-
1 in earnest
cidden, ciddi olarak, ciddiyetle* * *1) (serious; not joking: I am in earnest when I say this.) ciddî, samimî2) (seriously; with energy and determination: He set to work in earnest.) ciddî biçimde -
2 indeed
adv. gerçekten, cidden, doğrusu, aslında* * *gerçekten* * *[in'di:d] 1. adverb1) (really; in fact; as you say; of course etc: `He's very talented, isn't he?' He is indeed; `Do you remember your grandmother?' `Indeed I do!') elbette, kuşkusuz, tabiî2) (used for emphasis: Thank you very much indeed; He is very clever indeed.) cidden, hakikaten2. interjection(used to show surprise, interest etc: `John said your idea was stupid.' `Indeed!') Yaa!; Öyle mi!; Deme yahu! -
3 for real
gerçekten, sahiden, cidden, gerçek* * *((especially American) genuine; true: He says he's got a new bike, but I don't know if that's for real.) sahiden; gerçek -
4 honest
adj. açık yürekli, dürüst, doğru, hilesiz, açık sözlü, namuslu, içten, saf, katışıksız————————interj. doğru mu, sahi mi, gerçekten mi* * *dürüst* * *['onist] 1. adjective1) ((of people or their behaviour, statements etc) truthful; not cheating, stealing etc: My secretary is absolutely honest; Give me an honest opinion.) namuslu, dürüst, doğru2) ((of a person's appearance) suggesting that he is honest: an honest face.) dürüst, namuslu3) ((of wealth etc) not gained by cheating, stealing etc: to earn an honest living.) namuslu, yasal yollardan kazanılmış•- honestly2. interjection(used to express mild anger etc: Honestly! That was a stupid thing to do!) Vallahi!, cidden!- honesty -
5 momentously
-
6 real
adj. gerçek, asıl, hakiki, saf, sahici, reel, taşınmaz, sabit, etkin, aktif————————adv. gerçekten, sahiden, cidden————————n. real [fin.]* * *gerçek* * *[riəl] 1. adjective1) (which actually exists: There's a real monster in that cave.) gerçek, sahi2) (not imitation; genuine: real leather; Is that diamond real?) hakiki, sahici3) (actual: He may own the factory, but it's his manager who is the real boss.) gerçek, asıl4) (great: a real surprise/problem.) tam, büyük2. adverb((especially American) very; really: a real nice house.) çok; gerçekten- realist- realism
- realistic
- realistically
- reality
- really 3. interjection(an expression of surprise, protest, doubt etc: `I'm going to be the next manager.' `Oh really?'; Really! You mustn't be so rude!) Yaa!; Öyle mi?; Ciddî misin?- for real
- in reality -
7 really
adv. gerçekten, sahiden, cidden, aslında, gayet, kesin olarak, mutlâka, kesinlikle————————interj. gerçekten mi, sahi mi, öyle mi* * *gerçekten* * *1) (in fact: He looks a fool but he is really very clever.) gerçekten, sahiden2) (very: That's a really nice hat!) çok, pek -
8 seriously
adv. ciddi olarak, cidden, ağır, ağır şekilde* * *ciddi olarak* * *adverb (in a serious way; to a serious extent: Is he seriously thinking of being an actor?; She is seriously ill.) ciddi şekilde, ciddî ciddî -
9 yes indeed
interj. cidden, gerçekten -
10 yes indeed
interj. cidden, gerçekten -
11 indeed
gerçekten, cidden, hakikaten -
12 really
gerçekten, sahiden, cidden, hakikaten
См. также в других словарях:
cidden — zf., Ar. cidden Ciddi olarak, gerçekten Adı o zaman, cidden kötüye çıkmıştı. A. İlhan … Çağatay Osmanlı Sözlük
cidden — (A.) [ اﺪﺝ ] ciddi olarak … Osmanli Türkçesİ sözlüğü
CİDDEN — Şaka olmayarak. Gerçekten. Ciddi olarak … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
imtizaçsız — sf. Uyumsuz Bir parça hırçın, daha çok da imtizaçsızdır lakin cidden değerlidir. T. Buğra … Çağatay Osmanlı Sözlük
şaşılmak — nsz, e Şaşkınlığa uğranılmak Cidden şaşılacak şeyler yapıyor. A. Ş. Hisar … Çağatay Osmanlı Sözlük
BECİDD — f. Ciddi, gerçek, hakikat. * Cidden, gerçekten … Yeni Lügat Türkçe Sözlük
SAHİHAN — Doğru olarak, cidden, hakikaten, gerçekten … Yeni Lügat Türkçe Sözlük