-
1 anfahren
anfahren <unreg, -ge->1. v/i <sn> harekete geçmek2. v/t <h> (rammen) -e çarpmak, bindirmek; (ansteuern) -e yönelmek; TECH çalıştırmak;fam jemanden anfahren haşlamak -
2 auffahren
-
3 aufbrummen
auf|brummenjdm eine Strafe \aufbrummen birini bir cezaya çarptırmak;jdm die Kosten für etw \aufbrummen birine bir şeyin masraflarını yüklemekII vi1) ( Nebelhorn) ötüvermek -
4 verladen
verladen*irr vt -
5 zuschlagen
zu|schlagenI vi1) ( Person) vurmak;schlag zu! vur!schlag zu! kaçırma!5) auf den Preis noch 10 Euro \zuschlagen fiyatın üstüne 10 euro daha bindirmekII vt1) ( Tür) çarparak kapamak2) ( Ball) vurmak (-e)3) ( Auftrag)jdm etw \zuschlagen birine bir şeyi ihale etmek;jdm etw \zuschlagen ( bei einer Versteigerung) en yüksek pey sürene vermek -
6 einschicken
gemiye bindirmekgemiye yüklemek
См. также в других словарях:
bindirmek — i, e 1) Bir kimseyi bir şeyin üzerine çıkartmak, oturtmak veya içine yerleştirmek, binmesini sağlamak Kadınlar çocuklarını bayram yerinde bir salıncağa, bir atlıkarıncaya bindirmişlerdi. O. C. Kaygılı 2) e Taşıt, ön tarafından başka bir taşıta… … Çağatay Osmanlı Sözlük
deniz bindirmek — denizde birden fırtına çıkmak … Çağatay Osmanlı Sözlük
sahile bindirmek — den. gemiyi içindeki yükü oluşan tehlikeden kurtarabilmek amacıyla bilerek karaya oturtmak … Çağatay Osmanlı Sözlük
inada binmek (veya bindirmek) — iş inada binmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
tur bindirmek — sp. atlet, arkasından geleni bir veya daha fazla turla geçmek … Çağatay Osmanlı Sözlük
mündürmek — bindirmek. ll , 197 … Divan-i Luqat-i it-Türk Dizini
bindirme — is. 1) Bindirmek işi 2) Birbiri üzerine gelerek eklenen levha, kiremit, ahşap parçalarının durumu 3) ask. Çıkarma harekâtına katılacak birliklerin, çıkarma yerine gitmek için kendilerine ayrılan deniz araçlarına binmeleri Birleşik Sözler bindirme … Çağatay Osmanlı Sözlük
deniz — is. 1) Yer kabuğunun çukur bölümlerini kaplayan, birbiriyle bağlantılı, tuzlu su kütlesi 2) Bu su kütlesinin belirli bir parçası Marmara Denizi. Karadeniz. 3) Aydaki düzlükler 4) mec. Geniş alan 5) mec. Çokluk, yoğunluk Birleşik Sözler deniz… … Çağatay Osmanlı Sözlük
sahil — is., Ar. sāḥil Karanın deniz, göl, ırmak boyunca uzanan bölümü, kıyı, yaka, yalı Bir gün, adanın sahilinde, bir soğan yüklü kayık gelip demirledi. S. F. Abasıyanık Birleşik Sözler sahil boyu sahil çizgisi sahil devriyesi sahil kordonu sahil… … Çağatay Osmanlı Sözlük
tur — is., Fr. tour 1) Dolaşma Yemekten sonra araba ile tura çıktık. Y. K. Beyatlı 2) Bir sonuca ulaşıncaya kadar yapılan iş 3) Başladığı noktada biten, bir veya daha fazla yere önceden belirlenmiş bir programa göre yapılan seyahat Birleşik Sözler tur… … Çağatay Osmanlı Sözlük
terkisine almak — (birini) üzerinde bulunduğu atın sağrısına bindirmek Sonra atlarının terkisine aldılar, benimle beraber kaçtılar. H. Taner … Çağatay Osmanlı Sözlük