-
21 متاخم
مُتَاخِم1. sınırdaşAnlamı: ortak sınırları olan2. komşuAnlamı: sınır ortaklığı bulunan, mücavir3. bitişikAnlamı: birbirine dokunacak kadar yakın -
22 متجاور
مُتَجَاوِر1. sınırdaşAnlamı: ortak sınırları olan2. komşuAnlamı: sınır ortaklığı bulunan, mücavir -
23 متلاصق
مُتَلَاصِق1. komşuAnlamı: sınır ortaklığı bulunan, mücavir2. bitişikAnlamı: birbirine dokunacak kadar yakın -
24 مجانب
-
25 مجاور
مُجَاوِر1. sınırdaşAnlamı: ortak sınırları olan2. komşuAnlamı: sınır ortaklığı bulunan, mücavir3. bitişikAnlamı: birbirine dokunacak kadar yakın -
26 محاذ
مُحَاذٍ1. karşıAnlamı: yol, deniz vb. nin öbür yanı2. karşılıklıAnlamı: birbirine karşı bulunan3. karşıAnlamı: karşılık olarak4. tekabülAnlamı: karşılıklı olma5. koşutAnlamı: muvazi, paralel6. paralelAnlamı: koşut, müvazi7. sınırdaşAnlamı: ortak sınırları olan8. komşuAnlamı: sınır ortaklığı bulunan, mücavir9. bitişikAnlamı: birbirine dokunacak kadar yakın -
27 محدد
Iمُحَدَّد1. azimliAnlamı: kararında, tutumunda direnen, kararlı2. limitetAnlamı: sınırlı olan3. kısıtlayıcıAnlamı: kısıtlayan, kısıt altına alan4. sivriAnlamı: ucu keskin ve batıcı olan5. sınırlıAnlamı: bir sınırla ayrılmış olan6. kısıtlıAnlamı: sınırlanmışIIمُحَدِّد1. belirleyiciAnlamı: belirli kılan, tayin eden2. limitetAnlamı: sınırlı olan3. sınırlayıcıAnlamı: sınır içinde bırakan4. tikelAnlamı: birkaç bireye ilişkin olan5. kısıtlayıcıAnlamı: sınırlayan, daraltan -
28 مرحلة
مَرْحَلَة1. çağAnlamı: hayatın dönemlerinden her biri2. etapAnlamı: aşama, merhale3. hadAnlamı: aşama, derece, sınır4. merhaleAnlamı: derece, aşama5. aşamaAnlamı: rütbe, mertebe, derece, paye -
29 معين
Iمَعِين1. membaAnlamı: kaynak, pınar2. asılAnlamı: bir şeyin kendisi, kök, kaynak, örnek ve kopya karşıtıIIمُعِين1. aveneAnlamı: yardakçılar2. muavinAnlamı: yardımcı, yardım eden3. yaverAnlamı: yardımcı4. yardımcıAnlamı: yardım eden5. dayanakAnlamı: güç verici ve yardımcı destekمُعَيَّن1. tahsisliAnlamı: bir yere veya kimseye ayrılmış2. bitimliAnlamı: sonu olan, sonlu3. mahdutAnlamı: sınırlı4. muayyenAnlamı: belirli, kesin5. tikelAnlamı: birkaç bireye ilişkin olan6. belirliAnlamı: açık ve kesin olarak sınırlanmışIVمُعَيِّن1. limitetAnlamı: sınırlı olan2. belirleyiciAnlamı: belirli kılan, tayin eden3. sınırlayıcıAnlamı: sınır içinde bırakan4. kısıtlayıcıAnlamı: sınırlayan, daraltan5. tikelAnlamı: birkaç bireye ilişkin olan -
30 مقيد
Iمُقَيَّد1. sicilliAnlamı: sicille geçmiş, müseccel2. tescilliAnlamı: tescil edilmiş3. köstekliAnlamı: kösteği olan4. kelepçeli5. mahsurAnlamı: kuşatılmış, sarılmış6. zincirliAnlamı: zincirle bağlı7. kayıtlıAnlamı: kayda geçirilmiş olan8. alındılıAnlamı: postaya alındı karşılığında verilen mektup, paket vb9. müseccelAnlamı: kütüğe geçirilmiş10. kayıtlıAnlamı: şarta bağlı olan11. bağlıAnlamı: bir bağ ile tutturulmuş olanIIمُقَيِّد1. limitetAnlamı: sınırlı olan2. belirleyiciAnlamı: belirli kılan, tayin eden3. sınırlayıcıAnlamı: sınır içinde bırakan4. tikelAnlamı: birkaç bireye ilişkin olan5. kısıtlayıcıAnlamı: sınırlayan, daraltan -
31 ملاصق
مُلَاصِق1. komşuAnlamı: sınır ortaklığı bulunan, mücavir2. bitişikAnlamı: birbirine dokunacak kadar yakın -
32 نزق
Iنَزَق1. heyheyAnlamı: sinir bozukluğu, sinirlilik2. maceraAnlamı: baştan geçen ilginç olaylar3. asabîlikAnlamı: asabî olma durumu4. sergüzeştAnlamı: serüven, maceraIIنَزِق1. deli dolu2. damarlıAnlamı: aksi, huysuz3. deli dumanAnlamı: deli dolu olan kimse4. delişmenAnlamı: şımarık ve delice tavırlı5. aymazAnlamı: gafil, çevresinde olup bitenlerin farkına varmayan6. ihtiyatsızAnlamı: ihtiyatlı davranmayan7. deli fişekAnlamı: delişmen ve atak olan kmise8. düşüncesizAnlamı: düşüncesi olmayan9. zırdeliAnlamı: aşırı deli, çılgın10. dikkatsizAnlamı: işinde dikkatli davranmayan11. hoppaAnlamı: yaşına uymayan hafiflikler yapan, delişmen12. maceraperest13. maceracı14. serüvenciAnlamı: serüvenlere atılmaya meraklı, maceracı -
33 نغز
-
34 هرع
- 1
- 2
См. также в других словарях:
Sinir — (nord. Myth.), so v.w. Siner … Pierer's Universal-Lexikon
sinir — is., anat. 1) Duyu ve hareket uyarılarını beyinden organlara, organlardan beyne ileten beyazımsı teller ve bu tellerin oluşturduğu demet Koket ruhu artık yüzünün sinirlerini idare etmiyordu. R. N. Güntekin 2) Rahatsız edici, hastalık derecesine… … Çağatay Osmanlı Sözlük
sınır — is., Rum. 1) İki komşu devletin topraklarını birbirinden ayıran çizgi, hudut 2) Komşu il, ilçe, köy veya kişilerin topraklarını birbirinden ayıran çizgi 3) Bir şeyin yayılabileceği veya genişleyebileceği son çizgi, uç Bataklığın sınırı. Ormanın… … Çağatay Osmanlı Sözlük
Sinir — Liste des chevaux de la mythologie nordique Sommaire 1 Les chevaux des Ases 2 Autres chevaux 3 Notes et références 4 Voir aussi … Wikipédia en Français
sinir buhranı — is., tıp Sinir sisteminde görülen bozukluğun yarattığı sıkıntı veya hastalık Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller sinir buhranı geçirmek sinir buhranına tutulmak … Çağatay Osmanlı Sözlük
sinir küpü — is., ruh b. Çok sinirli olma durumu Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller sinir küpüne çevirmek sinir küpüne dönmek sinir küpü olmak … Çağatay Osmanlı Sözlük
sinir sistemi — is., ruh b. Yüksek yapılı organizmalarda, organizmanın yaşadığı ortama uymasını, çeşitli organların iş birliği durumunda çalışmasını sağlayan, sinir hücreleri, sinirler ve sinir merkezinden oluşan sistem … Çağatay Osmanlı Sözlük
sınır boyu — is. Ülke sınırları Sınır boylarındaki şeyhlerin göğsünde İngiliz ve Alman nişanları yan yana idi. F. R. Atay … Çağatay Osmanlı Sözlük
sınır dışı — is. Ülke sınırlarının ötesi Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller sınır dışı etmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
sınır karakolu — is. Sınır bölgesinde görev yapan kolluk gücü … Çağatay Osmanlı Sözlük
sinir bilimi — is., tıp Sinir sistemini inceleyen tıp dalı, asabiye, nöroloji … Çağatay Osmanlı Sözlük