-
1 perde
بردايةستارستارةسجافسجافةسدافة -
2 perde
1. برداية [بُرْدايَة]Anlamı: görüşü, ışığı önlemek amacıyla örtülen örtü2. ستار [سِتَار]Anlamı: görüşü, ışığı önlemek amacıyla örtülen örtü3. ستارة [سِتَارَة]Anlamı: görüşü, ışığı önlemek amacıyla örtülen örtü4. سجاف [سِجَاف]Anlamı: görüşü, ışığı önlemek amacıyla örtülen örtü5. سجافة [سِجَافَة]Anlamı: görüşü, ışığı önlemek amacıyla örtülen örtü6. سدافة [سِدَافَة]Anlamı: görüşü, ışığı önlemek amacıyla örtülen örtü -
3 beyaz perde
سينما -
4 beyaz perde
سينما [سِينَمَا]Anlamı: sinema -
5 perdelemek
1. أبطن [أَبْطَنَ]Anlamı: perde ile örtmek2. أخفى [أَخْفَى]Anlamı: perde ile örtmek3. أكن [أَكَنَّ]Anlamı: perde ile örtmek4. حجب [حَجَبَ]Anlamı: perde ile örtmek5. حجب [حَجَّبَ]Anlamı: perde ile örtmek6. خبأ [خَبَّأَ]Anlamı: perde ile örtmek7. غطى [غَطَّى]Anlamı: perde ile örtmek -
6 perdeli
1. متحجب [مُتَحَجِّب]Anlamı: perde ile örtülmüş2. مختف [مُخْتَفٍ]Anlamı: perde ile örtülmüş3. مخفي [مَخْفِيّ]Anlamı: perde ile örtülmüş4. مستتر [مُسْتَتِر]Anlamı: perde ile örtülmüş5. مستور [مَسْتُور]Anlamı: perde ile örtülmüş -
7 güneşlik
1. شمسية [شَمْسِيَّة]2. مظلة [مِظَلَّة] -
8 paravan
1. حاجز [حَاجِز]2. ساتر [ساتِر] -
9 paravana
1. حاجز [حَاجِز]2. ساتر [ساتِر] -
10 kaz
1. أبله [أَبْلَه]Anlamı: budala2. أحمق [أَحْمَق]Anlamı: budala3. أخرق [أَخْرَق]Anlamı: budala4. ألكع [أَلْكَع]Anlamı: budala5. إمر [إِمَّر]Anlamı: budala6. بليد [بَلِيد]Anlamı: budala7. حمق [حَمِق]Anlamı: budala8. خرق [خَرِق]Anlamı: budala9. خطل [خَطِل]Anlamı: budala10. رقيع [رَقِيع]Anlamı: budala11. سفيه [سَفِيه]Anlamı: budala12. غبي [غَبِيّ]Anlamı: budala13. لطخة [لُطَخَة]Anlamı: budala14. وزة [وَزَّة]Anlamı: perde ayaklılardan, suda ve karada yaşayan bir kuş
См. также в других словарях:
perde — reperde saperde … Dictionnaire des rimes
perde — obs. form of pard, a panther … Useful english dictionary
perde — is., Far. perde 1) Görüşü, ışığı engellemek, bir şeyi gizlemek için pencereye veya bir açıklığın önüne gerilen örtü Perdeleri nasıl kendi eliyle pencerelere taktığını ... düşündü. Y. K. Karaosmanoğlu 2) Üzerine bir cismin görüntüsü yansıtılan… … Çağatay Osmanlı Sözlük
perde perde — zf. Yavaş yavaş Perde perde, döne döne dans eder gibi daireler çizerek dağılırdı. S. F. Abasıyanık … Çağatay Osmanlı Sözlük
PERDE-İ CÜMUD — Donmuş, katı perde. * Mc: Alem, tabiat. * Akıl ve hissiyatı kendisi ile meşgul edip, dini ve ulvi hakikatlardan ayıran, gaflet veren perde … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
perde arkası — is. Bir şeyin görünürde olmayan gizli yanı Bir gün gelecek, işlerin aslını, perde arkasını bilenler... T. Buğra Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller … Çağatay Osmanlı Sözlük
perde ayaklılar — is., ç., hay. b. Kaz, ördek, martı gibi suda yüzen ve parmakları arasında perde bulunan kuşlar takımı … Çağatay Osmanlı Sözlük
perde çekmek — 1) bir şeyin önüne perde germek 2) gözlemek, örtmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
perde — 1 p.s. Prés. subj., 3 p.s. Prés. subj. perdre … French Morphology and Phonetics
PERDE — f. Kapı, pencere gibi yerlere asılan veya iki yeri birbirinden ayıran, görünmeğe mâni olan şey. * Mc: Irz, namus, iffet.* Bir müzik parçasını meydana getiren seslerden herbirinin kalınlık veya incelik derecesi. * Bir sahne eserinin büyük… … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
PES-İ PERDE — Perde arkası … Yeni Lügat Türkçe Sözlük