-
1 تزوج
evlenme; evlenmek; evlilik; izdivaç; nikâh; nikâhlamak -
2 زواج
evlenme; evlilik; izdivaç; nikâh -
3 زوجية
evlenme; evlilik; izdivaç -
4 زيجة
evlenme; evlilik; izdivaç; nikâh -
5 قران
evlenme; evlilik; izdivaç -
6 نكاح
evlenme; evlilik; izdivaç; nikâh -
7 اقتران
اِقْتِران1. bağlantı2. evlilikAnlamı: evli olma durumu3. izdivaçAnlamı: evlenme4. evlenmeAnlamı: evlenmek işı, izdivaç -
8 تزوج
Iتَزَوَّجَ1. nikâhlamakAnlamı: nikâh etmek2. evlenmekAnlamı: erkekle kadın, aile kurmak için kanuna uygun olarak birleşmekIIتَزَوُّج1. evlilikAnlamı: evli olma durumu2. izdivaçAnlamı: evlenme3. evlenmeAnlamı: evlenmek işı, izdivaç4. nikâh -
9 زواج
زَوَاج1. evlilikAnlamı: evli olma durumu2. izdivaçAnlamı: evlenme3. evlenmeAnlamı: evlenmek işı, izdivaç4. nikâh -
10 زوجية
زَوْجِيَّة1. evlilikAnlamı: evli olma durumu2. izdivaçAnlamı: evlenme3. evlenmeAnlamı: evlenmek işı, izdivaç -
11 زيجة
زِيجَة1. evlilikAnlamı: evli olma durumu2. izdivaçAnlamı: evlenme3. evlenmeAnlamı: evlenmek işı, izdivaç4. nikâh -
12 قران
قِرَان1. evlilikAnlamı: evli olma durumu2. izdivaçAnlamı: evlenme3. evlenmeAnlamı: evlenmek işı, izdivaç -
13 نكاح
نِكَاح1. evlilikAnlamı: evli olma durumu2. izdivaçAnlamı: evlenme3. evlenmeAnlamı: evlenmek işı, izdivaç4. nikâh -
14 إحصان
dürüstlük; evlenme; evlilik; iffet; namus -
15 اقتران
bağlantı; evlenme; evlilik; izdivaç -
16 إحصان
إِحْصان1. iffetAnlamı: ahlâk kurallarına bağlılık2. evlilikAnlamı: evli olma durumu3. evlenmeAnlamı: evlenmek işı, izdivaç4. namusAnlamı: iffet, şeref, doğruluk5. dürüstlükAnlamı: doğruluk -
17 زفاف
زِفَاف1. neşeAnlamı: üzüntüsü olmamaktan doğan, dışa vuran sevinç2. zifafAnlamı: gerdeğe girme, gerdek3. damatlıkAnlamı: güveylik4. düğünAnlamı: evlenme dolayısıyla yapılan tören, eğlence -
18 عرس
عُرْس1. damatlıkAnlamı: güveylik2. zifafAnlamı: gerdeğe girme, gerdek3. düğünAnlamı: evlenme dolayısıyla yapılan tören, eğlence -
19 فرح
Iفَرَح1. kıvançAnlamı: sevinç2. neşeAnlamı: üzüntüsü olmamaktan doğan, dışa vuran sevinç3. mürüvvet4. hoşnutlukAnlamı: hoşnut olma durumu5. ferahAnlamı: sıkıntısız, sevinçli olma durumu6. hazAnlamı: hoşa giden duygulanma, hoşlanma7. mutlulukAnlamı: ongunluk, saadet8. keyifAnlamı: canlılık, tasasızlık, hoş vakit geçirme9. memnunlukAnlamı: sevinç, sevinme, kıvanç10. memnuniyetAnlamı: sevinç, sevinme, kıvanç11. ferahlıkAnlamı: ferah olma durumu12. sevinç13. zifafAnlamı: gerdeğe girme, gerdek14. zevkAnlamı: hoşa giden ve çekici bir şeyin elde edilmesinden, düşünülmesinden doğan hoş duygu15. damatlıkAnlamı: güveylik16. düğünAnlamı: evlenme dolayısıyla yapılan tören, eğlenceIIفَرِح1. acısızAnlamı: üzüntü, sıkıntı olmayan, kedersiz2. zevkliAnlamı: beğenilen hoşa giden3. memnunAnlamı: sevinç duyan, kıvançlı, mutlu4. kıvançlıAnlamı: sevinç duyan5. kedersizAnlamı: acısız, üzüntüsüz6. mesutAnlamı: mutlu, sevinçli, ongun7. gailesizAnlamı: gailesi olmayan, dertsiz, dinç8. bahtlıAnlamı: mutlu, talihli9. gamsızAnlamı: üzüntüsü olmayan10. hoşnutAnlamı: bir davranış, bir durum veya bir kimseden memnun olan11. mutluAnlamı: ongun, mesut12. keyifliAnlamı: keyfi yerinde, neşeli13. ağrısızAnlamı: ağrısı olmayan, acısız14. asudeAnlamı: sessiz, rahat, sakin15. sevinçliAnlamı: sevinci olan16. şenAnlamı: sevinçli, neşeli17. bahtiyarAnlamı: mutlu, mesutفَرَّحَ1. açmakAnlamı: ferahlık etmek2. neşelendirmekAnlamı: neşeli duruma getirmek3. sevindirmekAnlamı: sevinmesine yol açmak
См. также в других словарях:
evlenme — is. Evlenmek işi, izdivaç Ama bu evlenmesinden şimdi pek pişmandır. H. R. Gürpınar … Çağatay Osmanlı Sözlük
dışarıdan evlenme — is., top. b. Dış evlilik … Çağatay Osmanlı Sözlük
NİKÂH — Evlenme. Şeriata uygun şekilde evlenme. * Resmi evlenme muâmelesi. (Bak: Mücâhede … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
kısmet (veya kısmeti) çıkmak — evlenme teklifi almak Zavallı kızın kısmeti çıkmış, kendine sormadan, danışmadan hemen vermişler. Ö. Seyfettin … Çağatay Osmanlı Sözlük
yüzüğü geriye çevirmek — evlenme sözünü geri almak, nişanı bozmak … Çağatay Osmanlı Sözlük
kızı gönlüne bırakırsan ya davulcuya kaçar (veya varır) ya zurnacıya — evlenme çağındaki kızı büyükleri uyarmazlarsa uygun olmayan birisiyle evlenir anlamında kullanılan bir söz … Çağatay Osmanlı Sözlük
TEEHHÜL — Evlenme. * Ülfet ve ünsiyet eyleme. Ehlileşme … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
başlamak — e 1) Bir işe girişmek, harekete geçmek Şairliğe on sekiz yaşında gazel ve rubailerle başlamıştı. H. Taner 2) nsz Çalışır, işler, yürür duruma girmek Bundan başka evlenme hayatı da oldukça başarılı başladı. H. E. Adıvar 3) Olmak, oluşmak, ortaya… … Çağatay Osmanlı Sözlük
cüzdan — is., Ar. cuzˀ + Far. dān 1) Para, kâğıt vb. koymaya yarayan küçük çanta 2) Bir kimsenin kimliğini bildirmek için resmî bir yerden kendisine verilen, cep defteri biçimindeki belge Nüfus cüzdanı. Evlenme cüzdanı. Birleşik Sözler banka cüzdanı hesap … Çağatay Osmanlı Sözlük
damat — is., dı, Far. dāmād 1) Evlenmekte olan bir erkeğe, evlenme töreni sırasında verilen ad, güveyi 2) Bir kızın ailesinden olan büyüklere göre kızın kocası, güveyi 3) esk. Padişah soyundan kız almış olan kimse Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller damat … Çağatay Osmanlı Sözlük
dış evlilik — is., ği, top. b. Evlenecek kimsenin eşini kendi boy veya soyunun dışından seçmesi kuralına dayalı evlilik biçimi, dışarıdan evlenme, egzogami … Çağatay Osmanlı Sözlük