-
1 rosten
paslanmak -
2 verrosten
paslanmak -
3 einrosten
-
4 einrosten
einrosten v/i <-ge-, sn> paslanmak, pas tutmak -
5 rosten
rosten v/i <sn oder h> paslanmak, pas tutmak;nicht rostend paslanmaz -
6 verrosten
verrosten v/i <o -ge-, sn> paslanmak -
7 durchrosten
durch|rostenvi sein paslanmak -
8 rosten
-
9 verrosten
См. также в других словарях:
paslanmak — nsz 1) Üzerinde pas oluşmak Bıçak paslandı. 2) mec. İşsizlikten, tembellikten, hareketsizlikten canlılığını yitirmek, uyuşup kalmak İşe koyulmak tam tersine paslanmamızı önler, bizi diri tutar. H. Taner … Çağatay Osmanlı Sözlük
kulakları paslanmak — çoktan beri müzik dinlememiş olmak … Çağatay Osmanlı Sözlük
tutukmak — paslanmak, I I, 116, 281bkz: tatıkmak … Divan-i Luqat-i it-Türk Dizini
kulak — 1. is., ğı, anat. 1) Başın her iki yanında bulunan işitme organı Kulaklarımın uğultusu içinde, söylediği lakırtıların hiçbirini duymuyordum. H. C. Yalçın 2) anat. Bu organın, sesleri toplayıp içeriye almaya yarayan dış bölümü Elleriyle… … Çağatay Osmanlı Sözlük
paslanma — is. Paslanmak işi … Çağatay Osmanlı Sözlük
bar bağlamak — kir bağlamak, paslanmak … Çağatay Osmanlı Sözlük
pas tutmak — 1) paslı duruma gelmek, paslanmak 2) çalışamaz duruma gelmek Hokkaların içinde mürekkep kurumuş, kalemler pas tutmuştu. E. E. Talu … Çağatay Osmanlı Sözlük
TEKERRÜC — Fâsid olmak, bozulmak. * Kirlenmek. Paslanmak … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
TEŞA'US — Tozlu topraklı olmak. Kirlenmek. Paslanmak … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
İGBİRAR — Kırılmak. Gücenmek. * Toz ile paslanmak. * Boz benizli olmak … Yeni Lügat Türkçe Sözlük