-
61 دامج
دامِج1. zifiriAnlamı: zifiri gibi kara, çok kara2. güneşsizAnlamı: güneş ışınlarıyla aydınlanmayan3. karanlıkAnlamı: ışık olmama durumu4. karanlıkAnlamı: ışığı olmayan5. loşAnlamı: yeterince aydınlık olmayan, az ışık alan6. kapanıkAnlamı: kapanmış7. kapkaraAnlamı: her yanı kara veya simsiyah -
62 دامس
دامِس1. karanlıkAnlamı: ışık olmama durumu2. zifiriAnlamı: zifiri gibi kara, çok kara3. güneşsizAnlamı: güneş ışınlarıyla aydınlanmayan4. karanlıkAnlamı: ışığı olmayan5. loşAnlamı: yeterince aydınlık olmayan, az ışık alan6. kapanıkAnlamı: kapanmış7. kapkaraAnlamı: her yanı kara veya simsiyah -
63 دجة
دُجَّة1. karanlıkAnlamı: ışık olmama durumu2. zifirAnlamı: karanlık, ışığı olmayan durumu3. loşlukAnlamı: loş olma durumu4. kapkaranlıkAnlamı: çok karanlık5. kapanıkAnlamı: kapanmış6. loşAnlamı: yeterince aydınlık olmayan, az ışık alan7. zulmetAnlamı: karanlık -
64 دجي
دَجِيّ1. güneşsizAnlamı: güneş ışınlarıyla aydınlanmayan2. zifiriAnlamı: zifiri gibi kara, çok kara3. karanlıkAnlamı: ışık olmama durumu4. karanlıkAnlamı: ışığı olmayan5. loşAnlamı: yeterince aydınlık olmayan, az ışık alan6. kapanıkAnlamı: kapanmış7. kapkaraAnlamı: her yanı kara veya simsiyah -
65 دجية
دُجْيَة1. karanlıkAnlamı: ışık olmama durumu2. zifirAnlamı: karanlık, ışığı olmayan durumu3. loşlukAnlamı: loş olma durumu4. karartıAnlamı: karaltı5. karaltıAnlamı: hafif karalık, leke6. kapanıkAnlamı: kapanmış7. loşAnlamı: yeterince aydınlık olmayan, az ışık alan8. zulmetAnlamı: karanlık -
66 دور
Iدَوْر1. kat2. çağAnlamı: hayatın dönemlerinden her biri3. devreAnlamı: dönem4. hadAnlamı: aşama, derece, sınır5. etapAnlamı: aşama, merhale6. kat7. kereAnlamı: kez, defe8. merhaleAnlamı: derece, aşama9. katmer10. kezAnlamı: defa, kere11. evreAnlamı: merhale, aşama, safha12. fazAnlamı: evre, safha13. tabakaAnlamı: katman, kat14. zamanAnlamı: bir işin geçmekte olduğu süre, vakit15. aşamaAnlamı: rütbe, mertebe, derece, paye16. sıra17. defaAnlamı: kez, kereIIدَوَّرَ1. çevirmekAnlamı: döndürerek hareket ettirmek2. yuvarlaklaştırmakAnlamı: yuvarlak duruma getirmek3. işletmekAnlamı: işlemesini sağlamak, çalıştırmak4. işlemek -
67 ديكور
دِيكُور1. fonAnlamı: bir şetin arkasında yer alan ana öğe, dekor2. bezekAnlamı: süs, ziynet3. dekorAnlamı: tiyatro, sinema ve televizyonda sahneye konulan eseri yazıldığı yerin, çağının özelliklerini belirleyen çeşitli öğelerin bütünü -
68 رام
Iرامٍ1. ejektörAnlamı: fışkırtıcı2. nişancıAnlamı: attığı kurşun, taş vb.ile hedefi vurmakta ustalık kazanmış olan3. atıcıAnlamı: iyi nişan alanIIرامَ1. ummakAnlamı: bir şeyin olmasını istemek, beklemek2. ümitlenmekAnlamı: umutlanmak, umma bağlamak3. dilemek -
69 رضي
رَضِيّ1. tatminkârAnlamı: tatmin edici özellikte olan2. itaatliAnlamı: boyun eğen3. mutiAnlamı: yumuşak başlı, itaat eden4. nazik5. iltifatlıAnlamı: gönül alan6. mazlumAnlamı: sessiz ve uysal, boynu bükük7. lâtifAnlamı: yumuşak, hoş, ince bir güzelliği olan -
70 زمارة
زَمَّارَة1. obuaAnlamı: orkestrada yer alan çift kalmışlı, tahta üflemeli çalgı2. gaydaAnlamı: zurnalı ve tulumlu bir çalgı -
71 زمر
زَمْر1. obuaAnlamı: orkestrada yer alan çift kalmışlı, tahta üflemeli çalgı2. gaydaAnlamı: zurnalı ve tulumlu bir çalgı -
72 سارق
سارِق1. eşkıyaAnlamı: haydut, hırsız2. haydutAnlamı: yol kesici, eşkıya3. hırsızAnlamı: çalan (kimse), uğru4. muslukçu5. kapkaççıAnlamı: belli etmeden para vb. şeyleri çalıp kaçan (kimse)6. çapulcuAnlamı: başkasının malını yağma eden7. karmanyolacı8. haramiAnlamı: hırsız, haydut9. dolandırıcı -
73 سلاب
سَلَّاب1. eşkıyaAnlamı: haydut, hırsız2. hırsızAnlamı: çalan (kimse), uğru3. karmanyolacı4. çapulcuAnlamı: başkasının malını yağma eden5. kapkaççıAnlamı: belli etmeden para vb. şeyleri çalıp kaçan (kimse)6. muslukçu7. yağmacıAnlamı: yağma eden8. haramiAnlamı: hırsız, haydut9. dolandırıcı -
74 شامل
Iشَامِل1. kapsamlıAnlamı: kapsamı olan, şümullü2. şümullüAnlamı: kapsamı geniş olanIIشامِل1. etraflıAnlamı: ayrıntılı, kapsayıcı2. şümullüAnlamı: kapsamı geniş olan3. kapsamlıAnlamı: kapsamı olan, şümullü4. câmiAnlamı: toplayan, bir araya getiren, içine alan -
75 شبابة
شَبَّابَة1. obuaAnlamı: orkestrada yer alan çift kalmışlı, tahta üflemeli çalgı2. gaydaAnlamı: zurnalı ve tulumlu bir çalgı -
76 صالة
صالَة1. fuaye2. hol3. sofa4. salonAnlamı: bir evin en geniş bölümü5. arsa6. avluAnlamı: bir yapıı grubunun ortasında kalan üstü açık, duvarla çevirili alan -
77 ضامن
ضامِن1. garantör2. mesulAnlamı: sorumlu3. kefilAnlamı: bir kimse verdiği söz yerine getirmediğinde bütün sorumluluğu üzerine alan kimse4. sigortacıAnlamı: zarara uğradığında sigortalıya belli bir miktar ödeme yapmayı taahhüt eden -
78 ضميم
-
79 طابق
Iطابَق1. kat2. katmanAnlamı: birbiri üzerinde bulunan yassıca maddelerin her biri, tabaka3. kat4. katmer5. tabakaAnlamı: katman, katIIطابَقَ1. uymakAnlamı: ölçüleri birbirini tutmak, uygun düşmek2. uydurmakAnlamı: uymasına yol açmak3. çakıştırmakAnlamı: çakışma işini yaptırmak4. ahenkleştirmekAnlamı: uyum, anlaşma sağlamak5. benzeşmekAnlamı: birbirine benzemek6. benzemek -
80 طاغ
طاغٍ1. buyurganAnlamı: despot, diktatör2. müstebitAnlamı: zorba, despot3. başatAnlamı: başkaları arasında güç ve önem bakımından başta gelen, hakim, dominant4. mütehakkimAnlamı: zorbalık eden5. sanlıAnlamı: sanı olan, ünlü6. azılıAnlamı: azgın, gözü bir şeyden yılmayan7. derebeyi8. adaletsiz9. otokrat10. zalimAnlamı: acımasız ve haksız davranan11. zorbaAnlamı: gücüne güvenerek başkalarının hakkını alan, müstebit12. diktatör
См. также в других словарях:
Alan — can refer to: *Alan (name), the given name *Alan (automobile), a short lived German automobile *Alan (crater), a crater on the Moon *Alan (mythical creature), a race of winged spirits from Tinguian folklore;People *Alan (singer), Mexican boy band … Wikipedia
Alan — (lateinisch auch Alanus) ist ein männlicher Vorname. Inhaltsverzeichnis 1 Herkunft und Bedeutung 2 Namenstag 3 Varianten 4 Namensträger … Deutsch Wikipedia
Alan — alán (ant.) m. *Perro alano. * * * alán. m. desus. perro alano. * * * (as used in expressions) Alanbrooke (de Brookeborough), Alan Francis Brooke, 1 vizconde Arthur, Chester A(lan) Ayckbourn, Sir Alan Bennett, Alan Dershowitz, Alan (Morton) … Enciclopedia Universal
Alan — puede referirse a diversos conceptos: Nombre de Pila Alan Turing, matemático británico. Alan J. Pakula, productor y director estadounidense. Alan Alda, actor estadounidense. Alan García, Presidente del Perú desde julio de 2006. Alan Menken,… … Wikipedia Español
Alan Ke — Saltar a navegación, búsqueda Alan Ke (柯有綸, Traditional Pinyin Kē Yǒu Lún, Mandarín) (22 de enero de 1981), es un cantante y actor taiwanés, los generos musicales que el interpreta son: el rap, Rock, C rock y Mandopop. Contenido 1 Discogrfía 1.1… … Wikipedia Español
alan — alan; alan·gi·um; alan·tic; alan·tin; alan·to·lac·tone; … English syllables
alan — Alan, C est une espece de chien fort corpulent et furieux comme le Dogue d Angleterre, de teste grosse et courte, qui vient d une contrée d Epire, autrement dite Albanie, qui s appelle Molosse. Aucuns le distinguent en Alan gentil, qu ils disent… … Thresor de la langue françoyse
Alan — A*lan ([.a]*l[.a]n ), n. [OF. alan, alant; cf. Sp. alano.] A wolfhound. [Obs.] Chaucer. [1913 Webster] … The Collaborative International Dictionary of English
Alan Wu — is Chair of the Australian Youth Affairs Coalition, Australia s national non government youth affairs youth peak body. Elected when he was 21 years old, Wu is the youngest person ever to hold the position.In addition to this office, Wu holds a… … Wikipedia
Alan — m English and Scottish: of Celtic origin and uncertain derivation (possibly a diminutive of a word meaning ‘rock’). It was introduced into England by Breton followers of William the Conqueror, most notably Alan, Earl of Brittany, who was rewarded … First names dictionary
Alan — masc. proper name, 1066, from O.Bret. Alan, name of a popular Welsh and Breton saint; brought to England by the large contingent of Bretons who fought alongside William the Conqueror … Etymology dictionary