Перевод: с турецкого на немецкий

с немецкого на турецкий

bir+...+bir+...

  • 21 bir çift

    ein paar

    Sözlük Türkçe-Almanca kompakt > bir çift

  • 22 bir defalık

    einmalig

    Sözlük Türkçe-Almanca kompakt > bir defalık

  • 23 bir gözeli

    biol Einzeller m

    Sözlük Türkçe-Almanca kompakt > bir gözeli

  • 24 bir hamlede

    ( fam) ( çabucak) ruck, zuck

    Sözlük Türkçe-Almanca kompakt > bir hamlede

  • 25 bir hayli

    erheblich, ziemlich viel

    Sözlük Türkçe-Almanca kompakt > bir hayli

  • 26 bir hoş

    ( fam) ( garip) seltsam; ( tuhaf) eigenartig

    Sözlük Türkçe-Almanca kompakt > bir hoş

  • 27 bir perdelik oyun

    theat Einakter m

    Sözlük Türkçe-Almanca kompakt > bir perdelik oyun

  • 28 bir zamanlar

    ( vaktiyle) seinerzeit, einst

    Sözlük Türkçe-Almanca kompakt > bir zamanlar

  • 29 arada bir

    ab und zu, hin und wieder
    \arada bir kalkıp pencereden bakmak hin und wieder aufstehen und aus dem Fenster schauen

    Sözlük Türkçe-Almanca kompakt > arada bir

  • 30 binde bir

    Tausendstel nt
    \binde bir şansı var seine Chancen stehen eins zu tausend

    Sözlük Türkçe-Almanca kompakt > binde bir

  • 31 herhangi bir

    irgendeine(r, s), irgendwelche
    \herhangi bir sorunun olursa... solltest du irgendwelche Probleme haben...

    Sözlük Türkçe-Almanca kompakt > herhangi bir

  • 32 ikide bir

    immer wieder
    bu köşeye \ikide bir dizimi çarpıyorum an dieser Ecke renne ich mir immer wieder das Knie an

    Sözlük Türkçe-Almanca kompakt > ikide bir

  • 33 bin bir

    abertausend

    Sözlük Türkçe-Almanca kompakt > bin bir

  • 34 on bir

    I s Elf f
    II adj elf

    Sözlük Türkçe-Almanca kompakt > on bir

  • 35 yirmi bir

    I s
    1) Einundzwanzig f
    2) ( iskambil oyunu) Siebzehnundvier nt
    II adj einundzwanzig

    Sözlük Türkçe-Almanca kompakt > yirmi bir

  • 36 el

    el s
    1. 1) Hand f
    \el \ele Hand in Hand
    \el çırpmak in die Hände klatschen
    bir şeye \el koymak etw beschlagnahmen [o einziehen], etw sicherstellen
    bir şeyi \el altından satmak etw unter der Hand verkaufen
    \elde etmek ( bir şeyi) erlangen/erreichen/bekommen; ( bir kimseyi) (für sich) gewinnen, erobern; ( kendi hizmetine almak) abwerben
    birini bir şey için \elde etmek jdn für etw gewinnen
    bir şeyi \elde tutmak etw besitzen
    \elden ağıza yaşamak von der Hand in den Mund leben
    \elden çıkmak abhandenkommen
    bir şeyi \ele almak ( fig) etw in die Hand nehmen, etw anpacken, etw ergreifen; ( konuyu, sorunu) behandeln
    birini/kendini \ele vermek jdn/sich verraten
    \eli ayağı yatağa bağlı olmak ( fig) o ( fam) ans Bett gefesselt sein
    \eli dar(da) olmak ( fam) knapp bei Kasse sein
    \elim kolum bağlı ( fig) o ( fam) mir sind die Hände gebunden
    \elimde değil es liegt nicht in meiner Hand, ich kann nichts dafür
    \elinde olmak/olmamak etwas/nichts dafürkönnen
    \elinden geleni yapmak sein Bestes [o Bestmögliches] tun, sein Äußerstes tun, alles Menschenmögliche tun
    \elinden gelmek können
    \elinden gelmemek nicht anders können
    \elinden gelmiyormuş gibi yapma! stell dich nicht so ungeschickt an!
    \elinden iyi iş gelmek geschickt sein
    bir şeyi \eline almak etw in [o auf] die Hand nehmen
    birinin \eline su dökemez olmak ( fig) jdm nicht das Wasser reichen können
    bir şeyde \elini çabuk tutmak ( fam) mit etw schnell bei der Hand sein
    \elini kolunu sallaya sallaya mit leeren Händen
    birinin \elini sıkmak jdm die Hand schütteln [o drücken]
    bir şeyden \elini ayağını çekmek sich zurückziehen von etw
    \elini ayağını öpeyim ich flehe dich an
    birine \elini uzatmak jdm die Hand reichen
    bir \el bir \eli yıkar, iki \el bir yüzü yıkar ( prov) eine Hand wäscht die andere
    birinci/ikinci \elden aus erster/zweiter Hand
    çek \elini! Hände weg!
    sol/sağ \el(de) linke(r) /rechte(r) Hand
    \elle tutulur gözle görülür greifbar, handgreiflich; ( çok belirgin) deutlich erkennbar
    bu \el das liegt auf der Hand
    2) ( güç) Macht f
    \elinden geleni yapmak alles tun, was in seiner Macht steht, sein Bestes geben
    \elinden gelmek können
    \elinden gelmemek nicht anders können
    3) ( iskambilde)
    iyi bir \eli olmak ein gutes Blatt (auf der Hand) haben
    2. s
    1) ( yabancı) Fremde(r) f(m)
    \el için çukur [o kuyu] kazan, kendisi içine düşer ( prov) wer andern eine Grube gräbt, fällt selbst hinein
    \el kazanıyla aş kaynatmak ( fig) sich mit fremden Federn schmücken
    2) ( ülke) Land nt; ( yurt) Heimat f
    3) ( halk) Volk nt
    4) ( reg) ( aşiret) Volksstamm m

    Sözlük Türkçe-Almanca kompakt > el

  • 37 göz

    göz s
    1) Auge nt
    \göz açıp kapayıncaya kadar ( fig) o ( fam) in null Komma nichts
    \göz alabildiğine so weit das Auge reicht
    \göz almak blenden
    bir şeyi \göz ardı etmek etw ignorieren [o nicht beachten], etw außer Betracht lassen, etw unberücksichtigt lassen
    biriyle \göz \göze Auge in Auge mit jdm
    \göz göre göre vor aller Augen
    \göz görmeyince gönül katlanır ( fig) was ich nicht weiß, macht mich nicht heiß
    \göz kırpmak mit den Augen zwinkern
    bir şeye \göz koymak es auf etw abgesehen haben
    bir kimseye/şeye \göz kulak olmak auf jdn/etw aufpassen, auf jdn/etw achten
    bir şeyi \göz önüne almak ( fig) etw ins Auge fassen; ( dikkate almak) etw berücksichtigen, etw in Betracht ziehen
    \göz yummak ( fam) ein Auge zudrücken, dulden (-e)
    \gözden geçirmek durchsehen
    birini \gözden gönülden çıkarmak ( fig) jdn abschreiben
    \gözden ırak olan gönülden de ırak olur ( prov) aus den Augen, aus dem Sinn
    birini \gözden kaybetmek jdn aus den Augen verlieren
    \göze \göz, dişe diş Auge um Auge, Zahn um Zahn
    \göze almak wagen, riskieren
    \göze batmak ins Auge stechen
    \göze çarpmak ins Auge fallen, auffallen
    \gözleri iyi görmek/görmemek gute/schlechte Augen haben
    \gözlerim karardı mir wurde schwarz vor Augen
    \gözlerine inanamadı er traute seinen Augen nicht
    \gözlerini bir şeye/kimseye dikmek sein Augenmerk auf etw/jdn richten
    birini \gözü çok tutmak/hiç tutmamak viel/nichts von jdm halten
    bir şeyi \gözü kapalı yapabilmek ( fig) etw im Schlaf können
    \gözü morarmış olmak ein blaues Auge haben
    bir şeyde \gözü olmak ( fig) etw im Auge haben
    \gözü sönmek das Augenlicht verlieren
    bir işi \gözü ye(me) mek sich etw (nicht) trauen
    \gözü yükseklerde olmak ( fig) hoch hinauswollen
    \gözümden kaçmadı es ist mir nicht entgangen
    birini \gözünden kaçırmamak jdn nicht aus den Augen verlieren
    bir şey \gözüne kaçmış olmak etw im Auge haben
    \gözüne uyku girmemek ( fig) kein Auge zutun
    \gözünü açık tutmak die Augen offen halten
    birinin \gözünü açmak ( fig) jdm die Augen öffnen
    \gözünü dört açmak ( fig) gut aufpassen, wachsam sein
    \gözünü kırpmadan ( fig) ohne mit der Wimper zu zucken
    birinin \gözünü korkutmak ( fig) jdn einschüchtern
    bir şeyi \gözünün önünden geçirmek ( fig) etw Revue passieren lassen, etw durchspielen
    bir şeyi \gözünün önüne getirmek ( fig) sich etw vor Augen führen
    bütün gece \gözüme uyku girmedi ( fig) ich habe die ganze Nacht kein Auge zugetan
    çıplak \gözle mit bloßem Auge
    herkesin \gözü önünde vor aller Augen
    onu \gözüm ısırıyor ( fig) o ( fam) er kommt mir bekannt vor
    onu kendi \gözümle gördüm ich habe es mit eigenen Augen gesehen
    2) Blick m
    \göz atmak einen Blick werfen (-e auf)
    geçerken içeriye bir \göz attı beim Vorbeigehen warf er einen Blick hinein
    haberlere bir \göz atmak einen Blick auf die Nachrichten werfen
    kem \göz der böse Blick
    3) (torpido \gözü) Fach nt

    Sözlük Türkçe-Almanca kompakt > göz

  • 38 baş

    baş s
    1) ( kafa) Kopf m; ( ser) Haupt m
    \baş döndürücü Schwindel erregend
    \baş göstermek sich zeigen; ( ortaya çıkmak) auftreten
    birini \baş göz etmek ( fam) jdn unter die Haube bringen
    \baş kaldırmak sich auflehnen (-e gegen), revoltieren (-e gegen); ( isyan etmek) rebellieren (-e gegen)
    \başım dönüyor mir ist schwindelig
    birinin \başına bir hâl gelmek jdm stößt etw zu
    bir şeyden \başını alamamak sich vor etw nicht retten können
    birinin \başını bağlamak ( fam) jdn unter die Haube bringen
    \başını sokacak bir yeri olmak ( fig) o ( fam) ein Dach über dem Kopf haben
    \başını taştan taşa çarpmak ( fig) (etw) bitter bereuen
    işi \başından aşkın olmak ( fig) o ( fam) bis über beide Ohren in Arbeit stecken
    2) ( topluluğu yöneten kimse) Oberhaupt m
    bir devletin \başı der Oberhaupt eines Staates
    3) ( başlangıç) Anfang m, Beginn m
    \başından beri/itibaren von Anfang an
    \başından sonuna kadar von Anfang bis Ende
    \baştan von Anfang an
    \baştan \başa von Anfang bis Ende
    gelecek haftanın \başında Anfang nächster Woche
    mayıs \başında Anfang Mai
    yılın \başında am Anfang des Jahres
    4) anat (meme \başşı) Warze f
    5) naut Bug m
    geminin \başı bocaya/orsaya kaçıyor der Bug des Schiffes dreht nach Lee/Luv
    6) (\başbakan) Präsident(in) m(f); (\başhekim) Chef m; (\başmakale) Leit-; (\başmüfettiş) Ober-; (\başsavcı) Ober-, General-; (\başrol) Haupt-
    7) ( unpers)
    bir şeye \baş almak für etw Zeit finden
    bir kimseyle/şeyle \baş edebilmek ( fam) mit jdm/etw fertig werden
    bir kimseyle/şeyle \başa çıkmak mit jdm/etw fertig werden
    \başı belaya girmek ( fam) in Teufels Küche kommen
    \başı dara düşmek in Not geraten
    \başımla beraber! ( seve seve) gern(e) !; ( memnuniyetle) mit Vergnügen!
    \başın sağ olsun! mein aufrichtiges Beileid!
    birinin \başına binmek [o çıkmak] ( fig) o ( fam), jdm aufs Dach steigen
    birinin \başına bir şey gelmek jdm etw passieren
    birinin \başını belaya sokmak ( fam) jdn in Teufels Küche bringen
    dün \başıma bir şey geldi gestern ist mir etw passiert

    Sözlük Türkçe-Almanca kompakt > baş

  • 39 şey

    şey Sache f, Ding n; Angelegenheit f; Unterbrechung hm …; wie bitte?; für einen vergessenen Namen Dingsda m, f;
    bir şey etwas;
    kötü bir şey etwas Schlechtes;
    anlaşılmaz şeyler etwas Unverständliches;
    kötü bir şey değil nichts Schlechtes;
    bir şey kalmamış es ist nichts mehr da;
    bir şey değil! keine Ursache!, bitte sehr!;
    bir şeyler (irgend)etwas zu essen usw;
    çok şey! Donnerwetter!;
    olmayacak bir şey! ein Ding der Unmöglichkeit!

    Türkçe-Almanca sözlük > şey

  • 40 başka

    I adj
    1) andere(r, s)
    \başka bir arabaya çarpmak auf einen anderen Wagen aufprallen
    \başka birisi jemand anderes
    \başka fikirde olmak anderer Meinung sein
    bir \başkası ein anderer, eine andere
    yapacak \başka bir şeyim kalmadı es blieb mir nichts anderes übrig
    2) anders
    \başka türlü olmaz es geht nicht anders
    3) noch
    \başka bir arzunuz var mı? haben Sie noch einen Wunsch?
    \başka kimler/neler wer/was noch alles
    4) \başka yerde anderweitig, woanders, anderswo
    \başka yere asmak umhängen
    \başka yere koymak umstellen, umsetzen; ( yerini değiştirmek) versetzen
    birini \başka yere oturtmak jdn umsetzen
    \başka yere taşınmak wegziehen
    \başka yere taşınmış olmak umgezogen [o verzogen] sein
    \başka yere verilmek anderweitig vergeben werden
    bir kabloyu \başka yerden geçirmek ein Kabel umlegen
    5) (-den \başka)
    benden/senden/bizden \başka außer mir/dir/uns
    bu...den \başka bir şey değil das ist nichts anderes als...
    bundan \başka außerdem
    balıktan \başka her şeyi yerim ich esse alles außer Fisch
    II adv sonst
    \başka bir arzunuz var mı? haben Sie sonst noch einen Wunsch?
    \başka bir şey olmadı sonst ist nichts passiert
    \başka kimse var mıydı orada? war sonst noch jemand da?
    \başka başka soru( nuz) var mı? (haben Sie) sonst noch Fragen?

    Sözlük Türkçe-Almanca kompakt > başka

См. также в других словарях:

  • bir — burum: (Ağdam, Bakı, Bərdə, Qazax, Şuşa, Tərtər) bir dəfə, bir qədər, bir az (“qaynamaq” feli ilə işlənir). – Qoy bir burum qaynasın, sora götü (Ağdam); – Bir burum qaynıyannan sora götürüf onu süzürsən (Şuşa) ◊ Bir çala (Qazax) – bir az, bir… …   Azərbaycan dilinin dialektoloji lüğəti

  • bir — bir̃ (birr) interj. 1. pu, žir (kartojant nusakomas byrėjimas, riedėjimas): Bir̃ bir̃ bir̃ ir nubyrėjo visi obuoliai Kb. Bir̃ bir̃ bir̃ išbirėjo žirniai iš saujos Š. Bir bir nuo skardžio riedėjau, medeliai, girdi, riedant trakšt trakšt lūžo… …   Dictionary of the Lithuanian Language

  • Bir Umm Fawakhir — …   Deutsch Wikipedia

  • bir — bir·gus; bir·ken·head; bir·ke·nia; bir·lie·man; bir·ma; bir·ming·ham; bir·ne; bir·nirk; bir·rus; bir·sle; ka·bir·pan·thi; sa·bir; si·bir·ic; gam·bir; …   English syllables

  • Bir-Hakeim — Cette page d’homonymie répertorie les différents sujets et articles partageant un même nom. Bir Hakeim est une oasis du désert de Libye, lieu de la bataille de Bir Hakeim en mai et juin 1942 au cours de laquelle la brigade française libre du… …   Wikipédia en Français

  • Bir Bou Haouch — Ajouter une image Administration Nom algérien بئر بوحوش Pays  Algerie !Algérie Wilaya …   Wikipédia en Français

  • Bir Moghrein — ‏بير مغرين‎ Staat: Mauretanien  Mauretanien …   Deutsch Wikipedia

  • Bir Tawil — …   Deutsch Wikipedia

  • Bir Mourad Raïs — Ajouter une image Administration Nom algérien بير مراد رائس Pays  Algerie !Algérie …   Wikipédia en Français

  • Bir-Hakeim (Métro De Paris) — Bir Hakeim Tour Eiffel …   Wikipédia en Français

  • Bir-Hakeim (metro de Paris) — Bir Hakeim (métro de Paris) Bir Hakeim Tour Eiffel …   Wikipédia en Français

Поделиться ссылкой на выделенное

Прямая ссылка:
Нажмите правой клавишей мыши и выберите «Копировать ссылку»