-
61 تجبر
تَجَبَّرَazmakAnlamı: taşkınlıkta ileri gitmek, kötülüğünü artırmak -
62 تجرأ
تَجَرَّأَ1. cesaretlenmekAnlamı: yılgınlığı gitmek2. yüreklenmekAnlamı: yiğitlenmek, cesaretlenmek3. cüretlenmekAnlamı: cüretli davranmak -
63 تجلد
Iتَجَلَّدَ1. buzlanmakAnlamı: buz tutmak2. sabretmekAnlamı: sabır göstermek3. dayanmakAnlamı: sabretmek, tahammül etmek4. katlanmakAnlamı: tahammül etmek5. gitmekAnlamı: dayanmak6. donmakIIتَجَلُّد1. tahammülAnlamı: zorluklara karşı dayanma gücü2. sabırAnlamı: dayanç -
64 تحمل
Iتَحَمَّلَ1. gelmekAnlamı: dayanmak, tahammül etmek2. sabretmekAnlamı: sabır göstermek3. almakAnlamı: götürmek ve yüklenmek4. katlanmakAnlamı: tahammül etmek5. gitmekAnlamı: dayanmak6. kaldırmakAnlamı: katlanmak, tahammül etmek7. dayanmakAnlamı: sabretmek, tahammül etmekIIتَحَمُّل1. tahammülAnlamı: zorluklara karşı dayanma gücü2. sabırAnlamı: dayanç -
65 تخطى
تَخَطَّى1. azmakAnlamı: taşkınlıkta ileri gitmek, kötülüğünü artırmak2. aşmakAnlamı: yüksek, uzak ve geçilmesi güç bir yerin öte yanına geçmek -
66 تدلل
Iتَدَلَّلَ1. kırıştırmakAnlamı: flört etmek2. fingirdemekAnlamı: oynak davranmak3. kırıtmak4. bebekleşmekAnlamı: şımarıkça davranışlarda bulunmak5. nazlanmakAnlamı: kolayca gönlü olmamak, ısrar beklemekIIتَدَلُّل1. kırıtkanlıkAnlamı: kırıtkan olma durumu2. naz3. cilveAnlamı: hoşa gitmek için yapılan davranış, naz -
67 ترانزيت
-
68 ترقرق
تَرَقْرَقَ1. aydınlatmakAnlamı: bir yerin karanlığını gidermek2. talazlanmakAnlamı: dalgalanmak3. harıldamak4. parlamakAnlamı: güçlü ışık çıkarmak5. pırıldamakAnlamı: ışık saçmak6. akmakAnlamı: (sıvı veya ince taneli maddeler için) bir yerden başka bir yere doğru gitmek7. gelmekAnlamı: akmak, cereyan etmek8. çalkanmakAnlamı: deniz dalgalanmak9. dalgalanmakAnlamı: dalga oluşmak -
69 تشجع
-
70 تعدى
تَعَدَّى1. saldırmak2. azmakAnlamı: taşkınlıkta ileri gitmek, kötülüğünü artırmak3. aşmakAnlamı: yüksek, uzak ve geçilmesi güç bir yerin öte yanına geçmek -
71 تفجر
Iتَفَجَّرَ1. fışkırmak2. akmakAnlamı: (sıvı veya ince taneli maddeler için) bir yerden başka bir yere doğru gitmekIIتَفَجُّر1. patlamaAnlamı: patlamak işi2. infilâkAnlamı: güçlü patlama -
72 تقدم
Iتَقَدَّمَ1. ilerlemek2. kalkınmakAnlamı: aşamalı bir biçimde gelişmek, ilerlemekIIتَقَدُّم1. inkişafAnlamı: gelişme, gelişim2. gelişimAnlamı: gelişmek işi, serpilip büyüme3. birincilikAnlamı: birinci olma durumu4. öncülükAnlamı: öncü olma durumu5. evrimAnlamı: gelişme süreci -
73 تلين
-
74 تمشى
تَمَشَّىgitmekAnlamı: yürümek, yol almak -
75 تناسب
Iتَنَاسَبَ1. gelmekAnlamı: uymak2. gitmekAnlamı: yakışmak, yaraşmakIIتَنَاسُب1. uyarlıkAnlamı: uygun olma durumu2. tenasüpAnlamı: uyma, yakışma3. uygunlukAnlamı: uygun olma durumu4. uyum5. yakışıkAnlamı: uygunluk6. oranAnlamı: iki şeyin birbirini tutması, tenasüp -
76 تهطل
تَهَطَّلَ1. gelmekAnlamı: akmak, cereyan etmek2. akmakAnlamı: (sıvı veya ince taneli maddeler için) bir yerden başka bir yere doğru gitmek -
77 توصل
تَوَصَّلَ1. erişmekAnlamı: bir amaca varmak, ulaşmak2. gitmekAnlamı: bir duruma, bir sonuca ulaşmak3. değmekAnlamı: ulaşmak, erişmek -
78 ثج
ثَجَّ1. akmakAnlamı: (sıvı veya ince taneli maddeler için) bir yerden başka bir yere doğru gitmek2. gelmekAnlamı: akmak, cereyan etmek3. dökülmekAnlamı: dökmek işi yapılmak -
79 جاء
جاءَgelmekAnlamı: bir yere gitmek, varmak -
80 جادة
См. также в других словарях:
gitmek — e, der 1) Bir yere doğru yönelmek 2) den Bir yerden veya bir işten ayrılmak 3) Çıkmak, ulaşmak Bu yol nereye gider? 4) Belli bir amaçla bir yere devam etmek veya bir işle uğraşmak Her gün çalışmaya gidiyor. 5) nsz Sürmek, devam etmek Ama böyle… … Çağatay Osmanlı Sözlük
kıçın kıçın gitmek — 1) geriye doğru gitmek, geri geri gitmek 2) henüz yürümeyen bebek kıçüstü gitmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
sılaya gitmek — 1) bir süre ayrı kaldığı evini, yurdunu görmeye gitmek Ara sıra memlekete, sılaya gitmek lazım. R. H. Karay 2) anne, baba ve diğer akrabalarını görmek için memlekete gitmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
ağır aksak yürümek (veya gitmek veya ilerlemek) — 1) yavaş olarak, istenilen hızda olmayarak yürümek (gitmek, ilerlemek) Hava ve su kirlenmesine karşı mücadele ağır aksak yürüdü. 2) düzensiz, aralıklı olarak yürümek (gitmek, ilerlemek) … Çağatay Osmanlı Sözlük
hacca gitmek — 1) Müslümanlıkta, hac amacıyla Mekke ye gitmek 2) Hristiyanlıkta, kutsal sayılan yerlere gitmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
basıp gitmek — birdenbire gitmek, aklına koyduğu şeyi yapmak üzere bulunduğu yerden uzaklaşmak, çekip gitmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
ipe gitmek — ölüme gitmek Menfaatine dokunan adam, ipe gitmek için lazım gelen hükümleri giyer. F. R. Atay … Çağatay Osmanlı Sözlük
acayibine gitmek — yadırgamak, tuhafına gitmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
badi badi yürümek (veya gitmek veya koşmak) — ördek gibi iki yana sallanarak yürümek (gitmek, koşmak) Hani biz bir çayırda arabayla geçerken bir boğa çıkageldi, köylü korkudan nasıl badi badi koşmaya başlamıştı? A. Ş. Hisar … Çağatay Osmanlı Sözlük
deplasmana gitmek (veya çıkmak) — dış sahaya gitmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
dere tepe düz gitmek — engelleri aşarak gitmek Geceleyin ay aydınlığında yola düzüldüler. Dere tepe düz gittiler. Dağlar aştılar. Ö. Seyfettin … Çağatay Osmanlı Sözlük