-
1 torba
İnşaat Mühendisliği ve Mimarlık Türkçe-Rusça Sözlük ve Rus-Türkçe Sözlük > torba
-
2 torba
-
3 torba çay
чай в паке́тиках -
4 torba kadro
разг.запасны́е ка́дры -
5 torba filtresi
İnşaat Mühendisliği ve Mimarlık Türkçe-Rusça Sözlük ve Rus-Türkçe Sözlük > torba filtresi
-
6 torba
1) мешо́к; то́рба; коше́ль; су́мка; сума́yol torbası — доро́жный вещево́й мешо́к; саквоя́ж
2) анат. мошо́нка◊
torbada keklik — прост. де́ло в шля́пе; всё в поря́дке◊
torbaya koymak — прост. обеспе́чить; укрепи́ть; сохрани́ть -
7 ip torba
се́тка, су́мка ( для ношения продуктов) -
8 torun torba olmak
= torun tosun sahibi olmak име́ть дете́й и вну́ков -
9 tös torba olmak
= tös tosun sahibi olmak име́ть дете́й и вну́ков -
10 kağıt torba
İnşaat Mühendisliği ve Mimarlık Türkçe-Rusça Sözlük ve Rus-Türkçe Sözlük > kağıt torba
-
11 naylon torba
İnşaat Mühendisliği ve Mimarlık Türkçe-Rusça Sözlük ve Rus-Türkçe Sözlük > naylon torba
-
12 ağız
рот (м)* * *I выпад. -ğzı1) рот, пасть2) го́рло, го́рлышко; выходно́е отве́рстиеağzı dar şişe — буты́лка с у́зким го́рлышком
cebin ağzı — про́резь карма́на
yanardağın ağzı — кра́тер вулка́на
3) вход (в бухту, залив и т. п.)körfezin ağzı — вход в зали́в
4) нача́ло ( дороги)yolun ağzında — в нача́ле доро́ги
5) края́ (сосуда и т. п.)bardağın ağzı — края́ стака́на
testinin ağzı — края́ кувши́на
6) у́стьеçay ağzı — у́стье реки́
7) разви́лка, перекрёстокdört yol ağzı — перекрёсток доро́г
iki yol ağzı — разви́лка
8) ле́звие9) диале́кт, го́ворRumeli ağzı — румели́йский диале́кт
10) тон, мане́ра ( разговора)ağzı değişti — он заговори́л по-друго́му
bana karşı bu ağzı kullanma — ты со мной таки́м то́ном не разгова́ривай
11) муз. мело́дии, напе́вы (какой-л. местности)12) разг. разsobayı günde iki ağız yakıyoruz — мы то́пим печь два ра́за в день
••ağzı torba değil ki büzesin — погов. на чужо́й рото́к не наки́нешь плато́к
ağız yüreğin artığını / taşkınını söyler — посл. у кого́ что боли́т, тот о том и говори́т
- ağzında- ağzı açık ayran delisi
- ağzı açık kalmak
- ağzını açıp gözünü yummak
- ağız açmak
- ağzını açmak
- ağız açmamak
- ağzını açmamak
- ağız açtırmamak
- ağız ağza vermek
- ağızdan ağza
- ağızdan ağza geçmek
- ağza alınmaz
- ağza almamak
- ağzına aptesle almak
- ağzını aramak
- ağzına atmak
- ağzından baklayı çıkarmak
- ağzında bakla ıslanmamak
- ağzına bakmak
- ağzının içine bakmak
- ağzına baktırmak
- ağzından bal akmak
- ağzını bıçak açmamak
- ağzına bir kemik bırakmak
- ağzına bir parmak bal çalmak
- ağzında gevelemek
- ağız bozukluğu
- ağız burun birbirine karışmak
- ağzı burnu yerinde
- ağzından çıkanı kulağı duymamak
- ağzından çıkanı kulağı işitmemek
- ağzından çıkmak
- ağız değişikliği
- ağız değiştirmek
- ağzını dilini bağlamak
- ağız dil vermemek
- ağzı dili kurumak - ağzından düşürmemek
- ağzından girip burnundan çıkmak
- ağzı havada
- ağzını havaya açmak
- ağzını hayıra aç!
- ağzıyla kuş tutmak
- ağzından kaçırmak
- ağzını kapamak
- ağzını kiraya vermek
- ağzının kokusunu çekmek
- ağzı kulağına varmak
- ağzı kulaklarına varmak
- ağız kullanmak
- ağzı kurusun!
- ağzından lâf almak
- ağzı lâf yapıyor
- ağzı lâkırdı yapıyor
- ağzından lokmasını almak
- ağzını öpeyim!
- ağzının payını vermek
- ağzının ölçüsünü vermek
- ağız persengi
- ağzının perhizi yok
- ağız satmak
- ağzını sıkı tutmak
- ağzını pek tutmak
- ağzı sulanmak
- ağzı süt kokuyor
- ağız tadıyla
- ağzının tadıyla
- ağzının tadını almak
- ağzının tadını bilmek
- ağzını tıkamak
- ağzını topla!
- ağzı var dili yok
- ağzı yanmak
- ağız yaymak
- ağzından yel alsın!
- ağzını yoklamak
- bir ağızdan
- hep bir ağızdan IIмоло́зиво -
13 âlem
1) врз. мирhayvanlar âlemi — ца́рство живо́тных
iç âlemi — вну́тренний мир
2) окружа́ющие [лю́ди]âleme ne? — кому́ како́е де́ло?
bu işe âlem ne der? — а что ска́жут об э́том лю́ди?
âlem bunu bilmemeli — обще́ственность об э́том не должна́ знать
3) положе́ние, состоя́ние (здоровья, дел и т. п.)ne âlemdesiniz? — как пожива́ете?, что поде́лываете?
4) развлече́ниеbu pazar kırdaki âleme o da katıldı — в э́то воскресе́нье в за́городном пикнике́ и он при́нял уча́стие
gece âlemleri — ночны́е развлече́ния / пиру́шки
••- âleme sakal dağıtmakâlemin ağzı torba değil ki büzesin — посл. на ка́ждый рото́к не наки́нешь плато́к
- âlemi var mı?
- kendi âlemine kapanmak -
14 el
кисть (ж) рука́ (ж)* * *I1) рука́, ру́киel sıkmak — пожа́ть ру́ку
el sıkışma — рукопожа́тие
2) ру́чкаkapı eli — дверна́я ру́чка
3) ход ( в некоторых играх)şimdi el bende — сейча́с мой ход
4) счётное слово разhavaya üç el ateş etti — он сде́лал три вы́стрела в во́здух
••elini veren kolunu alamaz — посл. ему́ дай па́лец, он ру́ку отхва́тит
elinle ver ayağınla ara — погов. ему́ дай [в долг] рука́ми, а [обра́тно] проси́ нога́ми
- elde- eldeki- elde mi?- elden- elinde
- elinden- eliyle- el açmak- eline ağır
- ele alınmaz
- ele almak
- eline almak
- el altında
- elinin altında
- el altından
- el atmak
- ele avuca sığmamak
- eli ayağı bağlı
- eli ayağı buz kesilmek
- el ayak çekilmek
- eli ayağı düzgün
- eline ayağına kapanmak
- elini ayağını kesmek
- elini ayağını çekmek
- elini ayağını öpeyim!
- eli ayağı tutmak
- eli ayağı kesilmek
- eli ayağı tutmamak
- eline ayağına üşenmemek
- ele bakmak
- eline bakmak
- el basmak
- eli boş dönmek
- eli boş gelmek
- eli böğründe kalmak
- eli koynunda kalmak
- elini çabuk tutmak
- el çekmek
- elini çekmek
- elden çıkarmak
- elden çıkmak
- el çırpmak
- eli dar
- eli darda
- el değiştirmek
- el değmemiş
- eline doğmak
- eli dursa ayağı durmaz
- eline düşmek
- elden düşürmemek
- eli ekmek tutmak
- elden ele dolaşmak
- elden ele gezmek
- el elden üstün
- el ele vermek
- el ense etmek
- eli ermez gücü etmez
- elini eteğini çekmek
- eline eteğine doğru
- el etek öpmek
- eline eteğine sarılmak
- el etmek
- elde etmek
- elden geçirmek
- ele geçirmek
- ele geçmek
- eline geçmek
- elinden geleni ardına
- elinden geleni arkasına komamak
- elinden geleni bırakmamak
- elden geleni yapmak
- elinden geleni yapmak
- elden gelmek
- elinden gelmek
- elinden gelse...
- elden ne gelir?
- elden gelmemek
- elinden gelmemek
- eli genişlemek
- elde gezmek
- ellerde gezmek
- elinin hamuruyla erkek işine karışmak
- elinden hiç bir şey kurtulmaz
- elinden bir iş çıkmamak
- elinden kaza çıkmak
- elinden bir kaza çıkmak
- elinden iş gelmemek
- elinden bir iş gelmemek
- eli işe yatmak
- elini kalbine koyarak söylemek sürmek
- elini kalbine koyarak düşünmek sürmek
- elini kalbine koyarak hüküm sürmek
- elden kaçırmak
- el kaldırmak
- eli kalem tutmak
- elinde kalmak
- eline kalmak
- elinden kan çıkmak
- elini kana bulamak
- el katmak
- eli kırılmak
- elini kolunu bağlamak
- eli kolu bağlı kalmak
- elini kolunu sallaya sallaya gelmek
- elini kolunu sallaya sallaya gezmek
- el koymak
- eli koynunda - elinden hiç bir şey kurtulmamak
- eli kurusun!
- eli olmak
- elinde olmak
- elde olmamak
- elinde olmamak
- elini oynatmak
- eli para görmek
- eline sağlık!
- elinize sağlık!
- elini sallasa ellisi başını sallasa tellisi
- elini sıcak sudan soğuk suya sokmamak
- eli silâh tutan
- eline su dökemez
- el sürmemek
- eli şakağında
- el tazelemek
- el tutmak
- elinde tutmak
- elinden tutmak
- elle tutulacak tarafı kalmamak
- elle tutulacak yanı kalmamak
- elle tutulur gözle görülür
- el uzatmak
- el üstünde tutmak
- eli varmamak
- eli gitmemek
- el vermek
- ele vermek
- el vurmamak
- eli yatmak
- bu işte eli yok
- eller yukarı!
- bir eli yağda bir eli balda II1) чужо́й, чужа́к2) страна́, крайyabancı ellerde — в чужи́х края́х, на чужби́не
3) наро́д, населе́ние4) пле́мя••elin ağzı torba değil ki büzesin — посл. на чужо́й рото́к не наки́нешь плато́к
el ile gelen düğün bayram — посл. ≈ на миру́ и смерть красна́
elin derdi ele masal gelir — посл. чужу́ю беду́ рука́ми разведу́
- el kapısında çalışmakel kazanıyla aş kaynatmak — погов. прийти́ на гото́венькое
-
15 torun
внук (м)* * *внук, вну́чкаtorunlar — вну́ки, пото́мки
torun oğlu — пра́внук; вну́чка
torununun oğlu — его́ пра́внук
••- torun torba olmak
- torun tosun sahibi olmak -
16 torun tosun sahibi olmak
-
17 tös
внук, вну́чкаtöslar — вну́ки, пото́мки
tös oğlu — пра́внук; вну́чка
tösunun oğlu — его́ пра́внук
••- tös torba olmak
- tös tosun sahibi olmak -
18 tös tosun sahibi olmak
-
19 filtre
- basınç altında çalışan filtre
- basınçlı filtre
- benzin filtresi
- bez filtresi
- çakıl filtresi
- çamur filtresi
- damlatmalı filtre
- elektrikli filtre
- elektrostatik hava filtresi
- emme filtresi
- hassas filtre
- hava filtresi
- ıslak hava filtresi
- ince filtre
- kömür filtresi
- kum filtresi
- kuru hava filtresi
- mekanik filtre
- mikro filtre
- renk filtresi
- silindir gövdeli filtre
- su filtresi
- şerit filtre
- tamburlu filtre
- tel filtre
- ters filtre
- torba filtresi
- toz filtresi
- vakum filtresi
- yağ filtresi
- yakıt filtresi
- yaş filtre
- yüksek hızlı filtreİnşaat Mühendisliği ve Mimarlık Türkçe-Rusça Sözlük ve Rus-Türkçe Sözlük > filtre
-
20 torun
1) внук, вну́чкаtorunlar — вну́ки; пото́мки
torun çocuğu — пра́внук, пра́внучка
torun torba sahibi olmak или torun tosun sahibi olmak — име́ть сынове́й и вну́ков
2) (тж. deve torunu) двухгодова́лый верблю́д
См. также в других словарях:
torba — {{/stl 13}}{{stl 8}}rz. ż Ia, CMc. torbabie; lm D. torbareb {{/stl 8}}{{stl 20}} {{/stl 20}}{{stl 12}}1. {{/stl 12}}{{stl 7}} przedmiot ze skóry lub innego tworzywa, zwykle z uchwytem lub paskiem, służący do noszenia w nim różnych przedmiotów :… … Langenscheidt Polski wyjaśnień
Torba (Vanuatu) — Torba Geographie Staat: Vanuatu Gewässer: Pazifischer Ozean Inseln … Deutsch Wikipedia
Torba Residence — (Торба,Турция) Категория отеля: Адрес: Torba Mah. Ataturk Cad., 48400 Торба, Турция … Каталог отелей
torbă — TÓRBĂ s.f. v. tolbă. Trimis de LauraGellner, 13.09.2007. Sursa: DEX 98 TÓRBĂ s. v. desagă, traistă. Trimis de siveco, 13.09.2007. Sursa: Sinonime TÓRB//Ă torbăe f. pop. 1) Săculeţ de pânză de diferite mărimi, folosit, mai ales, pentru merinde … Dicționar Român
torba — tórba ž <G mn tórbā/ ī> DEFINICIJA predmet u kojem se nose potrebne stvari (spisi, pribor za higijenu itd.), ob. se nosi o ramenu ili u ruci [putna torba; torba za spise] FRAZEOLOGIJA ispasti (iskočiti) vragu iz torbe, vragu iz torbe uteći … Hrvatski jezični portal
Torba — may refer to *Torba, Turkey *Torba Province, Vanuatu *Torba, a village in Măgherani commune, Mureş County, Romania … Wikipedia
Torba Province — Torba is the northernmost province of Vanuatu, including the Banks Islands and the Torres Islands. The name Torba is derived from the initial letters of Torres and Banks. It has a population of 7,870 people and an area of 882 km². Its capital is… … Wikipedia
Torba, Turkey — Torba is a village near Bodrum in the Muğla Province, Turkey.Torba is a tranquil sea side village, located approximately 6 km. from the bustling resort of Bodrum town. Nestled in a bowl of olive groves and piney woods, the village seems a world… … Wikipedia
torba — ż IV, CMs. torbabie; lm D. torbareb 1. «podłużny woreczek z papieru lub plastyku, używany jako opakowanie najczęściej do materiałów sypkich, drobnych; zawartość takiego opakowania» Torba papierowa, plastykowa. Torba z cukrem, z mąką, z kaszą.… … Słownik języka polskiego
torba — is. 1) Genellikle pamuk ve kıldan dokunmuş, türlü boy ve biçimde, ağzı büzülüp bağlanabilen araç Cüzdanı bir meşin torbaya sarmış, torbayı gömleğimin içine bağlamıştım. R. N. Güntekin 2) Genellikle plastikten veya kâğıttan yapılmış, içine öteberi … Çağatay Osmanlı Sözlük
torba — is. 1. Balaca kisə. <Gülnisə:> Ana, düyü torbası haradadır? Ə. H.. <Qəhrəman:> Özümü pulemyot qoyulan, torpaq doldurulmuş torbanın arxasına yıxdım. H. N.. // Minik və ya yük heyvanını dayanacaqlarda yemləmək üçün içinə yem tökülüb… … Azərbaycan dilinin izahlı lüğəti