-
1 تدقيق
araştırma; ders; etüt; inceleme; mükemmellik; tetkik; titizlik -
2 دراسة
araştırma; biçer döver; ders; etüt; öğrenim; tetkik -
3 مباحث
araştırma; ders; etüt; müşavere; müzakere -
4 أستاذ
أُسْتاذ1. ordinaryüsAnlamı: bir kürsünün yönetimiyle görevlendirilen kimselere eskiden verilen bir unvan2. müderrisAnlamı: ders veren3. üstat -
5 أمثولة
أُمْثُولَة1. aynıAnlamı: başkası değil, özdeşi, tıpkısı2. gibisiAnlamı: benzeri3. ibretAnlamı: kötü davranışlardan sakınmayı sağlayan ders, sonuç4. darbımeselAnlamı: ata sözü, atalar sözü5. özdeyişAnlamı: vecize, kelamıkibar6. etütAnlamı: bir konuda yapılan inceleme, araştırma7. tıpkıAnlamı: tıpatıp, aynı8. öğütAnlamı: nasihat9. atasözü -
6 تدقيق
تَدْقِيق1. tetkikAnlamı: inceleme2. mükemmellikAnlamı: eksiksiz, kusursuz olma3. incelemeAnlamı: incelemek işi4. etütAnlamı: bir konuda yapılan inceleme, araştırma5. titizlikAnlamı: titiz olma6. araştırma7. dersAnlamı: bir konuda verildiği bilgi -
7 دراسة
Iدِرَاسَة1. tetkikAnlamı: inceleme2. etütAnlamı: bir konuda yapılan inceleme, araştırma3. öğrenimAnlamı: tahsil4. araştırma5. dersAnlamı: bir konuda verildiği bilgiIIدَرَّاسَةbiçer döverAnlamı: ekini biçen, döven ve balya durumuna getiren makine -
8 عاقبة
عاقِبَة1. akıbetAnlamı: bir şey veya bir durum için son, sonuç2. ibretAnlamı: kötü davranışlardan sakınmayı sağlayan ders, sonuç3. hâsılaAnlamı: bir işten elde edilen sonuç4. serencamAnlamı: bir işin, bir olayın sonu -
9 عبرة
IعَبْرَةgözyaşıIIعِبْرَة1. ibretAnlamı: kötü davranışlardan sakınmayı sağlayan ders, sonuç2. öğütAnlamı: nasihat -
10 عظة
عِظَة1. ibretAnlamı: kötü davranışlardan sakınmayı sağlayan ders, sonuç2. göstermelikAnlamı: örnek, numune, mostralık3. darbımeselAnlamı: ata sözü, atalar sözü4. vaazAnlamı: dini konuşma5. öğütAnlamı: nasihat6. atasözü -
11 قراءة
قِرَاءَة1. mütalaaAnlamı: okuma, ders çalışma2. okumaAnlamı: okumak işi, kıraat -
12 مباحث
مَبَاحث1. müşavereAnlamı: danışma2. müzakereAnlamı: bir konuyla ilgili görüşme3. etütAnlamı: bir konuda yapılan inceleme, araştırma4. araştırma5. dersAnlamı: bir konuda verildiği bilgi -
13 مثال
Iمِثَال1. aynılıkAnlamı: aynı olma durumu, özdeşlik2. bağdaşıkAnlamı: her yeri aynı özelliği gösteren, homojen3. muadilAnlamı: eşit, denk, eşdeğer4. gibisiAnlamı: benzeri5. ibretAnlamı: kötü davranışlardan sakınmayı sağlayan ders, sonuç6. mefkureAnlamı: ülkü, ideal7. misalAnlamı: örnek8. numuneAnlamı: örnek9. paradigma10. mostraAnlamı: örnek, model11. göstermelikAnlamı: örnek, numune, mostralık12. öğütAnlamı: nasihat13. adres14. kadarAnlamı: gibi (bir şeye benzer)15. denkAnlamı: uygun, nitelik yönünden eşit16. benzerAnlamı: bir başkasına benzeyenIIمَثَّال1. heykelciAnlamı: heykel yapan sanatçı, yontucu2. yontucuAnlamı: yotma işini yapan, heykeltraş3. heykeltraşAnlamı: heykel yapan sanatçı, yontucu -
14 مثقف
Iمُثَقَّف1. eğitimliAnlamı: öğrenim görmüş, aydın2. kültürlüAnlamı: kültürü gelişmiş olan3. entelektüelAnlamı: entelektle ilgili olan4. münevverAnlamı: aydın5. aydınAnlamı: kültürlü, okumuş kimseIIمُثَقِّفmüderrisAnlamı: ders veren -
15 مدرس
Iمُدَرَّس1. eğitimliAnlamı: öğrenim görmüş, aydın2. okutmanAnlamı: üniversitelerde öğretim üyesi yardımcısı, lektörIIمُدَرِّس1. hocaAnlamı: okulda bir öğretmen2. müderrisAnlamı: ders veren3. okutmanAnlamı: üniversitelerde öğretim üyesi yardımcısı, lektör -
16 مسائي
مَسَائِيّ1. akşamlıkAnlamı: akşam özgü olan, akşam için2. öğlenciAnlamı: öğleden sonra ders gören3. akşamkiAnlamı: akşam olan, akşam yapılan -
17 مطالعة
مُطَالَعَةmütalaaAnlamı: okuma, ders çalışma -
18 موعظة
مَوْعِظَة1. ibretAnlamı: kötü davranışlardan sakınmayı sağlayan ders, sonuç2. darbımeselAnlamı: ata sözü, atalar sözü3. göstermelikAnlamı: örnek, numune, mostralık4. vaazAnlamı: dini konuşma5. öğütAnlamı: nasihat6. atasözü
См. также в других словарях:
ders — Ders, m. Que aucuns escrivent et prononcent Day, mais abusivement, est proprement le tapis dossier, d estoffe riche et legere, lequel pendant en surciel quarré sur l endroit de la table du Roy, ou autre Prince souverain, où ils s asséent pour… … Thresor de la langue françoyse
ders — dȅrs m DEFINICIJA reg. 1. predavanje, lekcija 2. nastava ETIMOLOGIJA tur. ← arap. därs … Hrvatski jezični portal
ders — is., Ar. ders 1) Öğretmenin öğrenciye belirli bir sürede verdiği bilgi Mektepten kaçmıyor, bazı derslerden zevk alıp saatlerce çalıştığım oluyordu. S. F. Abasıyanık 2) Bu bilgi aktarımı için ayrılan süre Dersin bitmesine beş dakika var. 3)… … Çağatay Osmanlı Sözlük
ders — flan·ders; flin·ders; glan·ders; hud·ders·field; jan·ders; jaun·ders; mal·an·ders; sal·len·ders; san·ders; saun·ders·wood; … English syllables
ders' — lü·ders ; lue·ders ; … English syllables
ders vermek — 1) öğretmek, yetiştirmek İyi konuşurdu, ders vermek sanatını bilirdi. 2) azarlamak, sert davranmak, sert bir karşılıkla yola getirmek Evvela kendi kendisini cezalandırdı, sonra kendisi gibi yaşamak istemeyenlere ders verdi. P. Safa … Çağatay Osmanlı Sözlük
DERS-İ AMM — Bir medreseyi bitirdikten sonra, tâbi tutulan imtihan sonunda medrese talebelerine ders vermek salâhiyetini kazanan. * Asistan. * Herkese ders vermeğe salâhiyetli âlim … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
ders dışı — sf. Ders saati ve konusu dışında olan … Çağatay Osmanlı Sözlük
ders içi — sf. Ders saati ve konusu içinde olan … Çağatay Osmanlı Sözlük
ders almak — 1) bir konu üzerinde bir öğrenci yetkili bir kimseden bilgi edinmek 2) mec. bir olaydan deneyim kazanmak, ibret almak Yapılacak şey gördüğümüz vakalardan ders almaya çalışmaktır. A. Ş. Hisar … Çağatay Osmanlı Sözlük
ders çalışmak — 1) belli bir konuyu öğrenmek üzere kaynakları kullanarak çalışmak 2) derste verilen bilgileri iyice öğrenmek için tekrarlamak İnek Şaban güzel ders çalışırdı boş sınıfta. R. Ilgaz … Çağatay Osmanlı Sözlük