-
1 eskitmek
vt2) ( yaşlandırmak) altern lassen, alt werden lassen3) ( yıpratmak) abnutzenayakkabıları/pantolonu \eskitmek die Schuhe/Hose abtragen -
2 eskitmek
eskitmek (-i) altern lassen, alt machen; Kleid usw abtragen; fig negativ: lebendig halten -
3 gömlek
gömlek <- ği> Hemd n; Überzug m; Futteral n; Hülse f; Muffe f; fig Generation f; TECH Mantel m; TECH (Glüh)Strumpf m; Aktendeckel m; BUCH Schutzumschlag m;bir gömlek etwas, eine Stufe, ein Grad;dosya gömleği Aktendeckel m;gecelik gömlek Nachthemd n;gömlek değiştirmek ZOOL Haut wechseln;gömlek değiştirir gibi fig wie eine Wetterfahne;gömlek eskitmek große Lebenserfahrung haben; ein langes Leben hinter sich (D) haben;gömleği kalın wohlhabend -
4 basa basa
-
5 eskitme
-
6 pabuç
Schuh mbir şey için \pabuç eskitmek [o paralamak] ( fig) die Sohlen nach etw ablaufensağlam \pabuç olmamak ( fig) windig sein, nicht zuverlässig seinpabucu dama atılmak ( fig) ins Abseits geraten, weg vom Fenster seinbirinin pabucunu dama atmak ( fig) jdm den Rang ablaufenbirinin iki ayağını bir pabuca sokmak ( fig) jdn in Bedrängnis bringen
См. также в других словарях:
eskitmek — i 1) Çok kullanarak eskimiş duruma getirmek, yıpratmak Çocuk pantolonunu eskitti. 2) Yaşlandırmak Alkol, tütün ve aşk eskitti beni. A. İlhan 3) mec. Etkisini sürdürememek, yıpratmak Yunus Emre yi yüzyıllar eskitemedi … Çağatay Osmanlı Sözlük
gömlek eskitmek — hayat sürdürmüş olmak … Çağatay Osmanlı Sözlük
pabuç eskitmek (veya paralamak) — bir iş için bir yere çok gidip gelmek, işi takip etmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
dokuz yorgan eskitmek (veya paralamak) — çok uzun yaşamak … Çağatay Osmanlı Sözlük
kafa eskitmek — zihni yoran sorunlarla sürekli uğraşmak Ne gücünü aşan meseleler için çene yormaya, kafa eskitmeye niyeti vardı ne de kendi başarısızlıkları için suçlu aramaya... T. Buğra … Çağatay Osmanlı Sözlük
TA'TİK — Eskitmek … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
eskitme — is. Eskitmek işi … Çağatay Osmanlı Sözlük
gömlek — is., ği 1) Vücudun üst kısmına giyilen kollu veya yarım kollu, yakalı giysi Sarı zeminli, kırmızı çiçekli gömleğinin yalnız boğazına tesadüf eden düğmesi ilikli, ötekiler açıktı. S. F. Abasıyanık 2) Kadınların giydikleri ince kumaştan yapılmış… … Çağatay Osmanlı Sözlük
kafa — is., Ar. ḳafā 1) İnsan başı, ser 2) Hayvanlarda genellikle ağız, göz, burun, kulak vb. organların bulunduğu vücudun en ön bölümü 3) Çocuk oyunlarında kullanılan zıpzıp taşının veya cevizin büyük boyu 4) Mekanik bir bütünün parçası Distribütör… … Çağatay Osmanlı Sözlük
örselemek — i 1) Yıpratmak, eskitmek, hırpalamak, zedelemek Rüzgâr çiçekleri örseledi. 2) mec. Gücünü azaltmak, canlılığını gidermek, sarsmak Naciye Hanım, kalkık kaşlarıyla başını sallayarak meclisin sükûtunu örseledi. P. Safa … Çağatay Osmanlı Sözlük
paralamak — i 1) Parçalamak Aslan geyiği paraladı. 2) Yıpratıp eskitmek Yepyeni ayakkabıları bir ayda paraladı … Çağatay Osmanlı Sözlük