-
1 حسبان
hesap; zehap -
2 ظن
faraziye; hipotez; zannetmek; zan; zehap -
3 فرض
addetmek; asli; buyruk; elzem; farz; faraza; faraziye; ferman; gerekli; hipotez; komut; lâzım; lüzumlu; sanmak; vacip; zan; zehap -
4 حسبان
-
5 ظن
Iظَنّ1. hipotezAnlamı: var sayım, faraziye2. zehapAnlamı: sanma, sanı, zannetme3. faraziyeAnlamı: varsayım4. zanAnlamı: sanma, sanıIIظَنَّzannetmekAnlamı: sanmak, bir şeyin olmuş olabileceğine daha çok inanmak -
6 فرض
IفَرَضَaddetmekAnlamı: saymakIIفَرْض1. vacipAnlamı: yapılması gerekli olan2. hipotezAnlamı: var sayım, faraziye3. asliAnlamı: temel olarak alınan, esas olan4. fermanAnlamı: buyruk, emir5. farzAnlamı: müslümanlıkta, yapılmaması günah sayılan6. farazaAnlamı: diyelim ki, tutalım ki7. komutAnlamı: emir, askerî buyruk8. gerekliAnlamı: yerinde olan, lüzumlu, vacip9. elzemAnlamı: çok gerekli10. zehapAnlamı: sanma, sanı, zannetme11. lüzumluAnlamı: lâzim, gerekli, gerek12. lâzımAnlamı: gerekli, gerek13. faraziyeAnlamı: varsayım14. sanmakAnlamı: zannetmek15. zanAnlamı: sanma, sanı16. buyrukAnlamı: emir, ferman
См. также в других словарях:
zehap — is., bı, esk., Ar. ẕehāb Sanma, sanı, zannetme Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller zehaba kapılmak zehapta bulunmak … Çağatay Osmanlı Sözlük
sanı — is. Sanma durumu veya sonucu, zan, zehap Söylediklerimiz, yazdıklarımız, hayatın birtakım konulara bölünmüş olduğu sanısını sürdürüp yalanı berkitmekten başka neye yarar? N. Ataç Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller sanısına kapılmak … Çağatay Osmanlı Sözlük