-
21 أفطر
أَفْطَرَ['ʔaftʼara]v1) تناولَ وجْبَةَ الصَّباح prendre son petit-déjeuner◊أفطرَ قبل أن يُسافِر — Il a pris son petit-déjeuner avant de se mettre en route.
2) تناوَلَ إِفْطارَهُ rompre son jeûne◊أَفْطَرَ الصائِمُ — Le jeûneur a rompu son jeûne.
-
22 شبه
I شَبَّهََ['ʃabːaha]vقَارَنَ comparer◊شَبَّهَ وَجْهَها بالبَدْرِ — Il a comparé son visage à la lune.
II شَبَهٌ[ʃa'bah]n m1) شَبيهٌ f similitude◊لا شَبَهَ لَهُ — Il n'a pas son pareil.
2) تَشابُهٌ f ressemblance◊فيهِ شَبَهٌ من خالِهِ — Il ressemble à son oncle.
III شِبْهٌ['ʃibh]n mمِثْلٌ m/f identique◊هوَ شِبْهُ والِدِهِ — Il est identique à son père.
♦ شِبْهُ جَزيرَةٍ péninsule f♦ شِبْهُ جُمْلَةٍ phrase inachevée♦ شِبْهُ رَسْمِيٍّ semi-officiel♦ شِبْهُ قارَّةٍ sous-continent m♦ شِبْهُ مُنْحَرِفٍ trapèze m -
23 صوت
I صَوْتٌ['sʼawt]n m1) كُلُّ ما يُسْمَعُ m son m, ton m◊صَوْتٌ رَخيمٌ — une voix douce
2) إِبْداءُ الرَّأْيِ في الانتِخاباتِ vote m, fait de donner sa voix◊أَدْلى بِصَوْتِهِ — Il a voté.
♦ صَوْتٌ أَبَحُّ voix enrouée♦ جِدارُ الصَّوْتِ mur du son♦ سُرْعَةُ الصَّوْتِ vitesse du son♦ رَفَعَ صَوْتَهُ élever la voixII صَوّتََ['sʼawːata]v1) أَحْدَثَ صَوْتًا قَوِيًّا crier, émettre un son, faire du bruit◊صَوَّتَ الطِّفْلُ — Le bébé a crié.
2) أَدْلى بِصَوْتِهِ voter◊صَوَّتَ للمُرَشَّحِ الديموقْراطي — Il a voté pour le candidat démocrate.
-
24 خاتم
خاتَم1. hudutAnlamı: uç, son, nihayet2. âhirAnlamı: sonra, sonunda, en sonra3. bitişAnlamı: son, nihayet4. bitimAnlamı: son, nihayet5. kaşeAnlamı: damga, mühür6. ardıncaAnlamı: hemen arkasında, hemen ardında, arkası sıra, ardı sıra7. hitamAnlamı: son, bitim, nihayet8. mühürAnlamı: damga -
25 ختام
خِتَام1. âhirAnlamı: sonra, sonunda, en sonra2. hudutAnlamı: uç, son, nihayet3. bitişAnlamı: son, nihayet4. bitimAnlamı: son, nihayet5. ardıncaAnlamı: hemen arkasında, hemen ardında, arkası sıra, ardı sıra6. hitamAnlamı: son, bitim, nihayet -
26 قصوى
قُصْوَى1. hudutAnlamı: uç, son, nihayet2. âhirAnlamı: sonra, sonunda, en sonra3. bitişAnlamı: son, nihayet4. bitimAnlamı: son, nihayet5. hitamAnlamı: son, bitim, nihayet6. maksimalAnlamı: maksimum, azamî, en fazla7. maksimumAnlamı: maksimum, azamî, en fazla8. azamîAnlamı: en büyük, en yüksek, en çok -
27 مختتم
مُخْتَتَم1. hudutAnlamı: uç, son, nihayet2. âhirAnlamı: sonra, sonunda, en sonra3. bitimAnlamı: son, nihayet4. bitişAnlamı: son, nihayet5. hitamAnlamı: son, bitim, nihayet -
28 مدى
مَدًى1. hudutAnlamı: uç, son, nihayet2. âhirAnlamı: sonra, sonunda, en sonra3. açıktanAnlamı: bir yerin uzağından4. bitimAnlamı: son, nihayet5. bitişAnlamı: son, nihayet6. ardıncaAnlamı: hemen arkasında, hemen ardında, arkası sıra, ardı sıra7. hitamAnlamı: son, bitim, nihayet8. mesafeAnlamı: ara, uzaklık9. meydanAnlamı: alan10. meydanlıkAnlamı: alan11. porteAnlamı: genişlik derecesi12. açıklıkAnlamı: uzaklık, mesafe13. ara14. alanAnlamı: düz,, açık ve genişyer, meydan, saha15. alanAnlamı: bir konu veya çalışma çevresi16. uzaklıkAnlamı: iki nokta arasındaki uzay ölçümü, mesafe -
29 منتهى
مُنْتَهَى1. hudutAnlamı: uç, son, nihayet2. âhirAnlamı: sonra, sonunda, en sonra3. bitişAnlamı: son, nihayet4. bitimAnlamı: son, nihayet5. ardıncaAnlamı: hemen arkasında, hemen ardında, arkası sıra, ardı sıra6. hitamAnlamı: son, bitim, nihayet -
30 ابن
اِبْن \ boy: a son, esp. young: Both my boys are keen on sports. son: one’s male child. \ اِبْن الأخ أو الأُخت \ nephew: the son of one’s brother or sister. \ اِبْن أو بنت العَم أو العَمّة أو الخَال أو الخَالة \ cousin: a child of one’s uncle or aunt. \ اِبْن أو اِبْنَة في العِماد \ godson, goddaughter: a child to whom one acts as godfather or godmother. \ اِبْن آوَى \ jackal: a dog-like wild animal. \ اِبْنُ بَلَد \ countryman: ( countrymen) (usu. fellow countryman) a person of the same nation as another. native: sb. who is born in a certain place: He’s a native of Burma but he now lives in London. \ See Also مواطن( مواطن) \ اِبْنُ الحفيد إلخ \ great grandson: (in family relationships) three further from oneself: My great grandson is the son of one of my children’s children. \ اِبْنُ زِنى \ bastard: one whose parents were not married. \ See Also ابْن حَرَام \ اِبْنُ مِقرَض \ ferret. \ _(field) Zool. \ See Also نِمْس -
31 أضاع
أَضاعَ[ʔa'dʼaːʔʼa]vضيَّعَ perdre, égarer◊أضاعَ جواز سفرهِ — Il a perdu son passeport.
♦ أضاعَ الفُرْصَةَ Il a gaspillé une occasion.♦ أضاعَ ماله perdre son argent♦ أضاعَ وَقْتَهُ gaspiller son temps -
32 إحتفظ
إِحْتَفَظَ['ʔiħtafaðʼa]vحافَظَ conserver, garder, épargner◊إحتفظَ بِمالِهِ في المَصْرَفِ — Il gardait son argent à la banque.
♦ احتفظَ برأيِهِ Il a conservé son opinion.♦ إِحْتَفَظَ بِحَقِّهِ في الكَلامِ Il a conservé son droit à parler. -
33 سعادة
سَعادَةٌ[sa'ʔʼaːda]n fفَرَحٌ عَظيمٌ bonheur m, joie f◊شَعَرَ بالسَّعادَةِ — Il a ressenti un grand bonheur.
♦ أَتَمَنّى لكَ السَّعادَةَ Je te souhaite beaucoup de bonheur.♦ صاحِبُ السَّعادَةِ Son Excellence♦ سَعادَةُ القاضي Son Excellence le juge♦ سَعادَةُ الوَزير Son Excellence le ministre -
34 سعى
سَعَى[sa'ʔʼaː]v1) عَمِلَ faire de son mieux◊سَعَى إلى تَعْليمِ أولادِهِ — Il a fait de son mieux pour éduquer ses enfants.
2) ذَهَبَ aller◊سَعَى إلى حَقْلِهِ — Il est allé à son champ.
3) وَشى dénoncer◊سَعَى بِهِ عِنْدَ الشُّرْطَةِ — Il l'a dénoncé à la police.
4) لاحَقَ pourchasser, poursuivre, courir après◊سَعَى وراءَ المالِ — Il courait après l'argent.
-
35 سماحة
سَمَاحَةٌ[sa'maːħa]n f1) كَرَمٌ f générosité◊عُرِفَ بِسَماحَتِهِ — Il était connu pour sa générosité.
2) لَقَبُ احْتِرامٍ Son Eminence◊سَماحَةُ القاضي — Son Eminence le juge
♦ سَماحَةُ المُفْتي Sa Bienveillance le Mufti♦ صاحِبُ السَّماحَةِ Son Eminence -
36 طمع
I طَمَعٌ[tʼa'maʔʼ]n mجَشَعٌ f ambition◊لَدَيْهِ أَطْماعٌ كبيرَةٌ — Il a de grandes ambitions.
♦ لا حُدودَ لِطَمَعِهِ Son ambition est sans bornes.♦ الطَّمَعُ ضَرَّ ما نَفَعَ Son ambition lui a nui plutôt que de le servir.II طَمِعَ[tʼa'miʔʼa]vاشْتَهَى convoiter◊طَمِعَ في مالِ أَخيهِ — Il convoitait la fortune de son frère.
-
37 اختتام
اِخْتِتَام1. âhirAnlamı: sonra, sonunda, en sonra2. neticelenmekAnlamı: sonuçlanmak3. bitimAnlamı: son, nihayet4. bitişAnlamı: son, nihayet5. bütünlemeAnlamı: tamamlama, ikmal6. ardıncaAnlamı: hemen arkasında, hemen ardında, arkası sıra, ardı sıra7. hitamAnlamı: son, bitim, nihayet -
38 دابر
دابِر1. hudutAnlamı: uç, son, nihayet2. maziAnlamı: geçmiş3. âhirAnlamı: sonra, sonunda, en sonra4. bitişAnlamı: son, nihayet5. bitimAnlamı: son, nihayet6. ardıncaAnlamı: hemen arkasında, hemen ardında, arkası sıra, ardı sıra7. geçmişAnlamı: zaman bakımından geride kalmış8. asılAnlamı: bir şeyin kendisi, kök, kaynak, örnek ve kopya karşıtı -
39 دبر
Iدَبَّرَ1. tertiplemekAnlamı: düzenlemek2. ayarlamak3. düzenlemekAnlamı: düzgün duruma getirilmek4. düzmekIIدَبَرَdinmekAnlamı: sona ermek, bitmekدُبُر1. ardıncaAnlamı: hemen arkasında, hemen ardında, arkası sıra, ardı sıra2. totoAnlamı: kıç, popo3. kıçAnlamı: kuyruk sokumu bölgesi, makatIVدُبْر1. hudutAnlamı: uç, son, nihayet2. âhirAnlamı: sonra, sonunda, en sonra3. bitişAnlamı: son, nihayet4. bitimAnlamı: son, nihayet5. ardıncaAnlamı: hemen arkasında, hemen ardında, arkası sıra, ardı sıra -
40 قصارى
قُصَارَى1. hudutAnlamı: uç, son, nihayet2. âhirAnlamı: sonra, sonunda, en sonra3. bitişAnlamı: son, nihayet4. bitimAnlamı: son, nihayet
См. также в других словарях:
Son Goku (Dragon Ball) — Son Gokû (Dragon Ball) Pour les articles homonymes, voir Son Gokû. Son Goku Personnage de Dragon Bal … Wikipédia en Français
Son of a gun — is a slang term present in American and British English which can be used approvingly, disparagingly or to express surprise.OriginsBritish EnglishIn British naval slang this term refers to a child of questionable parentage conceived on the gun… … Wikipedia
Son Goten — Personnage de fiction apparaissant dans Dragon Ball Nom original 孫悟天 … Wikipédia en Français
Son Goku (band) — Son Goku Origin Germany Genres Deutschrock Years active 2002–2003[1] Labels Fo … Wikipedia
Son-Sonnette — Le Son Sonnette à Saint Front. Caractéristiques Longueur 35,1 km Bassin 246 km2 … Wikipédia en Français
Son Dam Bi — (손담비) Naissance 26 septembre 1983 (1983 09 26) (28 ans) Activité principale chanteuse, mannequin, actrice Genre musical Kpop, R B, Dance … Wikipédia en Français
Son Dambi — Son Dam Bi Son Dam Bi (손담비) Naissance 26 septembre 1983 (26 ans) Profession(s) chanteuse, mannequin, actrice Genre(s) Kpop, R B, Dance Années actives … Wikipédia en Français
Son Excellence Eugene Rougon — Son Excellence Eugène Rougon Son Excellence Eugène Rougon Auteur Émile Zola Genre Roman naturaliste Pays d origine France Éditeur … Wikipédia en Français
Son Excellence Eugène Rougon — Auteur Émile Zola Genre Roman naturaliste Pays d origine France Éditeur … Wikipédia en Français
Son Montuno — Son cubain Son (cubain) Origines stylistiques changui Origines culturelles Cuba Instrument(s) typique(s) tres, bon … Wikipédia en Français
Son cubain — Son (cubain) Origines stylistiques changui Origines culturelles Cuba Instrument(s) typique(s) tres, bongos, basse; Son montuno : piano, congas, section cuivre… Popularité … Wikipédia en Français