-
1 hareket
ابتعادارتحالانصرافبراحتحركترحالحراكحركةخروجرحيلزلزالسفرمبارحةمغادرة -
2 hareket
1. ابتعاد [اِبْتِعاد]Anlamı: terkedip ayrılma, yola çıkma2. ارتحال [اِرْتِحال]Anlamı: terkedip ayrılma, yola çıkma3. انصراف [اِنْصِراف]Anlamı: terkedip ayrılma, yola çıkma4. براح [بَرَاح]Anlamı: terkedip ayrılma, yola çıkma5. تحرك [تَحَرُّك]6. ترحال [تَرْحال]Anlamı: terkedip ayrılma, yola çıkma7. حراك [حَرَاك]8. حركة [حَرَكَة]9. خروج [خُرُوج]Anlamı: terkedip ayrılma, yola çıkma10. رحيل [رَحِيل]Anlamı: terkedip ayrılma, yola çıkma11. زلزال [زِلْزال]Anlamı: yer sarsıntısı, deprem12. سفر [سَفَر]Anlamı: terkedip ayrılma, yola çıkma13. مبارحة [مُبَارَحَة]Anlamı: terkedip ayrılma, yola çıkma14. مغادرة [مُغَادَرَة]Anlamı: terkedip ayrılma, yola çıkma -
3 dürzü
1. أزعر [أَزْعَر]2. حقير [حَقِير]3. خاسئ [خاسئ]4. خسيس [خَسِيس]5. دنيء [دَنِيء]6. دني [دَنِيّ]7. دون [دُون]8. ذليل [ذَلِيل]9. سافل [سافِل]10. ساقط [ساقِط]11. شرير [شِرِّير]12. شقي [شَقِيّ]13. لئيم [لَئِيم]14. ملط [مِلْط]15. منحط [مُنْحَطّ]16. مهين [مَهِين]17. وضيع [وَضِيع] -
4 dönmek
1. آب [آبَ]2. آض [آضَ]3. أطاف [أَطَافَ]Anlamı: belirli bir yerde dolaşmak4. أوب [أَوَّبَ]5. اجتاب [اِجْتابَ]Anlamı: belirli bir yerde dolaşmak6. استحضر [اِسْتَحْضَرَ]Anlamı: bırakılan bir konuya başlamak, söz konusu etmek, hatırlamak7. استذكر [اِسْتَذْكَرَ]Anlamı: bırakılan bir konuya başlamak, söz konusu etmek, hatırlamak8. امتثل [اِمْتَثَلَ]Anlamı: bir şeyi andıracak duruma girmek9. انسحب [اِنْسَحَبَ]10. باء [باءَ]11. تأثر [تَأَثَّرَ]Anlamı: bir şeyi andıracak duruma girmek12. تجول [تَجَوَّلَ]Anlamı: belirli bir yerde dolaşmak13. تذكر [تَذَكَّرَ]Anlamı: bırakılan bir konuya başlamak, söz konusu etmek, hatırlamak14. ترسم [تَرَسَّمَ]Anlamı: bırakılan bir konuya başlamak, söz konusu etmek, hatırlamak15. تطوف [تَطَوَّفَ]Anlamı: belirli bir yerde dolaşmak16. تقلب [تَقَلَّبَ]Anlamı: inanç, din ve düşüncesini deiğştirmek17. توجه [تَوَجَّهَ]Anlamı: yönelmek18. ثاب [ثابَ]19. جاب [جَابَ]Anlamı: belirli bir yerde dolaşmak20. جال [جَالَ]Anlamı: belirli bir yerde dolaşmak21. حاكى [حاكَى]Anlamı: bir şeyi andıracak duruma girmek22. حذا [حَذَا]Anlamı: bir şeyi andıracak duruma girmek23. حكى [حَكَى]Anlamı: bir şeyi andıracak duruma girmek24. ذكر [ذَكَرَ]Anlamı: bırakılan bir konuya başlamak, söz konusu etmek, hatırlamak25. رجع [رَجَعَ]26. رسب [رَسَبَ]Anlamı: sınıfta kalmak27. عاد [عادَ]28. عاود [عاوَدَ]29. فاء [فاءَ]30. قفل [قَفَلَ]31. قهقر [قَهْقَرَ]32. كر [كَرَّ] -
5 davranış
1. تحرك [تَحَرُّك]Anlamı: davranmak işi veya biçimi, tutum, muamele, hareket2. حراك [حَرَاك]Anlamı: davranmak işi veya biçimi, tutum, muamele, hareket3. حركة [حَرَكَة]Anlamı: davranmak işi veya biçimi, tutum, muamele, hareket4. سلوك [سلوك]5. سلوك [سلوك]Anlamı: davranmak işi veya biçimi, tutum, muamele, hareket6. سيرة [سِيرَة]7. سيرة [سِيرَة]Anlamı: davranmak işi veya biçimi, tutum, muamele, hareket8. مسلك [مَسْلَك]9. مسلك [مَسْلَك]Anlamı: davranmak işi veya biçimi, tutum, muamele, hareket -
6 tahrik
1. إثارة [إثارة]Anlamı: cinsel isteği artırma2. إثارة [إثارة]Anlamı: hareket ettirme3. إيقاظ [إِيقاظ]Anlamı: hareket ettirme4. بعث [بَعْث]Anlamı: hareket ettirme5. تحريض [تَحْرِيض]Anlamı: kışkırtma6. تحريك [تَحْرِيك]Anlamı: hareket ettirme7. تنبيه [تَنْبِيه]Anlamı: hareket ettirme8. تهييج [تَهْيِيج]Anlamı: cinsel isteği artırma9. تهييج [تَهْيِيج]Anlamı: hareket ettirme10. حث [حَثّ]Anlamı: kışkırtma11. حض [حَضّ]Anlamı: kışkırtma12. دفع [دَفْع]Anlamı: kışkırtma -
7 otomatik
1. أوتوماتيكي [أُوتُوماتِيكِيّ]2. ديناميكي [دِينَامِيكِيّ]3. دينامي [دَيْنَامِيّ]4. مؤلل [مُؤَلَّل]5. ميكانيكي [مِيكَانِيكِيّ] -
8 devinim
1. تحرك [تَحَرُّك]Anlamı: devinmek ışı, hareket2. حراك [حَرَاك]Anlamı: devinmek ışı, hareket3. حركة [حَرَكَة]Anlamı: devinmek ışı, hareket4. سير [سَيْر]Anlamı: devinmek ışı, hareket -
9 dingin
1. ساكن [ساكِن]Anlamı: hareket etmeyen, kımıldamayan2. هاجع [هاجِع]Anlamı: hareket etmeyen, kımıldamayan3. هادئ [هادِئ]Anlamı: hareket etmeyen, kımıldamayan4. هامد [هامِد]Anlamı: hareket etmeyen, kımıldamayan -
10 makine
1. أداة [أَدَاة]2. آلة [آلَة]3. ماكنة [ماكِنَة]4. ماكينة [ماكِينَة] -
11 sakin
1. ساكن [ساكِن]Anlamı: durgun, hareket etmeyen2. هاجع [هاجِع]Anlamı: durgun, hareket etmeyen3. هادئ [هادِئ]Anlamı: durgun, hareket etmeyen4. هامد [هامِد]Anlamı: durgun, hareket etmeyen -
12 sallamak
1. خض [خَضّ]2. رج [رَجّ]3. هز [هَزَّ]4. هزز [هَزَّزَ] -
13 devinmek
1. حرك [حَرَّكَ]Anlamı: kımıldanmak, hareket etmek2. خلخل [خَلْخَلَ]Anlamı: kımıldanmak, hareket etmek3. لقلق [لَقْلَقَ]Anlamı: kımıldanmak, hareket etmek -
14 doping
1. تبنيج [تَبْنِيج]Anlamı: sporda vücuda üstün hareket ve enerji sağlamak için kullanılan uyarıcı ilâç2. تخدير [تَخْدِير]Anlamı: sporda vücuda üstün hareket ve enerji sağlamak için kullanılan uyarıcı ilâç3. تنويم [تَنْوِيم]Anlamı: sporda vücuda üstün hareket ve enerji sağlamak için kullanılan uyarıcı ilâç -
15 eş zaman
1. متزامن [مُتَزَامِن]Anlamı: aynı zamanda hareket eden, senkron2. متعاصر [مُتَعَاصِر]Anlamı: aynı zamanda hareket eden, senkron3. معاصر [مُعَاصِر]Anlamı: aynı zamanda hareket eden, senkron -
16 içgüdü
1. سليقة [سَلِيقَة]Anlamı: doğuştan gelen her türlü hareket2. غريزة [غَرِيزَة]Anlamı: doğuştan gelen her türlü hareket3. فطرة [فِطْرَة]Anlamı: doğuştan gelen her türlü hareket -
17 kımıldanma
1. تحرك [تَحَرُّك]Anlamı: kımıldamak veya kımıldanmak işi, hareket2. حراك [حَرَاك]Anlamı: kımıldamak veya kımıldanmak işi, hareket3. حركة [حَرَكَة]Anlamı: kımıldamak veya kımıldanmak işi, hareket -
18 yüzmek
-
19 defolmak
1. أبعد [أَبْعَدَ]Anlamı: (hareket sözü olarak) savuşmak, çekilip gitmek2. صرف [صَرَفَ]Anlamı: (hareket sözü olarak) savuşmak, çekilip gitmek -
20 hareketlenmek
1. تحرك [تَحَرَّكَ]Anlamı: hareket kazanmak, harekete geçmek2. ضرب [ضَرَبَ]Anlamı: hareket kazanmak, harekete geçmek
См. также в других словарях:
hareket — is., fiz., Ar. ḥareket 1) Bir cismin durumunun ve yerinin değişmesi, devinim, aksiyon 2) Vücudu oynatma, kıpırdatma veya kımıldanma Her hareketi kamera önünde rol yapıyormuşçasına hesaplı. R. H. Karay 3) Davranış, tutum Sakin, dürüst, kıyafeti ve … Çağatay Osmanlı Sözlük
hareket — (A.) [ ﺖﮐﺮﺣ ] 1. hareket. 2. davranış. ♦ hareketsizlik hareket etmeme … Osmanli Türkçesİ sözlüğü
hareket etmek — 1) yola gitmek, yola çıkmak Ne vakit hareket edeceğiz, Kenan? Yarın mı? Ö. Seyfettin 2) vücudu oynatmak, kıpırdatmak veya kımıldamak, devinmek 3) davranmak İnsan bu kadar ölçülü hareket eder mi, edemez mi?. H. E. Adıvar 4) fiz. devinmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
HAREKET-İ MİHVERİYE — Mihver, eksen etrafındaki muntazam hareket.(Şems, hareket i mihveriyesi ile silkinse, meyveleri düşmez, silkinmezse yemişleri olan seyyarat düşüp dağılacaktır. M … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
hareket dairesi — is. Demir yollarında hareket işlerini düzenleyen, izleyen daire … Çağatay Osmanlı Sözlük
HAREKET-İ MER'İYYE — Gerçekte olmadığı halde, var imiş gibi görünen hareket … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
HAREKET-İ MÜSTAKİME — Fiz: Doğru bir çizgi üzerinde olan hareket … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
HAREKET — Kımıldanma. Davranış. Yola çıkmak. Bir cismin sabit bir noktaya göre yerinin veya durumunun değişmesi. Sarsıntı … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
nerede hareket, orada bereket — hareket olan yerde bolluk olur anlamında kullanılan bir söz … Çağatay Osmanlı Sözlük
PÂ-BERCÂ-Yİ HAREKET — Hareket etmek üzere bulunan, âmâde … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
hareket noktası — is. 1) Bir iş, bir yolculuk vb.nin başladığı yer 2) Bir sorunun incelenmesinde başlangıç olarak alınan nokta … Çağatay Osmanlı Sözlük