Перевод: с турецкого на арабский

с арабского на турецкий

yalan

  • 1 yalan

    إفك
    أفيكة
    أكذوبة
    افتئات
    افتراء
    باطل
    بهتان
    ترهة
    زهو
    زور
    زيف
    فرية
    كذب
    مين

    Türkçe-Arapça Sözlük > yalan

  • 2 yalan

    1. إفك [إِفْك]
    2. أفيكة [أَفِيكَة]
    3. أكذوبة [أُكْذُوبَة]
    4. افتئات [اِفْتِئات]
    5. افتراء [اِفْتِراء]
    6. باطل [باطِل]
    7. بهتان [بُهْتَان]
    8. ترهة [تُرَّهَة]
    9. زهو [زَهْو]
    10. زور [زُور]
    11. زيف [زَيْف]
    12. فرية [فِرْيَة]
    13. كذب [كَذِب]
    14. مين [مَيْن]

    Türkçe-Arapça Sözlük > yalan

  • 3 martavalcı

    1. أشر [أَشِر]
    Anlamı: yalan söyleyen, palavracı
    2. أفاك [أَفَّاك]
    Anlamı: yalan söyleyen, palavracı
    3. أفيك [أَفِيك]
    Anlamı: yalan söyleyen, palavracı
    4. بشاك [بشاك]
    Anlamı: yalan söyleyen, palavracı
    5. خراص [خَرَّاص]
    Anlamı: yalan söyleyen, palavracı
    6. زائف [زائِف]
    Anlamı: yalan söyleyen, palavracı
    7. زور [زُور]
    Anlamı: yalan söyleyen, palavracı
    8. زيف [زَيْف]
    Anlamı: yalan söyleyen, palavracı
    9. صوري [صُورِيّ]
    Anlamı: yalan söyleyen, palavracı
    10. كاذب [كاذِب]
    Anlamı: yalan söyleyen, palavracı
    11. كذاب [كَذَّاب]
    Anlamı: yalan söyleyen, palavracı
    12. كذوب [كَذُوب]
    Anlamı: yalan söyleyen, palavracı
    13. مائن [مائِن]
    Anlamı: yalan söyleyen, palavracı
    14. مبطل [مُبْطِل]
    Anlamı: yalan söyleyen, palavracı
    15. مختلق [مُخْتَلِق]
    Anlamı: yalan söyleyen, palavracı
    16. مزور [مُزَوَّر]
    Anlamı: yalan söyleyen, palavracı
    17. مستعار [مُسْتَعار]
    Anlamı: yalan söyleyen, palavracı
    18. ملسون [مَلْسُون]
    Anlamı: yalan söyleyen, palavracı
    19. ملفق [مُلَفِّق]
    Anlamı: yalan söyleyen, palavracı
    20. ميان [مَيَّان]
    Anlamı: yalan söyleyen, palavracı

    Türkçe-Arapça Sözlük > martavalcı

  • 4 dalavere

    1. أحبولة [أُحْبُولَة]
    Anlamı: yalan dolanla gizlice görülen kötü ış, gizli oyun
    2. تدليس [تَدْلِيس]
    Anlamı: yalan dolanla gizlice görülen kötü ış, gizli oyun
    3. حيلة [حِيلَة]
    Anlamı: yalan dolanla gizlice görülen kötü ış, gizli oyun
    4. خداع [خِدَاع]
    Anlamı: yalan dolanla gizlice görülen kötü ış, gizli oyun
    5. خديعة [خَدِيعَة]
    Anlamı: yalan dolanla gizlice görülen kötü ış, gizli oyun
    6. دسيسة [دَسِيسَة]
    Anlamı: yalan dolanla gizlice görülen kötü ış, gizli oyun
    7. رواغ [رَوَاغ]
    Anlamı: yalan dolanla gizlice görülen kötü ış, gizli oyun
    8. روغان [رَوَغَان]
    Anlamı: yalan dolanla gizlice görülen kötü ış, gizli oyun
    9. غش [غَشّ]
    Anlamı: yalan dolanla gizlice görülen kötü ış, gizli oyun
    10. غش [غِشّ]
    Anlamı: yalan dolanla gizlice görülen kötü ış, gizli oyun
    11. كيد [كَيْد]
    Anlamı: yalan dolanla gizlice görülen kötü ış, gizli oyun
    12. مؤامرة [مُؤَامَرَة]
    Anlamı: yalan dolanla gizlice görülen kötü ış, gizli oyun
    13. مخادعة [مُخَادَعَة]
    Anlamı: yalan dolanla gizlice görülen kötü ış, gizli oyun
    14. مراوغة [مُرَاوَغَة]
    Anlamı: yalan dolanla gizlice görülen kötü ış, gizli oyun
    15. مكرة [مَكْرَة]
    Anlamı: yalan dolanla gizlice görülen kötü ış, gizli oyun
    16. مكيدة [مَكِيدَة]
    Anlamı: yalan dolanla gizlice görülen kötü ış, gizli oyun
    17. مواربة [مُوَارَبَة]
    Anlamı: yalan dolanla gizlice görülen kötü ış, gizli oyun

    Türkçe-Arapça Sözlük > dalavere

  • 5 martaval

    1. إفك [إِفْك]
    Anlamı: yalan, uydurma söz, palavra
    2. أفيكة [أَفِيكَة]
    Anlamı: yalan, uydurma söz, palavra
    3. اختلاق [اِخْتِلاق]
    Anlamı: yalan, uydurma söz, palavra
    4. افتئات [اِفْتِئات]
    Anlamı: yalan, uydurma söz, palavra
    5. افتراء [اِفْتِراء]
    Anlamı: yalan, uydurma söz, palavra
    6. باطل [باطِل]
    Anlamı: yalan, uydurma söz, palavra
    7. بهتان [بُهْتَان]
    Anlamı: yalan, uydurma söz, palavra
    8. ترهة [تُرَّهَة]
    Anlamı: yalan, uydurma söz, palavra
    9. تلفيق [تَلْفِيق]
    Anlamı: yalan, uydurma söz, palavra
    10. زهو [زَهْو]
    Anlamı: yalan, uydurma söz, palavra
    11. زور [زُور]
    Anlamı: yalan, uydurma söz, palavra
    12. زيف [زَيْف]
    Anlamı: yalan, uydurma söz, palavra
    13. فرية [فِرْيَة]
    Anlamı: yalan, uydurma söz, palavra
    14. كذب [كَذِب]
    Anlamı: yalan, uydurma söz, palavra
    15. مين [مَيْن]
    Anlamı: yalan, uydurma söz, palavra

    Türkçe-Arapça Sözlük > martaval

  • 6 ığrıp

    1. إفك [إِفْك]
    Anlamı: yalan, düzen
    2. أفيكة [أَفِيكَة]
    Anlamı: yalan, düzen
    3. افتئات [اِفْتِئات]
    Anlamı: yalan, düzen
    4. افتراء [اِفْتِراء]
    Anlamı: yalan, düzen
    5. باطل [باطِل]
    Anlamı: yalan, düzen
    6. بهتان [بُهْتَان]
    Anlamı: yalan, düzen
    7. ترهة [تُرَّهَة]
    Anlamı: yalan, düzen
    8. زهو [زَهْو]
    Anlamı: yalan, düzen
    9. زور [زُور]
    Anlamı: yalan, düzen
    10. زيف [زَيْف]
    Anlamı: yalan, düzen
    11. فرية [فِرْيَة]
    Anlamı: yalan, düzen
    12. كذب [كَذِب]
    Anlamı: yalan, düzen
    13. كذب [كِذْب]
    Anlamı: yalan, düzen
    14. مين [مَيْن]
    Anlamı: yalan, düzen

    Türkçe-Arapça Sözlük > ığrıp

  • 7 kıtır

    1. إفك [إِفْك]
    Anlamı: uydurma söz, yalan
    2. أفيكة [أَفِيكَة]
    Anlamı: uydurma söz, yalan
    3. افتئات [اِفْتِئات]
    Anlamı: uydurma söz, yalan
    4. افتراء [اِفْتِراء]
    Anlamı: uydurma söz, yalan
    5. باطل [باطِل]
    Anlamı: uydurma söz, yalan
    6. بهتان [بُهْتَان]
    Anlamı: uydurma söz, yalan
    7. ترهة [تُرَّهَة]
    Anlamı: uydurma söz, yalan
    8. زهو [زَهْو]
    Anlamı: uydurma söz, yalan
    9. زور [زُور]
    Anlamı: uydurma söz, yalan
    10. زيف [زَيْف]
    Anlamı: uydurma söz, yalan
    11. فرية [فِرْيَة]
    Anlamı: uydurma söz, yalan
    12. كذب [كَذِب]
    Anlamı: uydurma söz, yalan
    13. كذب [كِذْب]
    Anlamı: uydurma söz, yalan
    14. مين [مَيْن]
    Anlamı: uydurma söz, yalan

    Türkçe-Arapça Sözlük > kıtır

  • 8 katakulli

    1. أحبولة [أُحْبُولَة]
    Anlamı: yalan dolan
    2. حيلة [حِيلَة]
    Anlamı: yalan dolan
    3. خدعة [خُدْعَة]
    Anlamı: yalan dolan
    4. خديعة [خَدِيعَة]
    Anlamı: yalan dolan
    5. دسيسة [دَسِيسَة]
    Anlamı: yalan dolan
    6. رواغ [رَوَاغ]
    Anlamı: yalan dolan
    7. كيد [كَيْد]
    Anlamı: yalan dolan
    8. مؤامرة [مُؤَامَرَة]
    Anlamı: yalan dolan
    9. مقلب [مَقْلَب]
    Anlamı: yalan dolan
    10. مكرة [مَكْرَة]
    Anlamı: yalan dolan
    11. مكيدة [مَكِيدَة]
    Anlamı: yalan dolan

    Türkçe-Arapça Sözlük > katakulli

  • 9 kalpazan

    1. خداع [خَدَّاع]
    2. خيدع [خَيْدَع]
    3. غشاش [غَشَّاش]
    4. محتال [مُحْتال]
    5. محتال [مُحْتَال]
    6. مخادع [مُخَادِع]
    7. مداور [مُدَاوِر]
    8. مراوغ [مُرَاوِغ]
    9. مزور [مُزَوِّر]
    10. مزيف [مُزَيِّف]
    11. مقلد [مُقَلِّد]

    Türkçe-Arapça Sözlük > kalpazan

  • 10 hilâf

    1. افتئات [اِفْتِئات]
    Anlamı: yalan, doğru olmayan
    2. افتراء [اِفْتِراء]
    Anlamı: yalan, doğru olmayan
    3. باطل [باطِل]
    Anlamı: yalan, doğru olmayan
    4. زيف [زَيْف]
    Anlamı: yalan, doğru olmayan
    5. فرية [فِرْيَة]
    Anlamı: yalan, doğru olmayan
    6. كذب [كَذِب]
    Anlamı: yalan, doğru olmayan

    Türkçe-Arapça Sözlük > hilâf

  • 11 DOĞRU

    1. حقائق [حَقَائِق]
    Anlamı: gerçek, yalan olmayan
    2. حقيقة [حَقِيقَة]
    Anlamı: gerçek, yalan olmayan
    3. سوي [سَوِيّ]
    4. مستقيم [مُسْتَقِيم]
    5. مستو [مُسْتَوٍ]
    6. معتدل [مُعْتَدِل]

    Türkçe-Arapça Sözlük > DOĞRU

  • 12 hokkabazlık

    1. خداعية [خِدَاعِيَّة]
    2. شعوذة [شَعْوَذَة]
    3. نصب [نَصْب]

    Türkçe-Arapça Sözlük > hokkabazlık

  • 13 maval

    1. خزعبلات [خُزَعْبَلات]
    Anlamı: yalan, uydurma söz
    2. موال [مَوَّال]

    Türkçe-Arapça Sözlük > maval

  • 14 yalancı

    كاذب [كاذِب]

    Türkçe-Arapça Sözlük > yalancı

См. также в других словарях:

  • yalan — is. Aldatmaq məqsədi ilə deyilən əsilsiz söz (doğru, gerçək ziddi). Yalan söyləmək. – Surxay öz yalanından utanıb qıpqırmızı oldu. M. Hüs.. Yalan danışmaq – yalançılıq etmək, doğru söyləməmək, danışarkən həqiqəti gizlətmək. <Kişi:> Bütün… …   Azərbaycan dilinin izahlı lüğəti

  • yalan — is. 1) Aldatmak amacıyla bilerek ve gerçeğe aykırı olarak söylenen söz, kıtır Yalanı en güzel kullanmış olanlar eski şarklılardır. A. Haşim 2) sf. Gerçek olmayan, asılsız, uydurma Birleşik Sözler yalan dolan yalan dünya yalan haber yalan makinesi …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • Yalan — Infobox Single Name = Yalan Artist = Hepsi from Album = Bir B side = Released = 2005 Format = CD, Airplay Recorded = 2005; Genre = Pop R B Length = 3:40 Label = Stardium labels Writer = Gülçin Ergül Producer = Temel Zümrüt Chronology = Hepsi… …   Wikipedia

  • YALAN-STEKELIS (formerly Wilensky), MIRIAM — (1900–1984), Hebrew poet and writer of children s literature. Born in Russia, Miriam Yalan Stekelis immigrated to Ereẓ Israel in 1920, and lived in Jerusalem, working at Hadassah. From 1926 she was in the Slavonic Department (heading it 1929–56)… …   Encyclopedia of Judaism

  • Yalan Gur — es un personaje ficticio del universo de DC comics, fue un reptil humanoide de color rojo, y además fue un Linterna Verde asignado en el sector 2814 (sector de la Tierra) en el siglo 10. Mientras que Alan Scott, junto con el resto de la Sociedad… …   Wikipedia Español

  • yalan atmak (veya kıvırmak) — yalan söylemek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • yalan satmak — yalan söylemek …   Beypazari ağzindan sözcükler

  • yalan-palan — top. dan. Yalan sözlər, boş, əsilsiz sözlər. <Mirzə:> Yalan palandan sənə sonra söylərəm. Ə. H.. . . <Hamı> olmazın yalan palanı eşitməkdən yorulmuşdu. Ə. Ə.. // Sif. mənasında. Saxta, uydurma. <Barat:> Bu yalan palan kağızlar… …   Azərbaycan dilinin izahlı lüğəti

  • yalan-yanlış — z. və sif. Düzgün və mükəmməl olmayaraq, yalan və səhvlərlə dolu. <Axund> ərəbcə, farsca yalan yanlış bir qədər danışdı. Qant.. Səlimnaz arvad evin xanımı ilə çoxdan dostlaşmışdı. Hələ onun adını da yalan yanlış öyrənmişdi. M. Hüs …   Azərbaycan dilinin izahlı lüğəti

  • yalan dolan — is. 1) Gerçek olmayan birçok söz Bu güzelliği varken, yalan dolanla çoklarını baştan çıkarabilirdi. M. Ş. Esendal 2) Dolaşık, yolsuz davranış Ekmeklerini alınlarının teriyle kazanan, yalan dolan bilmeyen insanlar yetiştiriyordu. M. Ş. Esendal …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • yalan yanlış — sf. 1) Gerçek olmayan, yanlış şeylerle dolu Yalan yanlış değerlendirmeler çabucak yaygınlaşıyor. N. Cumalı 2) Üstünkörü, karmakarışık 3) zf. Doğru, düzgün olmasına önem verilmeyerek Ara sıra kemanla bana da yalan yanlış bir iki taksim ettiriyor.… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Поделиться ссылкой на выделенное

Прямая ссылка:
Нажмите правой клавишей мыши и выберите «Копировать ссылку»