-
21 نصيب
alın yazısı; baht; bazı; birtakım; cüz; felek; Hak; hisse; kader; kısmet; kontenjan; kota; mukadderat; nasip; pay; şans; talih -
22 أجرة
-
23 أفوكاتو
أَفُوكَاتُو1. dava vekiliAnlamı: avukat sayısı beşten az olan yerlerde avukat yetkisini taşıyan meslek adamı2. avukat -
24 أقسومة
أُقْسُومَة1. bazıAnlamı: birtakım, kimi, bazısı, ara sıra, arada bir, kimi vakit2. hakAnlamı: bir pay3. seksiyonAnlamı: bölüm4. hisseAnlamı: pay, nasip5. payAnlamı: birden fazla6. nasipAnlamı: birinin payına düşen şey7. birtakımAnlamı: belirsiz olarak çokluğu anlatır8. cüz9. bölüm -
25 إرث
إِرْث1. mirasAnlamı: ölen bir yakından kalan mal, mülk, para2. evlâdiyelik3. terekeAnlamı: ölen bir kimseden kalan her şey4. kalıtAnlamı: ölen bir kimseden yakınlarına geçen mal veya mülk, miras5. verasetAnlamı: hak sahibi olma -
26 جائر
جائِر1. katıAnlamı: merhametsiz, zalim2. müstebitAnlamı: zorba, despot3. mütehakkimAnlamı: zorbalık eden4. haksızAnlamı: hak ve adalete uygun olmayan5. adaletsiz6. zorbaAnlamı: gücüne güvenerek başkalarının hakkını alan, müstebit7. zalimAnlamı: acımasız ve haksız davranan8. despotAnlamı: müstebit, zorba -
27 جور
جَوْر1. katıAnlamı: merhametsiz, zalim2. müstebitAnlamı: zorba, despot3. mütehakkimAnlamı: zorbalık eden4. zalimlikAnlamı: zalim olma durumu5. buyurganlıkAnlamı: despotluk6. zorbalıkAnlamı: zorbaca davranış, müstebitlik7. haksızlıkAnlamı: haksız olma durumu8. haksızAnlamı: hak ve adalete uygun olmayan9. kıyımAnlamı: kıymak işi veya biçimi10. kıymaAnlamı: kıymak işi11. adaletsizlikAnlamı: adalete aykırı davranış12. acımasızlıkAnlamı: merhametsizlik, zulüm13. adaletsiz14. zulümAnlamı: kıyım, kıygı, acımasızlık, haksızlık, cefa15. zorbaAnlamı: gücüne güvenerek başkalarının hakkını alan, müstebit16. zalimAnlamı: acımasız ve haksız davranan -
28 حائف
حائِف1. katıAnlamı: merhametsiz, zalim2. müstebitAnlamı: zorba, despot3. mütehakkimAnlamı: zorbalık eden4. buyurganAnlamı: despot, diktatör5. derebeyi6. haksızAnlamı: hak ve adalete uygun olmayan7. adaletsiz8. zalimAnlamı: acımasız ve haksız davranan9. zorbaAnlamı: gücüne güvenerek başkalarının hakkını alan, müstebit -
29 حر
IحَرَّyakmakAnlamı: sıcak olmakIIحُرّ1. baskısız2. erkinAnlamı: istediği gibi davranan3. azadeAnlamı: başıboş, erkin, serbest, hür4. dizginsizAnlamı: dizgini olmayan5. hürAnlamı: özgür, bağımlı olmayan6. liberalAnlamı: hürriyet ve serbestlikle ilgili7. müstakilAnlamı: bağımsız8. otonomAnlamı: özerk, muhtar9. serbestAnlamı: hiçbir şarta bağlı olmayan10. özgürAnlamı: serbest, hür11. bağımsızAnlamı: herhangi bir gücün etkisinde olmayan, özgür -
30 حصة
حِصَّة1. bazıAnlamı: birtakım, kimi, bazısı, ara sıra, arada bir, kimi vakit2. hakAnlamı: bir pay3. hisseAnlamı: pay, nasip4. payAnlamı: birden fazla5. nasipAnlamı: birinin payına düşen şey6. birtakımAnlamı: belirsiz olarak çokluğu anlatır7. cüz -
31 سهم
سَهْم1. bazıAnlamı: birtakım, kimi, bazısı, ara sıra, arada bir, kimi vakit2. hakAnlamı: bir pay3. hisseAnlamı: pay, nasip4. okAnlamı: yayla atılan, ucunda sivir kısa tahta çubuk5. nasipAnlamı: birinin payına düşen şey6. payAnlamı: birden fazla7. birtakımAnlamı: belirsiz olarak çokluğu anlatır8. cüz -
32 قسم
Iقَسَّمَ1. kırpmakAnlamı: parçalara ayırmak2. kesmekAnlamı: bıçak, makas gibi bir araçla bir şeyi ikiye ayırmak3. üleştirmekAnlamı: pay ederek dağıtmak, bölüştürmek4. dağılmakAnlamı: değer ve birimler belli etkenlerle, oranlı olarak bölünmek5. bölmekIIقَسَمantقَسَمَ1. paylaştırmakAnlamı: herkese hakkını vermek2. kesmekAnlamı: bıçak, makas gibi bir araçla bir şeyi ikiye ayırmak3. üleştirmekAnlamı: pay ederek dağıtmak, bölüştürmek4. dağılmakAnlamı: değer ve birimler belli etkenlerle, oranlı olarak bölünmek5. bölmekIVقَسْم1. hakAnlamı: bir pay2. seksiyonAnlamı: bölüm3. hisseAnlamı: pay, nasip4. payAnlamı: birden fazla5. nasipAnlamı: birinin payına düşen şey6. birtakımAnlamı: belirsiz olarak çokluğu anlatır7. bölüm8. cüzVقِسْم1. limeAnlamı: parça, parçalara ayrılmış, yırtık2. iş koluAnlamı: çalışma dallarından her biri3. kısım4. hizipAnlamı: bölük, kısım, klik, parti5. müdüriyetAnlamı: müdürlük6. kırıntıAnlamı: bir şeyden ayrılan küçük parça7. aksamAnlamı: kısımlar8. bölüntüAnlamı: bölünmüş parça9. hane10. nahiyeAnlamı: bölge11. bölüm12. cüz -
33 قسيم
قَسِيم1. bazıAnlamı: birtakım, kimi, bazısı, ara sıra, arada bir, kimi vakit2. hakAnlamı: bir pay3. hisseAnlamı: pay, nasip4. partnerAnlamı: eş, iş arkadaşı, ortak5. birtakımAnlamı: belirsiz olarak çokluğu anlatır6. cüz -
34 قضائي
قَضَائِي1. türelAnlamı: hukukla ilgli2. adlîAnlamı: hak ve adaletle ilgili3. tüzelAnlamı: hukuki4. hükmîAnlamı: hükümle ilgili, tüzel -
35 محام
مُحَامٍ1. dava vekiliAnlamı: avukat sayısı beşten az olan yerlerde avukat yetkisini taşıyan meslek adamı2. avukat -
36 نصيب
نَصِيب1. bazıAnlamı: birtakım, kimi, bazısı, ara sıra, arada bir, kimi vakit2. hakAnlamı: bir pay3. mukadderatAnlamı: yazgı4. kaderAnlamı: alın yazısı, yazgı5. hisseAnlamı: pay, nasip6. kısmet7. kontenjanAnlamı: pay oranı8. kota9. payAnlamı: birden fazla10. talihAnlamı: şans, baht11. nasipAnlamı: birinin payına düşen şey12. birtakımAnlamı: belirsiz olarak çokluğu anlatır13. şansAnlamı: talih, baht, felek14. felekAnlamı: talih, baht, şans15. bahtAnlamı: talih, kader, şans16. alın yazısıAnlamı: yazgı, talih, kader, mukadderat17. cüz -
37 وراثة
وِرَاثَة1. soya çekimAnlamı: kalıtım, irsiyet2. irsAnlamı: soya çekim, kalıtım3. evlâdiyelik4. irsiyetAnlamı: soya çekim5. mirasAnlamı: ölen bir yakından kalan mal, mülk, para6. kalıtımAnlamı: soya çekim7. kalıtAnlamı: ölen bir kimseden yakınlarına geçen mal veya mülk, miras8. verasetAnlamı: kalıtım soya çekim9. verasetAnlamı: hak sahibi olma
- 1
- 2
См. также в других словарях:
hak — hak·ka; … English syllables
HAK — ist die Abkürzung für: Handelsakademie, eine berufsbildende höhere Schule in Österreich Hamburgische Architektenkammer Hausanschlusskasten Helsingin Atleettiklubi, Sportverein aus Helsinki Hilfe für das autistische Kind e.V. Hrvatski Autoklub,… … Deutsch Wikipedia
Hak — ist die Abkürzung für: Handelsakademie, eine berufsbildende höhere Schule in Österreich Hamburgische Architektenkammer Hausanschlusskasten Helsingin Atleettiklubi, Sportverein aus Helsinki Hilfe für das autistische Kind e.V. Hak oder Hák ist der… … Deutsch Wikipedia
hak — I {{/stl 13}}{{stl 8}}rz. mnż IIa, D. a {{/stl 8}}{{stl 20}} {{/stl 20}}{{stl 12}}1. {{/stl 12}}{{stl 7}} pręt z metalu o zakrzywionym końcu, używany zwykle do chwytania, zapinania czegoś, zawieszania na nim czegoś : {{/stl 7}}{{stl 10}}Hak… … Langenscheidt Polski wyjaśnień
Hak Ji Sa — Co, Ltd. (hangul:학지사) is a Korean publishing house company. established in 1992. headquartered in Seogyo Dong Mapo Gu Seoul, Korea. It is psychology, education, medical, handicap, welfare publishing products. get to made in translate more than… … Wikipedia
hak — hȃk m <N mn hákovi> DEFINICIJA 1. pov. dio prihoda imanja koji se daje spahiji u Osmanskom Carstvu [davati hak; dugovati hak] 2. zasluga 3. pravo, pravda FRAZEOLOGIJA doći haka (komu) = dohakati ETIMOLOGIJA tur. hak ← arap. ḥaqq: pravo,… … Hrvatski jezični portal
Hak — or hak may refer to:*Jim Fullington, ring name Hak *Hakka language, ISO 639 3 code for the spoken variation of the Chinese language *Haikou Meilan International Airport *Minkənd, Azerbaijan … Wikipedia
hak — sb., ket, hak, kene … Dansk ordbog
Hak|ka — «HAK uh», noun, plural ka or kas.defn>a Chinese people living principally in southeastern China, especially in Kwangtung province, thought to be descendants of migrants from northern China in the 1200 s. 1. one of this people. 2. the Chinese… … Useful english dictionary
hȃk — m 〈N mn hákovi〉 1. {{001f}}pov. dio prihoda imanja koji se daje spahiji u Osmanskom Carstvu [davati ∼; dugovati ∼] 2. {{001f}}zasluga 3. {{001f}}pravo, pravda ⃞ {{001f}}doći ∼a (komu) {{c=1}}= {{001f}}dohakati ✧ {{001f}}tur. ← arap … Veliki rječnik hrvatskoga jezika
hak — hȁk m <N mn hàkovi> DEFINICIJA 1. ono što se čuje kad se izgovori glas h grlenom artikulacijom, što se čuje kad se čisti grlo zračnom strujom iz pluća ili kad se kratko hropće, usp. hroptati 2. ekspr. dašak vjetra, zamišljen šum lahora… … Hrvatski jezični portal