-
101 سلاب
سَلَّاب1. eşkıyaAnlamı: haydut, hırsız2. hırsızAnlamı: çalan (kimse), uğru3. karmanyolacı4. çapulcuAnlamı: başkasının malını yağma eden5. kapkaççıAnlamı: belli etmeden para vb. şeyleri çalıp kaçan (kimse)6. muslukçu7. yağmacıAnlamı: yağma eden8. haramiAnlamı: hırsız, haydut9. dolandırıcı -
102 سماح
سَمَاح1. muafiyetAnlamı: ayrı tutulma, bağışıklık2. izinAnlamı: bir şeyi yapmak için verilen ruhsat, müsaade3. lütufAnlamı: inayet, ihsan, yardım, önem verilen4. müsaadeAnlamı: izin, icazet, ruhsat5. afAnlamı: bir suçu, bir kusuru veya bir hatayı bağışlama6. bağışAnlamı: bağışlama işi7. cömertAnlamı: para ve malını esirgemeden veren, eli açık, selek.semih, verimli8. cömertlikAnlamı: el açıklığı, verilmlilik, semahet -
103 سمح
سَمْح1. kerimAnlamı: elli açık2. cömertAnlamı: para ve malını esirgemeden veren, eli açık, selek.semih, verimli -
104 سمط
سَمْط1. açAnlamı: para sahıp olmayan kimse2. bîçareAnlamı: çaresiz, zavallı (kimse)3. fukaraAnlamı: fakir, yoksul4. donsuzAnlamı: yoksul, serseri olan5. çulsuzAnlamı: varlıksız, fakir6. meteliksizAnlamı: parası olmayan7. fakirAnlamı: geçmini güçlükçe sağlayan8. muhtaçAnlamı: yoksul, fakir9. sefilAnlamı: yoksul10. züğürtAnlamı: parasız, yoksul, meteliksiz olan kimse -
105 سيولة
-
106 شلن
-
107 صداق
-
108 صراف
-
109 صعلوك
صُعْلُوك1. açAnlamı: para sahıp olmayan kimse2. bîçareAnlamı: çaresiz, zavallı (kimse)3. meteliksizAnlamı: parası olmayan4. muhtaçAnlamı: yoksul, fakir5. sefilAnlamı: yoksul6. züğürtAnlamı: parasız, yoksul, meteliksiz olan kimse -
110 صلة
صِلَة1. yardımAnlamı: bağış2. takıntıAnlamı: kurulan ilişki3. bağlantı4. irtibatAnlamı: bağlantı5. ilişkiAnlamı: bağ, münasebet6. hibeAnlamı: bağışlama, bağış7. linkAnlamı: iletişim dizgesi birliği8. münasebetAnlamı: ilişki, alâka9. alâkaAnlamı: gönul bağı veya ilgi10. nispetAnlamı: bağıntı, ilgili11. bahşiş -
111 صيرفي
صَيْرَفِيّ1. kambiyocuAnlamı: kambiyo işleriyle uğraşan kimse2. sarrafAnlamı: para değiştiren kişi -
112 ضريبة
-
113 طفيلي
طُفَيْلِيّ1. tufeyliAnlamı: asalak, parazit2. beleşçiAnlamı: parasız geçinmeyi seven, bedavacı3. bedavacı4. otlakçı5. sülükAnlamı: asalak bir hayvan6. parazitAnlamı: asalak -
114 عائد
عائِد1. mahsulAnlamı: ürün2. görüşmeciAnlamı: görüşmeye giden kimse3. kâr4. misafirAnlamı: konuk5. konukAnlamı: misafir, mihman6. dönüşlüAnlamı: dönüşü olan7. dönükAnlamı: dönmuş, çevrilmiş8. ziyaretçiAnlamı: ziyaret eden, ziyarete giden kimse, görüşmeci9. iratAnlamı: gelir10. ürünAnlamı: doğadan elde edilen, üretilen yararlı şey, mahsul -
115 عائض
عائِض1. içinAnlamı: karşılığında2. ivazAnlamı: ödün, karşılık3. muadilAnlamı: eşit, denk, eşdeğer4. bedel5. fiyat6. bilmukabeleAnlamı: karşılık olarak -
116 عاهرة
عاهِرَة1. kaltakAnlamı: iffetsiz, namussuz kadın2. dost3. kokotAnlamı: aşüfte4. gacoAnlamı: kadın, dost, sevgili, metres5. fahişeAnlamı: orospu (kadın)6. kahpeAnlamı: orospu7. koketAnlamı: yosma8. sürtük9. orospu10. aşüfteAnlamı: oynak, açık saçık kadın, kokot -
117 عدم
Iعَدَم1. hiçlikAnlamı: hiç olma durumu2. ademAnlamı: yokluk, hiçlik ve ölüm3. yoklukAnlamı: yok olma durumuIIعَدِم1. açAnlamı: para sahıp olmayan kimse2. bîçareAnlamı: çaresiz, zavallı (kimse)3. fukaraAnlamı: fakir, yoksul4. donsuzAnlamı: yoksul, serseri olan5. âcizAnlamı: gücü bir işe yetmez olan, güçsüz6. çulsuzAnlamı: varlıksız, fakir7. meteliksizAnlamı: parası olmayan8. fakirAnlamı: geçmini güçlükçe sağlayan9. muhtaçAnlamı: yoksul, fakir10. sefilAnlamı: yoksul11. züğürtAnlamı: parasız, yoksul, meteliksiz olan kimseعُدْم1. yoklukAnlamı: fakirlik2. fakirlikAnlamı: fakir olma durumu, yoksulluk3. sefaletAnlamı: yoksulluk4. yoksullukAnlamı: yoksul olma durumu5. mafişAnlamı: yok, kalmadı6. açlıkAnlamı: yoksul ve parasız olma durumu -
118 عديم
عَدِيم1. açAnlamı: para sahıp olmayan kimse2. donsuzAnlamı: yoksul, serseri olan3. fukaraAnlamı: fakir, yoksul4. bîçareAnlamı: çaresiz, zavallı (kimse)5. meteliksizAnlamı: parası olmayan6. çulsuzAnlamı: varlıksız, fakir7. fakirAnlamı: geçmini güçlükçe sağlayan8. muhtaçAnlamı: yoksul, fakir9. sefilAnlamı: yoksul10. züğürtAnlamı: parasız, yoksul, meteliksiz olan kimse -
119 عطا
-
120 عطاء
См. также в других словарях:
para — para … Dictionnaire des rimes
para — para·cen·tric; para·chordal; para·chute; para·drop; para·medic; para·noi·ac; para·noid; para·phrase; para·ple·gic; para·sphenoid; para·sympathetic; para·thyroid; para·typhoid; epi·para·sitism; para·biotically; para·blas·tic; para·blep·sis;… … English syllables
Para — may refer to:*Para , in English, is an affix of Greek and Latin origin meaning beside, near, past, beyond or contrary *Para Dog faced Bat, a bat species from South and Central America *Para Loga, one among the seven Logas (seven upper worlds) in… … Wikipedia
para — preposición 1. Indica finalidad: He llamado para felicitarte. 2. Seguida de nombre de profesión, puede sobrentenderse el verbo ser: Mi hermano estudia para (ser) ingeniero. 3. Indica el destino o el uso que se da a una cosa: alquilar un bici para … Diccionario Salamanca de la Lengua Española
para — (Del ant. pora). 1. prep. Denota el fin o término a que se encamina una acción. 2. hacia (ǁ en dirección a). 3. U. para indicar el lugar o tiempo a que se difiere o determina el ejecutar algo o finalizarlo. Pagará para San Juan. 4. U. para… … Diccionario de la lengua española
Para — steht für: Para (Peñamellera Baja), Ort in Asturien Para (Distrikt), Distrikt in Suriname den Para (Fluss), Fluss in Suriname die Para (Russland), Fluss in Russland Para (Währungseinheit), türkische, serbische, montenegrinische und jugoslawische… … Deutsch Wikipedia
para — I {{/stl 13}}{{stl 8}}rz. ż Ia, CMc. parze {{/stl 8}}{{stl 7}} gazowy stan skupienia cieczy lub ciała stałego, tworzący się w czasie podgrzewania : {{/stl 7}}{{stl 10}}Para wodna. Pary benzyny, ołowiu. Kłęby pary. {{/stl 10}}{{stl 20}} {{/stl… … Langenscheidt Polski wyjaśnień
Pará — Saltar a navegación, búsqueda Pará … Wikipedia Español
Pará — Symbole … Deutsch Wikipedia
para- — 1 1. a prefix appearing in loanwords from Greek, most often attached to verbs and verbal derivatives, with the meanings at or to one side of, beside, side by side (parabola; paragraph; parallel; paralysis), beyond, past, by (paradox; paragogue);… … Universalium
para — pàra ž <N mn e, G pȃrā> DEFINICIJA 1. žarg. novac [sitna para malo novca] 2. pov. stoti dio dinara, kao novčane jedinice (u SFR Jugoslaviji ili hrvatskog dinara u Republici Hrvatskoj itd.) 3. (ob. mn) novac, novčana sredstva 4. rij. kovani… … Hrvatski jezični portal