-
1 آخر
âhir; ardınca; başkaları; diğer; gayri; öbür; öbürkü; öbürü; ötekisi; sonuncu; son; uç; yekdiğeri -
2 لاحم
et obur; etçil -
3 آخر
Iآخَر1. öbürüAnlamı: öteki2. ötekisiAnlamı: ötede bulunan3. yekdiğeriAnlamı: başkası, diğeri4. öbürküAnlamı: öteki5. gayriAnlamı: başka, diğer6. başkalarıAnlamı: diğerleri7. öbürAnlamı: diğer, öteki8. diğerAnlamı: başka, özge, ötekiIIآخِر1. âhirAnlamı: sonra, sonunda, en sonra2. ardıncaAnlamı: hemen arkasında, hemen ardında, arkası sıra, ardı sıra3. sonuncuAnlamı: en sonda bulunan4. uç5. sonAnlamı: en arkada olan -
4 أخروي
-
5 خلف
Iخَلَف1. dublör2. muadilAnlamı: eşit, denk, eşdeğer3. bedel4. zürriyetAnlamı: döl, soy sop, sulp5. dölAnlamı: canlıların üremesi sonucu ortaya çıkan yeni birey, zürriyet, nesilIIخَلْف1. ardıncaAnlamı: hemen arkasında, hemen ardında, arkası sıra, ardı sıra2. geriAnlamı: arka, bir şeyin sonra gelen bölümü, art3. enseAnlamı: boynun arka kısmı4. peşAnlamı: arka5. arka6. artAnlamı: bir şeyin öbür yüzü, arka, geriخَلَّفَ1. terk etmekAnlamı: bırakmak2. koymakAnlamı: bırakmak3. bırakmakAnlamı: salıverme, terk etme -
6 سوي
سَوِيّ1. sağlıklıAnlamı: sağlam, esen, sıhhatli2. hatasızAnlamı: yanlışlığı bulunmayan3. sıhhatliAnlamı: sağlıklı4. salimAnlamı: esen, sağlam5. gürbüzAnlamı: sağlam, güçlü ve iyi gelişmiş6. ortaklaşaAnlamı: ortak olarak, el birliğiyle7. selimAnlamı: doğru, dürüst, kusursuz8. esenAnlamı: hiçbir hastalığı olmayan9. alışılmışAnlamı: tabiî, normal olan10. alelâdeAnlamı: her zaman görülen, olağan11. sıradanAnlamı: herhangi bir, bayağı12. normalAnlamı: düzgüye uygun, alışılagelene uyan13. adîAnlamı: hiç bir özelliği olmayan, sıradan14. tabiîAnlamı: olağan15. düzAnlamı: yatay durumda olan, eğik ve dik olmayan16. doğru -
7 صفاق
صِفَاقkarın zarıAnlamı: karın boşluğunun içini, bu boşluğun içinde bulunan bağırsakları, öbür organları kaplayan ve tutan zar -
8 غير
-
9 قيم
Iقَيَّمَ1. değerli2. değerlendirmekIIقَيِّم1. ağırAnlamı: çok kimetli bir şey2. mutenaAnlamı: özenle yapılmış3. kıymetliAnlamı: değerli4. dosdoğruAnlamı: çok doğru5. veli6. vasi7. nefisAnlamı: çok güzel, pek hoş8. doğru9. dürüst -
10 لاحم
-
11 متوسط
مُتَوَسِّط1. aralıktaAnlamı: öbür şeyler arasında2. mutedilAnlamı: aşırıya kaçmayan, ılımlı3. sıradanAnlamı: herhangi bir, bayağı4. alelâdeAnlamı: her zaman görülen, olağan5. ılımanAnlamı: mutedil6. alışılmışAnlamı: tabiî, normal olan7. averajAnlamı: ortalama, sayı farkı8. vasatAnlamı: orta -
12 محاذ
مُحَاذٍ1. karşıAnlamı: yol, deniz vb. nin öbür yanı2. karşılıklıAnlamı: birbirine karşı bulunan3. karşıAnlamı: karşılık olarak4. tekabülAnlamı: karşılıklı olma5. koşutAnlamı: muvazi, paralel6. paralelAnlamı: koşut, müvazi7. sınırdaşAnlamı: ortak sınırları olan8. komşuAnlamı: sınır ortaklığı bulunan, mücavir9. bitişikAnlamı: birbirine dokunacak kadar yakın -
13 مستقيم
-
14 مستو
مُسْتَوٍ1. muntazamAnlamı: düzenli, derli toplu2. dosdoğruAnlamı: çok doğru3. seriliAnlamı: serilmiş, yayılmış4. yalçınAnlamı: düz, sarp5. doğru6. düzAnlamı: yatay durumda olan, eğik ve dik olmayan -
15 معتدل
مُعْتَدِل1. mutedilAnlamı: aşırıya kaçmayan, ılımlı2. ılımanAnlamı: mutedil3. dosdoğruAnlamı: çok doğru4. ılımlıAnlamı: ölçülü hareket eden5. doğru -
16 مقابل
مُقَابِل1. karşılıklıAnlamı: birbirine karşı bulunan2. karşıAnlamı: yol, deniz vb. nin öbür yanı3. karşıt4. karşıAnlamı: karşılık olarak5. mukabilAnlamı: bir şeyin karşılığı, bir şeyin karşısında bulunan6. ivazAnlamı: ödün, karşılık7. bedel8. tekabülAnlamı: karşılıklı olma9. karşıAnlamı: bir şeyin önü, esas tutulan yüzünü ilerisi10. bilmukabeleAnlamı: karşılık olarak -
17 مواجه
مُوَاجِه1. karşılıklıAnlamı: birbirine karşı bulunan2. karşıAnlamı: yol, deniz vb. nin öbür yanı3. karşıAnlamı: karşılık olarak4. mukabilAnlamı: bir şeyin karşılığı, bir şeyin karşısında bulunan5. tekabülAnlamı: karşılıklı olma -
18 وراء
См. также в других словарях:
öbür — sf. Öteki, diğer Tünelin öbür ucunda tekrar ufak tefek ışıklar belirmişti. R. N. Güntekin Birleşik Sözler öbür dünya öbür gün … Çağatay Osmanlı Sözlük
obur — (Lənkəran) parça, tikə. – Səkinə, bi obur balığ verərsə:n? … Azərbaycan dilinin dialektoloji lüğəti
öbür dünya — is., din b. Ahiret Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller öbür dünyayı boylamak … Çağatay Osmanlı Sözlük
öbür gün — zf. Yarından sonraki gün Annem öbür gün kendi kendine gidiyor. R. N. Güntekin … Çağatay Osmanlı Sözlük
öbür dünyayı boylamak — ahireti boylamak O rahmetli katırın yerine ben öbür dünyayı boylardım. O. C. Kaygılı … Çağatay Osmanlı Sözlük
obur — sf. Gereğinden çok yemek yiyen, doymak bilmeyen (kimse) Kendi derecesinde olmamakla beraber o da hatırı sayılan oburlardan. R. N. Güntekin Birleşik Sözler etobur … Çağatay Osmanlı Sözlük
bir kulağından girip öbür kulağından çıkmak — söylenen söze önem vermemek Fakat bütün bu sözler benim bir kulağımdan girip öbür kulağımdan çıkıyordu. Y. K. Karaosmanoğlu … Çağatay Osmanlı Sözlük
yarın öbür gün — ileride, yakın bir zamanda … Çağatay Osmanlı Sözlük
dünyanın öbür ucu — çok uzak yer … Çağatay Osmanlı Sözlük
bir (veya sağ) elinin verdiğini öbür (veya sol) elin duymasın — yapılan bir iyilik gizli tutulmalı, onunla övünülmemelidir anlamında kullanılan bir söz … Çağatay Osmanlı Sözlük
bir elle verdiğini öbür elle almak — yapar göründüğü bir iyiliği, sağladığı bir çıkarla ödetmek … Çağatay Osmanlı Sözlük