Перевод: со всех языков на турецкий

с турецкого на все языки

devralmak

  • 1 take over

    devralmak, yönetimi almak, üzerine almak

    English to Turkish dictionary > take over

  • 2 принимать

    несов.; сов. - приня́ть
    1) врз kabul etmek; almak

    принима́ть пода́рки — hediye kabul etmek

    принима́ть зака́зы — sipariş kabul etmek

    принима́ть посети́телей — ziyaretçi kabul etmek

    кто принима́л делега́цию? — heyeti kim kabul etti?

    в тече́ние неде́ли столи́ца принима́ла делега́ции из разли́чных стран — bir hafta içinde başkent çeşitli ülke heyetlerini konuk etti

    врач принима́ет де́сять челове́к в день — doktor günde on kişi muayene eder

    в э́том го́роде нас при́няли о́чень хорошо́ — bu şehirde çok iyi ağırlandık / çok iyi kabul gördük

    его́ при́няли в шко́лу — okula kabul edildi

    в э́ти учи́лища бу́дет дополни́тельно при́нято де́сять ты́сяч челове́к — bu okullarda on bin yeni kayıt yapılacak

    принима́ть на рабо́ту — işe almak

    приня́ть предложе́ние — öneriyi kabul etmek

    в при́нятой конститу́ции... — kabul olunan anayasada...

    принима́ть поздравле́ния — tebrikleri kabul etmek

    сто́роны при́няли нижесле́дующее — taraflar aşağıdaki hususları kabul etmişlerdir

    приня́ть вы́двинутые усло́вия — ileri sürülen koşulları kabul etmek

    приня́ть лати́нский алфави́т — Latin alfabesini kabul etmek

    приня́ть христиа́нство — Hıristiyanlığı kabul etmek

    принима́ть лека́рства — ilaç almak

    принима́ть ва́нну — banyo yapmak / almak

    2) teslim almak; devralmak

    принима́ть товар(ы) — mal teslim almak

    принима́ть дежу́рство — nöbet teslim almak

    приня́ть заво́д / руково́дство заво́дом — fabrikanın yönetimini devralmak

    3) karşılamak; almak

    как он при́нял э́то изве́стие? — bu haberi nasıl karşıladı?

    я при́нял ва́ши слова́ за шу́тку — sözünüzü şakaya aldım

    принима́ть что-л. на свой счёт — üstüne almak / yormak

    4) в сочетании с сущ. almak

    принима́ть ме́ры — önlemler almak

    принима́ть уча́стие в чём-л. — bir şeye katılmak, iştirak etmek

    профессора́, принима́вшие экза́мен — sınavı yapan profesörler

    5) (вид, форму и т. п.) almak

    де́ло при́няло ину́ю окра́ску — işin rengi değişti

    собы́тие при́няло междунаро́дный разма́х — olay evrensel boyutlara ulaştı

    экономи́ческая борьба́ приняла́ полити́ческий хара́ктер — iktisadi mücadele siyasi nitelik aldı / niteliğe büründü

    6) (счесть по ошибке за другого, другое) sanmak; benzetmek

    он при́нял меня́ за друго́го — beni başkası sandı, beni başkasına benzetti

    он при́нял Вас за иностра́нца — Sizi yabancı sandı

    его́, ви́димо, при́няли за пья́ного — onu sarhoş sanmışlar

    7) безл. usuldendir, adettir

    у нас так при́нято — bizde usul / adet böyle

    ••

    приня́ть ого́нь на себя́ — ateşi kendi üstüne çekmek

    Русско-турецкий словарь > принимать

  • 3 relieve

    v. rahatlatmak, dindirmek, hafifletmek, kurtarmak, teselli vermek, avutmak, içini rahatlatmak, nöbeti devralmak, yardım yapmak, sadaka vermek, renk katmak, belirginleştirmek, dikkat çekmesini sağlamak, çare bulmak, kabartma yapmak, torna etmek
    * * *
    sıkıntısını hafiflet
    * * *
    [-v]
    1) (to lessen or stop (pain, worry etc): The doctor gave him some drugs to relieve the pain; to relieve the hardship of the refugees.) sıkıntısını hafifletmek, azaltmak
    2) (to take over a job or task from: You guard the door first, and I'll relieve you in two hours.) nöbeti/görevi devralmak
    3) (to dismiss (a person) from his job or position: He was relieved of his post/duties.) atmak
    4) (to take (something heavy, difficult etc) from someone: May I relieve you of that heavy case?; The new gardener relieved the old man of the burden of cutting the grass.) kurtarmak
    5) (to come to the help of (a town etc which is under siege or attack).) yardımına gelmek

    English-Turkish dictionary > relieve

  • 4 take over

    v. devralmak, üstlenmek, yönetimini almak, ön plâna çıkmak
    * * *
    yüklen
    * * *
    1) (to take control (of): He has taken the business over (noun take-over).) yönetimi ele geçirmek
    2) ((often with from) to do (something) after someone else stops doing it: He retired last year, and I took over (his job) from him.) devralmak, sorumluluğunu üstlenmek

    English-Turkish dictionary > take over

  • 5 abnehmen

    ab|nehmen
    irr
    I vi
    1) ( Macht, Kräfte) azalmak; ( Interesse) azalmak; ( Geschwindigkeit) azalmak; ( Mond) küçülmek; ( Fieber) düşmek; ( Tage) kısalmak; ( an Zahl) eksilmek, azalmak
    2) ( Gewicht verlieren) kilo vermek, zayıflamak
    3) telek cevap vermek;
    es nimmt keiner ab kimse cevap vermiyor
    II vt
    1) ( Hut) çıkarmak ( Bart); traş etmek; med almak; ( Blut) almak; ( abkaufen) satın almak; ( wegnehmen) elinden almak; ( im Spiel) almak; ( abverlangen) istemek; ( Maschen) almak;
    den Hörer \abnehmen ahizeyi eline almak
    2) ( übernehmen) devralmak;
    jdm eine Arbeit \abnehmen birinden bir işi devralmak
    3) ( Waren) comm teslim almak; ( Eid) verdirmek; ( Beichte) dinlemek;
    jdm das Versprechen \abnehmen, zu...... için birinden söz almak
    4) ( Gebäude, Fahrzeug) muayene etmek; ( ein Werk) kabul etmek; ( Prüfung) yapmak, çekmek (-e)
    5) ( fam) ( glauben) inanmak (-e);
    das nehme ich dir nicht ab! ( fam) bu söylediğine inanmıyorum!

    Wörterbuch Deutsch-Türkisch Kompakt > abnehmen

  • 6 absorb

    v. kavramak, anlamak; emmek, özümsemek, çekmek, yutmak; devralmak
    * * *
    1. emerek içine al 2. içine çek 3. soğur
    * * *
    [əb'zo:b]
    1) (to soak up: The cloth absorbed the ink I had spilled.) emmek
    2) (to take up the whole attention of (a person): He was completely absorbed in his book.) tüm ilgi ve dikkatini çekmek
    - absorption

    English-Turkish dictionary > absorb

  • 7 take the helm

    yönetimi devralmak

    English-Turkish dictionary > take the helm

  • 8 take the helm

    yönetimi devralmak

    English-Turkish dictionary > take the helm

  • 9 aufkaufen

    aufkaufen v/t <-ge-, h> satın almak, devralmak

    Deutsch-Türkisch Wörterbuch > aufkaufen

  • 10 übernehmen

    1. v/t <unreg, o -ge-, h> devralmak; Idee, Brauch, Namen benimsemek; Führung, Kosten, Risiko, Verantwortung almak, üstlenmek
    2. v/r: sich übernehmen kaldıramayacağı yükün altına girmek

    Deutsch-Türkisch Wörterbuch > übernehmen

  • 11 Vorsitz

    Vorsitz m < Vorsitzes> başkanlık;
    den Vorsitz haben başkanlık etmek;
    den Vorsitz übernehmen başkanlığı devralmak;
    unter dem Vorsitz von … (-in) başkanlığında

    Deutsch-Türkisch Wörterbuch > Vorsitz

  • 12 ablösen

    ab|lösen
    I vt
    1) ( abmachen) çıkarmak, sökmek; ( Aufgeklebtes) çözmek
    2) ( Wachposten) devralmak, yerine geçmek(-in); ( bei der Arbeit) yerine geçmek(-in)
    3) jur ( Grundlast); iştira etmek; fin ( Schulden) ödemek
    II vr
    sich \ablösen
    1) ( abgehen) çıkmak, sökülmek; ( Haut) soyulmak
    2) ( sich abwechseln) nöbet değiştirmek, nöbetleşmek

    Wörterbuch Deutsch-Türkisch Kompakt > ablösen

  • 13 mütterlich

    mütterlich ['mʏtɐlıç]
    I adj;
    das \mütterliche Geschäft übernehmen annesinin işini devralmak
    II adv anaca

    Wörterbuch Deutsch-Türkisch Kompakt > mütterlich

  • 14 übernehmen

    übernehmen*
    irr
    I vt
    1) ( Geschäft) devralmak; ( Amt) üstlenmek, deruhte etmek; ( Aufgabe, Kosten) üstlenmek; ( Verantwortung) üstlenmek, üstüne almak, yüklenmek; ( Methode, Sitte) benimsemek; ( Rolle) almak;
    das Steuer \übernehmen direksiyona geçmek
    2) ( entgegennehmen) teslim almak; ( annehmen) kabul etmek
    II vr
    sich \übernehmen fazla yorulmak, kendini fazla yormak; ( finanziell) parası bitmek;
    er hat sich beim Umzug übernommen taşınırken fazla yoruldu

    Wörterbuch Deutsch-Türkisch Kompakt > übernehmen

  • 15 Vorsitz

    Vorsitz <-es, -e> m
    başkanlık;
    unter dem \Vorsitz von jdm birinin başkanlığı altında;
    den \Vorsitz führen başkanlık etmek;
    den \Vorsitz übernehmen/abgeben başkanlığı devralmak/devretmek

    Wörterbuch Deutsch-Türkisch Kompakt > Vorsitz

  • 16 relieve

    (agri, aci, sikinti, vb.) dindirmek, hafifletmek, azaltmak, yatistirmak, teskin etmek, bastirmak; ferahlatmak, rahatlatmak, avutmak, avundurmak, gönül ferahligi vermek; nöbeti devralmak, nöbet degistirmek; (kusatilmis kenti) kurtarmak; tekdüzeligini gider

    English to Turkish dictionary > relieve

См. также в других словарях:

  • devralmak — i, Ar. devr + T. almak Bir şeyi devir yoluyla almak, teslim almak Nöbeti devraldı …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • devir — 1. is., vri, Ar. devr Kendine özgü bir özellik taşıyan zaman parçası, dönem, periyot Bana sorarsanız devrimiz nasihat devri olmaktan çıktı. B. Felek Birleşik Sözler devrihindi devrisaadet Cilalı Taş Devri kuluçka devri Maden Devri …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • devralma — is. Devralmak işi …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Поделиться ссылкой на выделенное

Прямая ссылка:
Нажмите правой клавишей мыши и выберите «Копировать ссылку»