-
1 حرش
abullabut; cengel; engebe; kalın; kalınlık; kırıcı; körüklemek; tırmalamak; tırmıklamak; tırnaklamak; yoğun -
2 خشن
abullabut; barbar; boğuk; cırt; engebe; görgüsüz; hamhalat; hayvanlaşmak; kaba; kabalaşmak; kalın; kırıcı; kısık; maganda; nezaketsiz; palikarya; pürüzlenmek; yoğun -
3 غليظ
abullabut; bayağı; densiz; derin; engebe; görgüsüz; hamhalat; hantal; hırbo; hödük; kaba; kalın; kırıcı; koyu; maganda; nezaketsiz; nobran; yoğun -
4 حرش
IحَرَّشَkörüklemekAnlamı: kışkırtmak, şiddetlendirmekIIحَرَشkalınlıkAnlamı: kalın olma durumuحَرَشَ1. tırmıklamakAnlamı: tırmalamak2. tırnaklamakAnlamı: tırmalamak3. tırmalamakAnlamı: tırnaklarıyla çizmekIVحَرِش1. abullabutAnlamı: hantal, kaba ve anlayışsız kimse2. engebeAnlamı: yer biçimi, yer şekilleri, arıza3. kalın4. yoğunAnlamı: kalın5. kırıcıAnlamı: kaba, sertVحِرْشcengel -
5 خشن
Iخَشُنَ1. pürüzlenmekAnlamı: pürüz oluşmak2. kabalaşmakAnlamı: kaba bir duruma gelmek3. hayvanlaşmakAnlamı: insanlık erdemlerini yitirmek, kabalaşmakIIخَشِن1. cırt2. nezaketsizAnlamı: nazik olmayan3. görgüsüzAnlamı: görgüsü olmayan4. boğukAnlamı: kısılmış5. magandaAnlamı: yontulmamış, kaba saba, görgüsüz kimse6. abullabutAnlamı: hantal, kaba ve anlayışsız kimse7. hamhalatAnlamı: kaba saba, görgüsüz8. kabaAnlamı: terbiyesi, görgüsü kıt, nezaketsiz9. engebeAnlamı: yer biçimi, yer şekilleri, arıza10. kısıkAnlamı: (ses için) boğuk, güçlükle çıkan11. kalın12. palikaryaAnlamı: kabadayı13. yoğunAnlamı: kalın14. kırıcıAnlamı: kaba, sert15. barbarAnlamı: uygarlaşmamış, kaba ve kırıcı -
6 عيب
عَيْب1. arızaAnlamı: aksaklık, aksama, engebe2. ayıpAnlamı: kusur, eksiklik3. aşağılıkAnlamı: adilik, aşağı olam durumu -
7 غليظ
I1. koyuAnlamı: yoğunluğundan dolayı güç akan2. derinAnlamı: çok yoğun olanIIغَلِيظ1. densizAnlamı: yakışıksız, saygısızca davranan2. hırboAnlamı: sersem, salak ve kaba saba3. görgüsüzAnlamı: görgüsü olmayan4. nezaketsizAnlamı: nazik olmayan5. abullabutAnlamı: hantal, kaba ve anlayışsız kimse6. magandaAnlamı: yontulmamış, kaba saba, görgüsüz kimse7. hamhalatAnlamı: kaba saba, görgüsüz8. nobranAnlamı: davranışı kaba9. kabaAnlamı: terbiyesi, görgüsü kıt, nezaketsiz10. engebeAnlamı: yer biçimi, yer şekilleri, arıza11. hödükAnlamı: görgüsüz, kaba, anlayışı kıt (kimse)12. hantalAnlamı: kaba ve kocaman, iri13. kalın14. kırıcıAnlamı: kaba, sert15. yoğunAnlamı: kalın16. bayağıAnlamı: aşağılık -
8 قصور
قُصُور1. başarısızlıkAnlamı: başarısız olma durumu2. acizAnlamı: gücü bir ışe yetmez olanın durumu, güçsüzlük3. yeteneksizlikAnlamı: kabiliyetsizlik4. güçsüzlükAnlamı: güçsüz olma durumu5. arızaAnlamı: aksaklık, aksama, engebe6. haylazlık7. eksiklikAnlamı: noksan, nakısa8. miskinlikAnlamı: uyuşuk, tembel duruma gelmek9. ihmalAnlamı: gereken önemi göstermeme10. bitkinlikAnlamı: bitkin olma durumu
См. также в других словарях:
engebe — is., coğ. Deprem, rüzgâr, sel vb. iç ve dış güçlerin etkisiyle oluşan, yayla, ova, koyak, çukur, dağ vb. biçimlerin bütünü, yer biçimleri, yüzey şekilleri, engebelik, arıza, avarız … Çağatay Osmanlı Sözlük
engebe — engel, mani, küçük tepe veya tümsek … Beypazari ağzindan sözcükler
arıza — is., Ar. ˁāriża 1) Aksama, aksaklık, bozulma 2) coğ. Engebe 3) müz. Bir notanın sesini yarım ton yükseltmek, alçaltmak veya eski durumuna getirmek için notanın soluna konulan diyez, bemol ve bekâr işaretlerinin ortak adı Atasözü, Deyim ve… … Çağatay Osmanlı Sözlük
avarız — is., ç., esk., Ar. ˁavāriż 1) Kazalar, belalar 2) coğ. Engebe 3) tar. Osmanlılarda önceleri yalnız olağanüstü durumlarda, sonraları ise sürekli olarak halktan toplanan vergi … Çağatay Osmanlı Sözlük
engebelik — is., ği, coğ. 1) Engebeli olma durumu 2) Engebe Anadolu nun engebeliğini gösteren bir harita … Çağatay Osmanlı Sözlük
topoğrafya — is., coğ., Yun. Bir kara parçasının doğal engebe ve özelliklerini kâğıt üzerinde çizgilerle gösterme işi Birleşik Sözler topoğrafya haritası … Çağatay Osmanlı Sözlük
yer biçimleri — is., ç., coğ. Engebe … Çağatay Osmanlı Sözlük
yüzey şekilleri — is., ç., coğ. Engebe … Çağatay Osmanlı Sözlük