-
1 Nachweise
delilispatkanıt -
2 Beweis
Beweis <-es, -e> [bə'vaıs] mden \Beweis erbringen delil irat etmek;aus Mangel an \Beweisen delillerin yokluğundan;als \Beweis delil olarak;den \Beweis antreten/erheben delil göstermek/ikame etmek2) philos tanıt3) ( Ausführen) ispat, tanıtlama;bis zum \Beweis des Gegenteils aksi sabit [o kesin olarak belli] oluncaya kadar -
3 Gegenbeweis
-
4 Argument
Argument n <Arguments; Argumente> argüman, sebep, delil -
5 Beweis
Beweis m <Beweises; Beweise> kanıt, ispat;Beweis für -in ispatı;JUR Beweise pl deliller;als Beweis, zum Beweis ( für -e/-in) delil(i) olarak;den Beweis für etwas erbringen (oder liefern) bş-in delilini getirmek;als Beweis seiner Zuneigung hayranlığının ispatı olarak -
6 beweiskräftig
beweiskräftig adj delil niteliğinde -
7 Beweisstück
-
8 Gegenbeweis
Gegenbeweis m karşı kanıt;den Gegenbeweis antreten karşı tarafın delil(ler)ini çürütmeye girişmek -
9 Indizienbeweis
Indizienbeweis (Indizienbeweise) m(pl) JUR emarelere dayalı delil(ler) -
10 Indizienbeweise
Indizienbeweis (Indizienbeweise) m(pl) JUR emarelere dayalı delil(ler) -
11 Nachweis
-
12 Argument
Argument <-(e) s, -e> [argu'mɛnt] nt1) kanıt, delil; ( Beweisgrund) gerekçe2) math argüman3) philos belgit -
13 argumentieren
argumentieren*vi tartışmak ( für lehinde) ( gegen aleyhinde); ( seine Argumente darlegen) gerekçe göstermek; ( den Beweis führen) kanıtlandırmak, delil göstermek ( für lehinde) ( gegen aleyhinde) -
14 Beweisführung
jur delil gösterme, delillerin sunulması -
15 Beweisstück
Beweisstück ntjur delil -
16 beziehen
beziehen*I vtdas Bett neu \beziehen yatağın çarşaflarını değiştirmek3) ( Einkommen) almak;Ohrfeige/Prügel \beziehen ( fam) tokat/dayak yemeketw auf sich \beziehen bir şeyi kendi üstüne yormak;diese Bemerkung brauchst du nicht auf dich zu \beziehen bu sözü kendi üstüne yormana gerek yok, bu söze alınmana gerek yok6) ( Posten) almakII vrsich \beziehen -
17 liefern
liefern ['li:fɐn]vt1) ( zustellen) teslim etmek; (be\liefern) göndermek;die bestellte Ware frei Haus \liefern sipariş edilen malı eve ücretsiz teslim etmekfür etw Beweise \liefern bir şey için delil irat etmek;ich bin geliefert ( fam) hâlim duman, yandım -
18 Zeugnis
Zeugnis <-ses, -se> ['tsɔıknıs] nt1) (Schul\Zeugnis) karne pl; (Arbeits\Zeugnis) bonservis;jdm ein \Zeugnis ausstellen/schreiben birine bonservis düzenlemek/yazmak2) ( Gutachten) rapor;ein amtliches/ärztliches \Zeugnis resmî/tıbbî rapor4) ( Zeugenaussage) tanıklık, şahitlik, şahadet -
19 Nachweis
m.delilm.ispatm.kanıt
См. также в других словарях:
delil — dèlīl m <G delíla> DEFINICIJA reg. vodič, vođa puta, pratilac na putovanju (ob. na hadžiluku) ETIMOLOGIJA tur. ← arap. dälil: vodič … Hrvatski jezični portal
delil — is., Ar. delīl 1) İnsanı aradığı gerçeğe ulaştırabilecek iz, emare Milletlerin hürriyet için yaptıkları fedakârlıklardan canlı deliller gösteriyordu. P. Safa 2) huk., man. Kanıt Elde hiçbir delil olmadığı için serbest bırakıldı. S. F. Abasıyanık… … Çağatay Osmanlı Sözlük
DELİL-İ AKLÎ — Akıl yolu ile bulunan delil. Nakil yolu ile olmadan, düşünülerek bulunan delil … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
DELİL-İ NAKLÎ — Kur an, Hadis i Şerif veya diğer mukaddes kitaplardaki verilen haberler ile olan delil … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
DELİL-İ SÜLLEMÎ — (Bak: Delil i arşî, Arş ve süllem … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
DELİL-İ İHTİRA' — Cenab ı Hakk ın yeniden icad ederek yarattığı şeylerden meydana gelen, kendi zâtına mahsus delil. Buna misâl olarak birini zikredebiliriz:(Cenâb ı Hak hususi eserlerine menşe ve kendisine lâyık kemâlâtına me haz olmak üzere her ferde ve her nev e … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
DELİL-İ İMKÂNİ — İmkâna âit olan delil. $âyeti ile işaret edilmiştir. Bu delilin hülâsası: Kâinatın ihtiva ettiği zerrelerden her birisinin gerek zâtında, gerek sıfatında, gerek ahvâlinde ve gerek vücudunda gayr i mütenahi imkânlar, ihtimâller, müşkülâtlar,… … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
DELİL-İ İNAYET — Allah ın inâyetinin tecellisinden gelen ve kâinatta görülen hikmet ve maslahatlara uygun en mükemmel nizam ve tam esaslı san at; ve kâinattaki eşyaların menfaat ve faydalarını bildiren âyetler, bu inâyet delilini gösteriyorlar.(Sâniin vücud ve… … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
delîl — (A.) [ ﻞﻴﻝد ] 1. kanıt. 2. rehber. 3. şahit … Osmanli Türkçesİ sözlüğü
DELİL — Kılavuz. Doğru yolu gösteren. Meçhûlü keşfetmekte ve malumun sıhhatını isbat etmekte vasıta ve âlet ittihaz olunan husus. * Beyyine. Bürhan … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
delil — ispat etme, rehber, yol gösterici, yardım eden … Beypazari ağzindan sözcükler