-
1 Gepäckaufbewahrungen
emanet -
2 anvertrauen
emanet bırakmakgüvenmekinanmak -
3 Verwahrung
Verwahrung f <Verwahrung; o pl> muhafaza, emanet;in Verwahrung nehmen emanet almak;(jemandem) etwas in Verwahrung geben b-ne bş-i emanet etmek/vermek -
4 Aufbewahrung
1) ( das Aufbewahren) saklama, muhafaza2) ( Bewachen) emanetsein Gepäck zur \Aufbewahrung geben bagajını emanete vermek [o bırakmak] -
5 Obhut
-
6 anvertrauen
anvertrauen <o -ge-, h>: jemandem etwas anvertrauen b-ne bş-i emanet etmek;sich jemandem anvertrauen b-ne bir sırrını açmak; kendini b-nin eline teslim etmek -
7 Aufbewahrung
Aufbewahrung f <Aufbewahrung; o pl> (sichere Aufbewahrung) muhafaza;jemandem etwas zur Aufbewahrung geben bş-i b-ne emanet etmek -
8 Gepäckaufbewahrung
Gepäckaufbewahrung f emanet (gişesi) -
9 Gepäckschließfach
Gepäckschließfach n bagaj (emanet) dolabı -
10 Leihgabe
Leihgabe f emanet, ödünç verilen şey -
11 Reliquie
-
12 anvertrauen
an|vertrauen*I vt1) ( überlassen) emanet etmek2) ( vertraulich erzählen) güvenerek anlatmakII vrsich \anvertrauen ( sich offenbaren) içini dökmek, açılmak -
13 aufbewahren
auf|bewahren*vt saklamak; (Wertsachen \aufbewahren) emaneten saklamak;sein Gepäck \aufbewahren lassen bagajını emanet bırakmak;jds Dokumente \aufbewahren birinin belgelerini saklamak -
14 Gepäckaufbewahrung
emanet -
15 Hand
el;an \Hand von yoluyla;aus erster/zweiter \Hand birinci/ikinci elden;von \Hand elden;jdm die \Hand geben birine eline vermek;jdm die \Hand schütteln birinin elini sıkmak, biriyle tokalaşmak;linker/rechter \Hand sol/sağ elde;linker/rechter \Hand sehen Sie... sol/sağ elde... görüyorsunuz;eine \Hand voll bir tutam [o avuç dolusu];alle Hände voll zu tun haben ( fam) işi başından aşkın olmak;etw aus der \Hand legen bir şeyi elinden bırakmak;etw in die \Hand nehmen bir şeyi eline almak; ( fig) bir şeyi ele almak;in die Hände klatschen el çırpmak;etw zur \Hand haben bir şeyi el altında bulundurmak, bir şey elinde bulunmak;jds rechte \Hand sein ( fig) birinin sağ kolu olmak;zwei linke Hände haben ( fam) elinden bir şey gelmemek;sich mit Händen und Füßen verständigen ( fam) el kol yordamıyla anlaşmak;sich mit Händen und Füßen gegen etw wehren ( fam) bir şeye canla başla karşı koymak;mit leeren Händen eli boş olarak, elini kolunu sallaya sallaya;ein gutes Blatt auf der \Hand haben eli iyi olmak;\Hand und Fuß haben tutarlı olmak;die \Hand im Spiel haben bir işte parmağı olmak;es lässt sich nicht von der \Hand weisen, dass...... olduğu yadsınamaz;\Hand in \Hand el ele;\Hand in \Hand mit jdm arbeiten biriyle el ele çalışmak;freie \Hand zu etw haben bir şey yapmakta serbest olmak;das liegt auf der \Hand bu elle tutulur gözle görülür;von der \Hand in den Mund leben elden ağıza yaşamak;er ist bei ihnen in guten Händen onların yanında iyi ellerdedir;in festen Händen sein ( fam) sözlü olmak;etw von langer \Hand planen bir şeyi uzun uzadıya planlamak;etw unter der \Hand verkaufen bir şeyi el altından satmak;jdm etw zu treuen Händen übergeben birine bir şeyi emanet vermek;jdm etw in die \Hand drücken birinin eline bir şey sıkıştırmak;jdm in die Hände fallen birinin eline düşmek;etw aus der \Hand geben bir şeyi elinden çıkarmak;jdn in der \Hand haben birini avcunun içinde tutmak;jdm aus der \Hand lesen birinin el falına bakmak;zu jds Händen birinin eline, birine verilmek üzere;Hände hoch! eller yukarı!;Hände weg! çek elini!;eine \Hand wäscht die andere ( prov) bir el bir eli yıkar, iki el bir yüzü yıkar -
16 Reliquie
-
17 Gepäckannahme
f.bagaj kabul yerif.emanet -
18 Gepäckaufbewahrung
f.emanet
См. также в других словарях:
Emanet — Infobox Album Name = Emanet Artist = İzel Type = Album Released = 1997 Recorded = Recorded at Raks Müzik (İstanbul, Turkey) Genre = Turkish pop Length = Label = [http://www.ideefixe.com/Muzik/firma.asp?fid=1331 Raks Müzik] Producer = Mustafa… … Wikipedia
emanet — is., Ar. emānet 1) Birine geçici olarak bırakılan ve teslim alınan kişice korunması gereken eşya, kimse vb., inam, vedia Emaneti olanlar burada her vakit bunlarla ilgilenecek bir çırak bulurlar. S. Birsel 2) Bir kimse ile birine gönderilen şey… … Çağatay Osmanlı Sözlük
emânet — (A.) [ ﺖﻥﺎﻡا ] 1. eminlik. 2. emanet … Osmanli Türkçesİ sözlüğü
emanet bırakmak (veya vermek) — bir eşya, para vb.ni koruma işi yapan kimseye veya yere vermek Bavullarımı otele emanet bıraktım … Çağatay Osmanlı Sözlük
emanet eşeğin yuları gevşek olur — bir kimseye emanet edilen şeyin o kimse tarafından iyi korunmadığı her zaman görülen olaylardandır anlamında kullanılan bir söz … Çağatay Osmanlı Sözlük
emanet etmek — bir şeyi veya bir kimseyi birine veya bir yere korumak için bırakmak Değirmenimi evvel Allah, sonra size emanet ediyorum. S. F. Abasıyanık … Çağatay Osmanlı Sözlük
EMANET — Eminlik. İstikamet üzere bulunmak. * Birisine koruması için teslim edilen şey. Birisine bir şeyi koruması için teslim edilen şey. Birisine bir şeyi koruması için bırakma. Emniyet edilip inanılan şey. * Başkasının hukuku emniyet edilip,… … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
emanet dolabı — is. Emanetçinin aldığı para veya eşyayı sakladığı mobilya … Çağatay Osmanlı Sözlük
emanet hayvanın kuskunu yokuşta kopar — eğreti olarak kullanılmak üzere verilen şey uydurma olur, hiç umulmadık bir anda bozulur anlamında kullanılan bir söz … Çağatay Osmanlı Sözlük
Allaha emanet — 1) Tanrı esirgesin anlamında birini överken söylenen bir söz Allaha emanet, iyi çocuktur. 2) tutar yanı olmayan kimse veya nesne için şaka yollu söylenen bir söz … Çağatay Osmanlı Sözlük
berber berbere benzer ama başın Allaha emanet — kendisini uzman olarak gösteren her kişiye güvenilmemelidir, malınızı canınızı tehlikeye sokabilir anlamında kullanılan bir söz … Çağatay Osmanlı Sözlük