-
1 ade
jdm \ade sagen birine hoşça kal demek, birine elveda demek -
2 Adieu
-
3 adieu
( dial) hoşça kal, elveda;jdm \adieu sagen birine hoşça kal demek, birine elveda demek -
4 Gut
1. adj iyi; Wetter a güzel;gut aussehend çekici, Mann yakışıklı;gut bezahlt adj parası iyi; iyi maaşlı (Arbeit);gut gebaut iri yapılı;gut gehen yolunda gitmek, başarıyla sonuçlanmak;gut gelaunt keyfi yerinde, neşeli;gut gemeint iyi niyetle söylenmiş/yapılmış;gut situiert hali vakti yerinde;gut tun iyi gelmek;ganz gut fena değil;also gut! peki öyleyse!;schon gut ! önemi yok!;(wieder) gut werden tekrar düzelmek;gute Reise! iyi yolculuklar!;sei bitte so gut und hilf mir bana yardım eder misin lütfen?;mir ist nicht gut! ben iyi değilim!;in etwas gut sein bş-de iyi olmak;wozu soll das gut sein? bu da nesi?; bu neye yarar ki?;so gut wie nichts hiçbir şey dense yeri(dir);gut zwei Stunden rahat iki saat; iki saatten fazla;sich im Gut en trennen kavgasız ayrılmak2. adv iyi;mir geht es gut iyiyim;du hast es gut senin işin iş;es ist gut möglich gayet mümkün;es gefällt mir gut hoşuma gidiyor/gitti;gut gemacht! iyi oldu!, aferin!;machs gut! hoşça kal! -
5 gut
1. adj iyi; Wetter a güzel;gut aussehend çekici, Mann yakışıklı;gut bezahlt adj parası iyi; iyi maaşlı (Arbeit);gut gebaut iri yapılı;gut gehen yolunda gitmek, başarıyla sonuçlanmak;gut gelaunt keyfi yerinde, neşeli;gut gemeint iyi niyetle söylenmiş/yapılmış;gut situiert hali vakti yerinde;gut tun iyi gelmek;ganz gut fena değil;also gut! peki öyleyse!;schon gut ! önemi yok!;(wieder) gut werden tekrar düzelmek;gute Reise! iyi yolculuklar!;sei bitte so gut und hilf mir bana yardım eder misin lütfen?;mir ist nicht gut! ben iyi değilim!;in etwas gut sein bş-de iyi olmak;wozu soll das gut sein? bu da nesi?; bu neye yarar ki?;so gut wie nichts hiçbir şey dense yeri(dir);gut zwei Stunden rahat iki saat; iki saatten fazla;sich im Gut en trennen kavgasız ayrılmak2. adv iyi;mir geht es gut iyiyim;du hast es gut senin işin iş;es ist gut möglich gayet mümkün;es gefällt mir gut hoşuma gidiyor/gitti;gut gemacht! iyi oldu!, aferin!;machs gut! hoşça kal! -
6 hängen
1. v/i <hing, gehangen, h> (an Wand -de, Decke -den) asılı durmak/olmak;hängen an (D) -e çok bağlı olmak; -siz edememek;hängen bleiben asılı kalmak; takıl(ıp kal)mak;sie blieb mit dem Rock an einem Nagel hängen eteği bir çiviye takıldı;fam im Gedächtnis hängen bleiben hafızada kalmak;hängen lassen asılı bırakmak;fam jemanden hängen lassen b-ni yüzüstü bırakmak;sich hängen lassen kendini koy(u)vermek2. v/t <h> asmak;sich hängen an -e girişmek -
7 machen
1. v/t <h> (tun) yapmak; (herstellen) imal etmek; (verursachen) -e yol açmak; Essen hazırlamak; (in Ordnung bringen) düzeltmek; (reparieren) tamir etmek; (ausmachen, betragen) etmek; Prüfung -e girmek, (bestehen) kazanmak; Reise, Ausflug -e çıkmak, gitmek;etwas machen aus (D) bş-i bş yapmak;jemanden zum Abteilungsleiter machen b-ni bölüm şefi yapmak;gut gemacht! iyi yaptın(ız)!, iyi oldu!;Hausaufgaben machen ev ödevi yapmak;da(gegen) kann man nichts machen yapılacak bir şey yok;mach, was du willst! istediğini yap!;machs gut! hoşça kal, eyvallah;(das) macht nichts fark etmez;mach dir nichts d(a)raus! buna aldırış etme;sich etwas machen aus (für wichtig halten) bş-i önemsemek; (mögen) bş-den hoşlanmak;sich nichts machen aus (für unwichtig halten) bş-i önemsememek; (nicht mögen) bş-den hoşlanmamak2. v/r: sich machen gelişmek, olmak;fam wie macht sich der Neue? yeni adam nasıl?;sich an die Arbeit machen işe girişmek;sich an etwas machen bş-e girişmek3. v/i fam mach, dass du fortkommst! toz olmaya bak!;das lässt sich machen bu mümkün, yapıl(abil)ir -
8 tschüs
-
9 tschüss
-
10 bleiben
bleiben <bleibt, blieb, geblieben> ['blaıbən]vi sein\bleiben Sie am Apparat! telefondan ayrılmayın!;hängen \bleiben [o hängenbleiben]; ( an einem Ort) takılıp kalmak; ( Wissen) aklında kalmak; ( Schüler) sınıfta kalmak;an etw hängen \bleiben ( kleben) bir şeye yapışıp kalmak; ( sich verhaken) takılmak;bei jemandem \bleiben birinin yanında kalmak;wo bleibt er nur so lange? bu kadar uzun (zaman) nerede kaldı?;das bleibt unter uns! bu aramızda kalsın!;sieh zu, wo du bleibst! nerede kalacaksan kal!;wo bleibt er nur? nerede kaldı ki?gleich \bleiben değişmez;gleich \bleibend değişmeyen; ( beständig) kalıcı;es bleibt dabei! tamam!, anlaştık!;hier ist alles beim Alten geblieben burada her şey eskisi [o olduğu] gibi, burada her şey eski haman eski tas;die Frage blieb unbeantwortet soru cevapsız [o yanıtsız] kaldı;er ist derselbe geblieben onda hiç değişiklik yok;am Leben \bleiben hayatta kalmak;liegen \bleiben [o liegenbleiben] ( fig) ( nicht verkauft werden) satılmamak; ( Auto) yolda kalmak; ( Arbeit) yüzüstü kalmak;\bleiben Sie doch sitzen! kalkmayınız!;stehen \bleiben istop etmek; ( anhalten) durmak;stecken \bleiben [o steckenbleiben] ( fam) ( beim Sprechen) dili durmak;stecken \bleiben ( festsitzen) takılmak; (im Sand/Schlamm/Schnee) saplanmak, batıp kalmak3) ( anhalten) durmak;das bleibt abzuwarten bekleyelim bakalım, ne olacak;es bleibt mir nichts weiter zu tun, als zu warten beklemekten başka çarem kalmadı -
11 gehen
gehen <geht, ging, gegangen> ['ge:ən]zu Fuß \gehen yayan gitmek;ich gehe jetzt zum Arzt şimdi doktora gidiyorum;es geht immer geradeaus dümdüz gider;aufs Gymnasium/in die Schule \gehen liseye/okula gitmek;sie ging zum Film sinemaya gitti;ins Bett \gehen yatağa yatmak;tanzen/schwimmen/schlafen \gehen dansa/yüzmeye/yatmaya gitmek;an Land \gehen karaya çıkmak;an die Arbeit \gehen iş başı yapmak;das geht zu weit bu fazla oldu;darum geht es mir nicht bu beni ilgilendirmez;wie geht's? nasılsın?;es geht mir gut iyiyim;lass es dir gut \gehen! kendine iyi bak!; ( bleib gesund und fröhlich) şen ve esen kal!;sie ließen es sich dat gut \gehen keyiflerini baktılar;wie \gehen die Geschäfte? işler nasıl gidiyor?;mir ist es genauso gegangen bana da aynı şey oldu;ich hörte, wie die Tür ging kapının kapanışını duydum;so geht das nicht weiter bu böyle devam edemez;das geht über meine Kräfte buna benim gücüm yetmez;mir geht nichts über meinen Urlaub iznimin üstüne bir şey yoktur;das geht in die Tausende bu, binlere varır;in Stücke \gehen parçalanmak;mit der Zeit \gehen zamana uymak;er ist von uns gegangen ( geh) o bizden gitti;das Essen geht auf mich yemeğin hesabını ben ödüyorum;das Fenster geht aufs Meer pencere denize bakıyor;wenn es nach mir ginge, ... bana kalsa,...;gehst du noch mit ihm? ( fam) onunla hâlâ çıkıyor musun?;wo sie geht und steht ( fam) nereye giderse gitsinvor sich \gehen ( fam), olmakdie Uhr geht ( falsch) saat yanlış gidiyor;gut \gehen iyi gitmek [o işlemek];ich zeige dir, wie das geht bunun nasıl işlediğini sana göstereyim;hoffentlich geht das gut! inşallah iyi gider;wenn alles gut geht, ... her şey yolunda giderse...4) ( sich gut verkaufen) satılmak;gut \gehend iyi satılan5) ( Wind) esmekdas geht nicht in meinen Kopf bunu aklım almıyor8) ( andauern) devam etmek9) ( möglich sein) olmak;es wird schon \gehen olures geht um mich/dich/uns söz konusu benim/sensin/biziz;worum geht's denn? söz konusu nedir ki?danach kann man nicht \gehen buna göre gidilmezsich \gehen lassen kendini koyuvermekII vt2) ( fam)sie ist gegangen worden işten atıldı -
12 Gute
-
13 Kaldaunen
-
14 lassen
lassen <lässt, ließ, gelassen> ['lasən]1. vt1) (unverändert \lassen, unter\lassen) bırakmak;lass doch das Gejammer! bırak bu yakınma tiradını!;\lassen wir das! bırakalım bunu!;lass mich! ( fam) bırak beni!;lass mich in Ruhe! ( fam) beni rahat bırak!;er kann es einfach nicht \lassen bir türlü ondan vazgeçemiyor;tu, was du nicht \lassen kannst! ( fam) ne hâlin varsa gör!;\lassen wir es dabei bunu böylece bırakalım2) (zurück\lassen) bırakmak;sein Leben \lassen ( geh) hayatını vermek3) ( zugestehen)jdm Zeit \lassen birine zaman bırakmak [o tanımak];jdm seinen Willen \lassen birinin istediğini yapmasına izin vermek;das muss man ihr \lassen bu işten anladığını kabul etmek gerekiyor4) (irgendwohin \lassen)Wasser in die Wanne \lassen tekneye su doldurmak;jdm die Luft aus den Reifen \lassen birinin lastikleri söndürmek;lass mich mal vorbei! bırak da bir geçeyim!wir sollten nichts unversucht \lassen denemediğimiz şey bırakmayalım2. <lässt, ließ, lassen> ['lasən] vt mit einem Infinitivlass mich nur machen! bırak beni yapayım!;lass hören! söyle!;so kannst du dich sehen \lassen ortaya böyle çıkamazsın;lass dir das gesagt sein! benden günah gitti!;sich nicht stören \lassen istifini bozmamak;\lassen Sie das nur meine Sorge sein bırakın bana, dert etmeyin kendinize;\lassen Sie mich bitte ausreden bırakın da sözümü bitireyim;einen fahren \lassen ( fam) yellenmek;jdn laufen \lassen ( fam) birisini serbest bırakmak;etw geschehen \lassen bir şeyi oluruna bırakmak;lass ihn nur kommen! bırak da bir gelsin!;2) ( veranlassen)sich scheiden \lassen boşanmak;ich lasse bitten buyurun;er lässt dich grüßen sana selamları var;ich habe mir sagen \lassen, dass... bana dediler ki...3) (unverändert \lassen)etw sein [o bleiben] \lassen bir şeyi değiştirmemek, bir şeyi aynen [o olduğu gibi] bırakmak;jdn hängen \lassen birini atlatmak [o ekmek];sich hängen \lassen kendini bırakmak;etw liegen \lassen ( nicht wegnehmen) bir şeyi yerinde bırakmak; ( vergessen) bir şeyi bırakmak; ( unerledigt lassen) bir işi yüzüstü bırakmak;jdn links liegen \lassen birine yüz vermemek, birini es geçmek;stecken \lassen üstünde bırakmak; ( Schlüssel) kilidin üstünde bırakmak;lass dein Geld stecken! bırak, ben ödeyeceğim!;stehen \lassen ( nicht wegnehmen, vergessen) bırakmak; ( nicht zerstören) bozmamak; ( Essen) yememek; ( sich abwenden) sırt çevirmek (-e); ( bei einem Termin) bekletmek4) ( Imperativ)lass uns gehen! haydi gidelim!;lasset uns beten bırakın, dua edelim;lass es dir schmecken afiyet olsun;lass es dir gut gehen esen kal5) (lassen + sich: möglich sein)das wird sich einrichten \lassen bu yapılır;das lässt sich nicht vermeiden bundan kaçınılmaz;ich will sehen, was sich tun lässt bakayım, ne yapılır;der Wein lässt sich trinken şarap içilir;das lässt sich hören söz söylemek buna derler -
15 leben
leben ['le:bən]vi, vt yaşamak, hayatta olmak;bei jdm \leben birinin yanında yaşamak;er hat nicht mehr lange zu \leben fazla bir ömrü kalmadı;man lebt nur einmal! insan bir kere yaşar!;leb wohl! sağlıcakla [o hoşça] kal!;es lebe...! yaşasın...!;hoch soll er \leben! çok yaşasın!;allein \leben yalnız yaşamak;er lebt über seine Verhältnisse kazandığından fazla harcıyor, ayağını yorganına göre uzatmıyor;er lebt von der Fischerei balıkçılıkla geçiniyor;er lebt von seiner Rente emeklilik maaşı ile geçiniyor -
16 nachstehen
nach|stehenirr vijdm an etw ( nicht) \nachstehen birinin altında kal(ma) mak;jdm in nichts \nachstehen biriyle at başı (beraber) gitmek, biriyle eşit durumda olmak -
17 Rufweite
-
18 salü
-
19 tschüs
-
20 wohl
\wohl riechen mis gibi kokmaksich \wohl fühlen keyfi yerinde olmak; ( gesundheitlich) kendini iyi hissetmek;\wohl oder übel ister istemez;\wohl bekomm's! yarasın!, afiyet (şeker) olsun!;leb \wohl!/leben Sie \wohl! elveda!, esen kal!/esen kalınız!2) ( durchaus) pekâlâ, mis gibi;das weiß ich sehr \wohl bunu pekâlâ biliyorum;das ist \wohl kaum zu glauben bu pek inanılacak gibi değil3) ( etwa) yaklaşık, aşağı yukarı4) ( zwar) gerçi;er hat es \wohl versprochen, aber... gerçi onu söz verdi, ama...5) ( wahrscheinlich) anlaşılan, galiba;das wird \wohl das Beste sein anlaşılan en iyisi bu olacak;du bist \wohl verrückt geworden! sen kaçırdın galiba!;das mag \wohl sein olabilir;man wird doch \wohl noch fragen dürfen? ( fam) sormak da ayıp mı yani?6) ( in der Fragestellung) acaba;was mag das \wohl heißen? acaba bu ne demek oluyor?;ob er \wohl kommen wird? gelecek mi acaba?
См. также в других словарях:
Kal David — (born David Raskin; Chicago, Illinois) is an American blues musician famous for his work as a guitarist, singer and songwriter with some of the world s preeminent blues musicians as well as for his work in the early 1970s on Columbia Records.Kal… … Wikipedia
Kal — may refer to any of the following:People*KAL, as an acronym for Katherine Zappone and Anne Louise Gilligan, plaintiffs in a landmark same sex marriage legal case in Ireland *Ken Kal, a play by play radio announcer for the Detroit Red Wings *Kal,… … Wikipedia
KAL-Online — Entwickler Inixsoft Co., Ltd. Publisher … Deutsch Wikipedia
kal — kal̃ interj. kalenimo garsui reikšti: Dabar kal̃ kal̃ kalena šuva dantim Pc. Šuniukas, rangydamasis po mano kojom, čypė, o vilkas, atsigręžęs į jį, kal̃ kal̃ dantim kaleno Pg. O piršlys tik botkočiu grindis kal kal kal kal kalena rš … Dictionary of the Lithuanian Language
Kal'ina — Saltar a navegación, búsqueda Kal ina Nombres alternativos Galibi, Kalina, Karina, Carina, Kalinha, Kariña, Kari ña, Kaliña o Karinya … Wikipedia Español
Kal Karman — was born in 1974 in San Francisco. Due to his father’s work as a Management Consultant worldwide, Kal spent much of his youth traveling the globe. His mother worked as an English teacher for immigrants, so Kal was in some way always around… … Wikipedia
Kal-El (Earth One) — Kal El is a fictional character of DC Comics comic book, not to be confused with Kal L or the Modern Age/Post Crisis/New Earth Kal El, and is the Earth One Superman of the Silver Age.Retconning a New BeginningIn the mid 1950s, the editors at DC… … Wikipedia
Kal-online — Entwickler: Inixsoft Co., Ltd. Verleger: Plenus, Netmarble Publikation: 2004 Plattform(en) … Deutsch Wikipedia
Kal Penn — im Jahr 2009 Kalpen Suresh Modi (* 23. April 1977 in Montclair, New Jersey; Künstlername: Kal Penn) ist ein US amerikanischer Schauspieler und Politiker indischer Herkunft, der insbesondere durch die Harold Kumar Filme sowie durch verschiedene… … Deutsch Wikipedia
Kal-online — Éditeur Plenus Développeur InixSoft Date de sortie 2004 2005 Genre MMORPG Mode de jeu Multijoueur Plate forme Windows XP … Wikipédia en Français
Kal Ho Naa Ho — Ficha técnica Dirección Nikhil Advani Producción Karan Johar Yash Johar Guion Niranjan Iyengar Karan Johar … Wikipedia Español