullah — Die Hizbullah (Türkei) (Kurdisch: Hizbullahî Kurdî [1]) ist eine kurdische sunnitisch islamistische Terrororganisation, die Anfang der achtziger Jahre in Diyarbakır gegründet wurde. Die kurdische Hizbullah strebt die Errichtung eines unabhängigen … Deutsch Wikipedia
Hezbolá (Turquía) — Este artículo o sección necesita referencias que aparezcan en una publicación acreditada, como revistas especializadas, monografías, prensa diaria o páginas de Internet fidedignas. Puedes añadirlas así o avisar … Wikipedia Español