Перевод: с русского на турецкий

с турецкого на русский

nesnel

  • 1 объективно

    nesnel / objektif olarak

    Русско-турецкий словарь > объективно

  • 2 истина

    doğruluk,
    gerçek,
    gerçeklik,
    gerçeklik,
    hakikat
    * * *
    ж
    gerçek (-ği); hakikat (-ti)

    объекти́вная и́стина — nesnel gerçek

    Русско-турецкий словарь > истина

  • 3 необходимость

    ж
    gereklilik; gereksinim; ihtiyaç (-); zorunluluk

    объекти́вная необходи́мость — nesnel zorunluk / zorunluluk

    предме́ты пе́рвой необходи́мости — temel gereksinim / ihtiyaç maddeleri

    я не ви́жу необходи́мости в э́том — buna gerek / lüzum görmüyorum

    Русско-турецкий словарь > необходимость

  • 4 объективный

    врз
    nesnel; objektif

    Русско-турецкий словарь > объективный

  • 5 подходить

    1) yaklaşmak; yanaşmak; (yanına) gelmek, (yanına) sokulmak; (yanına) varmak

    к нам подошла́ де́вушка — yanımıza bir kız geldi / sokuldu / yaklaştı

    я подошёл ещё на шаг — bir adım daha yaklaştım / sokuldum

    она́ подошла́ к зе́ркалу — aynanın karşısına geçti

    мы подошли́ к окну́ — pencereye yanaştık

    к телефо́ну он не подошёл — telefona gelmedi / çıkmadı

    к горя́щему до́му нельзя́ бы́ло подойти́ — yanan evin yanına varılamıyordu

    ка́тер не мог подойти́ к при́стани — motor iskeleye yanaşamıyordu

    враг подошёл к са́мому го́роду / к сте́нам го́рода — düşman şehrin kapılarına dayandı

    тут мы подхо́дим к о́чень ва́жному вопро́су — burada çok önemli bir soruna geliyoruz

    3) yaklaşmak, yaklaşım yapmak, yanaşmak

    подойти́ к пробле́ме с объекти́вных пози́ций — soruna nesnel bir tutumla yaklaşmak

    го́ры там так бли́зко подхо́дят к мо́рю, что... — oranın dağları deniz sahiline öylesine yakındır ki...

    5) gelmek; olmak

    подошёл ве́чер — akşam oldu

    подошла́ о́сень — sonbahar gelip çattı

    6) uymak, elvermek; işine gelmek, (işine) yaramak; uygun düşmek; yakışmak ( быть к лицу)

    это сло́во (здесь) не подхо́дит — bu kelime uygun düşmüyor

    э́тот мото́р нам подойдёт — bu motor işimize yarar

    пальто́ ему́ не подошло́ — palto kendisine uymadı

    ва́ше предложе́ние мне не подойдёт — teklifiniz bana elvermez / işime gelmez

    ••

    наш о́тпуск подхо́дит к концу́ — tatilimizin sonu yaklaşıyor

    Русско-турецкий словарь > подходить

  • 6 познаваемость

    ж

    познава́емость объекти́вной и́стины — nesnel gerçeğin bilinebilirliği

    Русско-турецкий словарь > познаваемость

  • 7 реальность

    ж
    1) gerçeklik; gerçek ( факт)

    реа́льность вне́шнего ми́ра — dış dünyanın gerçekliği

    объекти́вная реа́льность — nesnel gerçeklik

    2) ( осуществимость) uygulanabilirlik, gerçekleşebilirlik

    Русско-турецкий словарь > реальность

  • 8 строить

    несов.; сов. - постро́ить
    1) kurmak, yapmak, inşa etmek; dikmek

    стро́ить заво́ды — fabrika kurmak / yapmak

    стро́ить суда́ — gemi yapmak / inşa etmek

    он стро́ит (себе́) до́м — ev yaptırıyor

    2) перен. kurmak

    стро́ить семью́ — aile kurmak

    стро́ить о́бщество бу́дущего — geleceğin toplumunu kurmak

    3) kurmak, tasarlamak

    стро́ить пла́ны — planlar kurmak

    стро́ить разли́чные предположе́ния — çeşitli tahminler yürütmek

    стро́ить иллю́зии — hayaller kurmak

    4) dayandırmak, oturtmak

    стро́ить свои́ расчёты на чем-л.hesabını bir şey üzerine oturtmak

    докла́д постро́ен на объекти́вных да́нных — rapor nesnel verilere dayanılarak hazırlandı

    5) мат. çizmek

    постро́ить треуго́льник — bir üçgen çizmek

    постро́ить взвод в две шере́нги — takımı iki sıraya dizmek

    ••

    стро́ить из себя́ поэ́та — şairlik taslamak

    ты из себя́ дурака́ не строй! — aptallığa vurma sen!

    Русско-турецкий словарь > строить

См. также в других словарях:

  • nesnel — sf. 1) Nesne ile ilgili, nesneye ilişkin, öznel karşıtı 2) mec. Gerçeğe varmak amacıyla, taraf tutmadan inceleme yapan, hüküm veren, afaki, objektif 3) fel. Bireyin kişisel görüşünden bağımsız olan, objektif …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • afaki — sf., esk., Ar. āfāḳī 1) Belli bir konu üzerine olmayan, dereden tepeden (konuşma) Biraz afaki sohbetten sonra oradan kalktık. A. Rasim 2) Nesnel Bir anda bütün hislerini kaybederek afaki düşündü. P. Safa …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • dışa dönüklük — is., ğü Kişinin ilgisinin kendi duygu ve düşünceleri yerine, dıştaki nesnel ve toplumsal çevreye yönelmesi durumu …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • düşüncellik — is., ği, fel. 1) Düşüncel olma niteliği 2) Nesnel gerçekliği olan varlığın karşısında, salt düşünce veya tasarım olarak varlık …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • nesnelleşme — is., fel. Nesnel duruma gelme …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • nesnelleşmek — nsz Nesnel duruma gelmek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • nesnellik — is., ği Nesnel olma veya nesnelerin gerçeğine dayanma durumu, afakilik, objektiflik, öznellik karşıtı İyi kötü bir nesnelliği aranıp duruyordum. S. İleri …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • objektif — sf., Fr. objectif 1) Nesnel Olayları elden geldiğince objektif bir şekilde vermeye özen gösterirdi. H. Taner 2) is., fiz. Fotoğraf makinesi, mikroskop, dürbün vb. optik aletlerle cisimlerden gelen ışınları alıp ekran üzerine yansıtan mercek veya… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • ortam — is. 1) Canlı bir varlığın içinde bulunduğu doğal veya maddi şartların bütünü Bu ağustos ayı, bir cinayet için hiç de uygun ortam değildi. H. Taner 2) mec. Bir kimsenin veya bir insan topluluğunun yaşayışını etkileyen ruhsal, toplumsal ve kültürel …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • öznel — sf. Özneye ilişkin olan, öznede oluşan, nesnelerin gerçeğine değil, bireyin düşünce ve duygularına dayanan, enfüsi, subjektif, nesnel karşıtı Bence bunu düşünelim ve ortaya çıkacak öznel davranışımızı içtenlikle dile getirelim. M. C. Anday …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • troplar — is., ç., fel. Antik çağ kuşkucularının var olan şeyler hakkında nesnel bilgi edinebilmenin imkânsızlığını kanıtlamak için kullandıkları ilkeler …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Поделиться ссылкой на выделенное

Прямая ссылка:
Нажмите правой клавишей мыши и выберите «Копировать ссылку»