-
101 yolunda
yolunda in (voller) Ordnung; glatt, reibungslos (gehen);yolunda gitmek gut vorankommen -
102 yürümek
yürümek v/i (weiter)gehen; (weiter)fahren; gehen, marschieren, laufen; Kind (zu) laufen (anfangen); sich beeilen; gelangen (-e zu); z.B. Wasser kommen, tropfen (-e auf A); Zeit vergehen; fig (glatt) gehen, vorankommen; Zinsen berechnet werden (-den zu);yürüyerek gitmek zu Fuß gehen -
103 acayip
bir şey birinin acayibine gitmek etw jdm seltsam [o komisch] vorkommenII interj komisch, merkwürdig -
104 alış veriş
1) Handel m2) Einkauf m\alış veriş yapmak Einkäufe machen [o tätigen]\alış verişe gitmek einkaufen gehenbiriyle \alış verişi kesmek mit jdm endgültig fertig sein, mit jdm Schluss machenböyle işlerle hiç \alış verişim olmadı mit solchen Sachen habe ich nie etwas zu tun gehabt4) (bilgi \alış verişi) Austausch m -
105 aşağı
I s der untere Teil( vücudunun) belden \aşağısı felçli er ist unterhalb der Taille gelähmtII adj1) ( bayağı) ordinär\aşağı kurtarmaz! billiger geht's nicht!3) nieder\aşağı bitkiler niedere Pflanzen\aşağı atlamak herunterspringen, hinunterspringen, nach unten springen\aşağı kaymak abwärtsrutschenbir \aşağı bir yukarı dolanmak/gezinmek/gitmek auf und ab wandern/schlendern/gehendağdan \aşağı vom [o den] Berg hinunterüçüncü kattan \aşağı atlamak vom dritten Stock hinunterspringen -
106 aşırı
I adj1) übertrieben; ( taşkın) exzessiv2) extrem3) ( gereğinden fazla olan) allzu vielsigaranın \aşırısı sağlığa zararlıdır allzu viel rauchen schadet der Gesundheit4) pol extremistisch, radikal\aşırı sol die extreme LinkeII adv extrem, äußerst\aşırı gitmek ( fam) zu weit gehen; ( ölçüyü kaçırmak) das rechte Maß verlieren das Maß überschreiten; ( fam) den Bogen überspannen -
107 badi
-
108 basmak
1) ( ayakla) treten (-e auf)bastığın yere dikkat et! gib Acht, wohin du trittst!frene \basmak auf die Bremse tretenbir şeyin üzerine basarak söndürmek etw austreten2) ( parmakla) drücken (-e auf)düğmeye \basmak auf den Knopf drücken3) ( karanlık) (her) einbrechenkaranlık basarken bei Einbruch der Dunkelheit4) ağır \basmak ( fig) ins Gewicht fallen, zu Buche schlagenuyku \basmak vom Schlaf befallen werdenbasıp gitmek ( fam) abhauenII vt1) drucken2) ( baskın yapmak) überfallen -
109 bastırmak
I vt2) drücken, pressenelini alnına \bastırmak die Hand an die Stirn pressensigarasını duvara bastırarak söndürdü er drückte seine Zigarette auf der Wand ausbir şeyi baş göstermeden \bastırmak etw im Keim ersticken4) ( kumaşın kenarını kıvırıp dikmek) säumen5) birini faka \bastırmak ( fig) jdn aufs Glatteis führen6) ( enflasyonu) drosseln7) psych verdrängenII vialaca karanlık bastırdığında bei Einbruch Dämmerunguyku \bastırmak vom Schlaf befallen werden2) ( baskı yapmak) Druck machenbirine \bastırmak auf jdn Druck ausüben, jdn unter Druck setzen -
110 beğenmek
vtonun nesini beğenmedin? was hast du daran auszusetzen?2) ( seçmek) sich aussuchen3) ( tasvip etmek) billigen, gutheißen -
111 bir
I s1) Eins f\bir olmak sich zusammentun, sich verbünden2) iki/üç/dört günde \bir jeden zweiten/dritten/vierten TagII adj\bir ayak üstünde kırk yalanın belini bükmek ( fam) lügen, dass sich die Balken biegen\bir çırpıda ( fam) auf einen Hieb, auf Anhieb, im Handumdrehen\bir el \bir eli yıkar, iki el \bir yüzü yıkar ( prov) eine Hand wäscht die andere\bir gecelik für eine Nacht\bir musibet bin nasihatten yeğdir ( prov) durch Schaden wird man klugo benim \bir tanem sie [o er] ist mein Ein und Alles2) \bir şey etwas\bir şey değil! nichts zu danken!, keine Ursache!, macht nichts!\bir şey söylemeden ohne etwas zu sagenbu bambaşka \bir şey das ist etwas ganz anderes3) \bir akşam/gün/sabah eines Abends/Tages/Morgensgünün \birinde eines Tagessaat \bir es ist ein Uhr4) \bir yanda(n) ..., \bir yanda(n) ... einerseits..., andererseits...\bir yanda(n) merak ediyorum, \bir yanda(n) korkuyorum einerseits bin ich neugierig, andererseits habe ich Angst davor5) ( herhangi) irgend\bir yerde irgendwodün çantamı \bir yere koydum gestern habe ich meine Tasche irgendwohin gestellt\bir deri bir kemik olmak ( fam) nur Haut und Knochen seinbunu \bir sen yapabilirsin nur du kannst das tun2) ( fam) malkafanı \bir işletsene! denk doch mal scharf nach!3) einmal\bir daha ( bir kez daha) noch einmal; ( olumsuz cümlede) nicht mehr\bir varmış, \bir yokmuş lit ( masallarda) es war einmal, es war keinmal\bir yağmur yağdı, \bir güneş açtı einmal regnete es, einmal schien die Sonne4) \bir aşağı \bir yukarı gezinmek/gitmek auf und ab schlendern/gehen\bir zamanlar einstmalsyerle \bir etmek dem Erdboden gleichmachen -
112 boş
-
113 çift dikiş
1) Doppelnaht f\çift dikiş gitmek eine Ehrenrunde drehen -
114 çorap söküğü
Laufmasche f\çorap söküğü gibi gitmek ( fig) wie am Schnürchen laufen, reibungslos laufen -
115 dans
-
116 âdeta
\âdeta ölecekmiş gibi als ob er sterben würde2) ( bayağı yürüyüşle) im Schrittatla \âdeta/tırıs/dörtnala gitmek im Schritt/Trab/Galopp reiten -
117 dönmek
vi1) (geri gelmek/gitmek) zurückkehrennormale \dönmek zur Normalität zurückkehrenyarı yoldan \dönmek auf halbem Weg umkehrendöndü mü? ist er zurück?2) sich drehen, rotierenbaşım dönüyor mir dreht sich alles im Kopf, mir ist schwindeligkendi ekseni etrafında \dönmek sich um die eigene Achse drehen3) ( rüzgâr) drehen4) ( sapmak) abbiegenköşeyi [o köşeden] \dönmek um die Ecke biegensağa/sola \dönmek (nach) rechts/links abbiegensola \dönmek yasaktır! links abbiegen verboten!5) sich wendenşansı döndü ( fig) für ihn hat sich das Blatt gewendet6) sich zuwenden (-e)birine \dönmek sich jdm zuwenden7) werden (-e zu), sich verwandeln (-e in)8) ( sınıfta kalmak) sitzen bleiben, durchfallen9) (geri \dönmek) zurücktreten (- den von) -
118 dümen suyu
-
119 entrika
entrika sIntrige f\entrika çevirmek Intrigen spinnen [o einfädeln], intrigieren\entrikaya kurban gitmek einer Intrige zum Opfer fallen -
120 er
er s\ere gitmek [o varmak] heiratenkızı \ere vermek die Tochter verheiraten\er geç früher oder später\er sabah kalkmak morgens früh aufstehenerken kalkan yol alır, \er evlenen döl alır ( prov) Morgenstunde hat Gold im Munde
См. также в других словарях:
gitmek — e, der 1) Bir yere doğru yönelmek 2) den Bir yerden veya bir işten ayrılmak 3) Çıkmak, ulaşmak Bu yol nereye gider? 4) Belli bir amaçla bir yere devam etmek veya bir işle uğraşmak Her gün çalışmaya gidiyor. 5) nsz Sürmek, devam etmek Ama böyle… … Çağatay Osmanlı Sözlük
kıçın kıçın gitmek — 1) geriye doğru gitmek, geri geri gitmek 2) henüz yürümeyen bebek kıçüstü gitmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
sılaya gitmek — 1) bir süre ayrı kaldığı evini, yurdunu görmeye gitmek Ara sıra memlekete, sılaya gitmek lazım. R. H. Karay 2) anne, baba ve diğer akrabalarını görmek için memlekete gitmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
ağır aksak yürümek (veya gitmek veya ilerlemek) — 1) yavaş olarak, istenilen hızda olmayarak yürümek (gitmek, ilerlemek) Hava ve su kirlenmesine karşı mücadele ağır aksak yürüdü. 2) düzensiz, aralıklı olarak yürümek (gitmek, ilerlemek) … Çağatay Osmanlı Sözlük
hacca gitmek — 1) Müslümanlıkta, hac amacıyla Mekke ye gitmek 2) Hristiyanlıkta, kutsal sayılan yerlere gitmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
basıp gitmek — birdenbire gitmek, aklına koyduğu şeyi yapmak üzere bulunduğu yerden uzaklaşmak, çekip gitmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
ipe gitmek — ölüme gitmek Menfaatine dokunan adam, ipe gitmek için lazım gelen hükümleri giyer. F. R. Atay … Çağatay Osmanlı Sözlük
acayibine gitmek — yadırgamak, tuhafına gitmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
badi badi yürümek (veya gitmek veya koşmak) — ördek gibi iki yana sallanarak yürümek (gitmek, koşmak) Hani biz bir çayırda arabayla geçerken bir boğa çıkageldi, köylü korkudan nasıl badi badi koşmaya başlamıştı? A. Ş. Hisar … Çağatay Osmanlı Sözlük
deplasmana gitmek (veya çıkmak) — dış sahaya gitmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
dere tepe düz gitmek — engelleri aşarak gitmek Geceleyin ay aydınlığında yola düzüldüler. Dere tepe düz gittiler. Dağlar aştılar. Ö. Seyfettin … Çağatay Osmanlı Sözlük