Перевод: с русского на турецкий

с турецкого на русский

tedirginlik

  • 1 беспокойство

    endişe; tedirginlik
    * * *
    с

    испы́тывать беспоко́йство — endişe duymak

    вы́звать беспоко́йство обще́ственности — kamuoyunu kuşkuya düşürmek

    э́то не вы́звало у него́ осо́бого беспоко́йства — bu onu pek endişelendirmedi

    стать исто́чником беспоко́йства для кого-л. — (biri için) huzursuzluk / tedirginlik kaynağı olmak

    причиня́ть беспоко́йство пра́вящим круга́м — egemen çevreleri tedirgin etmek / huzursuzlandırmak

    ••

    извини́те за беспоко́йство! — rahatsız ettim, affedersiniz!

    Русско-турецкий словарь > беспокойство

  • 2 возмущение

    öfke; tedirginlik
    * * *
    с
    1) öfke, infial (-li)
    2) астр. tedirginlik

    магни́тное возмуще́ние — manyetik tedirginlik

    Русско-турецкий словарь > возмущение

См. также в других словарях:

  • tedirginlik — is., ği 1) Tedirgin olma durumu Sesleninceye kadar bu tedirginliğim devam ederdi. Y. K. Karaosmanoğlu 2) gök b. Gök cisimlerinin, genel çekim yasasına uygun olarak birbirini çekmesi sebebiyle herhangi bir gezegenin hareketinde görülen karışıklık …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • üzüntü vermek — tedirginlik yaratmak, sıkıntı ve huzursuzluğa yol açmak Üzüntü versin diye ara sıra uydurduğu yalanların tesiri altında kalmıştım. R. H. Karay …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • rahat — is., Ar. rāḥat 1) İnsanda üzüntü, sıkıntı, tedirginlik olmama durumu, huzur Eniştem de üşengen bir adamdır, rahatı kaçar diye üstüne düşmedi. M. Ş. Esendal 2) sf. Üzüntü, sıkıntı ve tedirginliği olmayan Ben o kadar rahatım, öyle okşayıcı, huzur… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • Hilmi Özkök — Chief of the General Staff of Turkey In office 28 August 2002 – 30 August 2006 President Ahmet Necdet Sezer Preceded by Hüseyin Kıvrıkoğlu Succeeded by …   Wikipedia

  • büve — is., hay. b. Genellikle sığırlara saldıran, onların kanını emen, vızıltılarıyla tedirginlik yaratan sokucu sinek (Hypoderma bovis) …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • can sıkıntısı — is. Yapılacak bir iş olmaması ve hiçbir şeyle oyalanma imkânı bulunmaması sebebiyle duyulan tedirginlik, bunalım Genç kadın, can sıkıntısıyla yüzünü ekşitti. P. Safa …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • cinsel taciz — is. 1) Ahlaksızca, ulu orta veya gizlice söz ve davranışlarla karşı cinse eziyet etme, tedirginlik ve sıkıntı verme 2) Çalışma hayatında ekonomik güç, üst makam veya başka etkili bir göreve sahip olanların, genellikle karşı cinsi ahlak dışı… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • eğretilik — is., ği Eğreti olma durumu Holün orta yerinde, kötü bir eğretilik, tedirginlik duygusuna kapıldı. B. Günel …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • ezginlik — is., ği 1) Ezgin olma durumu 2) Açlık duygusunu andıran bir tedirginlik İçine ezginlik veren heyecanla, balkon kapısının yanındaki koltuğa oturdu. C. Uçuk 3) Üzüntü, sıkıntı Alacaklı değil, borçlu ezginliği vardı içimde. Y. Z. Ortaç …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • ezinti — is. 1) Açlık etkisiyle midede duyulan tedirginlik 2) Korku veya heyecan sebebiyle duyulan eziklik, sıkıntı …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • gürültüsüzce — zf. Gürültü yapmayarak, tedirginlik çıkarmayarak Önüne bakışlara, geri geri çekilişlere, gürültüsüzce ayağa kalkışlara, büyüklerin önlerine geçmeyişlere İstanbul terbiyesi denirdi. O. S. Orhon …   Çağatay Osmanlı Sözlük


Поделиться ссылкой на выделенное

Прямая ссылка:
Нажмите правой клавишей мыши и выберите «Копировать ссылку»