-
1 lückenhaft
eksikkusurlu -
2 mangelhaft
eksikhatalıkusurlu -
3 mangeln
eksik olmak -
4 unvollkommen
eksikkusurlunoksan -
5 unvollständig
eksiktamamlanmamış -
6 unzureichend
eksikyetersiz -
7 fehlen
fehlen ['fe:lən]I vi1) ( abwesend sein) bulunmamakes fehlte nicht viel, und... az kaldı,...3) ( vermisst werden)du hast mir sehr gefehlt seni çok göreceğim gelmişti;das hat uns gerade noch gefehlt! ( fam) aksi gibi bir (tek) bu eksikti!4) ( gesundheitlich)was fehlt dir? neyin var?5) ( geh)weit gefehlt! tamamen yanlış!es fehlt an allen Ecken und Kanten her şeyde bir eksiklik var, hiçbir şey tam değil;es soll ihr an nichts \fehlen ( geh) hiçbir şeyi eksik olmasın -
8 übrig
artakalan, geriye kalan;die \übrigen Bücher öteki kitaplar;\übrig sein [o bleiben] ( als Rest) artakalmak, artmak, geriye kalmak;ihm bleibt nichts anderes \übrig başka çaresi kalmadı;was bleibt mir anderes \übrig? başka ne yapabilirim ki?;\übrig lassen ( als Rest) artık bırakmak, hepsini bitirmemek;etw lässt nichts zu wünschen \übrig bir şeyin eksik tarafları olmamak;etw lässt einiges zu wünschen \übrig bir şeyin bazı eksik tarafları olmak;ein Ü\übriges tun yapılabilecek daha ne varsa yapmak;im Ü\übrigen ayrıca;die Ü\übrigen ötekiler, diğerleri;ich habe noch 2 Euro \übrig (geriye) 2 eurom kaldı;alles Ü\übrige artakalanların hepsi, artakalan her şey, geriye kalanların hepsi, geriye kalan her şey -
9 auslassen
auslassen <unreg, -ge-, h>seinen Ärger an jemandem auslassen öfkesini b-nden çıkarmak2. v/r: sich auslassen (über) -i çekiştirmek; b-ne yüklenmek -
10 Dachschaden
-
11 Fehlen
-
12 fehlen
fehlen v/i <h> noksan/eksik olmak; yok olmak; in der Schule gelmemiş olmak;du fehlst uns senin yokluğunu çekiyoruz;was dir fehlt, ist … sende gerekli olan …;was fehlt Ihnen? ne derdiniz var?;weit gefehlt! hiç ilgisi yok! -
13 hapern
hapern v/unp <h> fam eksik/hatalı olmak; yürümemek; -
14 lückenhaft
lückenhaft adj eksik(li), noksan -
15 Mangel
Mangel m <Mangels; Mängel> (Fehlen) eksik(lik), noksan; (Knappheit) kıtlık, darlık; TECH hata;aus Mangel an … … yetersizliğinden -
16 mangelhaft
mangelhaft adj yetersiz, eksik, kusurlu -
17 mangeln
mangeln1 v/i <h>: es mangelt ihm an … (D) onda … eksik;mangelndes Selbstvertrauen kendine güvensizlikmangeln2 v/t <h> Wäsche cendereden geçirmek -
18 Manko
-
19 Minus
Minus machen zarar etmek;im Minus sein borçlu olmak, ekside olmak -
20 Minusbetrag
Minusbetrag m zarar; eksik miktar
См. также в других словарях:
eksik — èksik (jèksik) prid. <indekl.> DEFINICIJA reg. koji je nedostatan, nepotpun, manjkav, načet [eksik mjera = nepotpuna mjera] ETIMOLOGIJA tur … Hrvatski jezični portal
eksik — sf., ği 1) Bir bölümü olmayan, noksan, natamam Bu kitap eksik, baş tarafı yok. 2) Mükemmel olmayan, kusurlu, muallel, sakat 3) Az Arada can sıkıntısından doğma kavgalar da hiç eksik değil... R. N. Güntekin 4) is. İhtiyaç duyulan şey Aklı sıra bu… … Çağatay Osmanlı Sözlük
eksik gedik — is., ği Ufak tefek gereksinimler Bu inkılabın hiçbir noktasında eksik gedik bırakmayacağız. A. Gündüz Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller eksik gedik kapamak … Çağatay Osmanlı Sözlük
eksik etmemek — 1) her zaman bulundurmak Sağ gözünden, güneş vurdukça sağa sola yansıyan tek gözlüğünü eksik etmezdi. A. İlhan 2) her zaman söylemek Bu sözü ağzından eksik etmez … Çağatay Osmanlı Sözlük
eksik olmamak — her vakit ve her fırsatta bulunmak Bir ufak sac mangal, kış yaz önünden eksik olmaz. M. Ş. Esendal Köyde Nevin i sevenler de eksik değildi. S. F. Abasıyanık … Çağatay Osmanlı Sözlük
eksik artık — zf. Biraz eksik veya fazla olarak … Çağatay Osmanlı Sözlük
eksik olmasın — sağ olsun, var olsun anlamında birine karşı hoşnutluk bildiren söz Bir sürü dedikodudan çekindim, eksik olmasın muhtar pek açgözlü değilmiş. A. Gündüz … Çağatay Osmanlı Sözlük
eksik olsun — 1) gereği yok anlamında kullanılan bir söz Böyle yardım eksik olsun. 2) ölsün! anlamında kullanılan bir ilenme sözü … Çağatay Osmanlı Sözlük
eksik etek — is., ği, hlk. Kadın … Çağatay Osmanlı Sözlük
eksik çıkmak — tartı veya ölçünün tam olmadığı görülmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
eksik gedik kapamak — ufak tefek gereksinimleri karşılamak … Çağatay Osmanlı Sözlük