-
1 падать
несов.; сов. - упа́сть, па́сть1) сов. упа́сть düşmekупа́сть на зе́млю — yere düşmek
упа́сть с кры́ши — damdan (yere) düşmek
упа́сть в кре́сло — koltuğa çökmek
он поскользну́лся и упа́л в грязь — ayağı kaydı, çamura yattı
2) тк. несов. ( об осадках) yağmakпа́дает снег — kar yağıyor
3) сов. уст. пасть düşmek, çökmekпа́ла роса́ — çiy düştü
на́ мо́ре пал тума́н — denize sis çöktü
4) сов. упа́сть dökülmekво́лосы, па́дающие на пле́чи — omuzlara dökülen saçlar
5) сов. упа́сть (о тени и т. п.) düşmek6) тк. несов. bulunmakударе́ние па́дает на после́дний слог — vurgu son hecede bulunur, vurgu son hece üzerindedir
7) сов. уст. пасть düşmek тж. перен.отве́тственность падёт на тебя́ — sorumluluğu sana düşecek, sorumlusu sen olacaksın
8) сов. упа́сть düşmekве́тер па́дает — rüzgar düşüyor
давле́ние упа́ло — basınç düştü
9) сов. пасть, упасть düşmek, zayıflamakавторите́т его́ совсе́м упа́л — büsbütün itibardan düştü
10) сов. упасть - о настроении, боевом духе bozulmak11) сов. пасть - о скоте kırılmakста́ли пасть о́вцы — koyuna kıran girdi
••звёздочка / звезда́ упа́ла — bir yıldız aktı
па́дать от уста́лости — yorgunluktan ayakta duracak hali olmamak
-
2 слог
-
3 ударный
vurucu; vurgulu ; öncü; öncelikli* * *I1) в соч.уда́рные музыка́льные инстру́менты — vurgulu çalgılar
2) vurucuуда́рные си́лы империали́зма — emperyalizmin vurucu güçleri
3) лингв. vurguluIIуда́рный слог — vurgulu hece
1) öncüуда́рная брига́да — öncü ekip
2) öncelikliуда́рное зада́ние — öncelikli görev
-
4 шарада
См. также в других словарях:
hece — is., dbl., Ar. hicāˀ Bir solukta çıkarılan ses veya ses birliği, seslem Okumak sözünde üç hece vardır. Birleşik Sözler hece ölçüsü hece taşı hece vezni hece yutumu açık hece … Çağatay Osmanlı Sözlük
hece ölçüsü — is., ed. Belirli sayıdaki hece kümelerine dayanan şiir ölçüsü, parmak hesabı, hece vezni … Çağatay Osmanlı Sözlük
HECE VEZNİ — Türklerin eskiden kullandıkları nazım âhengi ölçüsüdür ki, buna parmak hesabı da denir. Parmak hesabı, Türk edebiyatının başlangıcından XI. yy. a, yani Türklerin aruz veznini öğrenmelerine kadar Türk nazmının yegâne âhengi idi. Aruz vezni kabul… … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
hece vezni — is., ed. Hece ölçüsü … Çağatay Osmanlı Sözlük
HECE — (Hecâ) Bir defada söylenebilen, bir veya birkaç harfden meydana gelen sözcük. * Harfleri birer birer söyleyerek okuma … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
hece taşı — is., hlk. Mezar taşı … Çağatay Osmanlı Sözlük
hece yutumu — is., dbl. Kelime içinde benzer hecelerden birinin düşmesi: kilitlemek > kitlemek … Çağatay Osmanlı Sözlük
açık hece — is., dbl. Ünlü ile biten hece ana (a na), araba (a ra ba), ütü (ü tü) … Çağatay Osmanlı Sözlük
kapalı hece — is., dbl. Ünsüzle biten hece: Kalk, bak gibi … Çağatay Osmanlı Sözlük
uzun hece — is., dbl. İçinde uzun ünlü bulunan hece: Âdet, kâtip gibi … Çağatay Osmanlı Sözlük
vurgulu hece — is., dbl. Bir kelimede vurgunun bulunduğu hece … Çağatay Osmanlı Sözlük