-
1 مفتون
dost -
2 داعر
dost; hovarda; uçarı; zampara -
3 عاهر
dost; hovarda; zampara -
4 فاجر
dost; hovarda; uçarı; zampara -
5 فاسق
dost; hovarda; uçarı; zampara -
6 خل
IخَلَّdelmekAnlamı: delik açmak, delik duruma getirmekIIخِلّ1. kardeş2. kafadar3. yârenAnlamı: dost, arkadaş4. yoldaşAnlamı: arkadaş, dost5. yârAnlamı: dost, tanıdık6. ahbab7. adam8. arkadaş9. dostAnlamı: sevilen, güvenilen yakın arkadaş -
7 خليط
خَلِيط1. karışım2. karışıkAnlamı: karışmış olan3. karma4. iltifatlıAnlamı: gönül alan5. kafadar6. sokulganAnlamı: kendini çabuk sevdiren7. katışıkAnlamı: içine başka şeyler karışmış8. katkılıAnlamı: saf olmayan9. yoldaşAnlamı: arkadaş, dost10. yârenAnlamı: dost, arkadaş11. adam12. arkadaş13. yârAnlamı: dost, tanıdık14. dostAnlamı: sevilen, güvenilen yakın arkadaş -
8 خليل
خَلِيل1. aşık2. kardeş3. kafadar4. yoldaşAnlamı: arkadaş, dost5. yârenAnlamı: dost, arkadaş6. yârAnlamı: dost, tanıdık7. arkadaş8. adam9. ahbab10. dostAnlamı: sevilen, güvenilen yakın arkadaş -
9 رصيف
رَصِيف1. arnavut kaldırımı2. kaldırımAnlamı: yollarda taşla yapılan döşeme3. yoldaşAnlamı: arkadaş, dost4. yârenAnlamı: dost, arkadaş5. trotuarAnlamı: yaya kaldırımı6. arkadaş7. kaldırımAnlamı: yaya kaldırımı, trotuar8. yârAnlamı: dost, tanıdık9. dostAnlamı: sevilen, güvenilen yakın arkadaş -
10 زميل
زَمِيل1. kafadar2. maiyet3. yoldaşAnlamı: arkadaş, dost4. yârenAnlamı: dost, arkadaş5. arkadaş6. yârAnlamı: dost, tanıdık7. dostAnlamı: sevilen, güvenilen yakın arkadaş -
11 خدن
خِدْن1. kafadar2. yoldaşAnlamı: arkadaş, dost3. adam4. yârAnlamı: dost, tanıdık5. arkadaş6. ahbab7. dostAnlamı: sevilen, güvenilen yakın arkadaş -
12 خلص
Iخَلَصَ1. açılmakAnlamı: dağılmak ve yoğunluğunu yitirmek2. arılaşmakAnlamı: arı duruma gelmek, saflaşmak3. durulmakAnlamı: duru duruma gelmekIIخِلْص1. kafadar2. yoldaşAnlamı: arkadaş, dost3. yârAnlamı: dost, tanıdık4. ahbab5. adam6. arkadaş7. dostAnlamı: sevilen, güvenilen yakın arkadaşخَلَّصَ1. saflaştırmakAnlamı: saf duruma getirmek2. arıtmakAnlamı: temizlemek, tasfiye etmek3. ayıklamak -
13 رفيق
رَفِيق1. kafadar2. yoldaşAnlamı: arkadaş, dost3. arkadaş4. yârAnlamı: dost, tanıdık5. adam6. ahbab7. dostAnlamı: sevilen, güvenilen yakın arkadaş -
14 صاحب
صاحِب1. hünkâr2. haizAnlamı: bir şeyin sahibi, malik3. kafadar4. hakanAnlamı: han, hanlar hanı5. kral6. iye7. malikAnlamı: sahip, iye8. sahip9. yoldaşAnlamı: arkadaş, dost10. egeAnlamı: bir çocuğu koruyan, işlerine bakan ve her türlü davranışından sorumlu olan kişı11. ehilAnlamı: sahip, malik olan12. arkadaş13. yârAnlamı: dost, tanıdık14. dostAnlamı: sevilen, güvenilen yakın arkadaş -
15 عشير
عَشِير1. kafadar2. yârenAnlamı: dost, arkadaş3. ahbab4. arkadaş5. yârAnlamı: dost, tanıdık6. dostAnlamı: sevilen, güvenilen yakın arkadaş -
16 مزامل
مُزَامِل1. kafadar2. yoldaşAnlamı: arkadaş, dost3. ahbab4. adam5. yârAnlamı: dost, tanıdık6. arkadaş7. dostAnlamı: sevilen, güvenilen yakın arkadaş -
17 آلف
آلِف1. kardeş2. arkadaş3. adam4. yârAnlamı: dost, tanıdık5. dostAnlamı: sevilen, güvenilen yakın arkadaş -
18 بغي
Iبَغْي1. buyurganlıkAnlamı: despotluk2. zalimlikAnlamı: zalim olma durumu3. zorbalıkAnlamı: zorbaca davranış, müstebitlik4. kıyımAnlamı: kıymak işi veya biçimi5. kıymaAnlamı: kıymak işi6. adaletsizlikAnlamı: adalete aykırı davranış7. zulümAnlamı: kıyım, kıygı, acımasızlık, haksızlık, cefaIIبَغِيّ1. kaltakAnlamı: iffetsiz, namussuz kadın2. dost3. kokotAnlamı: aşüfte4. gacoAnlamı: kadın, dost, sevgili, metres5. fahişeAnlamı: orospu (kadın)6. kahpeAnlamı: orospu7. koketAnlamı: yosma8. sürtük9. aşüfteAnlamı: oynak, açık saçık kadın, kokot -
19 خليلة
خَلِيلَة1. gacoAnlamı: kadın, dost, sevgili, metres2. odalık3. metresAnlamı: bir erkekle nikâhsız yaşayan kadın, kapatma4. zamazingoAnlamı: dost, metres5. aftosAnlamı: oynaş, metres6. oynaşAnlamı: aralarında toplumca hoş karşılanmayan ilişkler bulunan kadın ve erkekten her biri7. sevgiliAnlamı: sevilen, aşık olunan kimse -
20 زانية
زانِيَة1. kaltakAnlamı: iffetsiz, namussuz kadın2. dost3. kokotAnlamı: aşüfte4. gacoAnlamı: kadın, dost, sevgili, metres5. fahişeAnlamı: orospu (kadın)6. kahpeAnlamı: orospu7. koketAnlamı: yosma8. sürtük9. orospu10. aşüfteAnlamı: oynak, açık saçık kadın, kokot
См. также в других словарях:
Dost — may refer to: Contents 1 Films 2 People 3 Acronyms 4 … Wikipedia
Dost — bezeichnet: den Dost (Gattung) (Origanum), eine Pflanzengattung aus der Familie der Lippenblütler den Oregano (Origanum vulgare), eine Art aus dieser Gattung die Pflanzenart Gemeiner Wirbeldost (Clinopodium vulgare) aus der Gattung Wirbeldost… … Deutsch Wikipedia
dost — qu une femme baille à son mari, Dos dotis. Assigner à une femme son dost en quelque heritage, Dotem in fundo aliquo collocare. Apporter grand dost, Deferre dotem magnum viro. Donner dost, Dotem dare. Donner en dost, Doti dare. Biens que la femme … Thresor de la langue françoyse
Dost TV — Launched 2005 Picture format 4:3 (576i, SDTV) Slogan Biz Dost uz (We are friends) Country Turkey Website … Wikipedia
Dost — Dost, 2d pers. sing. pres. of {Do}. [1913 Webster] … The Collaborative International Dictionary of English
dost — [ weak dəst, strong dʌst ] verb thou dost an old phrase meaning you do … Usage of the words and phrases in modern English
Dost — Sm origanum vulgare, wilder Majoran per. Wortschatz fach. (10. Jh.), mhd. doste, toste, ahd. dost(o) Nicht etymologisierbar. Die Bedeutung ist teilweise auch Büschel, Strauß . Herkunft unklar. ✎ Loewe, R. BGDSL 59 (1935), 256 260; LM 3 (1986),… … Etymologisches Wörterbuch der deutschen sprache
Dost — oder Dosten, Pflanzengattg., s. Origanum … Kleines Konversations-Lexikon
Dost — Dost, Dosten, Wirbeldosten, Origanum vulgare (Didynamia gymnospermia, Cabiatae), eine ausdauernde, wildwachsende Pflanze, Gewürzkraut, in der Wirkung dem Thymian gleich. Ebenso verhält sich der kretische D. (O. creticum), und beide werden meist… … Herders Conversations-Lexikon
dost — s. v. sovârf. Trimis de siveco, 13.09.2007. Sursa: Sinonime … Dicționar Român
dost — (do) dÊŒst;dÉ™st v. accomplish, execute an activity (Archaic) … English contemporary dictionary