-
1 مليخ
yavan -
2 جاهل
bilmez; bîhaber; bilgisiz; bilinçsiz; cahil; eğitimsiz; gabi; ilkel; kof; nadan; ümmî; yavan -
3 كريه
ağır kanlı; iğrenç; itici; kerih; madara; mekruh; menfur; mendebur; nahoş; pis; sevimsiz; yavan -
4 بلادة
-
5 تفاهة
تَفَاهَة1. saygısızlıkAnlamı: hürmetsizlik, münasebetsizlik2. yavanlıkAnlamı: yavan olma durumu3. adîlikAnlamı: bayağlık, düşüklük, aşağılık4. hakaretAnlamı: küçültücü söz veya davranış5. tatsızlıkAnlamı: tatsız olma durumu -
6 جاهل
جاهِل1. eğitimsizAnlamı: öğrenmemiş, eğitim görmemiş2. bilinçsizAnlamı: bilinci olmayan, şuursuz3. yavanAnlamı: bilgisiz4. nadanAnlamı: bilgisiz, cahil5. bilmezAnlamı: cahil, anlamayan kimse6. gabiAnlamı: anlayışsız, kalın kafalı olan7. ümmîAnlamı: okuyup yazması olmayan kimse8. kofAnlamı: boş, değersiz, bilgisiz (kimse)9. ilkelAnlamı: eğitimsiz10. bîhaberAnlamı: habersiz, bilgisiz11. bilgisizAnlamı: bilgi sahibi olmayan12. cahilAnlamı: öğrenim görmemiş, bilgisiz -
7 كريه
كَرِيه1. sevimsizAnlamı: hoşa gitmeyen2. pisAnlamı: çirkin3. madaraAnlamı: kötü, sevimsiz4. iticiAnlamı: soğuk, sevimsiz5. iğrençAnlamı: tiksindiren, müstekreh6. mendeburAnlamı: pis, iğrenç7. menfurAnlamı: iğrenç, tiksindirici8. kerihAnlamı: tiksindirici, iğrenç9. nahoşAnlamı: hoş olmayan10. mekruhAnlamı: iğrenç, tiksindirici, yapılmaması istenen11. ağır kanlıAnlamı: hippokrates'in ortaya attığı ağır canlılık, duygulanmış gibi nitelikleri kendinde toplayan kişilik tipi12. yavanAnlamı: hoşa gitmeyen -
8 مليخ
См. также в других словарях:
yavan — sif. 1. Təkcə çörəkdən ibarət olan; yavanlığı olmayan. Yavan çörək yedi. – Adamın öz yavan çörəyi özgənin plovundan yaxşıdır. (Ata. sözü). <Surxay:> Al, on üç qəpik, yenə yavan çörək alıb yeyə bilərsən, səni zavoda götürüblər? S. Rəh.. //… … Azərbaycan dilinin izahlı lüğəti
yavan — sf. 1) Yağı az Yavan yemek. 2) Katıksız Birçok günler yavan ekmek bile bulamaz. F. R. Atay 3) mec. Hoşa gitmeyen, tatsız Hayatları gerçekten yavan ve dayanılmaz bir sıkıntıyla sonuçlanır. H. E. Adıvar 4) mec. Görgüsüz, bilgisiz … Çağatay Osmanlı Sözlük
yavan-yavan — z. Yavanlıq olmadan, yavanlıqsız. Tərlan doğranmış çörəkdən bir parça götürüb yavan yavan gəvələməyə başladı. M. Hüs … Azərbaycan dilinin izahlı lüğəti
yāvan — यावन् … Indonesian dictionary
yávan — यवन् … Indonesian dictionary
yavan — lezzeti garib, bimeze, lezzetsiz … Çağatay Osmanlı Sözlük
yavan — sade, katıksız olarak yenilen … Beypazari ağzindan sözcükler
yāvan-mātrá — यावन्मात्र … Indonesian dictionary
BARUCH BEN DAVID YAVAN — (18th cent.), court jew of the Polish king August III, financier of his minister Count Bruehl. He was a leader in the council of four lands and as shtadlan for the Council used his influence at court for furthering Jewish causes. Baruch received… … Encyclopedia of Judaism
səyavan — (Göyçay) avara, işsiz, boşbikar. – Əyə, nə səyavan gəzirsən? … Azərbaycan dilinin dialektoloji lüğəti
Baruch ben David Yavan — (d. 1780) Polish financier. He exercised influence at the Polish court, by means of which he protected the Jewish community and discredited the Sabbetaians and the Frankist movement … Dictionary of Jewish Biography