-
1 خاصية
husus; hususiyet; kalite; keyfiyet; nitelik; özellik; vasıf -
2 مسألة
husus; teorem -
3 خطب
afet; husus -
4 شأن
bağlantı; büyüklük; ciddiyet; değer; durum; husus; ilişki; keyfiyet; link; münasebet; teorem -
5 قضية
dava; husus -
6 مطالب
dilek; husus; meram; mesul -
7 مطلب
dilek; husus; meram -
8 ميزة
erdem; husus; hususiyet; kalite; keyfiyet; özellik; vasıf -
9 خاصية
-
10 خطب
-
11 شأن
شَأْن1. teoremAnlamı: kanıtlanabilen önerme2. ciddiyetAnlamı: ağır başlılık, ciddîlik3. keyfiyetAnlamı: durum4. bağlantı5. büyüklükAnlamı: büyük olma durumu, ululuk6. ilişkiAnlamı: bağ, münasebet7. hususAnlamı: bir konu, madde8. linkAnlamı: iletişim dizgesi birliği9. münasebetAnlamı: ilişki, alâka10. durumAnlamı: hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon11. değerAnlamı: bir şeyin önemini belirlemeye yarayan soyut ölçü, kıymet -
12 قضية
قَضِيَّة1. hususAnlamı: bir konu, madde2. davaAnlamı: hukukî korunmanın bir hüküm ile sağlanması için yargı organlarına başvurma -
13 مسألة
-
14 مطالب
Iمَطَالِب1. hususAnlamı: bir konu, madde2. meramAnlamı: istek, amaç, maksat3. dilekAnlamı: bir kimsenin dilediği şey, istekIIمُطَالَبmesulAnlamı: sorumlu -
15 مطلب
مَطْلَب1. hususAnlamı: bir konu, madde2. meramAnlamı: istek, amaç, maksat3. dilekAnlamı: bir kimsenin dilediği şey, istek -
16 ميزة
مِيزَة1. hususiyetAnlamı: bir şeyin benzerlerinden ayrılmasını sağlayan nitelik, özellik2. erdemAnlamı: fazilet ve ahlak3. kalite4. keyfiyetAnlamı: nitelik5. vasıfAnlamı: nitelik6. özellik7. hususAnlamı: özellik, yön
См. также в других словарях:
husus — is., Ar. ḫuṣūṣ 1) Konu, madde Mallarımın idaresi hususunda kendisinden hiçbir yardım esirgemiyorlar. E. E. Talu 2) Özellik, yön Şu hususu da gözden uzak tutmamalı … Çağatay Osmanlı Sözlük
husûs — (A.) [ صﻮﺼﺧ ] konu … Osmanli Türkçesİ sözlüğü
HUSUS — İş. Mevzu. Yol. Usul. Keyfiyet. Madde. Şey. Bir şeyin sairlerinden ayrıldığını ve temyizini bildiren cihet ve keyfiyet … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
Bâ-husus — Ba husus hele; özellikle; üstelik … Hukuk Sözlüğü
ALE-L-HUSUS — Hususiyle, hepsinden önce olarak. Bâhusus … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
HUSUSAT — (Husus. C.) Hususlar, bakımlar, işler. Tarzlar, şekiller. Mes eleler. Maddeler … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
TAHASSUS — (Husus. dan) Hususi ve mahsus olmak. Bir kimseye mahsus kılınmak … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
İHTİSAS — (Husus. dan) Kendine mahsus kılmak. Bir kimsenin dünyevi veya uhrevi, Kur âni, İslâmi, imâni bir mesleğe, fen veya san ata hasr ı mesâi etmesi; yalnız onunla meşgul olması. (Bu metot insanı muvaffakiyete eriştiren en birinci ve en büyük bir… … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
Nedîm — Ahmet Nedîm Efendi (نديم) (1681? – 1730) was the pen name (Ottoman Turkish: ﻡﺨﻠﺺ mahlas) of one of the most celebrated Ottoman poets. He achieved his greatest fame during the reign of Ahmed III, the so called Tulip Era from 1718 to 1730. Both his … Wikipedia
ALODE seu ALODIUM — Gall. Aleu, Aleu Franc seu Franc aleu, praedium est liberum, nulli servituti obnoxium, ideoque Feudo oppositum, quod hoc sem per alicui subiaceat servituti. Item hereditas, quae nobis obvenit, a parentibus, acquisitae contraria, quam ideo Beatus… … Hofmann J. Lexicon universale
alelhusus — zf., esk., Ar. ˁalā l ḫuṣūṣ Hele, özellikle, en çok Alelhusus öyle ufak tefek âdetleri, sayılı, hesaplı şeyleri hiç sevmez. E. E. Talu … Çağatay Osmanlı Sözlük