-
1 nervös
sinirli -
2 hitzig
sinirliçabuk kızanöfkeli -
3 Begrenzung
Begrenzung f <Begrenzung; Begrenzungen> ( auf A) (-in -le) sınırlı olması; (Grenze) sınır(lama) -
4 beschränkt
beschränkt adj sınırlı; (einfältig) dar kafalı, yeteneksiz -
5 erregbar
-
6 gereizt
gereizt adj sinirli, hiddetli -
7 Grenze
Grenze f <Grenze; Grenzen> sınır; kısıtlama, limit;die Grenze ziehen bei sınırı -den geçirmek;sich in Grenzen halten sınırlı kalmak; az olmak;Grenzen setzen sınır koymak -
8 Haftung
Haftung1 f <-; o pl> TECH yapışma; adhezyonHaftung2 f <-; -en> sorumluluk/mesuliyet;mit beschränkter Haftung sınırlı sorumlu;Gesellschaft mit beschränkter Haftung limitet şirket;Haftung übernehmen ( für -in) sorumluluğunu üstlenmek -
9 haltbar
haltbar bis … son kullanma tarihi: …;haltbar machen dayanıklı hale getirmek; konserve etmek;haltbar sein dayanıklı olmak;begrenzt haltbar dayanıklılığı sınırlı -
10 kribbelig
kribbelig adj fam sabırsız, huzursuz, sinirli -
11 nervös
nervös [-f] adj sinirli, asabî -
12 reizbar
reizbar adj aşırı duyarlı, çabuk kızan, sinirli -
13 Schranke
Schranke f <Schranke; Schranken> engel, bariyer; (Einschränkung) kısıtlama, sınır, had; BAHN (hemzemin) geçit;Schranken setzen kısıtlamalar koymak;(sich) in Schranken halten sınırlı kalmak;jemanden in seine Schranken weisen b-ne haddini bildirmek -
14 überreizt
-
15 Zeitarbeit
Zeitarbeit f geçici iş, süresi sınırlı iş -
16 zeitlich
1. adj zaman subst, zamansalzeitlich begrenzt zamanca sınırlı;es passt mir zeitlich nicht zaman bakımından bana uymuyor -
17 aufgeregt
-
18 bedingt
I adj1) ( an Bedingungen geknüpft) koşullu, şartlı, şarta bağlı;\bedingter Reflex psych koşullu tepke2) ( beschränkt) sınırlı;\bedingt tauglich mil arızalı sağlamII adv1) ( teilweise) kısmen;das ist nur \bedingt richtig bu sadece kısmen doğrudur2) jur şartla -
19 begrenzt
-
20 Begrenztheit
( Möglichkeiten) sınırlı olma, kısıtlılık
- 1
- 2
См. также в других словарях:
sınırlı — sf. 1) Sınırı olan, bir sınırla ayrılmış olan, hudutlu 2) Sınırlanmış, belirlenmiş, belirli Bizim divan edebiyatımızın da halk edebiyatımızın da konuları sınırlıdır. N. Cumalı 3) Az miktarda Sınırlı hoca aylığının yarısını her ay kitaplara… … Çağatay Osmanlı Sözlük
sinirli — sf. 1) İçinde sinir bulunan Sinirli et. 2) Kolayca ve çabuk sinirlenen, asabi İskele memuru, zayıf, kuru, sinirli bir adamdı. S. F. Abasıyanık … Çağatay Osmanlı Sözlük
sinirli — bax əsəbi. <Dilbər:> . . Belə sinirli bir halda <Balaşa> danışa bilmərəm. C. C.. <Murad> . . hissiyyatına məğlub olan, zəif sinirli bir adam da deyildi. S. H … Azərbaycan dilinin izahlı lüğəti
sınırlı doğru — is., mat. Başı ve sonu belli olan doğru … Çağatay Osmanlı Sözlük
sınırlı ortaklık — is., ğı, tic. Belirli bir sermaye ile kurulan ortaklık … Çağatay Osmanlı Sözlük
sınırlı sayı — is., mat. Sonsuz değerli olmayan sayı … Çağatay Osmanlı Sözlük
sınırlı sorumluluk — is., ğu, huk. Borçlunun borcunu ödememesi durumunda, bütün mal varlığıyla değil de mal varlığının bir bölümüyle sorumlu olması durumu … Çağatay Osmanlı Sözlük
sınırlı sorumluluk — Borçlunun borcunu ödememesi durumunda, bütün mal varlığıyla değil de mal varlığının bir bölümüyle sorumlu olması durumu … Hukuk Sözlüğü
ASABÎ — Sinirli. Öfkeli … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
hışım — sinirli, inatçı … Beypazari ağzindan sözcükler
gülmek — nsz, er 1) İnsan, hoşuna veya tuhafına giden olaylar, durumlar karşısında, genellikle sesli bir biçimde duygusunu açığa vurmak O ne söylese sinirli sinirli ve tabii olmayan gülüşü ile gülüyordu. H. E. Adıvar 2) Mutlu, sevinçli zaman geçirmek,… … Çağatay Osmanlı Sözlük