-
21 dağ devirmek
= dağları devirmek свороти́ть го́ры -
22 dağları devirmek
-
23 kesip devirmek
v. fell--------kesip devirmek (ağaç)v. saw down -
24 çam devirmek
ля́пнуть, сморо́зить -
25 tepetakla devirmek
-
26 çam devirmek
drop a brick, drop a clanger, make a faux pas, make a boner -
27 içine devirmek
пыгъэукIорэен, пыгъэушъорэкIын -
28 ağaç devirmek
to fell a tree -
29 hükümeti devirmek
to overthrow the government -
30 vurup devirmek
to gun sb down -
31 çam devirmek
to drop a brick, to drop a clanger, to blunder, to boob -
32 devrilmek
1. انقلب [اِنْقَلَبَ]Anlamı: devirmek ışı yapılmak2. انهوى [اِنْهَوَى]Anlamı: devirmek ışı yapılmak3. تساقط [تَسَاقَطَ]Anlamı: devirmek ışı yapılmak4. ردي [رَدِيَ]Anlamı: devirmek ışı yapılmak5. سقط [سَقَطَ]Anlamı: devirmek ışı yapılmak6. هوى [هَوَى]Anlamı: devirmek ışı yapılmak7. وقع [وَقَعَ]Anlamı: devirmek ışı yapılmak -
33 dağ
гора́ (ж)* * *Iгора́dağ boğazı — го́рная тесни́на, дефиле́
dağ geçidi — го́рный перева́л
••dağ ardında olsun da, yer altında olmasın — посл. лу́чше разлу́ка, чем смерть
dağ dağa kavuşmaz, insan insana kavuşur — посл. гора́ с горо́й не схо́дятся, а челове́к с челове́ком сойдётся
- dağa çıkmakdağ yürümezse, abdal yürür — погов. е́сли гора́ не идёт к Магоме́ту, то Магоме́т идёт к горе́
- dağlar dayanmaz
- dağ devirmek
- dağları devirmek
- dağ doğura doğura bir fare doğurmuş
- dağlara düşmek
- dağdan gelip bağdakini kovmak
- dağ gibi
- dağdan inme
- dağa kaldırmak
- dağların şenliği
- dağlara taşlara II1) клеймо́; тавро́dağ basmak / vurmak — ста́вить клеймо́
2) прижига́ние3) перен. ра́на, душе́вная боль -
34 çam
-
35 devrilmek
страд. от devirmek -
36 hükûmet
прави́тельство (с)* * *1) прави́тельствоhükûmeti devirmek — све́ргнуть прави́тельство
hükûmet kurmak — сформирова́ть прави́тельство
2) правле́ние, власть, вла́стиmahallî hükûmet — ме́стные вла́сти
-
37 tepetakla
-
38 tepetakla etmek
= tepetakla devirmek измени́ть, переверну́ть; перемени́ть (к худшему социальное положение и т. п.) -
39 devirmemek
v. (neg. form of devirmek) overturn, knock down, take down, down, strike down, capsize, upset, chop down, crumple, cut down, defeat, knock, knock back, knock over, overset, overthrow, quaff off, revolutionize, subvert, tilt, tip, give smth. a tip, topple, topple over -
40 devirmää
[T devirmek, Az devirmäk, from OT *tägür]: to overturnA Concise Gagauz Dictionary with etymologies and Turkish, Azerbaijani and Turkmen cognates > devirmää
См. также в других словарях:
devirmek — i 1) Ayakta veya dik duran bir şeyi düşürmek, yatay duruma getirmek Ağacı devirmek. Masayı devirmek. 2) mec. Bir yönetim organının veya başkanının yönetim gücünü zorla elinden almak Başkanı devirmek. 3) mec. Bütünüyle içmek Birinci, ikinci ve… … Çağatay Osmanlı Sözlük
kazan kaldırmak (veya devirmek) — tar. 1) yeniçeriler yemek pişirilen kazanı devirerek ayaklanmak, isyan etmek İkide birde kazan deviren yeniçerilerin dışında askerlikte talim ve terbiye esaslarına göre Avrupai bir nizam ile askerliğimizin ihdası pek hayırlı olmuştu. A. Ş. Hisar… … Çağatay Osmanlı Sözlük
tepetakla etmek (veya devirmek) — birinin toplumsal veya ekonomik durumunu bozmak … Çağatay Osmanlı Sözlük
çam devirmek — karşısındakine dokunacak veya kötü bir sonuç doğuracak söz söylemek Bu hoppa oğlan, karısına ne diller dökecek, ne potlar kıracak, ne çamlar devirecekti. H. R. Gürpınar … Çağatay Osmanlı Sözlük
semeri devirmek — eşek gibi kabaca yatmak … Çağatay Osmanlı Sözlük
dağ (veya dağları) devirmek — çok zor işleri başarmak … Çağatay Osmanlı Sözlük
hükûmeti devirmek — zor kullanarak devlet yönetiminde değişiklik yapmak … Çağatay Osmanlı Sözlük
gözlerini devirmek — öfke ile bakmak Şerbetçide temiz bardak bulamayan müşteri, gözlerini devire devire bağırıyor. Ç. Altan … Çağatay Osmanlı Sözlük
aşağı almak — devirmek, yıkmak … Çağatay Osmanlı Sözlük
çam — is., bit. b. Çamgillerin örnek bitkisi olan, dört mevsim yeşil kalabilen, iğne yapraklı, yurdumuzda birçok türü yetişen bir orman ağacı (Pinus) Birleşik Sözler çam balı çam bölmesi çam fıstığı çam sakızı çam yarması çam yeşili … Çağatay Osmanlı Sözlük
dağ — 1. is., Far. dāġ 1) Kızgın bir demirle vurulan damga, nişan 2) İyileştirmek için vücudun hastalıklı bölümüne kızgın bir araçla yapılan yanık 3) mec. Büyük üzüntü, acı Birleşik Sözler gözdağı 2. is. Yer kabuğunun çıkıntılı, yüksek, eğimli… … Çağatay Osmanlı Sözlük