-
1 объективно
nesnel / objektif olarak -
2 истина
doğruluk,gerçek,gerçeklik,gerçeklik,hakikat* * *жgerçek (-ği); hakikat (-ti)объекти́вная и́стина — nesnel gerçek
-
3 необходимость
жgereklilik; gereksinim; ihtiyaç (-cı); zorunlulukобъекти́вная необходи́мость — nesnel zorunluk / zorunluluk
предме́ты пе́рвой необходи́мости — temel gereksinim / ihtiyaç maddeleri
я не ви́жу необходи́мости в э́том — buna gerek / lüzum görmüyorum
-
4 объективный
врзnesnel; objektif -
5 подходить
1) yaklaşmak; yanaşmak; (yanına) gelmek, (yanına) sokulmak; (yanına) varmakк нам подошла́ де́вушка — yanımıza bir kız geldi / sokuldu / yaklaştı
я подошёл ещё на шаг — bir adım daha yaklaştım / sokuldum
она́ подошла́ к зе́ркалу — aynanın karşısına geçti
мы подошли́ к окну́ — pencereye yanaştık
к телефо́ну он не подошёл — telefona gelmedi / çıkmadı
к горя́щему до́му нельзя́ бы́ло подойти́ — yanan evin yanına varılamıyordu
ка́тер не мог подойти́ к при́стани — motor iskeleye yanaşamıyordu
враг подошёл к са́мому го́роду / к сте́нам го́рода — düşman şehrin kapılarına dayandı
2) gelmekтут мы подхо́дим к о́чень ва́жному вопро́су — burada çok önemli bir soruna geliyoruz
3) yaklaşmak, yaklaşım yapmak, yanaşmakподойти́ к пробле́ме с объекти́вных пози́ций — soruna nesnel bir tutumla yaklaşmak
4) yakın olmakго́ры там так бли́зко подхо́дят к мо́рю, что... — oranın dağları deniz sahiline öylesine yakındır ki...
5) gelmek; olmakподошёл ве́чер — akşam oldu
подошла́ о́сень — sonbahar gelip çattı
6) uymak, elvermek; işine gelmek, (işine) yaramak; uygun düşmek; yakışmak ( быть к лицу)это сло́во (здесь) не подхо́дит — bu kelime uygun düşmüyor
э́тот мото́р нам подойдёт — bu motor işimize yarar
пальто́ ему́ не подошло́ — palto kendisine uymadı
ва́ше предложе́ние мне не подойдёт — teklifiniz bana elvermez / işime gelmez
••наш о́тпуск подхо́дит к концу́ — tatilimizin sonu yaklaşıyor
-
6 познаваемость
-
7 реальность
ж1) gerçeklik; gerçek ( факт)реа́льность вне́шнего ми́ра — dış dünyanın gerçekliği
объекти́вная реа́льность — nesnel gerçeklik
2) ( осуществимость) uygulanabilirlik, gerçekleşebilirlik -
8 строить
несов.; сов. - постро́ить1) kurmak, yapmak, inşa etmek; dikmekстро́ить заво́ды — fabrika kurmak / yapmak
стро́ить суда́ — gemi yapmak / inşa etmek
он стро́ит (себе́) до́м — ev yaptırıyor
2) перен. kurmakстро́ить семью́ — aile kurmak
стро́ить о́бщество бу́дущего — geleceğin toplumunu kurmak
3) kurmak, tasarlamakстро́ить пла́ны — planlar kurmak
стро́ить разли́чные предположе́ния — çeşitli tahminler yürütmek
стро́ить иллю́зии — hayaller kurmak
4) dayandırmak, oturtmakстро́ить свои́ расчёты на чем-л. — hesabını bir şey üzerine oturtmak
докла́д постро́ен на объекти́вных да́нных — rapor nesnel verilere dayanılarak hazırlandı
5) мат. çizmekпостро́ить треуго́льник — bir üçgen çizmek
постро́ить взвод в две шере́нги — takımı iki sıraya dizmek
••стро́ить из себя́ поэ́та — şairlik taslamak
ты из себя́ дурака́ не строй! — aptallığa vurma sen!
См. также в других словарях:
nesnel — sf. 1) Nesne ile ilgili, nesneye ilişkin, öznel karşıtı 2) mec. Gerçeğe varmak amacıyla, taraf tutmadan inceleme yapan, hüküm veren, afaki, objektif 3) fel. Bireyin kişisel görüşünden bağımsız olan, objektif … Çağatay Osmanlı Sözlük
afaki — sf., esk., Ar. āfāḳī 1) Belli bir konu üzerine olmayan, dereden tepeden (konuşma) Biraz afaki sohbetten sonra oradan kalktık. A. Rasim 2) Nesnel Bir anda bütün hislerini kaybederek afaki düşündü. P. Safa … Çağatay Osmanlı Sözlük
dışa dönüklük — is., ğü Kişinin ilgisinin kendi duygu ve düşünceleri yerine, dıştaki nesnel ve toplumsal çevreye yönelmesi durumu … Çağatay Osmanlı Sözlük
düşüncellik — is., ği, fel. 1) Düşüncel olma niteliği 2) Nesnel gerçekliği olan varlığın karşısında, salt düşünce veya tasarım olarak varlık … Çağatay Osmanlı Sözlük
nesnelleşme — is., fel. Nesnel duruma gelme … Çağatay Osmanlı Sözlük
nesnelleşmek — nsz Nesnel duruma gelmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
nesnellik — is., ği Nesnel olma veya nesnelerin gerçeğine dayanma durumu, afakilik, objektiflik, öznellik karşıtı İyi kötü bir nesnelliği aranıp duruyordum. S. İleri … Çağatay Osmanlı Sözlük
objektif — sf., Fr. objectif 1) Nesnel Olayları elden geldiğince objektif bir şekilde vermeye özen gösterirdi. H. Taner 2) is., fiz. Fotoğraf makinesi, mikroskop, dürbün vb. optik aletlerle cisimlerden gelen ışınları alıp ekran üzerine yansıtan mercek veya… … Çağatay Osmanlı Sözlük
ortam — is. 1) Canlı bir varlığın içinde bulunduğu doğal veya maddi şartların bütünü Bu ağustos ayı, bir cinayet için hiç de uygun ortam değildi. H. Taner 2) mec. Bir kimsenin veya bir insan topluluğunun yaşayışını etkileyen ruhsal, toplumsal ve kültürel … Çağatay Osmanlı Sözlük
öznel — sf. Özneye ilişkin olan, öznede oluşan, nesnelerin gerçeğine değil, bireyin düşünce ve duygularına dayanan, enfüsi, subjektif, nesnel karşıtı Bence bunu düşünelim ve ortaya çıkacak öznel davranışımızı içtenlikle dile getirelim. M. C. Anday … Çağatay Osmanlı Sözlük
troplar — is., ç., fel. Antik çağ kuşkucularının var olan şeyler hakkında nesnel bilgi edinebilmenin imkânsızlığını kanıtlamak için kullandıkları ilkeler … Çağatay Osmanlı Sözlük